23. Ceza Dairesi

23. Ceza Dairesi

  • NAMA İFAYA İZİN – KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ – VEKALETTEN AZİL

    Özet: "...Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı yetki verilmesi talebine ve arsa sahibinin vekaletten azli nedeniyle davalının temerrüde düştüğünün taspiti istemine ilişkindir. Davacı yüklenicinin talep ettiği yetkiler, davacının murisinin taraf olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahiplerince kabullenilen yükümlülüklerle ilgili olduğundan, dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yerinde olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir."
  • DOLANDIRICILIK SUÇUNUN İŞLENMESİ – HAKSIZ MENFAAT SAĞLAMA – HİLELİ HAREKETLER

    Özet: Sanıkların ortak hareket ederek, tarihi eser görünümündeki altınları önceden müştekiye gösterip gerçek olduğu konusunda araştırma yapmasını sağladıktan ve bu biçimde güvenini kazandıktan sonra anılan altınları satacakları yönündeki bir takım faaliyetler ile müştekiden para aldıklarının anlaşılması karşısında; sanıkların dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararları verilmesi hatalıdır.
  • GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU – DOLANDIRICILIK SUÇU UNSURLARI – HİLE – SUÇ VASFINDA YANILGI

    Özet: Cezaevinde koğuş arkadaşı olan sanık ve katılandan, sanığın katılanın boncuktan yapmış olduğu el işlerini, dışarıda satıp paraya çevireceğinden bahisle teslim almasına rağmen, malzemeleri iade etmediği ve satış bedelini de ödemediği gerekçesiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan davada sanık eyleminde dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan hileye başvurmadığı için dolandırıcılık suçunu değil güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle bozmayı gerektirmiştir.
  • HACİZLİ MALLARIN İŞYERİ DEVRİ – DEVİRDEN SONRA HACİZ YAPILAN MALLARIN MUHAFAZA ALTINA ALINMASI – SANIĞIN ZARAR VERME KASTIYLA HAREKET ETTİĞİ

    Özet: Sanığın daha önce borcundan dolayı haczedilen işyerindeki malları, daha sonra işyerini devralan ve haciz işleminden haberi olmayan katılana bedeli mukabili devrettiği, devirden sonra icra memurlarının aynı icra dosyası kapsamında yeniden haciz yaparak malları muhafaza altına alıp götürdükleri, böylece sanığın baştan beri zarar verme kastıyla hareket ettiği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Hapis cezası, adli para cezası yaptırımına çevrilirken TCK'nın 50. maddesi hükümde gösterilmemiş ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir bir eksiklik olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
  • AVUKATIN DAVAYI YANLIŞ AÇMASI – DAVANIN REDDİ – GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

    Özet: Sanığın almış olduğu vekaletname uyarınca davayı açıp takip ettiği ve söz konusu kararı temyiz ettiği, davanın yanlış açıldığı iddiasının görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağının yerinde bulunmadığı, almış olduğu masraf ve vekalet ücretini iade etmemesinin ise; davanın açılmış olması, harçların yatırılması ve davanın temyiz edilmesinde masraf gerektirmesi karşısında haksız olarak alınıp bulundurduğu ve iadesi gereken bir paranında bulunmaması karşısında, sanığa yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığına dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
  • SADECE KİŞİNİN TAŞINMAZINA SARKAN AĞAÇLARININ KOLLARINI KESMESİ – AĞACIN KÖKÜNDEN KESİLMEMESİ HALİNDE MALA ZARAR VERME SUÇUNUN OLUŞMAYACAĞI

    Özet: Ağaçların yalnızca kendi bahçesi sınırlarına düşen dallarını kestiğini, söz konusu dalların inşaat halinde olan binasına zarar verdiğini, söz konusu ağaçlardan dökülen yaprakların da çevre kirliliğine sebep olduğunu beyan ettiği, Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğü'ne müracaatta bulunarak bu durumun önlenmesine ilişkin başvuruda bulunduğu, bu konuda önlem alması için katılanı uyardığı ve ayrıca dosya kapsamına göre suça konu ağacın sadece sanığa ait bahçeye sarkan kollarının kesildiğinin sabit olduğu, ağaçların kökünden kesilmesinin söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında; unsurları itibariyle oluşmayan mala zarar verme suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet kararının verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • BARO DİSİPLİN KURULU KARARI İLE İŞTEN YASAKLANMA – HAKSIZ MENFAAT – DOLANDIRICILIK

    Özet: Baro disiplin kurulu kararıyla tedbir mahiyetinde işten yasaklanan sanığın avukatlık faaliyetlerini yerine getirme yetkisi kalmadığı halde üzerinde avukatlık levhası bulunan bürosunu ve avukatlık ruhsatnamesini kullanarak mağdurdan haksız menfaat elde etmek şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan baronun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden cezalandırılması bozmayı gerektirmiştir.
  • MUVAZAALI BOŞANMA İLE SGK’NIN DOLANDIRILMASI – NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK – VEFAT EDEN BABASININ YETİM MAAŞINI ALMAK İÇİN EŞİNDEN BOŞANMA – DOLANDIRICILIK SUÇUNUN YASAL UNSURLARININ OLUŞMADIĞI

    Özet: Sanıklar resmi nikahlı evli iken, sanıklardan birinin vefat eden babasından yetim maaşını alabilmek için muvazaalı olarak boşanmış ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam etmişlerdir. Sanıkların SGK'dan maaş almak suretiyle haksız menfaat temin ederek kamu kurumunu dolandırdıkları iddia edilen olayda, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanuni düzenlemeler dikkate alındığında, sanıkların eylemlerinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gözetilmeyerek ve sanıklara atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı nazara alınarak, sanıkların beraatına karar verilmesi gerekir.
  • DOLANDIRICILIK – ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU – SAHTE BELGELER KULLANILARAK KİŞİNİN İŞ YERİNDE SİGORTALI GÖSTERİLMESİ – İŞ YERİ KAYITLARINDA MAHKEME TARAFINDAN YAPILMASI GEREKEN İNCELEME

    Özet: Sürücü kursuyla ilgili tüm defter ve kayıtlar getirtilerek adı geçen şahısların sigortalı yapılmalarına ilişkin tüm bilgi ve belgeler temin edilerek kül halinde dosyanın bilirkişiye incelettirilmesi suretiyle, bu iş yerinin resmi olarak ne zaman kapatıldığı, faaliyetinin ne zaman sona erdiği, sigortalı bildirimlerinin ve prim ödemelerinin ne zamana kadar yapıldığı, N.E. ve M.Ş.'nin sigortalı işe giriş bildirimlerinin kim/kimler tarafından hazırlandığı, kuruma başvuruların kim/kimler tarafından yapıldığı, imzaların sanık A.S.'ye ait olup olmadığı, bu işlemlerle sanık A.Ş.'nin bir ilgisinin bulunup bulunmadığı belirlenmeden, sanık F.A.'nın o tarihlerde cezaevinde olup olmadığı ve M.Ş.'nin de kursta gerçekten çalışıp çalışmadığı hususlarının araştırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde kararların verilmesi ve sahte sigortalı işe giriş bildirgelerinin resmi belgede sahtecilik suçunu değil özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK – ÇEKİN TAHRİF EDİLDİĞİNE DAİR DELİL BULUNMAMASI HALİNDE BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın savunmasında suç konusu çeki ciro etmediği ve kullanmadığı, H.M.C. ile herhangi bir alışverişinin olmadığı, H.M.C. ile alışveriş yapan ve çeki verenin A.Ç. isimli kişi olduğunu beyan etmesi, bu hususun H.M.C. tarafından da doğrulanması, çekin sanık tarafından tahrif edildiğine dair herhangi bir delilin bulunmaması karşısında sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 
  • SOSYAL GÜVENCEDEN YARARLANMAK İÇİN ÇALIŞIYOR GİBİ GÖSTERMEK AMACIYLA BELGE TANZİMİ – BELGEYLE KURUMA BAŞVURU YAPILMAMIŞ OLMASI – BERAAT

    Özet: Sanığın sosyal güvenceden yararlanmak için çalışmadığı halde çalışmış gibi göstermek suretiyle belge tanzim etmekten ibaret eylemin özel bölgede sahtecilik niteliğinde olduğu, bu suçtan da sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanıkların bu belgeye istinaden sosyal güvenceden yararlanmak amacıyla katılan kuruma başvurmadıkları ve kurum zararının da doğmamış olduğu anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, ayrıca sanık diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
  • GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA – SATMAK İÇİN ALINAN MALZEMEYİ SATIP ÜCRETİNİ ÖDEMEME

    Özet: Sanığın kovuşturma aşamasında zararı kısmen giderdiğine dair beyanı karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından katılandan kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulmaması, sanığın temel cezasının belirlenmesi sırasında TCK'nın 62/1. maddesi uygulaması ile indirim yapılırken adli para cezasının birim gün sayısının 4 gün yerine 3 gün olarak belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.
  • DOLANDIRICILIK – ÖLEN BABANIN MAAŞINI ALMAYA DEVAM ETME – KURUM HATASI – BERAAT

    Özet: Ölenin nüfus kaydının katılan kurum tarafından incelenmiş olması halinde, ölüm nedeniyle aylık alma şartını kaybettiğinin kolaylıkla tespit edilebileceği, sanıklara ödeme yapılmasının kurumun ihmalinden kaynaklandığı, sanıkların hile oluşturacak eyleminin bulunmadığı, ayrıca kurum tarafından yapılan yersiz ödemenin sanıklar tarafından faizleri ile birlikte geri ödendiği, bu nedenle yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
  •  DOLANDIRICILIK – KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ ZARARINA ECZANE REÇETE TANZİMİ

    Özet: Düzenlenen iddianamede "Reçetelerde yazılı ilaçların bir kısmının hastalara teslim edilmediği, eczane aracılığıyla hak sahipleri adına reçete düzenlendiğinin belirlendiği, bu şekilde şüphelinin müşteki kurumu Ekim-Kasım 2009 tarihleri arasında yapılan toplam 1.639,62 TL zarara uğrattığının belirtilerek şikayetçi olunduğu," şeklinde iddiaların bulunmasına rağmen, mahkemece sadece tanık A.. Ç..'ya eksik ilaç verildiğine dair araştırma yapılarak yeterli delil bulunmadığından dolayı beraat kararı verildiği, iddianamede ve katılan kurumun raporlarında tespit edilen hak sahiplerinin bilgisi olmaksızın onların adına ilaç yazdırılıp yazdırılmadığının, bazı reçetelerdeki ilaçların hasta kullanım dozlarından daha fazla miktarda reçete edilip edilmediğinin, bir kısım reçeteler arkasındaki imzaların hak sahiplerine ait olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • DOLANDIRICILIK SUÇU – ÇALIŞMAYAN KİŞİYİ SİGORTALI OLARAK GÖSTERMEK – ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK

    Özet: Sanığın, sosyal güvenceden yararlanmak için çalışmadığı halde çalışmış gibi göstermek suretiyle belge tanzim etmekten ibaret eylemin özel bölgede sahtecilik niteliğinde olduğu, bu suçtan da sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanıkların bu belgeye istinaden sosyal güvenceden yararlanmak amacıyla katılan kuruma başvurmadıkları ve kurum zararının da doğmamış olduğu anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, ayrıca sanık H.'in da diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
  • ÇALIŞMAYAN KİŞİYİ SİGORTALI ÇALIŞIYOR GİBİ GÖSTERME – ŞÜPHEDEN UZAK, KESİN VE İNANDIRICI DELİL ELDE EDİLEMEMESİ

    Özet: Davada, katılan tarafından temyiz edilen beraat kararı hakkında, sanığın çalışmayan kişiyi sigortalı çalışıyor gibi göstererek çalışmayan biri için prim ödettiği, gerçekte çalışanların sigortasız kalmasına ve kamunun zarara uğramasına neden olduğu iddia olunan somut olaya dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden; isabetsizlik görülmemiştir. 
  • DOLANDIRICILIK – SAHTE BONO DÜZENLEMEK – SAHTE BONOYLA HAKSIZ MENFAAT – AVUKATLIK ÜCRETİ – VEKALET ÜCRETİ

    Özet: Sanık, katılan ile ortak olduğu şirketteki payını devrettikten sonra söz konusu şirket adına temsil yetkisini kullanabildiği dönemde düzenlenmiş gibi sahte bonolar düzenleyerek diğer sanığa ciro ettiği, her iki sanığında böylece şirket aleyhine icra takibi başlatıp haksız menfaat elde etmeye çalıştıkları iddia edilmiştir.sanığın eylemlerinin resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.