3. Hukuk Dairesi

3. Hukuk Dairesi

  • DAVALININ İHALE İŞLEMLERİNE MEVZUATA AYKIRI DAVRANDIĞI – KİRAYA VEREN DAVALININ KUSURU OLMADIĞINI İSPAT ETMEDİKÇE OLUŞAN ZARARDAN SORUMLU OLDUĞU

    Özet: Taraflar arasında, ihale sonucu düzenlenen sözleşme konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kamu İhale Kurulu kararında, ihale işlemlerinde mevzuata aykırılıkların bulunduğunun tespiti üzerine davalı tarafından sözleşmenin Kamu İhale Kurulu kararı da göz önünde bulundurularak iptal edildiği davacıya bildirilmiştir. Davalının, ihale işlemlerinde mevzuata aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Davalı idare kendisinin yaptığı mevzuata aykırı ihaleye dayanarak taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmeyi süresi dolmadan feshettiğine göre, sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafın davalı idare olduğunun kabulü gerekir. Kiraya veren davalı kusuru olmadığını ispat etmedikçe oluşan zarardan sorumludur. Mahkemece, davacının ıslah talebi doğrultusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
  • İBRA BELGESİNİN İCRA DOSYASINA İBRAZ EDİLMEDİĞİ – PAYINDAN FAZLA ÖDEME YAPAN DAVACININ DURUMU AĞIRLAŞTIRILMADAN KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet:  Dava; murisin bakımından kaynaklanan alacak miktarının fazla ödenmesine ilişkin rücuen diğer mirasçılardan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir. Her ne kadar; davalılar ile dava dışı alacaklı arasında ibra belgesi imzalanmış ise de irade beyanlarının karşılıklı taleplere ilişkin olduğu, söz konusu belgenin icra dosyasına ibraz edilmediği, müteselsil borçluların bu tür belgeyle payından fazla ödeme yapan davacının durumunu ağırlaştıramayacağı, alacaklının fazla ödeme alması nedeniyle ibranın sonuçları yönünden davacının olumsuz etkilenmeyeceği belirlenmektedir. O halde; mahkemece; dava dışı alacaklı ile davalılar arasında 27/12/2012 tarihli belgenin payından fazla ödeme yapan davacının durumunu ağırlaştırmayacağı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • FAİZ BAŞLANGICI VE TÜRÜNÜN BELİRLENMESİ – USULİ MÜKTESEP HAKKA AYKIRI OLARAK DAVA KONUSU FATURALARIN ÖDEME TARİHİNDEN İTİBAREN FAİZE HÜKMEDİLMESİ

    Özet: Yerel mahkemenin kararı üzerine davalı taraf temyiz yasa yoluna başvurmuş ve Dairemizin 01.10.2014 tarih, 2014/14962 E., 2014/12857 K. sayılı kesinleşen ilamı ile; faiz başlangıcı ve türü bakımından yerel mahkemenin yanılgıya düştüğünden bahisle davalı lehine bozma kararı verilmiş, mahkemece bozma kararına uyulmuş, davalı lehine yasal faiz türü ve başlangıcı yönünden usuli müktesep hak oluşmuştur. Ne var ki mahkemece; bozma ilamına uyulma kararı verilmiş olmasına rağmen, davalı lehine oluşan usuli müktesep hakka aykırı olarak, dava konusu faturaların ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Mahkemece, davalının temerrüde düşürülüp düşürülmediği araştırılarak, temerrüde düşürülmüş ise temerrüt tarihinden, temerrüde düşürülmemişse dava tarihinden itibaren alacağın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekir.
  • FERAGAT NEDENİYLE REDDEDİLEN MİKTAR YÖNÜNDEN DAVALI LEHİNE TARİFE HÜKÜMLERİNE GÖRE VEKALET ÜCRETİNİN YARISINA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesine göre “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinde; davacının 12.02.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında, dava konusu olan 76.700 TL'lik taleplerinden feragat ettiğini beyan etmiş olmakla, reddedilen bu miktar yönünden davalı lehine tarife hükümlerine göre vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken tamamından sorumlu tutulması bozmayı gerektirmiştir.
  • BİLİRKİŞİ RAPORUNDA BELİRLENEN HASAR KALEMLERİ YÖNÜNDE KULLANIMLA ORANTILI YIPRANMA PAYI DÜŞÜLMEMESİ – RAPORDAKİ HASARLARDAN HANGİLERİNİN HOR KULLANIM HANGİLERİNİN OLAĞAN KULLANIM OLDUĞUNUN TESPİTİNİN GEREKTİĞİ

    Özet: Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile tespit dosyasında alınan raporda belirlenen hasar kalemleri yönünden kullanımla orantılı olarak yıpranma payı düşülmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, yeniden Yargıtay denetimine elverişli, ek rapor alınarak tespit raporunda belirlenen hasarlardan hangilerinin hor kullanım hangilerinin olağan kullanımdan kaynaklandığı ayrı ayrı tespit edilerek hor kullanmadan kaynaklanan hasar bedelinden yıpranma payı da düşülmek suretiyle hor kullanma tazminatına hükmedilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
  • TAKİBE KONU FATURALARIN İNCELENMESİ – TAMAMI ELEKTRİK VE ELEKTRONİK MÜHENDİSLERİNDEN OLUŞACAK BİLİRKİŞİ KURULUNDAN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dava; davacı ... şirketi tarafından, elektrik abonesi olan davalı şirket aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece; davaya ve takibe konu faturaların incelenmesi için elektrik mühendisi bilirkişinin görüşüne başvurulmuş ise de; aldırılan rapor hüküm vermeye yeterli olmadığından, tamamı elektrik ve elektronik mühendislerinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, 2012/6 dönemine ait faturada yer alan aktif ilave tüketim ve reaktif ilave tüketim bedelleri hususunda taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ve gerekçeli rapor aldırılması ve karar verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
  • BİLİRKİŞİNİN İNTERNET SİTESİ ABONELİĞİ VE MOBİL CHAT UYGULAMASI KONUSUNDA UZMAN VE EHİL OLMADIĞI

    Özet: Uyuşmazlık; menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir. HMK 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporu, mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanmıştır. Ancak mali müşavir bilirkişi ...... aboneliği ve mobil chat uygulaması konularında uzman ve ehil değildir.
  • İNTERNET VE .. KULLANIMLARININ ÜYE OLUNAN YURTDIŞI PAKETİ İÇERİSİNDE OLMAMASINA RAĞMEN TÜKETİCİYE BİLGİ VERİLMEDEN KULLANDIRILIP KULLANDIRILMADIĞI – UZMAN VE EHİL OLMAYAN BİLİRKİŞİ TARAFINDAN HAZIRLANAN BİLİRKİŞİ RAPORUNUN HÜKME ELVERİŞLİ OLMADIĞI

    Özet: Dava; menfi tespit istemine ilişkin olup, taraflar arasında internet ve ...... kullanım miktarı yönünden bir ihtilaf bulunmamaktadır. Temyize konu uyuşmazlık; internet ve ...... kullanımlarının üye olunan yurtdışı paketi içerisinde olmamasına rağmen tüketiciye bilgi verilmeden kullandırılıp kullandırılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Olayda, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporu, mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanmıştır. Ancak mali müşavir bilirkişi ... aboneliği alanında uzman ve ehil değildir. Konusunda uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlanan raporlar esas alınarak eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • DEVLET İHALE KANUNU UYARINCA BELİRLENEN USULE GÖRE KİRAYA VERİLİP VERİLMEDİĞİNİN TESPİTİ GEREKTİĞİ – İHALE İLE KİRALAMA DURUMUNDA SÜRE BİTİMİNDE KİRACININ FUZULİ ŞAGİL DURUMUNA DÜŞECEĞİ

    Özet: Dava konusu taşınmaz 21/03/2007 başlangıç tarihli, üç yıl süreli sözleşme ile davalıya kiralanmıştır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca kiralanan taşınmazlarda anılan yasanın 75. maddesi gereğince kira ilişkisi kira süresinin bitiminde sona erer. 2886 sayılı Yasa'nın uygulanabilmesi için kira sözleşmesinin de bu yasaya göre yapılması gerekir. Dava konusu kiralananın 2886 Sayılı Kanun gereğince kiraya verilip verilmediği hususu açıklıkla tespit edilememiştir. Bu nedenle öncelikle Mahkemece kiralananın 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca, bu yasada belirlenen usule göre kiraya verilip verilmediği üzerinde durularak, ihale ile kiraya verildiğinin anlaşılması halinde kiracının 2886 sayılı Yasa'nın 75. maddesi gereği süre bitiminde fuzuli şagil duruma düşeceği gözetilerek, aksi halde ise kiralananın niteliği göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • KABUL EDİLEN MİKTAR ORANINDA DAVALILAR ALEYHİNE YARGILAMA GİDERİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ – YARGILAMA GİDERLERİNİN TAMAMININ DAVACIYA YÜKLETİLMESİNİN DOĞRU OLMADIĞI

    Özet: Uyuşmazlık; sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağa ilişkindir. Kabul edilen miktar oranında davalılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin tamamının davacıya yükletilmesi doğru olmadığı gibi yine aynı miktar üzerinden AAÜT m. 6 uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır. Aynı zamanda davalıların vekili bulunmamasına rağmen mahkemece davalı tarafla ilgili vekalet ücretine dair hüküm kurulması da doğru olmamış bu hususlar bozmayı gerektirmiştir.
  • KENDİSİNİ VEKİLLE TEMSİL ETTİRDİĞİ HALDE ASİLE TEBLİĞ – SAVUNMA HAKKI KISITLANMASI 

    Özet: Davalı vekilinin dosyaya vekaletname sunduğu, Yargıtay bozma ilamı, yeni duruşma günü ve bilirkişi raporunun davalı kendisini vekille temsil ettirdiği halde, davalı asile tebliğ edildiği ve davanın sonuçlandırılarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda açıklananlar çerçevesinde, davalı vekiline Yargıtay bozma ilamı, bozma sonrası yeni duruşma günü ve bilirkişi raporu usulünce tebliğ edilmeden ve dolayısıyla savunma hakkı kısıtlanarak esas hakkında karar verilmesi mümkün olmayıp bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Bu itibarla, davalının savunma hakkını kısıtlar biçimde, davalının yokluğunda aleyhine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
  • ELEKTRİK ENERJİSİ DAĞITIM HATTINDAN KAYNAKLANAN YANGIN NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT TALEBİ – ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİNİN BÜYÜK YANGINLARI ÖNLEYİCİ NİTELİKTE TEDBİRLER ALMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Uyuşmazlıkta, olay günü davacı ... tarafından tutulan tutanağa göre, yangının, davalı şirkete ait olan, elektrik direğinin devrilmesi sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, mahkemece mahallinde keşif yapıldığı, keşfe katılan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlara göre, yangının çıkma nedeni ile kusur tespitinin ihtimalli olarak değerlendirildiği, net bir tespitin yapılmadığı ve bu raporların hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Raporlar, bu hali ile eksik, yetersiz ve Yargıtay denetimine açık değildir. Bu durumda, mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak rapor neticesinde yangın nedeni ve kusur durumunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Davaya konu yangının hangi ölçekte bir yangın olduğu (küçük, orta, büyük) büyüyen orman yangınlarında belirleyici birincil etmenin rüzgar hızı ve yönü sonra nisbi nem ve yüksek sıcaklık olduğu bilimsel çalışmalarda belirtildiğine göre, olay günü rüzgarın hızı, bağıl nem oranı, davacı idarenin yangına müdahalesindeki etkin gücü gibi faktörler dikkate alınarak somut olayımızda müterafik kusur incelemesi yapılmamıştır.
  • YERSİZ YAPILAN ÖDEMENİN İSTİRDADI İSTEMİ – BRANŞINDA GÖREV YAPTIĞI TARİHLER ARASINDA 9 PUAN İLAVE EĞİTİM VE ÖĞRETİM TAZMİNATI ÖDENMESİ GEREKİP GEREKMEDİĞİ HUSUSUNDA RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Dosya kapsamından, ... İlçesi Gazi Mesleki Eğitim Merkezi Yiyecek İçecek Hizmetleri Öğretmeni olan davalıya 2008 yılı Nisan ayından 2013 yılının Eylül ayına kadar ilave eğitim öğretim tazminatı altında 3.473,10 TL ödendiği, davalının, davaya konu idari işlemin iptali için İdare Mahkemesi'ne açtığı davanın reddine karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır.  Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultunda, davalının çalıştığı okul, branşı ve verdiği dersler gözetilerek uzman bilirkişiden yasal mevzuat da irdelenmek suretiyle davalıya 15.08.2008-15.09.2013 tarihleri arasında 9 puan ilave eğitim ve öğretim tazminatı ödenmesi gerekip gerekmediği hususunda rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • ATIK SU BEDELİ TAHSİL EDİLİP EDİLEMEYECEĞİ – İLİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ TARİH GÖZETİLEREK ATIK SU BEDELİNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT İNCELENEREK HÜKÜM KURULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Eldeki davada... Körfez Belediyeler Birliği tarafından davacı aleyhine 05.08.2014 tarihinde ... 2. İcra Müdürlüğünün 2014/2371 sayılı dosyası ile 2001 yılından 2014 yılı 5 ve 6. aylarına ait ödenmeyen atık su bedeli için ilamsız takip yapıldığı, davacının, davalının kendisinden atık su bedeli talep edemeyeceği iddiasıyla davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle dava açtığı, davalının ise 6360 sayılı Yasa uyarınca... Körfez Belediyeler Birliğinin yasal halefi olarak istenen bedelin yasal mevzuata uygun olduğu savunmasında bulunduğu görülmüştür.30.03.2014 tarihinden itibaren ... İli, büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş olup mahkemenin, ... İlinin büyükşehir belediyesi olmadığı yönündeki kabulü yerinde değildir.Bu açıklamalar ışığında; 30.03.2014 tarihinden itibaren ... İli, büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş olup mahkemenin, ... İlinin büyükşehir belediyesi olmadığı yönündeki kabulü yerinde değildir.
  • KAZANILMIŞ HAK – ALEYHE HÜKÜM VERME YASAĞI – KİRA BEDELİ – KİRA BEDELİNİN BRÜT MÜ NET Mİ OLDUĞUNUN BELİRTİLMEMESİ

    Özet: Mahkemece verilen ilk kararda aylık kira bedelinin 15.000 TL olarak uyarlanmasına karar verilmiş, anılan bu karar sadece davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve dairece bozulmuştur. Bozmaya uyulduktan ve bozma gerekleri yerine getirildikten sonra bu defa aylık kira bedelinin 16.800 TL olarak uyarlanmasına karar verilmiştir. Oysa, önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde karar vermiş olması ve kira bedelinin brüt olarak belirtilmesi gerekirken, hükmedilen kira bedelinin brüt mü net mi olduğunun belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
  • MAHKEMECE RE’SEN DAVANIN ZAMANAŞIMINDAN REDDİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ – DAVALININ ZAMANAŞIMI DEF’İNDE BULUNMAMASI NEDENİYLE İŞİN ESASINA GİRİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Dosyaya sunulan belgelerden, davalı tarafından dava dosyasına usulüne uygun olarak sunulmuş bir cevap dilekçesi olmamasına ve yargılamanın herhangi bir safhasında da zamanaşımı def'inde bulunulmamasına rağmen mahkemece re'sen davanın zamanaşımından reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu husus mahkeme kararının gerekçe kısmında belirtilmektedir. Mahkemece, davalının zamanaşımı def'inde bulunulmadığı gözetilerek işin esası incelenmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımından reddi doğru görülmemiştir.  
  • KAT MALİKLERİNİN TALİMATLARI DOĞRULTUSUNDA HAREKET EDEN SİTE GÖREVLİSİNİN SORUMLULUĞU – ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞUNA GİDEBİLMEK İÇİN ZARARIN ÇALIŞANIN HUKUKA AYKIRI EYLEMİNDEN DOĞMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: ...Park Sitesinin 11 bağımsız bölümden oluşan ve girişinde de küçük bir bahçesi olan bir site olduğunu, sitede oturulmaya başlandığı 1989 yılından bu yana site sakinlerinin araçlarının bahçeye istiflenerek park edildiğini, alınan ortak karar uyarınca araçlarının sığdırılması ve düzenlerinin sağlanması bakımından anahtarlarının sitenin görevlisine bırakıldığını, bu alana misafir araçlarının alınmadığını, alındığında da misafirlerin araç anahtarlarını görevlilere teslim ettiklerini, bu hususun bir yıldan fazla süredir sitede kiracı olarak oturan müteveffa ve ailesi tarafından da bilinip uygulandığını, olay tarihinde müteveffanın misafirinin bu kurala uymaması ve çağırılması nedeniyle park alanına gelen müteveffanın site görevlisi ... ile giriştiği tartışma ve kavga sonucu ölüm olayının meydana geldiği. Uyuşmazlıkta; olayın davalıların kat malikleri olduğu sitede, kat maliklerinin talimatları doğrultusunda hareket eden site görevlisinin, yaptığı iş ile ilgili eylemi nedeniyle dava konusu olayın meydana geldiği, kat maliklerinin, davalı ...'ın işlediği fiil nedeniyle B.K.'nun 55. (T.B.K. 66.) maddesi hükmü gereğince sorumlu tutulmaları gerektiği anlaşıldığından yazılı gerekçe ile iş bu davalılar açısından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 
  • SÖZLEŞMEDE KARARLAŞTIRILAN KİRA ARTIŞ KOŞULUNUN BELİRLİ VE MUAYYEN OLMAMASI – KİRA BEDELİNİN İHTİLAFLI OLMASI – DAVACININ KİRA BEDELİNİN İSPAT ETMEKLE YÜKÜMLÜ OLMASI

    Özet: Sözleşmede kararlaştırılan artış koşulu belirli ve muayyen olmadığından geçerli değildir. Bu durumda aylık kira bedeli ihtilaflı olduğuna göre davacı aylık kira bedelini ispat etmekle yükümlüdür. Ne var ki, aylık kira bedelini ispata yönelik dosyaya sunulmuş başkaca delil bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece sözleşmede yazılı miktar üzerinden düzenlenen 21.02.2014 havale tarihli bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • TARAFLAR ARASINDA 5 YIL SÜRELİ KİRA SÖZLEŞMESİNİN BULUNMASI – DAVALI KİRACININ HAKLI BİR SEBEP GÖSTERMEDEN SÖZLEŞMEYİ SÜRESİNDEN ÖNCE FESHETMESİ 

    Özet: Kira sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı yani takibe konu edilen alacağın tayini yargılamayı gerektirdiği gibi sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının miktarının tespitinde hakimin takdir hakkı mevcut olup, gerekirse cezai şart bedelinden indirim yapılabileceğinden takip tarihi itibariyle davalı tarafından hesaplanabilir ve likit bir alacağın söz konusu olmadığının kabulü gerekir. O halde davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu konudaki istemin de kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Davalı tarafından teminat mektubu verildiği ve teminat mektubunun nakde çevrildiği davacının kabulünde olduğuna göre söz konusu bedelin alacaktan mahsup edilmesi talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile isteminin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • MUAYYEN MAL VASİYETİNİN YERİNE GETİRİLMESİ İSTEMİ – VASİYETNAME İLE SAKLI PAYLARIN İHLAL EDİLDİĞİ BEYANININ TENKİS DEF’İ NİTELİĞİNDE OLDUĞU – TENKİS DEF’İ’NİN HER ZAMAN İLERİ SÜRÜLEBİLECEĞİ

    Özet: Mahkemece, tenkis defi her zaman ileri sürülebileceğinden, vasiyetnamenin tenkisine yönelik tarafların tüm delilleri toplanmak suretiyle, tenkis talebi hakkında gerekli incelemelerin yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu yönde yeterli inceleme yapılmaksızın, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca; vasiyetnamenin tenfizi davasında davanın kabulüne karar verilebilmesi için vasiyetname konusunun terekeye dahil olduğunun belirlenmesi ve dava sonucunda verilecek hükmün infazda karışıklık yaratmayacak açıklıkta olmalıdır. Davalıdır şerhi bulunan taşınmazların muris adına tescili kesinleşmeden tenfiz kararının infazı mümkün bulunmamaktadır. O halde, dava konusu taşınmazların terekeye dahil olup olmadığının araştırılarak ve tescile engel bir hukuki durumun bulunmaması halinde vasiyetnamenin tenfizine ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir.