2019 Yılında Hukuk Dünyasını Neler Bekliyor?

2018 yılında da hukuk ve yargı kararlarını konuşmaya, tartışmaya devam ettik. Ne yazık ki bu tartışmaların önemli bir kısmının olumlu gelişmelerden kaynaklanmadı. Yine de biten bir yılın sonunda eskisini muhasebesini yaparak bir yana bırakmak ve yenisine dair umutlu olmamak için bir sebep yok.

Başlıktaki sorunun mutlak ve öngörülebilir bir cevabı yok elbette. Ancak yine de Türkiye’nin önde gelen hukukçularına ve yazarlarına bu soruyu yönelttik. Hukuk dünyasını 2019 yılında nelerin beklediğini konuşmak demek, Türkiye’yi nelerin beklediğini konuşmak demek aslında.

Emsal olarak, bizim öngörülerimiz, arabuluculuğun ticari uyuşmazlıklarda da dava şartı olmasıyla birlikte arabuluculuk kurumunun etkinliğinin daha fazla hissedileceği ve Aile Hukuku, Tüketici Hukuku gibi alanlara doğru da genişleyeceği yönünde. Ayrıca e-Tebligat uygulamasına geçilmesi, yılın ikinci yarısında başlaması beklenen e-SMM uygulaması gibi uygulamaların da, avukatların dijital dönüşümünü hızlandıracaktır.

Sözü fazla uzatmadan, değerli hocalarımız ve üstadlarımızın 2019 yılına dair öngörülerine alfabetik sırayla yer verelim:

Uzun yıllardır hukuk dünyasında erozyon yaşanmaktadır. Yargıya yönelik stratejiler ve uygulamalar bunu göstermektedir. Yargı, adalet müessesi olmaktan çıkmakta, siyasi ve mali bir yapıya dönüştürülmektedir.

2005 yılında getirilen hak ve özgürlüklerden yana hukuk sisteminden, güvenlikçi ve herkesten şüphe eden bir hukuk sistemine evrilmiş bulunmaktayız. Yargı, deneme yanılma sistemlerine konu edilmektedir. Bu kapsamda en son, hukukçular bilirkişilik yapamaz denilerek hukuk sistemi dışına itilmişti. Oysa bilinmektedir ki hukukçu bilirkişiler, isabetli karar vermede yargıca yardımcı en önemli görevlilerden birisidir. Kimi hakimlerin bilirkişileri bir “hakim yardımcısı”, “raportör” gibi görmeleri, hukukçuların bilirkişilikten uzaklaştırılmalarının gerekçesi olamazdı. Nitekim Yargıtay dahi kararlarında, doğru sonuca ulaşmak için hukukçu bilirkişiye başvurulması gerektiğini içtihat ediyordu. Yargısal sistemin iyileştirilmesi adı altında yapılan çalışma, sistemin bozulmasına, temel hukuk normları ve kararlarından uzak raporların çıkmasına neden oldu. Sonunda tekrar hukukçu bilirkişilik sistemine dönüldü.

Arabuluculuk, tahkim, hukukçu olmayan uzlaştırmacılar gibi alternatif çözüm zorlamaları ile hakimsiz yargılama; bir yüksek yargı kuruluşu tarafından yayınlanan “Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi ve Taslak Uygulama Tedbirleri”nde yer alan “Mahkemeler, avukatlık yetkisi olmayan uygun kişilerin mahkeme nezdinde tarafları temsil etmesine izin verebilir” beyanı ile de avukatsız savunma oluşturulmak istenmektedir.

2019 yılında bir Avukatlık Kanunu değişikliği ile karşılaşabilir. Savunmanın güçlendirilmesi görünümü altında savunmanın ve savunmanın tek temsilcisi olan avukatlığın bağımsızlığından koparılıp “devlet avukatlığı”na indirgendiği bir dönem olacağı, bunun ise yine avukatlar tarafından karşı çıkılarak engelleneceği ve buradan da yargının ve hukukun bağımsızlığının ortaya çıkacağı bir yıl olmasını bekliyorum. Av. Atilla ÖZEN

İstanbul Barosu Hukuk Müşaviri

Nazik mesajınız için teşekkür ederim. Ne yazık ki, samimiyetle, bir öngorüde bulunamıyorum. Öngörülebilirlik eksikliğinin her alanı vurması, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı yönünden gelinen noktanın doğal ve doğrudan bir sonucu. Bu ortamda, hukuk dünyasını nelerin beklediği konusunda samimi ve kredibilitesi olan bir öngörüde bulunmak güç. Hukuk alanında temel hak ve hürriyetler yönünden 2019 yılında olumlu gelişmelerin ihtimalini dışlamadığım gibi, olumsuz gelişmeleri şaşırtıcı bulabilecek bir durumda da değilim. Av. Gönenç GÜRKAYNAK

Gürkaynak Hukuk Bürosu

2019 yılı insan hakları hukuku açısından zorunlu olarak hareketli geçecek. Zorunlu diyorum çünkü AYM’nin artık bekletmesi mümkün olmayan dosyalar var. AİHM de çok sayıda vakaya öncelik verdi, hükümetin görüşünü aldı ve dosyalar tekemmül etti. AYM’de karar beklenen dosyalar gazeteci tutuklulukları. Bunların bir kısmı karara çıktı, kesinleşti veya kesinleşmeyi bekliyor. Hatta tahliye olan bazı gazeteciler hükümlü olarak tekrar hapishaneye girdiler. AYM bu konularda karar vermeden AİHM adım atmayacak gibi gözüküyor. AİHM’de ise Demirtaş dışındaki vekil tutuklamalarının karara çıkmasını bekliyoruz. Bunların da kararları çıktığı için tahliye beklenmese de tutukluluk uygulamasının görülmesi açısından önemli. Osman Kavala konusunda da hükümet Ocak ayında görüşünü sunacak, bu nedenle sanıyorum ki önümüzdeki bir iki ay içinde bir iddianame hazırlanmış olur. Nihayet, AİHM önünde diğer tutukluluk dosyaları var. Bunların içinde ilginç sorular vardı, örneğin sulh ceza hakimliği sisteminin tarafsız/bağımsızlık güvencesine uygun olup olmadığı. Sanıyorum bu konu da 2019 yılı içinde karara bağlanacak.
Genel olarak insan hakları standartlarında, en azından seçime kadar, önemli bir gelişme beklemiyorum. Tersine seçime başta Gezi olmak üzere muhalif düşünceyi hedefe alan bir söylemle giriyor siyasi iktidar. Bunun olumsuz etkilerini Metin Akpınar ve Müjdat Gezen vakasında gördük. Benzer uygulamaların olası olduğun tahmin ediyorum. Ama tabii ki dilemiyorum.
Bu vesileyle tüm okuyucularınıza 2019 yılı için adil ve insan haklarına saygı duyulan bir yıl dilerim.
Dr. Öğr. Üyesi Kerem ALTIPARMAK

İnsan Hakları Hukukçusu

Son dönemde şiddetin her geçen gün arttığını izliyoruz. Şiddet olgularının görüldüğü  ortamların eskiden aklımıza gelmeyen yerlerde olması, “Şiddetin ulaşacağı uç nokta neresidir?” sorusunu sürekli sorgulamamıza neden oluyor. Üniversitede, hem de hukuk  fakültesinde hukuk öğrencisinin  araştırma görevlisini bıçaklayarak öldürmesini yaşayacağımızı bundan iki yıl önce söyleseydiniz  “O kadar da değil “ cevabını verirdik. O zaman bir an önce, şiddeti durdurmak için hem kısa hem uzun dönem stratejilerini aktif hale getirmek gerekmektedir. Bunu yapmanın ilk koşulu “Neden?” sorusuna cevap verebilmektir. Başlıklarla gidecek olursak; bireysel silahlanmanın artışını ilk sıraya koyarak  rol modellerinin sert tavırlarını, toplumun yaklaşık yarısını oluşturan genç kuşağın boşlukta kalmasını ve bunun da doğru alanlara kanalize edilememesini saymak mümkün. İnternet’te şiddet içerikli oyunlarının artışı, TV’lerde şiddet içerikli dizilerin çok seyrediliyor olmasının da etkileri çok ama birçok yerde öne çıkarıldığı gibi ana etken değil. Bunu söylerken, eve girerken anahtar bırakır gibi silahların kapının yanındaki tabureye koyulmasının normalleştirilmesinin altını çizelim.

Şiddetin artışını gösteren en büyük işaretlerden birisi, okullardaki akranlar arası şiddet olgularının çok fazlalaşmasıdır. Üniversitedeki acı olaydan bir gün önce, lisede meydana gelen bıçaklayarak öldürme olayı bu yılın ne ilk olayı ne de son olayı. Çocuklarda sürekli artan bu şiddet olaylarının tartıştığımız şiddet olgularının ayak sesleri olduğunu unutmayalım.

2019 yılı önemli. Çünkü önlem alamazsak yaşanan şiddetin bizi evden çıkamayacak duruma getirebileceğini unutmayalım. Bunun örnekleri Meksika’da, Kolombiya’da, Uganda’da yaşandı ve yaşanıyor. Bizde olmaz demeyelim.  Yazımın başında belirttiğim gibi hukuk fakültesinde çok değerli bir araştırma görevlisi bir hukuk öğrencisi tarafından öldürülüyorsa o zaman daha yaşanacak çok şey var demektir.

Saygılarımla, Prof. Dr. Oğuz POLAT

İMDAT Derneği Başkanı

  1. Avukatlar için bilgisayar, cep telefonu ve internet kullanımı artacak.
  2. Bürolardaki Arabuluculuk toplantıları bürolardaki ücretsiz avukatlık görüşmeleri karşısında artış gösterecek.
  3. Kurumsal işleri olan avukatların adliyelerde ve bürolarında harcadıkları zaman azalacak. Ofis ve adliye bağımsız mobil çalışma artış gösterecek.
  4. Hukuk fakültesi öğrencileri artan rekabet nedeniyle İngilizce ve benzeri yabancı dil öğrenimine daha çok ağırlık vermek zorunda kalacaklar.
  5. Stajyer avukatlar artan rekabet nedeniyle sertifikalı eğitimlere daha çok ağırlık verecekler.
  6. Yabancı şirketlerin Türkiye’de faaliyetinin artışına paralel olarak avukatlık büroları yurt dışındaki hukuk bürolarıyla daha çok etkileşim içerisinde olacaklar.
  7. Avukatlar, Hakim ve savcılar değişen mevzuata uyum sağlamak için daha çok meslek içi eğitime katılacaklar.
  8. Avukat bürolarında çalışanlar UYAP, SEGBİS, e-tebligat, e-imza gibi konularda kendilerini geliştirmek zorunda kalacaklar.
  9. Adliye çalışanları UYAP ve benzeri yeni teknolojilere uyum sağlayarak avukatların kalemlere gelmeden işleri yapmalarını sağlayıp Kalem işlerini fiziki olarak azaltmaya devam edecekler.
  10. Dava ve icra takibi sayısının azaltılması için arabuluculuk, uzlaştırma, tahkim, hakem uygulamalarına ilişkin yargısal kapsam genişleyerek devam edecek.
Av. Özgür ERALP

Eralp Avukatlık Bürosu

W. Churchill’in, hepimizin bildiği tanımıyla, sabahın köründe kapıyı çalanın “sütçüdür” diye karşılanması demokrasiyken, “polistir” diye karşılanması ise bize özgü bir tanımla “kabullenilmiş ileri demokrasi”dir.

Kabullenilmiş ileri demokrasimiz, önümüzdeki günlerin daha çok anayasa ihlali, erklerin daha çok tekelleşmesi, daha bağımlı yargı, adaletten umudu kesenlerin affa bel bağlaması, özellikle hukuk meslek örgütlerinin daha çok kişisel ikbal ve daha az hukuk mücadelesine ve muhalif olmanın “elde kor ateş tutmak kadar zor”luk ve cesaret gerektirmesine sahne olacağının sinyallerini fazlasıyla veriyor.

Hukukçular dahil hangi meslek grubundan ve sosyal statüden olunursa olunsun, muktedir siyasi ve ticari güçten nemalanan ya da sırf kendisine dokunulmamasına razı olanlar, zulüm, baskı ve hukuksuzluğu duymamakta veya duymazdan gelmekteler.

Böyle bir ortamda, yaşananların adını da, çözümün mücadelesini de ortaya her zaman bir avuç muhalif koyar.

İşte, gelen yeni yılın umut vermezliğine karşılık; gelecek, eğriye eğri doğruya doğru diyebilen bu bir avuç sorumluluk, vicdan ve onur sahibi insanın elinde aydınlığa taşınacaktır.

Aslında, gelen yılı daha görmeden ve başında kutlamak geleneği, umudun insanlığa yayılmasından başka bir şey de değildir.

Bu geleneğe uyarak, insanlığın yeni yılını barış, huzur ve adalet dileklerimle kutluyor,

2019’un, hukukun üstünlüğüne en çok ona inanmayanların ihtiyaç duyacağı bir yıl olmasını umut ediyorum.

Arb. Av. M. Turgay BİLGE

Bilge Hukuk Bürosu

Haftalık bültenimize kaydol!

Haftalık bültenimize kaydol!

Her Cuma sabahı, bizden haberler ve haftanın öne çıkan içtihat özetleri e-posta adresine gelsin.

Bültene kaydolduğun için teşekkürler :)