3. Daire

3. Daire

  • 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU UYARINCA ÖLÜM HALİNDE VERGİ CEZASININ DÜŞECEĞİ VE VERGİ ZİYAINA İLİŞKİN PARA CEZASININ MİRASÇILARA İNTİKAL ETMEYECEĞİ

    Özet: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu hükmünün yer aldığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 331. maddesinde vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenlerin vergi cezaları ile cezalandırılacaklarının; Yasa'nın 372. maddesinde, ölüm halinde vergi cezasının düşeceğinin kurala bağlandığı, cezanın bir başkasına yöneltilmesi mümkün olmadığı gibi miras yoluyla mirasçılarına geçmesine de olanak bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu ödeme emrinin vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmında yasaya uygunluk görülmemesi hukuka uykudur. Bu nedenle söz konusu kararın onanması gerekmiştir.
  • ARSA SAHİBİNİN EŞİNE İNTİKAL EDEN DAİRELER – EŞ TARAFINDAN BAŞKASINA DEVRİN TİCARİ KAZANÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ – KDV VE VERGİ ZİYAI CEZASININ HUKUKA AYKIRILIĞI

    Özet: Vefat eden gerçek kişinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhite verdiği arsası karşılığında alacağı ve veraset yoluyla eşine intikal eden dairelerin vefat eden kişi ile müteahhit arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca eş tarafından müteahhit veya onun göstereceği kişilere devri ticari kazanç olarak nitelendirilemez.
  • BAŞKASININ VERGİ BORCU NEDENİYLE İPTAL DAVASI – SAVUNMA DİLEKÇESİNİN DAVACIYA TEBLİĞ EDİLMEMESİ – SAVUNMA HAKKI

    Özet: Davacı tarafından açılan davada dava dilekçesinin davalı idareye tebliği üzerine davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesinin davacıya tebliği gerekmekte iken savunma dilekçesinin tekrar davalıya tebliğ edildiği, böylece süresi içerisinde davacının cevap vermediğinden hareketle dosyanın tekemmül ettiği sonucuna ulaşılarak işin dosya tekemmül ettirilmeden verilen kararda usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
  • TEKERRÜR UYGULANARAK KESİLEN VERGİ ZİYAI CEZASININ KALDIRILMASI İSTEMİ – GÖTÜRÜ GİDER İNDİRİMİ

    Özet: Davacının inceleme elemanının yurt dışında belgesiz veya belgesi temin edilemeyen herhangi bir giderlerinin bulunup bulunmadığı sorusuna verdiği olumlu veya olumsuz cevabı ispat edici veya ispat etmesini gerektirici ya da bu giderlerini denetleyici yasal herhangi bir işleyişin de bulunmadığı, bu şekliyle ispat noktasında herhangi bir ölçüt getirmeyen yasanın götürü gider usulüyle mükelleflere bir imkan sağladığının kabulünün gerektiği, dolayısıyla davacının inceleme elemanına verdiği belgesiz harcamanın olmadığı yolundaki olumsuz cevap ile dava açarak son durumda bu cevaba karşı çıkması sonucu ortaya çıkan belgesiz harcamasının olup olmadığı yolundaki ihtilafın hukuken değerlendirilebilmesi veya taraflarca iddialarının aksinin ispatı için herhangi bir yasal öngörünün bulunmadığı olayda bu haliyle Kanunun aradığı ihracatçı olmak ve döviz olarak hasılat elde etmek şartlarına sahip olduğu görünen davacının götürü giderden yararlanmasında hukuki bir engel bulunmadığından, davayı reddeden Mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
  • ÖDENECEK VERGİNİN TESPİTİ BAKIMINDA KREDİ KARTI SATIŞLARINDAN ELDE EDİLEN HASILATIN TESPİTİ

    Özet: Davacı tarafından P.O.S. cihazı ile yapılan satışların bir kısmının kredili satışlara ilişkin olduğu iddiasıyla açılan davada vergi mahkemesince kredili satışlardan oluştuğu kabul edilen hasılatın vergilendirme döneminde yapılan satışlara ya da daha önceki aylarda yapılıp bu dönemlerde karşılığı tahsil edilen satışlara ilişkin olup olmadığının tespiti bakımından kanıt yükü kendisine düşen davacıdan kredili olduğu iddia edilen satışlara ilişkin faturalar ve kredi kartı slipleri istenerek yapılacak inceleme sonucu karar verilmesi gerekirken kanıt yükü davalı idareye yüklenerek verilen kararın değinilen matrah farkına isabet eden cezalı vergiye ilişkin hüküm fıkrası hukuka uygun görülmemiştir.
  • VERGİ ZİYAI CEZALI GELİR VERGİSİ – TEBLİGATIN USULÜNE UYGUN OLUP OLMADIĞI – TEBLİGATI ALAN KİŞİNİN YETKİLİ OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ -SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİ

    Özet: Vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisine ilişkin ihbarnamelerin davacının bilinen adresinde partinin il başkanı olduğu belirtilen şahsa tebliğinin usulüne uygun olup olmadığının, dolayısıyla davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti için mahkemece verilen ara kararı ile Samsun İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'ndan anılan şahsın davacı siyasi partinin yetkilisi olup olmadığının sorulması üzerine gönderilen cevapta seçim evrakının saklama süresinin dolmasından sonra imha edilmek üzere Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne gönderildiğinin belirtilmesine karşın ne vergi mahkemesince ne de bölge idare mahkemesince başka bir araştırmaya gerek görülmeksizin davalı idarenin davanın süresinde açılmadığı yolundaki iddia karşılanmadığı gibi; ispat yükü kendisine düşen davacının da bu şahsın partilerinin yetkilisi olmadığını kanıtlayamadığının anlaşılması karşısında davanın süresinde olmadığı sonucuna varılması nedeniyle davanın süre aşımı yönünden reddi gerekirken esasının incelenmesi suretiyle verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur.
  • KAMU ALACAKLARININ TAHSİLİ – KEFALET

    Özet: Davacı tarafından, kefaleti altında asıl borçlunun işyerinde bırakılan mahcuzların, halen borçlunun işyerinde olduğu, istenildiğinde hemen teslim alınabileceği iddiasına bir itirazı bulunmayan idarenin, söz konusu malları borçlunun işyerinde aramaksızın, asıl borçludan alınıp vergi dairesine taşınması külfetini davacıya yükleyen yazının gereğinin yerine getirilmediğinden söz edilerek ödeme emri düzenlenmesi hukuka uygun düşmediğinden, davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması gerekmektedir.
  • DAVA AÇMAKLA ELDE ETMEYİ AMAÇLADIĞI SONUCUN İDARE TARAFINDAN YERİNE GETİRİLMESİ – DAVADAN VAZGEÇME – HAKSIZ ÇIKMA ZAMMI İSTENEMEYECEĞİ

    Özet: Vergi mahkemesince, açtığı davalardan feragat etmiş olması durumunun varlığı, davacının haksız çıktığını kabule yeterli görülmüş ise de; ödeme emirlerinin iptal isteminden; bu sonucun zaten davalı idare tarafından yerine getirilmiş olması nedeniyle, başka bir ifadeyle dava açmakla elde etmeyi amaçladığı hukuki sonucun idare tarafından sağlanmış olmasından dolayı vazgeçtiği anlaşılan davacının haksız çıktığı sonucuna varılamayacağından, davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması gerekmektedir.
  • GAYRİMENKUL SERMAYE İRADININ VERGİLENDİRİLMESİ

    Özet: Kurum kazancını kayıt ve beyan dışı bırakması nedeniyle dönem matrahının re'sen takdir edilmesinde yasaya aykırılık bulunmayan davacı şirket adına yapılan tarhiyata esas alınan matrahın hukuka uygunluğu yönünden yapılacak inceleme sonucuna göre yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.
  • ŞİRKET FAALİYETİYLE İLGİSİ OLMAYAN KREDİLER NEDENİYLE YÜKLENİLEN FAİZLERİN GİDER OLARAK GÖSTERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Yapılan işlemlerinin amacının, kullanılan kredilerden elde edilen faiz gelirlerinin şahıslar üzerinde, giderlerinin ise şirket üzerinde bırakılması olduğu anlaşılan her iki olayda kredilerin şirket faaliyetlerinde kullanılmış olduğu söylenemeyeceğinden maliyetlerinin kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına ilave edilmesi gerektiği, bu durumda yapılan tarhiyatın yasal olduğunun kabulü gerekir.
  • GELİR VERGİSİ – İKTİSAP BEDELİNİN TESPİTİ

    Özet: Aynı hisse senedinden yıl içinde birden fazla alım yapılması halinde bu hisse senetlerinin elden çıkarılması sırasında, esas alınacak iktisap bedelinin, ilk alındığı tarihteki işleme göre saptanması gerektiğine dair bir zorunluluk bulunmadığı gibi tam tersine iktisap bedelinin tespiti konusunda mükelleflere serbestlik tanındığı açık olmasına karşın, vergi mahkemesince, hisse senedi alış ve satışından doğan değer artışı kazancı olup olmadığı hususunda değinilen yasa hükmü ile tebliğdeki açıklamalar incelenerek karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve olayla ilgisi bulunmayan ilk giren ilk çıkar yöntemine göre yapılan hesaplamayla matrahın azaltılması yolunda düzenlenen rapor uyarınca verilen karar hukuka uygun düşmemiştir.
  • LİMİTED ŞİRKETİ BORCUNDAN DOLAYI ORTAK HAKKINDA İHTİYATİ HACİZ KARARI ALINAMAYACAĞI

    Özet: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili hükümlerinde teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin, kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmemesi için korunmaya yönelik işlemler olduğu, asıl borçlu şirket hakkında yapılan cebri tahsil ve takip işlemleri neticesinde söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanının kalmadığının anlaşılması üzerine ortak sıfatıyla davacının, takibe alınarak hakkında ihtiyati haciz kararı alındığı ve adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, vergi incelemesinin devam ettiği durumlarda yapılan ilk hesaplamalara göre teminat istenebileceği ve ihtiyati haciz veya ihtiyati tahakkuk kararı alınabileceği, inceleme sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra ihtiyati haciz kararı alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu ihtiyati haciz kaldırılmıştır. Davalı idare tarafından, asıl borçlu şirketin bilinen adreslerinde aranılmasına rağmen bulunulamaması üzerine amme borçlularının kaçtıklarına kanaat getirildiği, 6183 sayılı Yasa kapsamında amme borçlusu durumundaki şirket ortak ve yöneticileri hakkında aynı Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca davacının mevduat hesabına uygulanan ihtiyati haczin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
  • İLANEN TEBLİĞ KOŞULLARI – TEBLİĞ ALINDISI ÜZERİNDE YER ALMASI GEREKEN HUSUSLAR – İLANEN TEBLİĞ KOŞULLARININ OLUŞMAMASI HALİNDE USULÜNE UYGUN BİR AMME ALACAĞINDAN SÖZ EDİLEMEMESİ

    Özet: Muhatabın adresine gönderilen ihbarnamelerin tebliğ alındısı üzerinde “muhatabın adresten ayrıldığı, yeni adresin bilinmediği” şerhi bulunmasının yanı sıra posta memuru dışında komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memurunun imzasının bulunması gerekirken bu hususların tebliğ alındısı üzerinde yer almaması nedeniyle davacı nezdinde ilanen tebliğ koşullarının oluşmamıştır ve vergi ceza ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle usulüne uygun olarak kesinleşen bir amme alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmelidir.