İDDK

İDDK

  • 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU – SÖZLEŞMELİ PERSONELE İLİŞKİN HÜKÜMLER – REFAKAT İZNİNİN SÖZLEŞMELİ PERSONELE UYGULANMASININ MÜMKÜN OLDUĞU

    Özet : Dava 657 sayılı Kanunun 4/B maddesine tabi olan sözleşmeli ebe olarak görev yapan davacının bakmakla yükümlü olduğu çocuğunun 3 ay süreyle fizik tedavi ve rehabilitasyon alması gerektiğinden bahisle refakat iznine ilişkin yaptığı başvurusunun 29.01.2013 tarih ve 622 sayılı ...Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü işleminin iptaline ilişkin olup, İdare Mahkemesi 22.05.2013 gün E:2013/208, K:2013/470 sayılı kararıyla 657 sayılı yasanın 105. maddesindeki refakat izninin, aynı yasanın 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacıya da uygulanması gerektiğini ve Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen 03/01/2013 tarih ve 1 sayılı sağlık kurulu raporu doğrultusunda da refakat izni alınabileceğine karar vermiştir. İlgili karar Danıştay 5. Dairesi'nin 22/04/2015 günlü, E:2014/6391, K:2015/4101 sayılı kararıyla 657 sayılı Yasadaki refakat izninin yalnızca devlet memurlarına uygulanabileceği, sözleşmeli personele uygulanamayacağı gerekçesiyle bozulmuş ise de, ilk derece mahkemesi kararında ısrar etmiş ve bu doğrultuda yapılan incelemede Anayasa'nın 128. meddesi, 657 sayılı Yasanın 1. ve 4. maddeleri doğrultusunda memurlarla aynı işi yapsalar da aynı hukuksal durumda olmamaları nedeniyle özlük haklarının farklı olarak belirlenmesi söz konusu olup, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da hüküm bulunmaması halinde 657 sayılı Yasanın uygulanacağına dair bir hükme yer verilmese de bu hükümlerin referans olarak alınacak bir norm niteliği taşımaları sebebiyle davacının refakat izninden yararlanması mümkün olup, davacının başvurusunun ve başvuruya esas alınan raporun 657 sayılı Kanunun 105. maddesi ile Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesi hükümlerinde yer verilen şartlar çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle ısrar kararının onanmasına karar verilmiştir.
  • ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA SONUCU SÜRÜCÜ BELGESİNİN ALINMASI İŞLEMİNİN İPTALİ – HUSUSİ ARAÇLARDA 0,50 PROMİLE KADAR ALKOLLÜ ARAÇ KULLANILMASINA İZİN VERİLMESİ – KAMYONET SÜRÜCÜSÜNÜN ALKOLLÜ KULLANAMAYACAĞI

    Özet: Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin, 3. maddesinde, bir kazanç kaydı olmaksızın kullanılan taşıtlar, "hususi taşıt" olarak tanımlanmış olup, Yönetmeliğin 97. maddesinin b/1 bendinde belirtilen araçların ticari kazanç sağlama amacıyla kullanılmıyor olması, yani bu araçların "hususi" araçlar olması, bu araç sürücülerinin, 0,50 promile kadar alkollü araç kullanmasına izin verilen diğer araç sürücüleri arasında sayılması sonucunu da doğurmayacaktır. Nitekim, bu araçların, hususi olsun olmasın, alkollü olarak kullanılması Yönetmelik hükmü ile yasaklanmıştır. Bu nedenle, dava konusu işlemin kurulduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre, alkollü olarak sürülemeyecek araçlardan kamyonet türü aracın sürücüsü olan davacının aracını, 0,27 promil alkollü olarak kullandığı tespit edildiğinden, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, anılan işlemleri iptal eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
  • EHLİYETİN GERİ ALINMASI İŞLEMİ İLE EHLİYETİN İADESİ TALEBİNİN REDDİ İŞLEMİ – İKİ FARKLI İŞLEM OLDUĞU – DERDESTLİK BULUNMADIĞI

    Özet: İdare Mahkemesince her ne kadar, ehliyetin geri alınması işlemi ile davacının ehliyetinin iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddi işleminin aynı nitelikte olduğu ve ortada kesin hüküm bulunduğu gerekçesine yer verilmiş ise de; 18/06/2012 günlü ehliyete el koyma işlemi ile davacının, Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla ortaya konulan hukuki durum üzerine sürücü belgesinin iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 29/11/2013 günlü işlemler, birbirinden farklı işlemler olduğundan, ilk işlemin iptali istemiyle açılan davanın konusu ile ikinci işlemin iptali istemiyle açılan davanın konusu da farklıdır. Dolayısıyla, aynı konuda açılan ve tarafları aynı olan bir davanın varlığından söz edilemez.  
  • EŞİ KAMU GÖREVLİSİ OLMAYAN MEMURUN NAKİL TALEBİ – KAMU HİZMETİNİN YÜRÜTÜLMESİ

    Özet: Eşi aynı veya başka bir kamu kurumunda çalışmakta olan bir kamu görevlisinin, kamu hizmetinin gerektirmesi halinde, eşinin de doğrudan veya kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle naklinin yapılabilmesine karşılık, eşi memur olmayan bir kamu görevlisinin naklinin eşin istek ve iradesine bağlı tutulması yolundaki bir anlayış, ikinci durumda olanları öncekilere göre ayrıcalıklı bir duruma sokmasının yanı sıra kamu hizmetlerinin yürütülmesi açısından da büyük sakıncalar yaratır ki, 657 sayılı yasanın 72. maddesinin amacıyla bağdaşmayan böyle bir yol kabul edilemez.
  • YÜZ KIZARTICI SUÇ – MEMNU HAKLARIN İADESİ

    Özet: Davacının dolandırıcılık suçundan dolayı hükümlü bulunma durumunun devam etmesi, buna karşın Devlet memuru olabilmek için yüz kızartıcı bir suçtan dolayı hükümlü bulunmamak koşuluna yer verilmiş olması karşısında, davacının memnu haklarının iadesine ilişkin karara dayalı olarak 657 sayılı kanunun 48. maddesinin A-4 bendindeki "kamu haklarından mahrum bulunmamak" koşulunu sağlasa bile yüz kızartıcı bir suç olan dolandırıcılıktan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle 657 sayılı yasanın 48. maddesinin A-5 bendinde yer alan koşulu taşımadığından, davacının anılan yasanın 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
  • İMAR PLANININ İPTALİ İSTEMİ – KIYI KANUNU’NDA BELİRLENEN USULE UYULMUŞ OLDUĞU

    Özet: Dava konusu imar planı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onaylandıktan sonra ilgili Belediyelerce anılan plana uygun görüş verilmesi karşısında, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 7. maddesinde öngörülen usulün tamamlandığı sonucuna ulaşıldığından, anılan yasanın 7. maddesine uygun olan dava konusu planda usul yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
  • ENGELLİLERİN KARİYER GÖREVLERİNE ATANMASININ KISITLANMASI – KISITLAMA GETİREN YÖNETMELİĞİN VE BU YÖNETMELİK DAYANAK ALINARAK TESİS EDİLEN İŞLEMİN HUKUKA AYKIRILIĞI

    Özet: Özel bir eğitim süreci sonunda atanılabilen kariyer görevlere, ilk atama yolu dışında başka bir yolla atama yapılamaması, bir kurumda memur olarak çalışan engellinin avukatlığa ancak kendi kurumu içinde görevde yükselme suretiyle atanmasının mümkün olması, kendi kurumu içinde böyle bir imkan bulamaması durumunda başka bir kuruma da avukat olarak atanamaması sonucunda engellilerin gördüğü öğrenime uygun meslekte çalışma hakkı kısıtlanmaktadır. Kariyer görevlerle diğer görevlere atanma yolları arasında ayrım yapılmayarak, her iki grup için de sadece ilk atama yoluyla sınırlı olarak sınav ve atanma imkanı getirilmesi nedeniyle, engellilerin gördüğü öğrenime uygun işte çalışmasına kısıtlama getirilmesine yol açacak şekilde yapılan düzenlemede ve bu düzenleme dayanak alınarak davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • AMBALAJ ATIKLARININ KONTROLÜ – KANUNUN ÖNCEDEN İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINI GEREKTİREN BİR SUÇ SAYMADIĞI FİİLİN YENİ MADDEYLE SUÇ SAYILMASI

    Özet: Dava konusu önceden yaptırıma bağlanan bir eylem olarak kabul edilmiyorken, ilk defa davayla birlikte cezai müeyyide veya idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir suç olarak kabul edilmiş olmasına rağmen, bu madde geriye yürütülerek bir önceki yönetmeliğin yürürlük tarihi olarak belirlenmesi “hiç kimsenin işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı” ilkesine aykırıdır.
  • AFFEDİLEN DİSİPLİN CEZASINA KONU FİİL – TEKERRÜR UYGULAMASI – MEMURLUKTAN ÇIKARMA – KADEME İLERLEMESİNİN DURDURULMASI

    Özet: Davacının devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihte, bu işleme dayanak alınan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası hukuki varlığını korumaktadır. Fakat davacının üzerine atılı son suçlamalar yeterli bilgi ve belge ile kanıtlandığından, devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde tesis tarihi itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
  • TÜKETİCİDEN HESAP İŞLETİM ÜCRETİ ALINMASINA İLİŞKİN MADDENİN DÜZENLEMENİN YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASI

    Özet: İlgili yönetmeliğin 13/1 maddesinde hesap işletim ücretinin, finansal tüketicinin "hesap sayısına bağlı olmaksızın müşteri bazında" tahakkuk ve tahsil edileceği vurgulanmıştır. Davaya konu olan yönetmelikte açıkça sebebi gösterilip, niteliği ortaya konulamayan "hesap işletim ücreti" alınmasını öngören düzenlemeler yönetmeliğin dayanağı olan 6502 sayılı Yasa'nın 4/3. maddesine, ayrıca bu konuda yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil etmektedir. Davaya konu yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrası ve Ek-1 listesinde bulunan "2.1. Hesap İşletim Ücreti" yönünden yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
  • BOŞANMA KARARINI İBRAZ EDEREK AİLE KONUTU ŞERHİNİN TERKİNİ İSTEMİ – GÖREVLİ YARGI YERİ

    Özet: Davacının, adli yargı yerince verilen boşanma kararından sonra, mâliki olduğu taşınmazın tapu kaydına eşinin istemi üzerine konulan aile konutu şerhinin terkin edilmesi istemli başvurusunun reddine dair işlemin iptali isteminin görüm ve çözümünün, söz konusu istemin tapu kaydında değişiklik doğurması ve aile hukukundan kaynaklanması sebebiyle adli yargı yerine ait bulunduğu gözetilmelidir.