VDDK

VDDK

  • KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİ – “ÖRNEK 2” BÖLÜMÜNÜN BAZI KISIMLARININ İPTALİ İSTEMİ 

    Özet: Yapı ve tesislerde, kullanıcıların, çalışanların veya müşterilerin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olan yukarıda sayılan mekanların yapımına ilişkin harcamaların, konut yapımıyla doğrudan ilgili olmadığı açıktır. Sosyal ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu alanların yapılmasının zorunlu olmasına dayanılarak, bu kapsamda yapılan harcamaların konutun inşasına yönelik olduğu sonucuna varılmasının yasal bir dayanağı da bulunmadığından, temyiz istemine konu Daire kararının, Tebliğin, "Örnek 2" bölümünün kısmen iptaline ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kısmen kabulü ile Danıştay Dördüncü Dairesi'nin, 2.3.2017 gün ve E:2014/4835, K:2017/2170 sayılı kararının, Tebliğin, "Örnek 2" bölümünün çocuk parkı, bahçe düzenlemesi, havuz, pergole, kamelya, çim ekimi, spor alanı kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına; "2.1.3.Net alan" başlıklı bölümünün iptaline ilişkin hüküm fıkrasına karşı yapılan temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
  • 1 SERİ NO’LU KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ’NİN 5.6.2.4.3 BAŞLIKLI BÖLÜMÜ – İHTİRAZI KAYITLA VERİLEN BEYANNAME ÜZERİNE TAHAKKUK EDEN KURUMLAR VERGİSİNİN DAVA KONUSU KISMININ KALDIRILMASINA İLİŞKİN HÜKÜM FIKRASININ YASAYA UYGUN OLMADIĞI

    Özet: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasının dava konusu tahakkukun yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 6322 sayılı Kanunla değişmeden önceki (a) bendinde de kurumların; tam mükellefiyete tâbi başka bir kurumun sermayesine katılmaları nedeniyle elde ettikleri kazançların kurumlar vergisinden müstesna olduğu hükme bağlandıktan sonra parantiz içi hükümle; fonların katılma belgeleri ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları istisna kapsamı dışında tutulmuş; kazançları kurumlar vergisinden istisna edilen Türkiye’de kurulu gayrimenkul yatırım ortaklıkları tarafından vergisi ödenmeyen kazancın, kâr dağıtımı yoluyla intikali sağlanan diğer kurumlarda vergilendirilmesi sağlanmıştır. Bu düzenlemelere göre davacının, iştirak ettiği gayrimenkul yatırım ortaklığının kâr yedeklerini ilave ederek sermaye artışına gitmesi sonucu bedelsiz elde ettiği kâr payı niteliğindeki iştirak kazançları, istisna kapsamına alınan kazançlar arasında yer almadığından, Daire kararının, ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisinin dava konusu edilen kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasında da yasaya uygunluk görülmemiştir.
  • POS CİHAZI KULLANICILARININ BANKA HESAPLARININ İLERİYE YÖNELİK HACİZ UYGULANMASINA İLİŞKİN DÜZENLEMENİN İPTALİ İSTEMİ – HESAPLARA İLERİYE YÖNELİK HACİZ UYGULANAMAYACAĞI

    Özet: Amme borçlusunun üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi; amme borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olmasını veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesini ve tespit edilen bu tutar için haciz konulmasını gerektirmekte olup işlem tarihinde mevcut olan alacaklar hakkında, anılan madde uyarınca haciz uygulanması mümkündür. POS cihazı kullanıcıları ile yapılan sözleşmeye dayanan hesaplara ileriye yönelik haciz uygulanamayacağından ve davalı vergi dairesince, amme borçlusunun, üçüncü şahıs konumundaki davacı bankadan ne kadar alacağı olduğu tespit edilmediği gibi haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla söz konusu hesapta herhangi bir tutar bulunmadığı da anlaşıldığından, haciz bildirisine dayanılarak düzenlenen dava konusu ödeme emrinde de hukuka uyarlık görülmemiştir.
  • DAHİLDE İŞLEME İZNİ BELGESİ KAPSAMINDA İHRAÇ EDİLMEK ÜZERE YURT İÇİNDEN TEMİN EDİLEN EŞYANIN İTHAL EŞYA GİBİ DEĞERLENDİRİLMESİ NEDENİYLE TEMSİLCİ ARACILIĞIYLA YAPILABİLECEĞİ – DAHİLDE İŞLEME İZİN BELGESİ OLAN ANONİM ŞİRKET İLE MUTEMETLİK SÖZLEŞMESİ OLAN LİMİTED ŞİRKETİN İKİNCİL İŞLEM GÖRMÜŞ ÜRÜN OLMAYAN HAM MADDELERİ TEMİN ETMESİNİN VERGİ ZİYAI CEZASINI GEREKTİRMEDİĞİ

    Özet: İstanbul Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğün’ün mükellefi olan limited şirketin, KDV Kanunu’nun geçici 17. maddesi uyarınca tecil, terkin ve mahsup talebinde bulunması üzerine; dahilde işleme izin belgesi veya geçici kabul izin belgesi bulunmayan adı geçen mükellefe yaptığı satışlarla ilgili olarak kendisinden bilgi istenen davacı tarafından; anılan şirket ile Erenköy Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi anonim şirket arasında düzenlenmiş olan “Mutemetlik Sözleşmesi”nin ibraz edilmesine dayanılarak katma değer vergisi tahsil edilmeksizin limited şirketine ham madde satışı yaptıkları, belge sahibi olan (anonim şirketi) firma hakkındaki yeminli mali müşavirlik raporlarına istinaden tecil-terkin işlemlerinin gerçekleştirildiğinin bildirilmesi üzerine, söz konusu teslimleri 3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesine aykırı bulunan davacı adına, 2004 yılının Temmuz dönemi için re’sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri dikkate alınarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasına karşı dava açılmıştır. Söz konusu düzenlemelerde dahilde işleme rejiminde, ithalatın, Borçlar Kanunu’nun doğrudan ya da dolaylı temsil hükümlerine göre tayin edilmiş olmak kaydıyla temsilci aracılığıyla da yapılabileceği öngörülmüş olup, dahilde işleme izin belgesi kapsamında ihraç edilmek üzere yurt içinden temin edilen eşya ithal eşyası gibi değerlendirildiğinden yurt içinden sağlanan eşyanın temininin de ithalat işleminde olduğu gibi temsilci aracılığıyla yapılabileceği; bu durumda, dahilde işleme izin belgesi sahibi … Anonim Şirketinin, aralarındaki mutemetlik sözleşmesi gereği temsilcisi olan … Limited Şirketi aracılığıyla yurt içindeki davacı şirketten ikincil işlem görmüş ürün olmayan ham maddeleri temin etmesi nedeniyle, davacı şirketin söz konusu hammaddeleri dahilde işleme izin belgesi kapsamında sattığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle cezalı tarhiyatın kaldırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından Zonguldak Vergi Mahkemesi’nin kararında direnmesi isabetlidir.
  • DAHİLDE İŞLEME İZNİ BELGESİ KAPSAMINDA İHRAÇ EDİLMEK ÜZERE YURT İÇİNDEN TEMİN EDİLEN EŞYANIN İTHAL EŞYA GİBİ DEĞERLENDİRİLMESİ NEDENİYLE TEMSİLCİ ARACILIĞIYLA YAPILABİLECEĞİ – DAHİLDE İŞLEME İZİN BELGESİ OLAN ANONİM ŞİRKET İLE MUTEMETLİK SÖZLEŞMESİ OLAN LİMİTED ŞİRKETİN İKİNCİL İŞLEM GÖRMÜŞ ÜRÜN OLMAYAN HAM MADDELERİ TEMİN ETMESİNİN VERGİ ZİYAI CEZASINI GEREKTİRMEDİĞİ

    Özet: İstanbul Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğün'ün mükellefi olan limited şirketin, KDV Kanunu'nun geçici 17. maddesi uyarınca tecil, terkin ve mahsup talebinde bulunması üzerine; dahilde işleme izin belgesi veya geçici kabul izin belgesi bulunmayan adı geçen mükellefe yaptığı satışlarla ilgili olarak kendisinden bilgi istenen davacı tarafından; anılan şirket ile Erenköy Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi anonim şirket arasında düzenlenmiş olan "Mutemetlik Sözleşmesi"nin ibraz edilmesine dayanılarak katma değer vergisi tahsil edilmeksizin limited şirketine ham madde satışı yaptıkları, belge sahibi olan (anonim şirketi) firma hakkındaki yeminli mali müşavirlik raporlarına istinaden tecil-terkin işlemlerinin gerçekleştirildiğinin bildirilmesi üzerine, söz konusu teslimleri 3065 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesine aykırı bulunan davacı adına, 2004 yılının Temmuz dönemi için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri dikkate alınarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasına karşı dava açılmıştır. Söz konusu düzenlemelerde dahilde işleme rejiminde, ithalatın, Borçlar Kanunu'nun doğrudan ya da dolaylı temsil hükümlerine göre tayin edilmiş olmak kaydıyla temsilci aracılığıyla da yapılabileceği öngörülmüş olup, dahilde işleme izin belgesi kapsamında ihraç edilmek üzere yurt içinden temin edilen eşya ithal eşyası gibi değerlendirildiğinden yurt içinden sağlanan eşyanın temininin de ithalat işleminde olduğu gibi temsilci aracılığıyla yapılabileceği; bu durumda, dahilde işleme izin belgesi sahibi ... Anonim Şirketinin, aralarındaki mutemetlik sözleşmesi gereği temsilcisi olan ... Limited Şirketi aracılığıyla yurt içindeki davacı şirketten ikincil işlem görmüş ürün olmayan ham maddeleri temin etmesi nedeniyle, davacı şirketin söz konusu hammaddeleri dahilde işleme izin belgesi kapsamında sattığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle cezalı tarhiyatın kaldırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından Zonguldak Vergi Mahkemesi'nin kararında direnmesi isabetlidir.
  • EMTİA BEDELİ – FATURANIN GERÇEK BİR EMTİA TESLİMİNE DAYANMASI – İSPAT YÜKÜ

    Özet: Faturanın bir emtia teslimine dayandığını; birim fiyat, teslimin konusu, tutar faturayı yapanla alan kişi arasında yapılacak olan doğrulamayla kabul edilebilir. Belgesiz alışları belgelendirmek amacıyla yapılan faturalarda gösterilen emtia bedelleri kanıt teşkil etmez. İspat yükü kendisine düşen davacıdan, iddialarının doğruluğuna ilişkin kanıt sunması istendikten ve sunulursa incelendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken tarhiyatın, Vergi Usul Kanununun kanıt yüküne ilişkin düzenlemesine de aykırı düşen hukuksal nedenlerle kaldırılması yolunda verilen ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
  • VERGİLEMEDE TARHİYAT AŞAMASI – KANIT YÜKÜ – GELİR VERGİSİ

    Özet: Vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik raporlara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat yükünün bu iddiayı ileri süren tarafa ait olacağı yolundaki kural gereğince, kurumun hesap ve işlemlerinin kurum kazancının doğru olarak saptandığını gösterecek şekilde düzenlendiği hallerde, bu kazanan dağıtıldığını kanıtlama yükü vergi dairesine ait olmakla birlikte davacı şirketin fabrika binası ve arazisinin satışına ilişkin faturayı kayıtlarına yansıtmayarak kurum kazancını gizlediği olayda, kayıt dışı bırakılan bu kazancın dağıtılmayarak şirket tüzel kişiliği bünyesinde tutulduğunu kanıtlama yükünün vergi dairesine değil, davacıya düştüğü açıktır. davacıdan kurum tarafından kâr dağıtımı yapılmadığı yolundaki iddiasını kanıtlaması istendikten ve sunulan kanıtlar incelendikten sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan verilen menkul sermaye iradının nakden veya hesaben ödendiği kanıtlanmadıkça vergiyi doğuran olayın gerçekleşmiş sayılamayacağı yolundaki vergi mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
  • DAVACI ŞİRKETE TEBLİĞ EDİLEN İŞLEMLERİN TEK DİLEKÇEYLE DAVA KONUSU YAPILAMAYACAĞI – HER BİRİNİN AYRI AYRI İNCELENMESİ ZORUNLULUĞU

    Özet: Uyuşmazlıkta, davacı şirkete tebliğ edilen kırk beş işlem tek dilekçeyle davaya konu edilmiş olup, Gümrük Kanununun ilgili hükümlerine uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği yönünden, her birinin ayrı ayrı incelenmesi zorunluluğu bulunduğundan, dava dilekçesinin reddi gerekirken, dosyanın tekemmül ettirilerek işin esası hakkında karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
  • İHBARNAME İLE BİRLİKTE TEBLİĞ EDİLMEYEN VERGİ TEKNİĞİ RAPORUNUN DAVA DEVAM EDERKEN MÜSTAKİLEN TEBLİĞ EDİLMESİ

    Özet: Vergi tekniği raporu ihbarname ile birlikte tebliğ edilmemiş ise de 21.10.2013 tarihinde müstakil olarak tebliğ edilerek davacının, yargılama aşamasında uyuşmazlık konusu olaya ilişkin ayrıntılı açıklamalarını yapmak suretiyle savunma hakkını kullandığı, haklılığını ortaya koymaya yönelik delillerini dilekçe ekinde dosyaya ibraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının, yukarıda nitelikleri belirtilen savunma hakkının kısıtlanmadığı ve temel haklarının ihlal edilmediğinin anlaşılması karşısında Mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle davacının vekalet ücretine ilişkin iddiaları da dikkate alınarak yeniden karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
  • İHBARNAME İLE BİRLİKTE TEBLİĞ EDİLMEYEN VERGİ TEKNİĞİ RAPORUNUN DAVA DEVAM EDERKEN MÜSTAKİLEN TEBLİĞ EDİLMESİ

    Vergi tekniği raporu ihbarname ile birlikte tebliğ edilmemiş ise de 21.10.2013 tarihinde müstakil olarak tebliğ edilerek davacının, yargılama aşamasında uyuşmazlık konusu olaya ilişkin ayrıntılı açıklamalarını yapmak suretiyle savunma hakkını kullandığı, haklılığını ortaya koymaya yönelik delillerini dilekçe ekinde dosyaya ibraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının, yukarıda nitelikleri belirtilen savunma hakkının kısıtlanmadığı ve temel haklarının ihlal edilmediğinin anlaşılması karşısında Mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle, davacının vekalet ücretine ilişkin iddiaları da dikkate alınarak yeniden karar verilmek üzere, ısrar kararının bozulması gerekmektedir.