6. Hukuk Dairesi

6. Hukuk Dairesi

  • AKDE AYKIRILIK FUZULİ İŞGAL SEBEBİYLE TAHLİYE VE ECRİMİSİL İSTEMİ – AKDE AYKIRILIKLARIN GİDERİLMESİ İÇİN OTUZ GÜNLÜK SÜRE VERİLMESİ GEREĞİ – ÇATILI İŞYERİ OLAN KİRALANAN TAŞINMAZIN TAHLİYESİ

    Özet: Dava, akde aykırılık fuzuli işgal sebebiyle kiralananın tahliyesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup davacı, davalı kiracıya gönderdiği ihtarnamede akde aykırılıkların giderilmesi için 15 gün süre vermiş, ihtar davalı kiracıya tebliğ edilmiştir. Çatılı işyeri olan kiralanan için davalı kiracıya çekilen ihtarda 30 gün süre verilmediğinden ihtar hukuki sonuç doğurmaz. Davacı tarafından, davalı kiracıya çekilen ihtarda 15 gün süre verilmiştir. Kiracı hakkında açılan davanın bu sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi doğru değildir.
  • KİRA SÖZLEŞMESİ – ADİ KEFİL HAKKINDA TAKİP – KEFİL HAKKINDA TAKİP

    Özet: İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmeyi davalı Y. Y. adi kefil olarak imzalamıştır. Adi kefil hakkında takip yapılabilmesi için B.K.'nun 486. maddesi hükmü uyarınca, kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takip yapılıp da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takip yapılmasının imkansız hale gelmesi gerekir. Davada bu koşullar gerçekleşmediğine göre sözü edilen madde hükmü uyarınca kefil olan davalı Y. Y. hakkında doğrudan icra takibi yapılması ve buna dayanarak dava açılması olanaksızdır. Bu sebeple davalı kefil Y. Y. hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekir.
  • KİRACININ ÖDEMESİ GEREKEN AİDAT BORCU – AİDAT ALACAĞI DAVASI – AİDAT BORCU

    Özet: Dava, kira ve aidat alacağına ilişkindir. Davalı, savunmasında aidatın talep edilebilmesi için bu meblağların takip tarihinden önce kiralayan tarafından ödenmesi gerektiğini, kiralayanın ödemediği aidatla ilgili icra takibi yapamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur. Kiracının ödemesi gereken aidat borcu ancak kiralayan tarafından ödendiği kanıtlandığı takdirde kiracıdan istenebilir. Somut olayda, aidat bedellerinin ilgili yönetime davacı tarafından ödendiği iddia ve ispat edilmediğine göre davacının aidat alacağına dair davasının reddi gerekir.
  • KİRA SÖZLEŞMESİNDEN DÖNME – ZORUNLU VE FAYDALI İMALAT BEDELİNİN ÖDENMESİ İSTEMİ – İMALAT BEDELLERİNİN DENETİME ELVERİŞLİ ŞEKİLDE BELİRLENMESİ

    Özet: Davacı, kira sözleşmesinin davalı tarafından haksız sana erdirildiğini söyleyip menfi zarar kapsamında zorunlu ve faydalı imalat bedelinin tahsilini istemiştir. Mahkemece iki bilirkişiden alınan raporlar, birbirleriyle çelişkili olmasına rağmen bu raporlar arasındaki çelişkiler giderilmemiş ve denetime elverişsiz şekilde imalat bedeline hükmedilmiştir. Bu nedenle konusunda uzman bilirkişiden yeniden rapor alınarak davacı kiracı tarafından yapılan imalatların değerlerinin Yargıtay denetimine elverişli şekilde belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
  • SADAKATSİZ DAVRANAN EŞE BAĞIŞLANAN DÜĞÜNDE TAKILAN ZİYNET EŞYALARININ TALEP EDİLEBİLECEĞİ – BAĞIŞLAMANIN GERİ ALINMASI KOŞULLARININ GERÇEKLEŞİP GERÇEKLEŞMEDİĞİ

    Özet: Davadaki uyuşmazlık, düğünde davacıya bağışlanan ziynetlere ilişkin olarak bağıştan rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/2 (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 244/2) maddesinde bağışlananın, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması halinde bağışlayanın bağışlama sözünü geri alabileceği ve bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bağışlamanın geri alınması talebi konusunu oluşturan ziynetlerin evlilik nedeniyle ve düğün sırasında davacıya bağışlandığı kuşkusuzdur. TMK'nın 185. maddesi hükmüne göre evlilik kurumunun taraflara yüklediği en önemli edimlerden biri eşlerin birbirlerine karşı sadakatidir. Bu yükümlülük evlilik birliğinin hukuken sona ermesine kadar devam eder. Mahkemece kesinleşen boşanma davası dikkate alınarak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/2. maddesinde düzenlenen bağışlamanın geri alınması koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
  • SÖZLEŞMENİN HAKLI NEDENLE FESHİ – İKİ YIL BOYUNCA DEVAM EDEN KİRACILIKTA KİRA İLİŞKİSİNİN BAŞINDAKİ EKSİKLİKLERİN İLERİ SÜRÜLEREK SÖZLEŞMENİN HAKLI NEDENLE FESHEDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Davacının iddia ettiği eksiklik ve olumsuzluk veya organizasyon kusurlarının var olduğu kabul edilse dahi kiracı yaklaşık 2 yıl süren kiracılığı sırasında bu eksiklikler sebebiyle kiralayana yazılı bir uyarıda bulunmamış, bir tespit yaptırmamış, daha sözleşmenin başlangıcında fesih yoluna gidebilecekken gitmemiştir. Kira ilişkisinin başında meydana gelen bu olumsuzluklara rağmen 2 yıl boyunca kiracılığını devam ettiren davacı kiracının 2 yılın sonunda yeterli müşterisi olmadığı ve ciro yapamadığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshi haklı fesih olarak kabul edilemez. Bu sebeple mahkemece davacı kiracının feshinin haklı fesih olmadığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
  • ARAÇ KİRALAMADA CEZAİ ŞART – KİRACININ SORUMLULUĞU

    Özet: Taraflar arasında 09.07.2012 tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğine göre kural olarak kiracı, kira dönemi sonuna kadarki kira parasından sorumludur. Davalı kiracının sorumluluğu kiralananın kira sözleşmesindeki bedel ve koşullarda yeniden kiraya verilebileceği süre kadardır. Kira sözleşmesine konu aracın yeniden kiraya verilip verilmediği üzerinde durularak ve kiralanan aracın aynı şartlarla ne kadar süre içinde kiraya verilebileceği gerektiğinde uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilerek tespit edilecek bu makul süre kadar kira parasından davalının sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
  • 2-B KAPSAMINDAKİ TAŞINMAZA İLİŞKİN NOTERDE VERİLEN MUVAFAKAT İLE MÜLKİYETİN GEÇMEYECEĞİ

    Özet: Noter ihtarnamesi içeriğinden, dava konusu kiralananın, 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ile Hazineye ait Arazilerin Satışı Hakkında Kanun kapsamında kaldığı ve halen hazinenin mülkiyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Kiralayan K. G. ve arkadaşlarınca, taşınmazda adlarına isabet eden hak ve hisselerin davacı adına tescil edilmesine dair noterde muvafakatname verilmesi ile mülkiyetin davacıya geçtiği kabul edilemez. Davacının takip ve dava ehliyeti bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.
  • KİRACININ TACİR OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ – TACİR DEĞİLSE TBK’NIN 88. VE 100. MADDELERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece, araştırma yapılması, davalının tacir olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre yeni yasal düzenleme karşısında kira sözleşmesinin 9. maddesindeki; 1 ile 5’i arası ödenmeyen kira bedeli için %10 aylık faiz işletileceğine dair şartın uygulanıp uygulanmayacağının, tacir değilse TBK 88. ve 100. maddelerinin uygulanması gerektiğinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
  • KİRA SÖZLEŞMESİ – ÖDENMEYEN KİRA BEDELLERİ – TEMERRÜT FAİZİ – YASAL FAİZ SINIRI

    Özet: Uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alacaklı ödenmeyen kira bedelleri ile birlikte sözleşmenin 4. maddesine göre aylık %15 temerrüt faizi tahsilini istemiştir. Mahkemece TBK 120/2 maddesi gereğince getirilen faiz sınırlaması nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle faiz alacağının tahsiline karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
  • RÖDOVANS SÖZLEŞMESİNİN FESHİ İSTEMİNDE 1 YILLIK KİRA BEDELİ ÜZERİNDEN EKSİK HARCIN TAMAMLATTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dava dilekçesinde 71.206,00-TL alacağın tahsili ile birlikte sözleşmenin feshi, ruhsatın ve mermer sahasının da davacıya devir ve tesciline karar verilmesi istenmiş, dava değeri ise 71.206,00 TL olarak gösterilmiştir. Mahkemece davaya konu alacak istemi yanında sözleşmenin feshi isteğinin de olduğu göz önünde bulundurularak bir yıllık kira bedeli üzerinden eksik harcın tamamlattırılması, ondan sonra yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken sözleşmenin feshi istemi yönünden harç tamamlattırılmadan davanın kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmediğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
  • SÖZLEŞMENİN HAKSIZ FESHİ NEDENİYLE İSTİRDAT TALEBİ – GÖREVLİ MAHKEMENİN SULH HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞU

    Özet: Davacı, rödovans ve maden ruhsatı devir sözleşmelerine aykırı olarak kusuru bulunmadığı halde davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle davalıya ödenmiş olan 200.000-USD'nin iadesi (istirdat) isteminde bulunmuştur. Dava, 2.8.2013 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yazılı şekilde işin esası incelenerek davanın esastan sonuçlandırılması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
  • RÖVODANS ALACAĞI – KİRA SÖZLEŞMESİ – KİRA SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ALACAK – GÖREVLİ MAHKEME

    Özet: Davadaki uyuşmazlık , ürün kirasının bir türü olan rödovans alacağının tahsiline yönelik olup, dava 6100 Sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra 24.12.2012 tarihinde asliye ticaret mahkemesinde açılmıştır. Bu durumda mahkemenin yukarıda belirtilen yasal düzenleme gereği dava dilekçesini görev yönünden ret ederek görevsizlik kararı ile dosyayı görevli sulh hukuk mahkemesine göndermesi gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
  • TEBLİGAT KANUNU 35 GEREĞİNCE TEBLİGAT ŞARTLARI VE USULÜ – TASFİYE HALİNDEKİ ŞİRKETİN TASFİYE MEMURUNA TEBLİGAT YAPILMASI

    Özet: Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre önce usulüne uygun belirlenen adrese normal tebligatın çıkması, tebliğ edilmediği takdirde Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat çıkarılması gerekir. Ancak dosya içerisindeki evraklardan adı geçen davalıya daha önce gönderilen ve iade edilen bir tebligata rastlanmamıştır. Öte yandan hüküm, davalı şirkete Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğe çıkarıldığı halde, davacı vekiline ait temyiz dilekçesinin bu kez adı geçen şirketin tasfiye memuru olarak atanan A.. S..’ye tebliğ edildiği görülmektedir. Bu durumda davalı şirketin tasfiye halinde bulunup bulunmadığı ticaret sicil müdürlüğünden araştırılarak, şirketin tasfiyesine karar verilmiş ise hükmün ve davacı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin tasfiye memuruna tebliğ edilip yasal bekleme süresinden sonra gönderilmesi, aksi halde davalı şirkete hükmün ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin usulüne uygun bir şekilde tebliği ile buna ilişkin belgenin dosya arasında konulması, ondan sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir.
  • KİRA SÖZLEŞMESİNİN HAKLI FESHİ NEDENİYLE TAZMİNAT VE ÖDENMEYEN KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ İSTEMİ – KİRACIYA 10 GÜNLÜK ÖDEME SÜRESİNİN VERİLMEMESİ NEDENİYLE GÖNDERİLEN İHTARIN SONUÇ DOĞURMAYACAĞI – FESHE DAYALI OLARAK TAZMİNAT İSTENEMEYECEĞİ

    Özet: Davaya konu kiralananın Osmangazi Panayır Mahallesi 2311 ada 90 parsel sayılı taşınmazın 500 M2'lik kısmının mobilya ve teşhir salonu olarak kullanılmak üzere kiralandığı, sözleşmenin 5. maddesinde kiracının taşınmaza sabit tesis yapamayacağı ancak takılıp sökülebilir malzeme ile kapalı alan yapabileceği düzenlenmiştir. Davaya konu taşınmazın çatılı iş yeri değil, adi kira hükümlerine tabi iş yeri kirası olarak kabul edilmesi halinde dahi davalıya 10 günlük ödeme süresinin verilmediği anlaşılmakla davalıya gönderilen ihtar sonuç doğurmaz. Bu itibarla feshe dayalı olarak davalıdan tazminat istenemez. Bu durumda mahkemece tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
  • TAŞINMAZ İÇİN İKİ AYRI KİRA SÖZLEŞMESİ DÜZENLENMESİ – STOPAJI AZ GÖSTERMEK İÇİN MUVAZAALI KİRA SÖZLEŞMESİ DÜZENLENMESİ – YÜKSEK BEDELLİ ASIL KİRA SÖZLEŞMESİNİN UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜNDE ESAS ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Uyuşmazlık, aynı taşınmaz için düzenlenmiş 01/11/2009 başlangıç tarihli, aylık 2.000,00-TL ve aynı tarihli, aylık 220,00-TL bedelli sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasındadır. Davacı takipte aylık 2.000,00-TL bedelli sözleşmeye dayanmış, davalı tarafından sunulan sözleşmedeki imzasını inkar etmemekle birlikte bu sözleşmenin stopaj için düzenlendiğini bildirmektedir. Davalı kiracı aynı tarihli ve 220,00-TL bedelli yeni bir kira sözleşmesi sunmuş ise de takibe dayanak kira sözleşmesindeki imzasını inkar etmemekte ve fakat sözleşmenin davacıya boş olarak verildiğini, davalı tarafından sonradan doldurulduğunu savunmaktadır. Boş sözleşmeye imza atanın sonradan bunun sözleşmeye aykırı doldurulduğuna dair beyanına itibar edilemeyeceği gibi bundan ayrı davalının sunduğu ikinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiği ya da sona erdirildiği yönünde bir şerh de bulunmamaktadır. Öte yandan ilk sözleşmenin yapılmasından sonra aylık kira parasının fahiş oranda 2.000,00-TL'den 220,00-TL'ye indirilmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalının dayandığı kira sözleşmesinin kira bedelini belirlemenin dışında başka bir sebeple düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları da takibe konu dönemde kiralananın aylık kira bedelinin 220,00-TL olamayacağını doğrulamaktadır. Bu durumda takipte dayanılan aylık kirası 2.000,00-TL olan yüksek bedelli kira sözleşmesine değer verilmesi gerekir. Uyuşmazlığın 01/11/2009 başlangıç tarihli ve aylık 2.000,00-TL bedelli kira sözleşmesi uyarınca çözümlenmesi gerekirken muvazaalı kira sözleşmesi esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
  • KİRALANANIN TAHLİYESİ İÇİN ÜÇ AY ÖNCEDEN BİLDİRİM YAPILMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Somut olayda; kiralanana ait kira sözleşmesi 01.12.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. TBK'nın 347. maddesi hükmü gereğince kiracı bir yıl olan sözleşme süresinin bitiminden yani 01.12.2000 tarihinden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadığından yıldan yıla yenilenerek yasada belirtilen on yıllık uzama süresi 01.12.2010 tarihinde dolmuştur. Son uzama yılı davanın açıldığı tarihe nazaran 01.12.2014 tarihinde sona ermiş olup, 6098 Sayılı Kanun'a uygun olacak şekilde üç ay önceden 25.07.2014 tarihinde bildirim yapılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle 25.07.2014 tarihinde tebliğ edilen bildirim süresinde olduğundan kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un Geçici 2. maddesi gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
  • 10 SENELİK SÜRENİN DOLMAMASI HALİNDE TAHLİYE İSTENEMEYECEĞİ

    Özet: Kiralanan, TBK'nın konut ve çatılı iş yeri kirası hükümlerine tabi olup, taraflar arasında düzenlenen 01.10.1997 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi 01.09.2003 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli sözleşme ile yenilenmiştir. Bu husus dosyaya sunulan ve tarafların kabul ettiği yazılı kira sözleşmelerinden anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin son sözleşme olan 01.09.2003 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir. TBK'nın yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinde henüz 10 yıllık kira süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece koşulları gerçekleşmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
  • Untitled Article

    SÖZLEŞMEDE 15 GÜN ÖNCEDEN KİRACININ FESHİNİN DÜZENLENDİĞİ – 6 AYLIK KİRA BEDELİNİN DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ   Özet: Davalı kiracı, 24/03/2014...