8. Hukuk Dairesi

8. Hukuk Dairesi

  • USULÜNE UYGUN ÖDEME EMRİ TEBLİĞ EDİLMEDEN ÖDEME VE İTİRAZ SÜRELERİ İŞLEMEYE BAŞLAMAYACAĞINDAN ALACAKLININ İTİRAZIN KALDIRILMASINI VE TAHLİYESİNİ İSTEYEMEYECEĞİ – KİRA SÖZLEŞMESİNİN VARLIĞININ İNKAR EDİLDİĞİNDEN BAHİSLE REDDİN DOĞRU OLMADIĞI

    Özet: Yetkili ... İcra Müdürlüğü'nce icra takip dosyasında davalı borçlu kiracı şirkete usulüne uygun ödeme emri tebliğ işlemi yapılamadığından davalı borçluya verilen süreler işlemez. Davalı borçluya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmeden, ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacağından davacı alacaklı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliye isteyemez. Mahkemece bu gerekçeyle, davacının itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi gerekirken, davalı şirket vekilinin itirazı ile kira sözleşmesinin varlığının inkar edildiğinden bahisle reddi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmediğinden sonucu itibariyle doğru olan davalı şirket hakkındaki istemin reddine dair kararın gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 
  • PAYINDAN AZ YER KULLANDIĞINI İLERİ SÜREN PAYDAŞIN TAKSİM VEYA ORTAKLIĞIN SATIŞ YOLUYLA GİDERİLMESİ DAVASI AÇMASI GEREKTİĞİ – DAVAYA KONU TAŞINMAZLAR YÖNÜNDEN SAYILAN İSTİSNALAR DIŞINDA İNTİFADAN MEN KOŞULUNUN GERÇEKLEŞMESİNİN ARANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Davacılarca davalıya gönderilmiş bir ihtarnameye rastlanılmadığı gibi dinlenen tanık beyanlarından da intifadan men olgusunun sağlandığını ispat eden ifadeye rastlanılmamıştır. Davalı davacılarla birlikte ..., ... ve ... parseller de paydaş olduğuna göre mahkemece; davalının ...,...,... parseller yönünden bu taşınmazları bizzat kullanması nedeniyle intifadan men koşulu gerçekleşmediği sürece diğer paydaşların ecrimisil isteyemeyeceği gözetilerek, intifadan men olgusunun hangi tarihte gerçekleştiğinin gerektiğinde taraf tanıkları yeniden dinlenmek suretiyle saptanması, ayrıca davalının ...,...,...ve ... olan dava konusu taşınmazlara el attığı tarih aralığının da tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek buna göre hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, noksan araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir . 
  • ECRİMİSİL İSTEMİNE İLİŞKİN DAVANIN PAYLI MÜLKİYET HÜKÜMLERİNE GÖRE ÇÖZÜLMESİ GEREKTİĞİ – KİRA PARASININ YÖREDEKİ RAYİÇE GÖRE BELİRLENMESİ, ECRİMİSİL DEĞERİNİN İSE İLK DÖNEM İÇİN BELİRLENEN MİKTARA ÜFE ARTIŞ ORANININ TAMAMININ YANSITILMASI SURETİYLE BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece yapılması gereken,davalılardan hangisinin hangi bölümü işgal ettiğinin tek tek belirlenmesi,her bir davalının işgal ettiği bölümün tespit edilmesi ve kira gelir yöntemine göre taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenmesi, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesidir.Yine tanık dinletme talebinden de vazgeçme söz konusu olmadığından, mahkemece tanık listesinde belirtilen tanıkların dinlenilmesi gerekmektedir. Mahkemece belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
  • ANAYASA 141/3 VE HMK 297 VE 27 MADDELERİNİN GÖZETİLMESİ VE GEREKÇELERİ DENETLENEBİLİR NİTELİKTE HÜKÜM KURULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Uyuşmazlık; taşınmazı davalı tarafından boşaltmadığının ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ile taşınmazın boş olarak teslimi; dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için belirlenecek ecrimisilin tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılacak iş; taraflarca sunulan tüm delilleri ile birlikte talepleri değerlendirmek, sonucuna göre kabul sebebini içeren, tarafları doyurucu, hukuki denetimi mümkün ve özellikle Anayasa'nın 141/3 maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK 297 ve 27 maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır. Eksik incelemeyle gerekçesiz şekilde hüküm kurulamaz. 
  • MUHDESATIN TESPİTİ – KAVAK AĞAÇLARININ DAVACI TARAFINDAN KENDİ NAM VE HESABINA DİKİLDİĞİNİN TESPİT OLMADIĞI

    Özet: Davacının davaya konu kavak ağaçlarını yaklaşık 20 yıl önce diktiğini açıkladığı, davacı tanıkların kimin tarafından dikildiğini bilmediklerini bildirdikleri, davalı ...'ın, kavak ağaçlarının davacı, eşi ve muris ... ile birlikte diktiklerini, diğer davalılar ..., ... ve ...'ın da ağaçların murisin sağlığında dikildiğini, davacının yardımcı olmuş olabileceğini beyan ettikleri, dosya arasında mevcut 30.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davaya konu kavak ağaçlarının 20-25 yaşlarında olduğunun belirtildiği görülmüştür. Her ne kadar davaya konu taşınmazın arsa vasfı ile tespit ve tescilinin yapılması nedeni ile bahse konu ağaçların kadastro çalışmalarından önce zeminde mevcut olup olmadığı konusunda tereddüt hasıl olmuş ise de, dinlenen tanıklar ve davalıların beyanlarından; kavak ağaçlarının davacı tarafından kendi nam ve hesabına dikildiği sabit olmadığından, bu ağaçlar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
  • İSTİHKAK İSTEMİ – DAVALI 3. KİŞİ ŞİRKET İLE TAKİP BORÇLUSU ŞİRKET ARASINDA SIKI BİR ORGANİK BAĞIN BULUNDUĞU VE ALACAKLILARDAN MAL KAÇIRDIĞI

    Özet: Geri çevirme yoluyla dava dosyasına kazandırılan, borçlu şirket ile davalı 3. kişi şirketin ayrıntılı ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, borçlu şirketin ortaklarının ... olduğu, ... Mahallesi 430. sokak No:10/1 ...'de" faaliyet gösterdiği, davalı 3. kişi şirketin ise ortaklarının ... ve ... olduğu, hisse oranları dikkate alındığıda...'in şirkette hakim ortak pozisyonunda bulunduğu, şirketin 22.06.2010 tarihinde kurulduğu, ticaret sicil kayıtlarında hakim ortak ...'nun, ikamet adresinin, "Y.... 430. sokak No:10/1 ..." olduğunun görüldüğü, bu adresin takip borçlusu şirketin adresi olduğu, ....nun karı-koca, ... ve ...'nun ise anılan kişilerin çocukları olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, davalı 3. kişi şirket ile takip borçlusu şirket arasında sıkı bir organik bağın bulunduğunun ve danışıklı işlemler yaparak alacaklılardan mal kaçırdıklarının kabulü gerekir. 3. kişi şirketin kuruluşu 22.06.2010 olup, bu tarih davaya dayanak takibin konusu olan borcun doğumundan da sonraya tekabül etmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, birleşen davanın kabulü yerine, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kısmen kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
  • ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İSTİHKAK İDDİASI – BİR KISMI BORCUN DOĞUMUNDAN SONRAKİ TARİHLERİ TAŞIYAN FATURALARIN VE TANIK BEYANLARININ MÜLKİYET KARİNESİNİN AKSİNİ İSPATA YETERLİ OLMADIĞI 

    Özet: Davacı 3. kişinin dayandığı, bir kısmı borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ve tanık beyanları; istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
  • TAŞINMAZIN DAVALIYA DEVREDİLEREK TESCİL EDİLMESİ İŞLEMİNİN TEK BAŞINA BAĞIŞ OLARAK KABUL EDİLEMEYECEĞİ – BERABERLİKTEN DOĞAN DAYANIŞMAYLA VE KARŞILIKLI GÜVENE DAYANILARAK DAVALI EŞ ADINA TESCİL YAPILDIĞI

    Özet:  Duraksamaya yer vermeyecek şekilde bağış iradesini ortaya koyacak beyan ve davranış yoksa, salt davacı tarafından davacı adına olan taşınmazın davalıya devredilerek davalı adına tescil edilmesi işlemi, tek başına bağış olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Bu itibarla eldeki davada dosya kapsamındaki tanık ve tarafların beyanlarına göre yapılan işlemin bağış iradesini gösterir nitelik taşımadığı, esasen beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, taşınmazın davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmakla, talep uyarınca iddia ve savunma çerçevesinde mal rejiminin tasfiyesi hakkında karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • TAŞINMAZ ÜZERİNDE BULUNAN AĞAÇLARIN DAVACI TARAFINDAN DİKİLDİĞİ VE YETİŞTİRİLDİĞİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – MÜLKİYETİN DAVACIYA AİT OLDUĞUNUN TESPİTİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Taşınmaz üzerinde bulunan ve bütünleyici parça niteliğindeki bina, ağaç gibi muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceğinden kural olarak ve aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemez ve mahkemelerce de anılan kanun hükümleri gözardı edilerek mülkiyet tespitine karar verilemez. Böyle bir durumda "Çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği ve davacının istemi içinde muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteminin bulunduğu gözetilerek davanın buna göre görülüp sonuçlandırılması gereklidir. Açıklanan ilke ve esaslara göre, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların davacı tarafından dikildiği ve yetiştirildiğine karar verilmesi gerekirken “mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine “karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
  • FEN BİLİRKİŞİLERİN RAPOR VE EKLİ KROKİLERİNDE A VE B HARFLERİ İLE GÖSTERİLEN TAŞINMAZ KISIMLARININ DAVACI ADINA TESCİLİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Dava konusu taşınmazın arsa niteliği ile tespit ve tescilinin yapıldığı, komşu parsellerin de arsa niteliğinde bulunduğu, bahsi geçen ziraat bilirkişi raporunda da davaya konu taşınmaz bölümlerinin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun bildirilmesi karşısında, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ekonomik yarar sağlanması mümkün bulunan yerlerden olduğu göz önüne alınarak fen bilirkişilerin rapor ve ekli krokilerinde A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz kısımlarının davacı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı ...'nin tescil talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
  • ELATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL DAVALARININ NİTELİKLERİ GEREĞİ AYNI OLMASI NEDENİYLE YATIRILAN HARÇ GÖZETİLEREK TEK VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Mahkemece, (1) ve (2) no'lu bağımsız bölümler için verilen ecrimisil üzerinden toplam 2.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen dosya yönünden davacı ... için 1.500,00 TL, davacı ... için 1.500,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, el atma yönünden davanın konusunun kalmadığı ve davalı tarafça davanın açılmasına sebebiyet verildiğinden, davacı ... için 1.500,00 TL, davacı ... için 1.500,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları nitelikleri gereği aynı maddi olgu ve hukuki nedenden kaynaklanmakta olup, aynı davada dava konusu yapılması nedeniyle yatırılan harç oranı gözetilerek her iki istek yönünden davacılar lehine, tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekleri yönünden ayı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
  • ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARIN 3. KİŞİNİN İSTİHKAK İDDİASINA İLİŞKİN OLDUĞU – DAVACI 3.KİŞİ ŞİRKET İLE TAKİP BORÇLUSU ŞİRKET ARASINDA ALACAKLIDAN MAL KAÇIRMAK İÇİN DANIŞIKLI İŞLEMLER YAPILDIĞININ KABULÜ GEREKTİĞİ

    Özet:  Davacı 3. kişi şirket tarafından dayanılan 19.02.2013 tarihli ve adi nitelikteki kira sözleşmesinde de davacı 3. kişi taraf değildir. Önemle ifade etmek gerekir ki asıl ve birleşen davalara konu hacizler dayanak...... İş Mahkemesi ilamlarında gösterilen adreste yapılmıştır. Öte yandan, davacı 3. kişinin delil olarak dayandığı ve mahcuzlara ait olduğunu iddia ettiği ve mahkemece de kabul kararlarına gerekçe olarak gösterilen faturalar da her zaman temini mümkün belgelerden olup, istihkak davalarında zayıf delil niteliği taşımaktadırlar. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı 3. kişi şirket ile takip borçlusu şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığının kabulü gerekir. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, asıl 2013/628 Esas sayılı ve birleşen 2013/552 Esas sayılı davalar bakımından da davaların reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 
  • ECRİMİSİL TALEP EDİLEN DÖNEMİN TAMAMINDA ADI GEÇENLERİN HAK SAHİBİ OLMADIKLARI – DAVACILARIN HİSSELERİNE DÜŞEN BEDELİN TESPİT EDİLMEK SURETİYLE ECRİMİSİLE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Dava konusu 245 ada 35 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından davacıların davadan bir süre önce paylarını devretmeleri nedeniyle ecrimisil talep edilen dönemin tamamında adı geçenlerin hak sahibi olmadıklarının gözetilmediği, taşınmazda davacılar haricinde ... adında ) dava dışı paydaşlar da bulunduğu başka bir ifadeyle davalı tarafından el atılan kısımda, dava dışı kişilerin de pay sahibi olduğu anlaşılmasına rağmen dava dışı paydaşların hisselerine düşen ecrimisil bedelinin mahsup edilmeyerek hükme dahil edildiği görülmektedir. Gerektiğinde bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle paylarda bir değişiklik olup olmadığının belirlenmesi, ecrimisil hesabında paylarını devreden davacıların devir tarihlerinin dikkate alınması ve davacıların payı gözetilerek bu şekilde hisselerine düşen bedelin tespit edilmek suretiyle ecrimisile hükmedilmesi gerekir.
  • TAPU İPTALİ VE TESCİL VE OLMADIĞI TAKDİRDE ZİLYETLİĞİN DEVRALINAN KISMININ BELİRLENEREK DEĞERİNİN TAHSİLİ İSTEMİ

    Özet: Dosyanın bir hukukçu, bir mali müşavir veya muhasebeci ve bir bankacıdan oluşturulacak üçlü bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak harici satış senedindeki bedelin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, bu konuda gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken belirtilen Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarına ve açıklanan ilkelere aykırı olarak bu yönde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
  • TÜM PAYDAŞLARI BAĞLAYAN HARİCİ TAKSİM SÖZLEŞMESİ VE ÖZEL PARSELASYON PLANININ OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ

    Özet: Tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığının veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının tespit edilmesi, varsa çekişmeli yerlerin kimin kullanımına terk edildiğinin, yoksa, davacıların, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandıkları ya da kullanmalarına uygun bir kısım olup olmadığının saptanması, ecrimisil istenen dönemler için, hangi taşınmazın, hangi davalı tarafından, hangi dönemlerde kullanıldığının ya da kullanılıp kullanmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, kullanım var ise, kullanımın niteliğinin tespiti ile intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması, davalıların ve davacıların taşınmazlardaki pay oranları/hisse oranları da göz önünde bulundurulmak suretiyle, davacıların paylarına göre kendilerine ödenmesi gereken miktarları gösterecek şekilde, ecrimisil hesap yöntemine uygun, denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, ondan sonra, toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 
  • KEŞİFTE ZARAR GÖREN M2 BELİRLENMİŞ OLUP, BU ALAN ESAS ALINARAK İNCELEME YAPILMASI VE ECRİMİSİLE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ – DAVA TARİHİNDEN GERİYE DOĞRU BEŞ YILLIK ECRİMİSİL HESABI YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece yapılan keşifte zarar gören m2 belirlenmiş olup bu alan esas alınarak inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre ecrimisile hükmedilmesi gerekirken Değişik İş dosyasındaki tespite göre karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil hesabı yapılması gerekirken beş yıllık süreyi aşacak şekilde 2007 yılından tespit tarihi olan 07.10.2011 tarihine kadar hesap yapılması da bozma sebebi yapılmıştır.
  • PAYDAŞLAR ARASI ECRİMİSİL TALEBİ – PAYINDAN AZ YER KULLANDIĞINI İLERİ SÜREN PAYDAŞIN TAKSİM VEYA ORTAKLIĞIN SATIŞ YOLUYLA GİDERİLMESİ DAVASI AÇMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Dava konusu taşınmaz olan dükkanın davalı tarafından işyeri olarak bizzat kullanıldığı saptanmıştır. Paydaşlar tarafından kullanılan yerler için intifadan men şartının aranması,kanıtlanması gerektiği açıktır. İşyeri niteliğindeki taşınmaza ilişkin az yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından Noterden ihtarname gönderilmek ve davalıya tebliğ edilmek suretiyle intifadan men olgusu gerçekleştirilmiştir. Buna göre, ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki süre bakımından davacının ecrimisil hakkının doğduğu kuşkusuzdur. O halde; intifadan men olgusunun oluştuğu tarihten dava tarihine kadar ecrimisil hesaplanması yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 
  • ADLİ YARDIMDAN FAYDALANABİLMEK İÇİN YOKSULLUK VE HAKLI OLMA ŞARTLARININ ARANDIĞI – MAHKEMECE ADLİ YARDIM TALEBİ HAKKINDA OLUMLU VAYA OLUMSUZ BİR KARAR VERİLMEDEN EKSİK HARCIN YATIRILMAMASI NEDENİYLE DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILDIĞINA KARAR VERİLMESİNİN KANUNA AYKIRI OLDUĞU 

    Özet:  Uyuşmazlıkta, davacıların ilk adli yardım talepleri hakkında mahkemece dilekçeye derkenar düşülerek herhangi bir sebep belirtmeksizin ret karar verilmiş, mahkemece yapılan keşif sonrası taşınmazın değeri üzerinden harç tamamlayamayacaklarını belirterek adli yardım talebinde bulundukları dilekçe hakkında ise olumlu-olumsuz bir karar verilmeden, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece yukarıda belirltilen kanun maddeleri uyarınca adli yardım talebi hakkında gerekli araştırma ve inceleme yapılıp deliller değerlendirilmek suretiyle olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, davacıların adli yardım talebinin değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi halinde yargılamaya harç alınmadan devam edilmesi, adli yardım talebinin reddine karar verilmesi halinde ise nispi peşin harç noksanlığının Harçlar Kanununun 30-32. maddeleri gereğince tamamlattırılması, harcın tamamlanması halinde işin esasının incelenmesi, aksi takdirde Harçlar Kanununun 30. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde hareket edilmesi gerekirken, bu hususlar göz önüne alınmadan karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
  • BORÇLUNUN BORCU ÖDEMESİ – ÖDEME BELGELERİNİN YARGILAMANIN HER AŞAMASINDA İBRAZ EDEBİLMESİ – BU KONUDA ALACAKLIYA DİYECEKLERİNİN SORULMASI SONRASINDA KARAR VERİLMESİ GEREKLİLİĞİ

    Özet: Davalı borçlu borcunu ödediğini belirterek buna dair ödeme belgelerini temyiz dilekçesine eklemiştir. Ödeme belgesi borcu sona erdiren belgelerden olduğundan yargılamanın her aşamasında ibraz edilebilir. Bu durumda mahkemece borçlu tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan ödeme belgeleri üzerinde durularak, bu konuda alacaklıya da diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.