21. Ceza Dairesi

21. Ceza Dairesi

  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU – DOLANDIRICILIK SUÇU – ZİNCİRLEME SUÇLARDA SUÇ TARİHİNİN SON EYLEM TARİHİ OLDUĞU İLKESİ GEREĞİNCE BU TARİHTE YÜRÜRLÜKTE OLAN KANUNA GÖRE HÜKÜM KURULMASI GEREKTİĞİ – KARARDA YER ALAN ÜCRETİN HANGİ KATILANA VERİLDİĞİNİN BELLİ OLMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın gerçeğe aykırı reçeteler düzenlemek suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda; doktor olarak görev yapan sanığın, savunmasının aksine kasıtlı olarak suça konu reçeteleri hastaları görmeden ve gerçeğe aykırı olarak düzenlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, delil yetersizliğinden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenmiş reçete bulunması karşısında, zincirleme şekilde işlenen suçlarda suç tarihinin son eylem tarihi olduğuna ilişkin ilke de gözetildiğinde, dolandırıcılık suçunun 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği dönemde işlendiği gözetilmeden yazılı şekilde suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 765 sayılı TCK hükümlerinin tatbiki suretiyle uygulama yapılması ve hangi katılana verildiği belli olmayacak şekilde ücret tayini bozmayı gerektirmiştir. 
  • BAŞKASINA AİT KİMLİK VEYA KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI SUÇU – BAŞKASINA AİT KİMLİK KULLANILMASINA RAĞMEN İŞLENEN SUÇ NEDENİYLE KİŞİNİN KENDİNİ SUÇSUZ GÖSTEREMEMESİ HALİNDE SUÇUN UNSURLARININ OLUŞMAYACAĞI

    Özet: Sanığın, kolluk tarafından yapılan kimlik kontrolünde üzerinde kendi resmi bulunan ... adına düzenlenmiş suça konu sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği ancak kolluk görevlilerinin sanığı daha önceden tanıdıkları ve sanığın gerçek kimliğinin tutanak tutulmadan önce tespit edildiği olayda, hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyemediği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak gösteremediği ve TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • SİGORTA PRİMLERİNİN İPTALİ DAVASI – ÇALIŞMANIN GERÇEK OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ – SİGORTA ÇALIŞMA KAYITLARI

    Özet: Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının çalışmasının gerçek bir çalışma olup olmadığı noktasında çıkmaktadır. Davacının dava dışı işyerinde 05/04/2011-08/12/2011 tarihleri arasındaki çalışmaları bildirilmiştir.Kurum inceleme raporunda işverenlerden Cenk Sağ'ın ...’nin işyeri muhasebecisi olan Ahmet ÖZERDAL’ın muhasebe bürosunda çalıştığını ifade ettiği yine aynı incelemede davacı ... de yine muhasebeci Ahmet ÖZERDAL’ın bürosunda çalıştığını denetmenlere beyan ettiği ve dahili davalı ...'in de denetmen inceleme raporunda yeralan beyanlarında sigortalı işe giriş-çıkışları, ücret bordroları ve bunun gibi işleri davacının yaptığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda dava konusu olan dönemde davacının gerçekte 3. kişi muhasebeci Ahmet Özerdal'ın muhasebe bürosunda çalışıp çalışıp çalışmadığının tespiti gerekmektedir.Yapılacak iş, 3. kişi işveren Ahmet Özerdal'ın işyeri bordroları getirtilerek bordro tanıklarını ve komşu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tespit edip, dava konusu olan dönemde davacının gerçek çalışmasının Ahmet Özerdal'ın işyerinde olup olmadığı konusunda beyanlarına başvurmak ve inceleme raporundaki çelişkiyi gidermek, dava konusu olan dönemde davacının işyerindeki çalışmasının gerçek bir çalışma olup olmadığını kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇU – VERGİ RAPORLARI – FATURALARDA SAHTE İMZA KULLANMAK

    Özet: 2006 yılında şirket tarafından düzenlenen faturaları kullanan ...... Yakıt Gıda Nakl. Ltd. Şti’ye ait karşıt inceleme raporu olmasına karşın, şirketin toplamda 25 adet faturasını kullanan ....... Nakliye Otomotiv ve Yedek Pa. San. Tic. Ltd. Şti ile Tasf. Hal. ....... Lojistik U.Arası Nak. Tek. San.Tur.V.T.Lt’ye ait inceleme raporları olmadığı ve şirketin hangi tarihli faturalarını kullandıklarının belli olmadığı görüldüğünden, bu şirketler hakkında sahte fatura kullanmak suçundan karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa dava açılıp açılmadığının Vergi Dairesinden sorulması, varsa karşıt inceleme raporlarının dosya arasına alınması, dava açıldığının tespiti halinde dava dosyaları celp edilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi; ödeme belgeleri araştırılarak temini halinde şirketlerin defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırmalı inceleme yaptırılması, suça konu faturaları alıp kullanan şirket yetkilileri ve/veya kişiler tanık olarak dinlenilerek faturaları hangi hukuki/ticari ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulmasından sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK – GÖREVİ İHMAL – TAPU TESCİLİNE YÖNELİK SAHTE KADASTRO KULLANILMASI

    Özet: Kadastro teknisyeni, muhtar ve kadastro tespit çalışmalarında görevli mahalli bilirkişi olan sanıklar hakkında kadastro tespit çalışmaları sırasında orman adına tespiti gereken yerleri farklı kişiler adına tapuya tesciline yönelik sahte kadastro tespit tutanağı düzenledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; suça konu parsellerin evveliyatını ve yöreyi bilen yaşlı ve tarafsız kişilerin tespiti ile söz konusu parsellerin evveliyatının kim ya da kimler tarafından sahiplenilip kullanıldığı, adlarına tespit yapılan kişilerce ya da akrabalarınca tespit tarihi ve öncesinde kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise ne zaman ve ne kadar süre ile kullanıldığı, kadastro tespiti yapıldığı tarihte veya o tarihe yakın tarihlerde kullanımlarında olup olmadığı hususlarında bu kişiler ile adlarına tespit yapılan kişilerin tanık olarak beyanları alınarak, suça konu yerde önceden orman alanı sınırlaması olup olmadığı da araştırılarak sanıkların suç kastı ile hareket ettiklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıkça gösterilip ayrıntılı bir şekilde tartışılmadan yazılı şekilde eksik araştırma ile mahkumiyet kararları verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME – DOLANDIRICILIK – YANILTICI BELGE KULLANMAK – HAGB

    Özet: Başpınar ...Turz. San. Tic. Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkilisi olan sanığın sahte fatura düzenlediği ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalarda söz konusu şirketin evrak üzerinde müdürü olduğunu, Ereğli’de mermer işi ile uğraştığını ve orada ikamet ettiğini bu sebeple şirketle diğer ortak olan amcası ...’ın ve muhasebecilerinin ilgilendiğini savunması, dosya içerisinde mevcut Devrek Noterliği’nin 18.06.2004 tarihli vekaletname fotokopisine göre şirketin müdürü olan sanığın şirket adına işlemler yapma hususunda şirketin diğer ortağı olan ...’ı yetkilendirdiğinin görülmesi, muhasebeci ...’in ve ortak olan diğer sanık ...’ın beyanlarından suça konu faturalarla ilgili işlemlerin kendileri tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında sanığın yüklenen suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyete hükmolunması, yasaya aykırıdır.
  • SAHTE FATURA SUÇU – DEFTER VE BELGELERİ İBRAZ ETMEME – NOTER TASDİK KAYITLARINI SAKLAMA ZORUNLULUĞU

    Özet: Defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunun varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, ibraz için verilen sürenin bitimini izleyen tarihin suç tarihi olduğu cihetle; sanığa 19.01.2009 tarihinde tebligat yapıldığı ve ibraz için 15 gün süre verildiği gözetildiğinde suç tarihinin “04.02.2009” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Vergi incelemesi yapılan şirkete tasfiye memuru olarak atanan sanığın, yapılan tebligata rağmen 2005 yılına ait defler ve belgeleri incelemeye ibraz etmediğinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 maddesindeki defter, kayıt ve belgelerin gizlenmesi suçunun oluşması için ilk koşulun, vergi incelemesi sırasında, yetkililer tarafından ibrazı istenen defter, kayıt ve belgelerin varlıklarının noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olmasının gerekmesine, diğer bir anlatımla, yetkililerin, ancak varlıkları noter kayıtları veya sair suretlerle sabit olan defter, kayıt ve belgelerin ibrazını isteyebilecekleri, aksi halde isteme hak ve yetkisinin mevcut olmadığı, zorunluluk bulunmasına rağmen defter, kayıt ve belgelerin tutulmaması keyfiyetinin usulsüzlük cezasını gerektirdiği, vergi tekniği raporunda “fatura basımı ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanılmadığının” belirtilmesi, 2005 yılına ait defter tasdikine ilişkin bir tespitin bulunmadığının anlaşılması karşısında, suçun sübut delillerinin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırıdır.
  • VERGİ USUL KANUNUNA MUHALEFET – DEFTER VE BELGELERİN İBRAZ EDİLMEMESİ – YASA METİNLERİNDEKİ İFADELERİN TEKRARININ YETERLİ BİR GEREKÇE SAYILAMAYACAĞI

    Özet: Kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir, ancak hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı ile yetenilmesi veya bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütlerden bahsedilmiş olması, bu açıklamalar somut olaya ve faile özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe sayılamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; daha makul bir temel ceza belirlenmesi yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile orantılılık ilkesini zedeleyecek şekilde temel cezanın 2 yıl 6 ay olarak tayini, yasaya aykırıdır.
  • 213 SAYILI KANUNA MUHALEFET – DEFTER VE BELGELERİN İBRAZ EDİLEMEMESİ – BERAAT KARARI VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Müdafii tarafından dosyaya ibraz olunan “Defter ve Belge teslim Tutanağı” başlıklı belgede vergi denetmenliğince incelenip mükellefe iade olunan defter ve belgelerin yer aldığı, 2003 yılına ait yevmiye defteri ile defteri kebirin tasdiksiz olduğunun belirtildiği, ayrıca mükellef hakkında düzenlenen rapor ve ekindeki tutanakta 2003 yılına ait defterlerin ibraz edilmediğinin yazılı olduğu ve mükellef kurum yetkilisinin bu husustaki beyanında; hisse devri sırasında bir kısım belgelerin kaybolmuş olabileceği, tüm aramalara rağmen defterler ile bazı gelir gider belgelerini bulamadıklarını ancak muhasebecilerinde bulunan CD'den aldıkları dökümleri incelenmek üzere sunduklarını belirtmiş olması karşısında; sanığın incelenmek üzere istenen 2003 yılına ait defter ve belgeleri ibraz edemediği ve böylece atılı suçun unsurlarının oluştuğu gözetilmeksizin, delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek sureti ile yazılı şekilde beraat kararı verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME VE KULLANMA SUÇUNDA MAHKEME TARAFINDAN YAPILMASI GEREKEN ARAŞTIRMA – AYNI SUÇUN DAHA ÖNCE İŞLENMİŞ OLMASININ TCK 61 GEREĞİNCE ALT SINIRDAN UZAKLAŞILMASININ GEREKÇESİ OLAMAYACAĞI

    Özet: Sahte faturaları düzenleyen ve kullanan firmalar hakkında sahte fatura düzenlemek veya kullanmak suçlarından dava açılıp açılmadığı, açılmış ise akıbeti araştırılıp dava dosyası celp edilip incelenerek özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi (...), sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişki karşılığında düzenledikleri ve aldıkları sorulduktan sonra toplanan tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması ve sanıklar haklarında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suçlarından yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilip somut dosya içeriğine uygun bir gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşılarak en üst sınırdan ceza tayin edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK – TCK 53 İPTAL KARARI – SAHTECİLİK SUÇLARINDA DAVAYA KATILMA HAKKI

    Özet: Sahtecilik suçlarında mağdurun, suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olup, sahte çeklerin Halk Bankası Akyazı Şubesine ibraz edilmesi nedeni ile suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi ........... A.Ş.'nin kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı halde usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararına istinaden kendisini vekil ile temsil ettiren ........... A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzelterek onanmasına karar verilmiştir.
  • VERGİ USUL KANUNU’NA MUHALEFET SUÇLARINDA ZARAR GÖRENİN HAZİNE OLDUĞU – AÇIK BİR HAKKIN ZEDELENDİĞİNE DAİR DELİL BULUNMAYAN ŞİKAYETÇİLERİN İTİRAZININ SIFAT YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Dosya içeriğine göre; Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarında zarar görenin hazine olduğu, açık bir hakkının zedelendiğine ilişkin delil bulunmayan şikâyetçilerin, şüpheliler hakkında bu suç yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı vaki itirazının sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddi yerine işin esasına girişilerek itirazın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
  • SAHTE TELEFON ABONELİK SÖZLEŞMESİ DÜZENLEME – ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU’NA MUHALEFET – ÖN ÖDEME ÖNERİSİ GEREKTİREN EYLEM

    Özet: Sanığın, alt bayi olarak işlettiği işyerince, katılanlar ve müştekilerin kimlik bilgileri kullanılarak adlarına haberleri olmadan sahte telefon abonelik sözleşmeleri düzenlendiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan aynı Kanunun 56. maddesinin 4. fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ve TCK'nın 7. maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunup lehe olan ve ön ödeme önerisi gerektiren sanığın eylemlerinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
  • ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU – SAHTE ABONELİK SÖZLEŞMESİ – BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU

    Özet: Olayda sahte abonelik sözleşmesi ile GSM hattı cıkarıldığının iddia edilmesi üzerine abonelik sözleşmesi üzerindeki katılana atfen atılmış imzanın katılan tarafından atılmış olup olmadığı incelenmiş, ancak imzanın basit, taklidi kolay, kaligrafik ve karakteristik özelliklerden yoksun nitelikte olmasından dolayı katılana ait olup olmadığı tespit edilememiştir. Bunun üzerine gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması amacıyla raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulması, aboneye ait faturaların gönderildiği adreste ikamet edenin tespiti, abonelik sözleşmesi ile alınan cep telefonuyla sıklıkla aranılanların tanık beyanına başvurulması gerekirken eksik inceleme yapılması; suça konu cep telefonu abonelik sözleşmesi aslının duruşmada incelenerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması gerekirken bunun gözetilmemesi ve Elektronik Haberleşme Kanunu 56. maddesindeki düzenlemenin gözetilmesi gereği bozmayı gerektirmiştir.
  • BAŞKASINA AİT KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI SUÇU (TCK268) YERİNE RESMİ BELGENİN DÜZENLEMESİNDE YALAN BEYAN SUÇUNDAN (TCK206) HÜKÜM KURULMASI

    Özet: Polis tarafından durdurulan ve ehliyeti olmayan sanığın, alkol muayenesi için hastaneye götürüldüğünde, muayene eden müşteki doktora karşı hakaret ve tehdit suçunu işlediği ve tutanaklar tutulurken kendisini arkadaşının ismiyle tanıtıp arkadaşı hakkında kamu davası açılmasına sebep olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin oluştuğunu kabul ettiği resmi belgede yalan beyan suçunun oluşması için, belgenin sadece failin beyanına dayanarak oluşturulması gerekir; belgeyi düzenleyen memurun bu bilgileri araştırma yükümlülüğü varsa bu suç oluşmaz. Öyleyse mahkemece söz konusu suçun, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması (TCK 268) suçunu meydana getirdiği gözetilmeden resmi belgede yalan beyan (TCK 206) suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
  • AVUKATIN SAHTE DURUŞMA ZAPTI DÜZENLEMESİ – RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU – GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA

    Özet: Onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmadığı, dava konusunu oluşturan belgelerin faks yoluyla gönderilen belgeden ibaret olup asıllarının veya onaylı bir suretlerinin ele geçirilemediği cihetle, yüklenen sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
  • GÖREVSİZ MAHKEME AÇILAN VE REDDEDİLEN DAVANIN AVUKAT TARAFINDAN GÖREVLİ VE YETKİLİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDE AÇILMAMASI – İHMALİ DAVRANIŞLA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU – AÇILMAYAN DAVA İÇİN SAHTE TEVZİ FORMU VE DURUŞMA ZAPTI DÜZENLENMESİ – ONAYSIZ FOTOKOPİ NİTELİĞİNDE OLAN SURET BELGELERİN ALDATICILIK NİTELİĞİ BULUNMAMASI NEDENİYLE BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU OLUŞMAYACAĞI

    Özet: …. Barosu'na kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, davacı mağdur vekili sıfatıyla davalı Sağlık Bakanlığı aleyhine açtığı iptal davası neticesinde mahkemece verilen 14.08.2008 tarihli ve …. sayılı karar ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesinden sonra görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde süresi içinde yeni bir dava açmayarak müvekkili olan mağdurun mağduriyetine sebep olduğu olayda; sanığın eyleminin TCK’nın 257/2 maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı kanunun 257/1 maddesi ile hüküm kurulması, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede; …. Barosu'na kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, davacı mağdur vekili sıfatıyla davalı Sağlık Bakanlığı aleyhine açtığı iptal davası neticesinde mahkemece verilen 14.08.2008 tarihli ve… sayılı karar ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesinden sonra görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde süresi içinde yeni bir dava açmadığı halde …4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/566 esas sayısına kayden dava açtığı izlenimini vermek amacıyla 09.06.2009 tarihli sahte tevzii formu ve 18.02.2010 tarihli sahte duruşma zaptı düzenleyerek müvekkili olan mağdura göndermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmadığı, somut olayda dava konusunu oluşturan belgelerin faks yoluyla gönderilen belgeden ibaret olup asıllarının veya onaylı bir suretlerinin ele geçirilemediği cihetle, yüklenen sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK – ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK – SAHTE KİMLİK BİLGİLERİ İLE BANKACILIK İŞLEMLERİ YAPMA – ZİNCİRLEME SUÇ

    Özet: İddia ve oluşa uygun kabule göre; sanığın, müştekinin kimlik bilgilerini kullanarak işyeri kurup, sahte vergi levhası, ikametgah senedi, imza sirkülerleri düzenletip bu belgelerle katılan bankalarla bankacılık hizmet sözleşmeleri imzalamak suretiyle hesaplar açtırmak ve tahsil işlemleri için bankalara sahte senetler vermek şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme şekilde işlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sahte kimlik bilgileri kullanılarak imzalanan her bir bankacılık hizmet sözleşmesi yönünden özel belgede sahtecilik suçunun oluştuğunun kabulü ile ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması yasaya aykırıdır.