9. Ceza Dairesi

9. Ceza Dairesi

  • DAVACININ FETÖ İLE BAĞLANTISININ TESPİT EDİLDİĞİ GEREKÇESİYLE OHAL KARARNAMESİ DOĞRULTUSUNDA İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHEDİLMESİ – 673 SAYILI KHK’YA GÖRE TERÖR ÖRGÜTÜ İLE İRTİBATIN SOMUT OLARAK TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ – DAVACININ BYLOCK KULLANICISI OLMADIĞININ VE MOR BEYİN LİSTESİNDE OLDUĞUNUN TESPİTİ 

    Özet: Davacının iş sözleşmesinin FETÖ örgütüne bağlantısı tespit edildiği gerekçesiyle İş Kanunu m.25/II kapsamında feshedilmiştir. 673 sayılı KHK’nın 7. maddesinin terör örgütleriyle irtibatı olduğu için iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha devlette istihdam edilemeyeceğini düzenlediği, irtibatı olmayan işçilerin iş sözleşmelerinin feshini kapsamadığı bu nedenle irtibatın somut olarak ortaya konması gereklidir. Davacı hakkında “Bylock” programını kullandığı gerekçesiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapıldığı anlaşılmaktadır. Karar içeriğinde davacının “Bylock” programına rastlanıldığı ancak Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun ... Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı yazıda bir kısım şüphelilerin rızaları dışında “Bylock” sunucularına yönlendirildiğinin belirlendiği gerekçesiyle listelerin sunulduğu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca bu listelerin gönderildiği, 11.480 GSM numarası bulunduğu, davacının da bu listenin 11309. Sırasında yer aldığı, bu haliyle davacının “Bylock” kullanıcısı olmadığının tespit edildiği havuz sorgusunda da herhangi bir hususun belirlenmediğinin belirtildiği görülmektedir.  Mahkemece davacının sunduğu kararın ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan getirtilerek yine davacı hakkında ...’ye irtibatı olduğuna dair idari soruşturma olup olmadığının araştırılıp gelecek cevapla birlikte değerlendirme yapılarak feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 
  • TANIKLAR DİNLENDİKTEN SONRA YAPILAN FAZLA MESAİ TALEBİ – MADDİ HATA İDDİASI – ISLAH NİTELİĞİNDE BULUNMADIĞI

    Özet: Yargılama sırasında tanıklar dinlendikten sonra davacı vekili çalışma saatinin başlangıcında maddi hata yaptıklarını belirterek fazla mesai talep etmiş ve Mahkemece düzeltilen saate göre fazla mesai ücreti hakkında karar verilmiş ise de, davacı vekilinin tanık beyanlarına dayanarak yaptığı düzeltmenin maddi hata olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu dilekçe yanıltılmış bilgiye dayanmadığı gibi ıslah niteliğinde olmadığından Mahkemece fazla mesai hesabının 09.30-19.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi ile haftada 5 gün üzerinden yapılıp, % 30 takdiri indirim uygulanarak hüküm altına alınması gerekirken çalışma saatlerine ilişkin talep aşılarak fazla mesai ücretine hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
  • İNŞAAT VE YIKIMLA İLGİLİ EMNİYET KURALLARINA UYMAMA SUÇU

    Özet: Dava konusu olayda ölenin olay tarihinde sanığa ait kaba inşaatı biten binaya girip 4. katın balkonundan aşağı bakarken düştüğü, sanığın inşaatında koruyucu güvenlik önlemleri almaması ile ölüm olayı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, sanığın inşaat faaliyeti sırasında gerekli tedbirleri almamaktan ibaret eyleminin TCK'nın 176. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ – DİĞER SANIĞIN İFADEDEN DÖNMESİ – ŞÜPHENİN SANIK LEHİNE YORUMLANACAĞI

    Özet: Sanığın, hakkındaki hüküm onanan diğer sanık ile birlikte uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair, diğer sanığın sonradan geri aldığı beyanı dışında, mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, ancak sanığın polis merkezine teslim olmak amacıyla geldiğinde üzerinde kişisel kullanım miktarında esrar maddesinin bulunduğu dikkate alındığında; eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir.
  • SUÇTAN ZARAR GÖRENE KATILMA TALEBİNİN SORULMAMASI HALİNDE TEMYİZ DİLEKÇESİNİN KATILMA TALEBİ NİTELİĞİNDE OLDUĞU

    Özet: CMK’nın 238/2 maddesinin “duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur", anılan Kanunun 260/1 maddesinin "... bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." şeklindeki hükümleri nazara alındığında, 03.03.2011 tarihli oturumda şikayetçi olduğunu ve sanığın cezalandırılmasını talep ettiğini beyan etmesine karşın davaya katılma hakkı hatırlatılmayan şikayetçi vekilinin  temyiz dilekçesi katılma talebi niteliğinde olduğu anlaşılmakla CMK'nın 237/2 maddesi uyarınca suçtan zarar gören şikayetçinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden yerel mahkemece verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
  • SATMASI İÇİN ARKADAŞINA VERDİĞİ CEP TELEFONUNUN İADE EDİLMEMESİ ÜZERİNE ÇALINDIĞINDAN BAHİSLE ŞİKAYETÇİ OLUNMASI-İFTİRA DEĞİL SUÇ UYDURMA SUÇUNUN OLUŞTUĞU

    Özet: Sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek satması için mağdura verdiği cep telefonunu iade etmemesi sebebiyle mağdurun ismini vermeden çalındığından bahisle şikayetçi olması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin suç uydurmak suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden; suç vasfında yanılgıya düşülerek iftira suçundan mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME – BASİT TIBBİ MÜDAHALE İLE GİDERİLEBİLİR YARALAMA – EK SAVUNMA HAKKI

    Özet: Görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin hükmün incelenmesinde; PKK terör örgütünün propagandasına dönüştürülen cebir ve şiddete dayalı gösterilerin gerçekleştirildiği sokakta, yanında diğer sanıklar da bulunduğu halde sevk ve idare ettiği otomobille seyreden sanığın aynı sokakta yasadışı gösterilere müdahale etmekte olan kolluk görevlileriyle karşılaşması, görevlilerin yakın mesafeden ve seyir yönünü kapatacak şekilde kendisine doğru topluca ilerleyerek yaptıkları dur ihtarı üzerine kısa bir süre yavaşlaması, araçta bulunan diğer sanıkların da istek ve ısrarı üzerine durmayıp aralarına girmesi ve kolluk görevlilerinden katılana çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasına neden olup olay yerinden kaçması şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların kasıtları, eylemin işleniş şekli, katılanın raporu dikkate alındığında, eylemin; kasten yaralama ve birden fazla kişiyle birlikte silahtan sayılan araba ile birden fazla görevli memura karşı direnme suçunu oluşturduğu, ancak yaralamanın derecesine göre kasten yaralama suçundan ayrı ceza verilemeyeceği ve sanıklar hakkında eylemin işleniş şekli dikkate alınarak üst sınırdan sadece zincirleme şekilde görevi yaptırmamak için direnme hükmü uyarınca ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, değerlendirmede yanılgıya düşülerek hüküm kurulması, olası kastla kasten öldürmeye teşebbüs suçundan dava açılmasına rağmen ek savunma hakkı tanınmadan kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırıdır.
  • KAMU GÖREVLİSİNİN SUÇU BİLDİRMEMESİ – KURUM İÇİ HİYERARŞİNİN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunun oluşması için; kamu görevlisinin kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal etmesi veya bu hususta gecikme göstermesi gerekir. İlgili kamu kurumunda suçun bildirilmesi hususunda kurum içi düzenleme yapılıp yapılmadığı, idari işlemlerle bildirme yükümlülüğünün bir görevliye tevdi edilip edilmediği araştırılmalıdır. Ayrıca kurum içi hiyerarşide her bir basamaktaki kamu görevlisinin ayrı ayrı sorumluluğu bulunmakla birlikte sorumluluğun, bildirilmesi gereken suçu öğrendiği halde bildirmeyen en üst yetkili kamu görevlisinde kalacağının kabulü gerekir.
  • SÜRÜCÜ BELGESİNİN ALINMASI TEDBİRİNİN HAGB KARARININ KESİNLEŞMESİYLE YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ

    Özet: Sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin tedbirin ancak hükmün açıklanmasından sonra kararın kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği, mahkumiyet hükmü açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında uygulanan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekeceği cihetle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması gerekir.
  • BOŞANMA DAVASINA DELİL OLMASI İÇİN DARP İDDİASI İLE ŞİKAYETTE BULUNMA – İFTİRA

    Özet: Sanık, boşanma davasında yardımcı olacağını düşündüğü için mağdurun kendisini darp ettiği iddiasıyla şikayette bulunduğunu kabul etmesi karşısında, iftira suçunun ve etkin pişmanlık hükmünün uygulanması şartlarının oluştuğu hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmiş olması kanuna aykırılık oluşturmaktadır. 
  • ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA SUÇU – TRAFİK KAZASI – KAZA YAPAN ŞOFÖR YERİNE KAZAYI BAŞKA KİŞİNİN ÜSTLENMESİ

    Özet: Sanığın neden olduğu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasını adı geçen sanığın alkollü olması nedeniyle kazayı üstlenmesi için diğer sanığı azmettirdiği, diğer sanığın soruşturmayla yetkili olan polis memurlarına gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini bildirdiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların sübuta eren ve unsurları yönünden oluşan atılı suçtan mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi kanuna aykırıdır. Hükümlerin bu sebepten dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
  • CEZA EVİNDEN GÖNDERİLEN MEKTUPLAR – ÖRGÜTÜ ÖVEN MEKTUP – ÖRGÜT LİDERİNİ ÖVEN MEKTUP GÖNDERİLMESİ – MEKTUPLARIN GÖNDERİLMEMESİNE İTİRAZ

    Özet: Cezaevinde bulunan hükümlünün muhatabına göndermek istediği mektupta, silahlı terör örgütünün liderini övücü ifadelerin yer aldığı ve kurum görevlilerinin suç işlemeyi önleme yükümlülüklerinin bulunduğu göz önünde tutmalıdır. Söz konusu mektubun gönderilmeyerek ceza infaz kurumunda saklanmasına dair kurul kararına yapılan itirazın kabulüne karar verilmiştir.
  • ALKOLLÜ ŞOFÖR TARAFINDAN İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASI SIRASINDA BAŞKASINA AİT SÜRÜCÜ BELGESİNİN İBRAZI – RESMİ BELGENİN DÜZENLENMESİNDE YALAN BEYAN SUÇU

    Özet: TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; somut olayda trafik kontrolünde durdurulan sanığın görevlilere alkollü araç kullandığının tespit edilmesi üzerine idari yaptırım uygulanması sırasında başkasına ait sürücü belgesini ibraz etmesi ve adı geçen adına trafik idari para cezası karar tutanağı ve sürücü belgesi geri alma tutanağı düzenlenmesine neden olması şeklindeki eyleminin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • PAYDAŞ OLUNAN MALA ZARAR VERME – AHDE VEFA KURALI – TAŞINMAZIN KULLANILMA BİÇİMİ – PAYDAŞLARIN TAŞINMAZI KULLANMA BİÇİMİ

    Özet: Taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar "ahde vefa " kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
  • MALA ZARAR VERME – ŞAHSİ CEZASIZLIK SEBEBİ

    Özet: Mala zarar verme suçu ile yargılanan sanığın, katılanın kardeşi olması sebebiyle suç tarihinde yürürlükte olan 765 s. TCK’nın 524. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan 5237 s. TCK’nın 167. maddesi uyarınca hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden; eksik araştırma sonucu verilen hüküm bozmayı gerektirir.
  • SUÇUN BAŞKASI TARAFINDAN İŞLENDİĞİ İDDİASI – İFTİRA SUÇU

    Özet: Sanığın, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma evrelerinde verdiği ifadelerin ispat edilememesi, beyanlarının savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesini engellemeyeceği gibi bu beyanların iftira suçunun oluşabilmesi şartlarını karşılamadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple, sanığın temyiz itirazları haklı görülerek, atılı iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin verilen mahkumiyet kararı bozmayı gerektirir.
  • HAKKINDAKİ YAKALAMA KARARININ İNFAZINI ENGELLEMEK AMACIYLA BAŞKASININ KİMLİK BİLGİLERİNİ KULLANMA – RESMİ BELGENİN DÜZENLENMESİNDE YALAN BEYANDA BULUNMA

    Özet: Sanığın, kovuşturması devam eden hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından yakalama kararı bulunarak, bu kararın infazının engeli amacıyla başkasının kimlik bilgilerini kullanarak beyanlarda bulunması şeklinde vuku bulan eyleminin, bu beyanlar doğrultusunda tutanak tutulması sebebiyle TCK m. 206’da tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple mahkemece verilen karar, suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle bozmayı gerektirir.
  • GERÇEĞE AYKIRI OLARAK ALKOLLÜ OLARAK KULLANILAN VE KAZA YAPILAN ARACIN KULLANILDIĞININ SÖYLENMESİ – SUÇ ÜSTLENME SUÇU

    Özet: Sanığın alkollü olarak araç kullanırken kaza yaptığı ve diğer sanığın gerçeğe aykırı olarak yetkili makamlara aracı kendisinin kullandığını söyleyerek TCK'nın 270/1 maddesinde öngörülen suç üstlenme suçunu işlediği sabit olduğu halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • ARACIN KAÇIRILMASI İDDİASINA DAİR ŞİKAYETİN ANAYASAYAL DİLEKÇE KAPSAMINDA BULUNDUĞU – ŞİKAYET HAKKININ KULLANILMASININ İFTİRA SUÇUNU OLUŞTURMAYACAĞI

    Özet: Sanığın bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla aracının katılanlar tarafından düz kontak yapılmak suretiyle bulunduğu yerden alınıp götürüldüğü şeklindeki başvurusunun Anayasa'nın 74. maddesi ile garanti altına alınan "anayasal dilekçe-şikayet hakkı" kapsamında bulunduğu ve başvurusunu doğrulayan delillerin de olduğu anlaşıldığından atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile beraat kararı verilmesine ilişkin karar onanmıştır.
  • SAVUNMA YAPMAMA NEDENİYLE HÜKÜMLÜYE DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİ – CEZALARIN İNFAZI SIRASINDA DOĞAN UYUŞMAZLIKLARIN İDARİ NİTELİKTE OLDUĞU – SÜRENİN BAŞLANGICINDA CMK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMAYACAĞI

    Özet: Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının adı geçen hükümlü ve tutuklularla ilgili disiplin soruşturmasına başlayıp, savunma için üç gün süre verildiğini tebliğ ettiği ancak bir kısmının savunma yapmadığı ve bu hususun tutanakla tespit edilerek disiplin cezasının verildiğinin anlaşıldığı olayda, savunma için bildirilen sürenin son gününün tatile geldiğinden bahisle iptal kararı verilmiş ise de idari bir faaliyet olan cezaların infazı sırasında doğan uyuşmazlıkların idari nitelikte olduğu, mesai sınırlaması olmaksızın sürekli hizmet sunumunun devam ettiği, cezaevinin iç işleyişi ile ilgili olarak ortaya çıkan eylemlere yönelik disiplin işlemlerinde sürenin başlangıcı ile ilgili olarak CMK hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi kanun yararına bozmayı gerektirmiştir.