5. Ceza Dairesi

5. Ceza Dairesi

  • MÜŞTEKİNİN İDDİALARI DOĞRULTUSUNDA KOOPERATİFİN KAYITLARININ İNCELENMESİ VE BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ – KOOPERATİF YETKİLİLERİNİN EYLEMLERİNİN İHMAL VEYA KÖTÜYE KULLANMA NİTELİĞİNDE OLUP OLMADIĞI TESPİT EDİLMEDEN KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Kamu davası; görevi kötüye kullanma suçuna ilişkindir. Müştekinin iddiaları kapsamında ilgili kooperatifin defter, belge, tapu ve muhasebe kayıtları celp edilip denetime olanak verecek şekilde konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak kooperatif yetkililerinin görevlerinin icrasında ihmallerinin yahut kötüye kullanma niteliğinde eylem ve işlemlerinin bulunup bulunmadığı hususları açıklığa kavuşturulduktan sonra şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
  • SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA VE ANAYASAL DÜZENİ ORTADAN KALDIRMAYA TEŞEBBÜS SUÇU – CMK 19/2 UYARINCA DAVANIN KAMU GÜVENLİĞİ NEDENİYLE NAKLİ

    Özet: Davanın kamu güvenliği nedeniyle naklinin CMK 19/2'de düzenlendiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 01/01/2006 tarih ve 19 no'lu genelgesi ile de kamu güvenliği nedeniyle davanın naklinin istenmesi durumunda yapılacak işlemlerin izah edildiği, davanın başka bir yere naklinin uygun olacağı yolundaki yukarıda belirtilen görüşler ve Adalet Bakanlığı'nın bu husustaki istemi nazara alındığında devletin sorumluların belirlenip cezalandırılmasını sağlayarak etkili bir soruşturma yürütme sorumluluğunun bulunduğu, yargılamanın adil, etkili ve tarafların katılımına açık bir şekilde esas yetkili mahkemesinde yapılması gerektiği, ancak güvenlik önlemleri alınsa bile toplumsal olaylar çıkabileceği ve tarafların ciddi tehditler altında kalabileceği, buna bağlı olarak yargılamanın düzenli yapılamayacağı, kamu güvenliği yönünden açık ve yakın tehlikenin söz konusu olabileceği ve davanın nakli isteminin mahal mahkemesinden geldiği anlaşılmakla, CMK 19/2 uyarınca Söke Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/173 Esasında kayıtlı kamu davasının İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakline karar verilmiştir.
  • SAHTECİLİĞİN ALDATICILIK ÖZELLİĞİNİN BULUNMASI HALİNDE EYLEMİN NİTELİKLİ ZİMMET OLDUĞU – ADLARINA KREDİ ALINAN MUDİLERE İLİŞKİN DAHA ÖNCE ALINMIŞ KARTONET İMZALARININ DOSYA İÇERİSİNDE BULUNMADIĞI VE SANIKLARIN EYLEMLERİNİN SUÇ TARİHİNE GÖRE NE ŞEKİLDE ALDATICILIK YETENEĞİ BULUNDUĞUNUN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: TCK 43/1'in açıklığı karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerekmekte olup, sadece ...AŞ. adına 24/11/1997 tarihli 8.000.000.000-TL ve 1.500.000.000-TL'lik tediye fişleri ile zimmete geçirme eylemi nedeniyle sorumlu tutulabilecek sanık ... hakkında Bankacılık Kanunu'nun 01/11/2005 günü, TCK'nın ise 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle zincirleme suç koşulları oluşmayacağından teselsül nedeniyle artırım yapılamayacağı gözetilmeden sanık hakkında fazla ceza tayini, sanık ... yönünden suç tarihinin son kredinin çekildiği 31/03/2000 olduğu gözetilmeden karar başlığında hatalı gösterilmiş olması, zimmete konu miktar ödenmiş olduğundan, uygulama yapılan 4389 sayılı Kanun'un 22/3 maddesi uyarınca sadece hapis cezasına hükmolunacağı gözetilmeden hapis cezasının yanında gereken indirimler de yapılmadan ayrıca adli para cezasına da hükmolunması, 26/03/2002 tarihli hükümdeki uygulandığı şekilde her bir sanığın sadece zimmete geçirdiği miktarla sorumlu olacağı nazara alınmadan her iki sanığın toplam zimmetten sorumlu tutulması suretiyle hesap hatası da yapılarak 95.392,50-TL yerine yazılı şekilde para cezası tayini kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
  • İHBARNAME KAPSAMINDA BELİRTİLEN HUSUSLARIN YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ GEREKTİRECEK NİTELİKTE YENİ DELİL YA DA YENİ OLAY SAYILAMAYACAĞI – KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNİN GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu davası; rüşvet alma suçuna ilişkin olup, sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ve bu karara yönelik itirazın reddine dair kararlarda herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, ihbarname kapsamında belirtilen hususların CMK'nın 311/1-e maddesi kapsamında yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelikte yeni delil ya da yeni olay sayılamayacağı anlaşıldığından, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09/11/2017 tarihli ve 2017/1159 Değişik İş sayılı Karara yönelik Kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
  • MÜVEKKİLİN VEFATINDAN SONRA İŞLEMLER YAPMAYA DEVAM EDİLMESİ – MİRASÇI OLAN MÜŞTEKİLERİN DEVAM EDEN DAVADAN NE ŞEKİLDE HABERDAR OLDUĞUNUN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ – SONA EREN VEKALET İLİŞKİSİ NEDENİYLE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNDAN HÜKÜM KURULAMAYACAĞI

    Özet: Sanığın 1985 yılında aldığı vekalet ile 1913 doğumlu müvekkilinin hayatta olup olmadığını dava ile ilgili kabul iradesi bulunup bulunmadığını araştırmadan müteveffayı anılan davada temsil ettiği anlaşılmakla Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasında davacı olan ...'ın sanığın adresine nasıl ulaştığı, tebligatı alan sanığın sekreteri ...'ın ... adına gelen tebligatı neden aldığı hususlarında tanık olarak beyanlarına başvurulmasından ve müştekilerin olayı hangi tarihte ve ne şekilde öğrendikleri araştırılarak suç tarihinin kesin olarak belirlenmesinden ve sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik ile dolandırıcılık suçlarını oluşturup oluşturmayacağının tartışılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle suç vasfında yanılgıya düşülerek sona eren vekalet ilişkisi nedeniyle uygulama yeri bulunmayan görevi kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • BANKA VE ŞİFRE VERİLERİNE ÖĞRENEREK BKM EKSPRES YOLUYLA HESAPTAN HAVALE YAPILMASI – SANIĞIN KENDİSİNİ BANKA ÇALIŞANI OLARAK TANITMASI – NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın adına kayıtlı G.S.M. hattından müştekiyi arayarak Finansbank şubesinden aradığını söyleyip girmiş olduğu iletişim sonucu elde ettiği banka kartı ve şifre verilerini kullanarak internet bilişim sisteminde işlem gören BKM Ekspres şeklinde tanımlanan bir yöntem aracılığında müştekiye ait kredi kartı hesabından müştekinin rızası dışında 250,00 ve 500,00 Türk lirası tutarlı havaleler yapılmasını sağladığı ve işlem tutarlarını otomatik para çekme makinasını kullanarak mal edinmek olarak belirtildiği, buna göre sanığın eyleminin Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararında belirtildiği şekilde, suç tarihinden sonra 5237 sayılı Kanunun 158/1. maddesine "l" bendi olarak eklenen "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle" şeklindeki hüküm gereğince, eylemin nitelikli dolandırıcılık olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin üst dereceli mahkeme olan ağır ceza mahkemesine ait olduğu dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden, hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir.
  • ADLİ TIP KURUMU’NUN “BEBEĞİN BİR ÜST MERKEZE SEVKİ SIRASINDA MUTLAKA STABİLİZASYONU SAĞLANDIKTAN SONRA SEVKİNİN YAPILMAMASI NEDENİYLE TIP KURALLARINA UYGUN BİR MÜDAHALE YAPILMADIĞI” YÖNÜNDEKİ RAPORU DOĞRULTUSUNDA İHMALİ DAVRANIŞLA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNUN OLUŞTUĞUNUN KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu davası; hekimin kötü uygulama iddiası ile ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna ilişkindir.  Sanığın olay tarihinde acil polikliniğinde nöbetçi doktor olduğu, ölen bebek ...'in anne ve babası olan katılanlarca polikliniğine getirildiği, bebeğe burada müdahale olanağı bulunmadığı, hasta nakil aracının başka hasta için göreve gittiği, katılanların talebi üzerine çağrılan borsa ambulansına ise sağlık personeli verme yetkisi bulunmadığını belirttiği, Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin 6 ve 9. maddeleri uyarınca il genelinde ambulans ve sağlık memuru görevlendirme yetkisine sahip il sağlık müdürlüğünü aramadığı ve bu konuda katılanlara da herhangi bir bilgilendirme yapmayarak üst sağlık kurumuna sevk yazısı yazarak sevk işlemlerini yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda "bebeğin bir üst merkeze sevki sırasında mutlaka stabilizasyonu sağlandıktan sonra sevkinin yapılmaması nedeniyle tıp kurallarına uygun bir müdahale yapılmadığının" belirtilmesi ve ölümle illiyet bağı kurulamamasına karşın hastaya üst kuruluşa sevkten önce gerekli tıbbi müdahalede bulunulmadığı, ölenin sağlık hizmeti alma hakkını ihlal etmek suretiyle mağduriyetine sebep olduğu ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • AVUKATIN, TAHSİL ETTİĞİ PARALARI KATILANA ÖDEMEMESİ VE BAZI İCRA DOSYALARINI TAKİPSİZ BIRAKMASI – DOSYALARIN İNCELENEREK UZMAN BİLİRKİŞİDEN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, katılanın iddiasında geçen dosyaların hangilerinde vekaletnamesinin bulunduğu, varsa bu dosyalardan kaçının hangi gerekçeyle takipsiz bırakıldığı, sanığın katılana sağladığı hukuki yardımların nelerden ibaret olduğu, söz konusu paralar sanık tarafından tahsil edildiğinde, sanığın alması gereken avukatlık ücretinin bulunup bulunmadığı, yapılmış herhangi bir masraf olup olmadığı, varsa ne kadar olduğu ve vekil edenin ödediği masraf miktarı da dikkate alınarak hapis hakkını kullanmayı gerektirir bir alacak bulunup bulunmadığının belirlenmesi için dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • AVUKATIN, TAKİBE İTİRAZ SONRASI İTİRAZIN İPTALİ DAVASI AÇMAYARAK DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASINA SEBEBİYET VERMESİ – YENİLEME TALEBİNDE BULUNMAMA – MÜVEKKİLİN VEFATINDAN SONRA MİRASÇILARINA BİLGİ VERMEME

    Özet: Avukat olan sanığın, katılanın annesi olan .... vekili olarak başlattığı icra takibi sırasında borca itiraz nedeniyle verilen durma kararlarına yönelik itirazın iptali için merciine başvurmayarak, dosyanın takipsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırılmasından sonra yenileme talebinde bulunmayarak, vekili olduğu ....’un vefat etmesine rağmen mirasçılarına icra dosyası ve iptal davası açma yönünde bilgi vermeyerek ayrıca senet aslını iade etmeyerek katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu halde sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • AVUKATIN İCRA DOSYASINI TAKİPSİZ BIRAKMASI VE TAHSİL ETTİĞİ PARAYI MÜVEKKİLE ÖDEMEMESİ – AZİL SONRASI KATILANIN DOSYALARIN İŞLEMDEN KALDIRILMASINA ENGEL OLABİLECEĞİ – DOSYALARIN GETİRİLEREK İNCELENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Takipsiz bırakılan icra dosyalarında sanığın 17/09/2007 tarihinde azledildiği, dosyaların ise azil tarihinden sonra 20/12/2008 ile 19/09/2008 tarihlerinde işlemden kaldırıldığı, katılanın dosyaları takip ederek işlemden kaldırılmalarına engel olabileceği gibi azledilmeyle dosyada yapılan işlemler arasında kısa bir süre olduğı, bu eylemlerden sanığın sorumlu tutulamayacağı nazara alınarak sanığın, icra dosyasında tahsil ettiği parayı ödemediği iddiası ile ilgili savunmasında katılanın 9 adet icra dosyasına baktığı bunlara ilişkin hiç bir masraf ve vekalet ücreti ödenmediği, icra dosyasında tahsil ettiği parayı masraf ve vekalet ücreti alacağına karşılık olarak aldığını ileri sürmesi karşısında, bahsi geçen takip dosyaları getirtilip, katılanın vekalet ücreti ve masraf ödemesi yapıp yapmadığı hususunda beyanı alınarak, vekalet ücreti alacağı olup olmadığı varsa miktarı hususunda bilirkişi raporu aldırılmasından sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
  • AYNI TAKVİM YILINDA AYRI AYRI AYLARDA DÜZENLENEN SAHTE FATURALARIN ZİNCİRLEME SAHTE FATURA KULLANMA SUÇU OLUŞTURDUĞU – TEMEL CEZA TAYİN EDİLİRKEN CEZA ALT VE ÜST SINIR ARASINDA TAKDİR HAKKI KULLANILARAK NEFASETLE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – DOSYA KAPSAMINDA MEVCUT DELİLLERLE İŞLENDİĞİ SABİT FİİLİN AĞIRLIĞI İLE ORANTILI CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRİNE HÜKMOLUNMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Sanık hakkında işlendiği sabit sahte fatura düzenleme suçlarında, aynı takvim yılı içinde farklı aylarda/beyanname dönemlerinde düzenlenen faturalar zincirleme sahte fatura suçu oluşturacağı ayrı takvim yıllarında  düzenlenen sahte faturaların ise fiilin birbirinden ayrı ve bağımsız suç oluşturacağı gözetilmeksizin kurulan hüküm aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanığın pos cihazı kullanarak hiçbir mal ve hizmet satışı olmaksızın çeşitli kredi kartlarını cihazdan geçirerek bankalardan mal satışı yapmış gibi elde ettiği gelirleri ödünç vererek kazanç sağlamak suretiyle tefecilik yaptığı sabit olmakla birlikte, dosyada sanık aleyhine ve bilirkişi raporundaki rakamın çok üzerinde belirlenen bir rakamla  cezanın üst sınıra yakın hüküm verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • DEĞİŞİK ZAMANLARDA BİRDEN FAZLA KİŞİYE KAZANÇ KARŞILIĞI ÖDÜNÇ PARA VERİLMESİ HALİNDE ZİNCİRLEME TEK TEFECİLİK SUÇU OLUŞACAĞI – ÜÇ DOSYA ARASINDA HUKUKİ VE FİİLİ İRTİBAT BULUNUP BULUNMADIĞI – HUKUKİ KESİNTİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI – DAVADAKİ MAĞDURLARIN AYNI OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ

    Özet: Değişik zamanlarda birden fazla kişiye kazanç karşılığı ödünç para verilmesi halinde zincirleme tek tefecilik suçunun oluşacağı nazara alındığında; UYAP üzerinden yapılan incelemede sanıklar ...,... ve ... hakkında aynı suçtan açılan ... 20. Ağır Ceza Mahkemesine 2014/89 Esas ve ... 5. Ağır Ceza Mahkemesine 2016/397 Esas sayılı kamu davalarının suç tarihinin tespitiyle, dava dosyalarının akıbetlerinin araştırılması, derdest olmaları halinde, her üç dosya arasında sanıklar yönünden hukuki ve fiili irtibat bulunup bulunmadığı, hukuki kesintinin oluşup oluşmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimali açısından davaların birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğundan olanaklı ise bu davalar ile birleştirilmesi, karara çıkmış ise onaylı birer örneğinin dosya içerisine alınması suretiyle davalardaki mağdurların aynı olup olmadığının tespiti ile aynı olması halinde kamu davasının reddine karar verilebileceği, farklı mağdurlara karşı tefecilik suçunun işlenmesi durumunda iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ayrı ceza verilmesi gerektiği, hukuki kesintinin gerçekleşmediğinin tespiti halinde ise sanıkların eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme tefecilik suçu olarak kabulüyle aynı Kanunun 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek tek hüküm kurulması gerektiği nazara alınmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • SANIK VEYA AVUKATININ GBT KAYITLARINI TALEP EDEBİLECEĞİ – POLİS MEMURUNUN BU BİLGİYİ VERMESİNİN GÖREVE İLİŞKİN SIRRIN AÇIKLANMASI SUÇUNU OLUŞTURMAYACAĞI

    Özet: Suç tarihinde hakkında arama kaydı bulunmayan ...’ın, bizzat veya avukatı aracılığıyla emniyet birimlerine başvurarak, sanık tarafından ...'a iletilen bilgiyi alabileceği, dolayısıyla “hakkında arama kaydı bulunmadığına ilişkin” bu bilginin TCK’nın 258. maddesinde sayılan “gizli kalması gereken belge, karar, emir ve diğer tebligat” niteliğinde değerlendirilemeyeceği, bu itibarla somut olayda göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, ancak; Bilgi Toplama Yönergesinin 21/f maddesine göre sanığın polis memuru ...’den görevi gereği bilgi alma imkanı bulunduğu da gözetilip,... ya da avukatı dışında 3. bir şahsa telefonla bilgi vermek suretiyle kamunun zararı veya kişilerin mağduriyetine neden olma ya da kişilere haksız menfaat sağlama biçimindeki objektif cezalandırma koşullarından birinin gerçekleşip gerçekleşmediği ve eyleminin TCK'nın 257/1. maddesi uyarınca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağı denetime imkan verecek şekilde tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • RÜŞVET ALMA SUÇU DOLAYISIYLA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU – ZİNCİRLEME SUÇ – RÜŞVET VERME SUÇU – ÖDENMEMİŞ VERGİ BORCU DOLAYISIYLA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI – HAKİM VE SAVCILARIN SUÇLARINA İŞTİRAK – RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK – YAĞMA SUÇU 

    Özet:  Yüklenen suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı bulunarak, sanıklar müdafiilerin ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
  • KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI – YENİ DELİLİN MEYDANA ÇIKIP ÇIKMADIĞININ TESPİTİ – CEZA MUHAKEMESİ ŞARTI – ADİL YARGILANMA HAKKI –NON BİS İN İDEM

    Özet: Aynı fiile ilişkin olarak daha önceden verilip kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunduğu halde CMK'nın 172/2. maddesi anlamında "yeni delil" meydana çıkıp çıkmadığı açıklığa kavuşturulmadan ve CMK'nın 173/6. maddesinde belirlenen ceza muhakemesi şartı gerçekleşmeden, sanık hakkında aynı fiilden dolayı kamu davası açılması bir hukuk devletinde kanuna, adil yargılanma hakkına ve "non bis in idem" ilkelerine aykırılık oluşturacağı cihetle, yeni bir delil ortaya çıkmadan sanığın aynı eyleminden dolayı kamu davası açıldığı durumda, açılmış olan kamu davasıyla ilgili kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilerek, 15/06/2009 tarih, 2008/24089-2009/5279 soruşturma - karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar ile hakkında karar verilmiş olan sanık ... ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm sanıklar hakkında mükerrerlik nedeniyle davaların reddine karar verilmesi BOZMA nedenidir.
  • KAMU GÜVENLİĞİ AÇISINDAN DAVANIN NAKLİ – TASARLAYARAK VE KAN GÜTME SAİKİYLE ADAM ÖLDÜRME – TARAFLAR ARASINDA HUSUMETİN DEVAM ETMESİNİN NAKLİ ZORUNLU HALE GETİRDİĞİ

    Özet: Sanıklar hakkında tasarlayarak ve kan gütme saikiyle adam öldürme, tasarlayarak kan gütme saikiyle adam öldürmeye teşebbüs, çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı kan gütme saikiyle tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması suçlarından görülmekte olan davada; CMK'nın 19/2. maddesi uyarınca kamu güvenliği gerekçesi ile yargılamanın başka bir yer mahkemesine naklinin istendiği, Valilik ve Cumhuriyet Başsavcılığının naklin olması yönünde görüş bildirdiği, yargılamanın düzenli yapılması açısından kamu güvenliği sebebiyle ... Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakline karar verilmesi gerekmiştir.
  • HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI –  ADLİ PARA CEZASININ ÖDENMEMESİ DURUMUNDA HÜKÜMLÜNÜN KAMUYA YARARLI BİR İŞTE ÇALIŞTIRILACAĞI –  ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANIP UYGULANMAYACAĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanıkların temyiz itirazıyla ilgili olarak yapılan incelemede; hükümlünün adli para cezasını ödememesi durumunda kamuya yararlı bir işte çalıştırılacağı kararı verilmesi yerine hapis cezasına hükmedileceğine dair karar verilmesi, sanıklar hakkında iki adet dosyadan kamu davası açıldığı, her iki dosyaya konu eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği anlaşılmakla, mümkünse her iki dosyanın birleştirilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda ise dava konusu eylemler arasında irtibat bulunup bulunmadığı, suç ve dava tarihleri itibariyle hukuki kesinti olup olmadığının tespit edilmesi, görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulurken, yüklenen suçu 5237 sayılı Yasa'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
  • DAVANIN KAMU GÜVENLİĞİ NEDENİYLE DAVANIN NAKLİ 

    Özet: Davanın kamu güvenliği nedeniyle naklinin CMK'nın 19/2. maddesinde düzenlendiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 01/01/2006 tarih ve 19 no'lu genelgesi ile de kamu güvenliği nedeniyle davanın naklinin istenmesi durumunda yapılacak işlemlerin izah edildiği, davanın başka bir yere naklinin uygun olacağı yolundaki görüşler ve Adalet Bakanlığı'nın bu husustaki istemi nazara alındığında devletin sorumluların belirlenip cezalandırılmasını sağlayarak etkili bir soruşturma yürütme sorumluluğunun bulunduğu, yargılamanın adil, etkili ve tarafların katılımına açık bir şekilde esas yetkili mahkemesinde yapılması gerektiği ancak güvenlik önlemleri alınsa bile toplumsal olaylar çıkabileceği ve tarafların ciddi tehditler altında kalabileceği, buna bağlı olarak yargılamanın düzenli yapılamayacağı, kamu güvenliği yönünden açık ve yakın tehlikenin söz konusu olabileceği ve davanın nakli isteminin mahal mahkemesinden geldiği anlaşılmakla, CMK'nın 19/2. maddesi uyarınca Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/299 Esasında kayıtlı kamu davasının Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakline karar verilmiştir.