6. Daire

6. Daire

  • MÜLKİYET HAKKINI KULLANAMAMAKTAN TAZMİNAT TALEBİ – TAŞINMAZIN KISITLI OLMASI

    Özet: Davada, davacının mülkiyet hakkını kullanamadığı ve tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı edindiği tarih itibari ile taşınmaz için kısıtlılık durumun mevcut olduğu, yukarıda belirtilen Avrupa İnsan Mahkemesi kararında belirtilen mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olma durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına karşın, 17.07.2012 tarihli satış işlemi sonucu mülkiyet sahibi olan davacı açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinin henüz bulunmadığı açıktır.Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tazminat talebinin kabulüne ilişkin temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
  • YAPI İSKANI ALINMASININ RUHSATA AYKIRILIĞI VE YIKIMA ENGEL OLMAYACAĞI

    Özet: Yapının yapı kullanma iznine aykırı olmadığı, ruhsatının da iptal edilmediği anlaşıldığından ortada ruhsatsız bir yapının olduğundan söz edilemeyeceği, bu durumda dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun yapı kullanma izni verilmesi başlıklı 30. maddesinde, "Bu maddeye göre verilen iznin, yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz." hükmü yer almıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporunun incelenmesinden, yapı ruhsatının dayanağı projede, 5,50 m² yatak nişi, 11,20 m² oda, 1,50 m² kömürlük olmak üzere dairenin alanının 18,20 m² olduğu, 40 m² lik de otopark bulunduğu, yapı kullanma izin belgesinde ise dairenin yüz ölçümünün 68 m² olarak belirtildiği, halihazırda yapılmış olan dairenin yüz ölçümünün ise, 61,19 m² olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda içeriği yazılı madde hükmü uyarınca yapı kullanma izni verilmiş olması ruhsata aykırılıktan doğacak olan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağından ruhsata aykırı olarak yapıldığı bilirkişi raporuyla sabit olan yapının 14.6.2000 günlü yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi üzerine yıktırılarak mimari projeye uygun hale getirilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
  • İSKAN RUHSATI VERİLMESİNİN İPTALİ DAVASI – TEKNİK UYGULAMA SORUMLUSUNUN DAVA AÇMA EHLİYETİ

    Özet: İnşaatın iskan ruhsatının denetim görevini yerine getirmesi engellenerek denetimsiz olarak tamamlanan taşınmaza iskan ruhsatı verilmesi aşamasına kadar yapının teknik uygulama sorumlusu sıfatı devam eden davacının kişisel menfaatini ihlal ettiği, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunduğu açık olup, hem teknik uygulama sorumlusu sıfatıyla inşaatın denetimi sonucu müeyyidelere maruz kalabilecek olması, hem de kentin bütününe hitap eden bir yapının, denetimsiz olarak tamamlanarak kullanıma açılması nedeniyle, bu bütünlük içinde yaşayan herkesin hemşehri sıfatıyla gerek büyükşehir belediyesi gerekse ilçe belediyelerinin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetimini sağlamak bakımından dava açmak hak ve yetkisi olduğunu kabul etmenin gerekli olması nedeniyle, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunduğundan davanın ehliyet yönünden reddine dair mahkeme kararında isabet görülmemiştir. 
  • İPTAL DAVASI AÇILDIKTAN SONRA TAM YARGI DAVASI AÇILMASI HALİNDE BEKLETİCİ MESELE YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: İlgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilmeleri olanaklı olduğu gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine tam yargı davası açabilmeleri de mümkündür. İdari işlemin iptali istemiyle açılan davanın karara bağlanması, işlemin tebliğinden itibaren açılabilecek tam yargı davasına ilişkin olarak işlemeye başlayan dava açma süresini kesmekte ve kararın tebliği ile ilgiliye yeni bir dava açma süresi tanımakta olup, bu durum önceden mevcut dava açma süresini ortadan kaldırmamaktadır. İptal davası sürerken tam yargı davası açılması durumda iptal davası sonunda verilecek karara kadar davaya bakılmaması ve bunun bir bekletici sorun sayılması icap etmektedir.
  • TAŞINMAZ ALANIN AĞAÇLANDIRILMASI – KAMULAŞTIRMA – MÜLKİYET HAKKI – KAMULAŞTIRMADA ÖDENECEK TUTAR

    Özet: Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle aralarında emlak değerleme uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulunca, taşınmazın cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedeli tespit edildikten sonra davacıya ödenmesine karar verilmesi icap etmektedir.
  • PARSELASYON İŞLEMİNİN DIŞINDA TUTULAN TAŞINMAZ – MÜLKİYET HAKKININ KISITLANMASI

    Özet: Parselinin tamamı park olan davacıların mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlandığı açık olup, bu kısıtlılığın kaldırılması için davalı idare tarafından taşınmazın kamulaştırılması ya da başka bir taşınmaz ile takas edilmesi, veya daha sonra bölgede yapılacak yeni bir parselasyon işlemine dahil edilmesi gerektiği tabi olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
  • KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA – 5 YILLIK SÜRE İÇİNDE DAVA AÇILMAMASI

    Kamulaştırma Kanununa eklenen ek madde 1'de; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu kanunun geçici 6'ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
  • BÖLGENİN İMAR PLANININ VE PARSELASYON İŞLEMİNİN İPTALİ

    Davacıya ait inşaatın bulunduğu bölgenin imar planının ve parselasyon işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi sonucunda plansız alan haline geldiği ve yeni planın yapılmasından sonra taşınmazın durumunun değerlendirileceği açık olduğundan, inşaatın devamına izin verilmemesi yolundaki işlemde hukuka aykırılık bulunmaz.
  • KAMULAŞTIRMASIZ HUKUKİ EL ATMA – ESKİ MALİK VE YENİ MALİK İÇİN 5 YILLIK SÜRELER

    Taşınmazın 1986 yılında yapılan imar planı uyarınca ilkokul alanı olarak ayrıldığı, 1989 yılında yapılan 3194 sayılı kanunun 18. maddesi uygulaması sonucunda KOP (Kamu ortaklık payı) olarak C.D., S.B. ve L.P. adına tescil edildiği, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazla mülkiyet bağının ise 17.07.2012 tarihli satış işlemi ile kurulduğu anlaşılmaktadır. Bakılan davada, davacının mülkiyet hakkını kullanamamaktan yakınarak, tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakta ise de; esasen davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı edindiği tarih itibari ile taşınmaz için kısıtlılık durumun mevcut olduğu, yukarıda belirtilen Avrupa İnsan Mahkemesi kararında belirtilen mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olma durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına karşın, 17.07.2012 tarihli satış işlemi sonucu mülkiyet sahibi olan davacı açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinin henüz bulunmadığı açıktır. Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tazminat talebinin kabulüne ilişkin temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
  • KAMULAŞTIRMA KANUNU GEÇİCİ 6.MADDE – KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA – NİSPİ / MAKTU HARÇ

    Taşınmazına kamulaştırmasız el atılan davacının, zararının tazmini için açtığı davada, mahkemece, davaya konu olayın Kamulaştırma Kanununun geçici altıncı maddesi kapsamında olmadığı düşünülmüş ve nispi harç tahsil edilmesine karar verilmiştir.Davacı ise maktu harç alınması gerektiğini ileri sürerek eksik kalan harcı tamamlamamış ve bunun sonucunda da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dava konusu olayın anılan madde kapsamında olmasına rağmen mahkemece yanlış değerlendirme yapılarak verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur.
  • BEDELSİZ TERKEDİLEN ARAZİNİN AMACINA AYKIRI KULLANILMASI – İADE TALEBİNİN REDDİ

    Davacı, bedelsiz terk ettiği arazisinde beş yıl boyunca terk amacına uygun hiçbir işlem yapılmadığı gerekçesiyle arazisini idareden geri istemiş; ret işlemine karşı açtığı dava, artık arazinin maliki olmadığından bahisle ehliyet yönünden reddedilmiştir. Mahkemenin kararına dayanak olan Kamulaştırma Kanununun 35. maddesinin bu şekilde yorumu, kamu menfaatleriyle kişisel menfaatler arasındaki adil dengeyi bozacak niteliktedir.