16. Hukuk Dairesi

16. Hukuk Dairesi

  • 6360 SAYILI YASA İLE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDEKİ TAŞINMAZLARA İLİŞKİN TESCİL DAVALARINDA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN YASAL HASIM OLDUĞU – YASAL HASIMIN DAVAYA TEŞKİLİNİN SAĞLANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle açılan davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de; yasal hasım konumunda olan ... Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • KADASTRODAN ÖNCEKİ NEDENLERE DAYALI OLARAK AÇILACAK TESCİL DAVALARINI SINIRLAYAN BİR SÜRENİN OLMADIĞI – İŞİN ESASINA GİRİLİP SONUCA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet : Dava; zamanaşımı nedeniyle kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuki sebeplerine dayalı olarak , tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olup, mahkemece, çekişmeli taşınmazın tespit harici bırakıldığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında dava açmak için gerekli makul sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Kadastro sırasında haklarında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar yönünden kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açma hakkını sınırlayan herhangi bir yasa hükmü bulunmadığından verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
  • TAŞINMAZLARIN MİRASÇILARI ADINA TESPİT VE TESCİLİ İSTEMİ – MASRAFLAR NEDENİYLE İSTENECEK GİDERLERİN DELİL AVANSI OLDUĞU – DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDEDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Dava, taşınmazların mirasçıları adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tespit ve tescili talebine ilişkindir. Dava için yapılacak masraflar nedeniyle istenilecek giderlerin delil avansı olarak kabul edilip, HMK'nın 324. maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken HMK'nın 120. maddesinin uygulanarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • KULLANIM KADASTROSU – DAVACI TARAFA DAVASINI BELİRTİLEN KİŞİLERE YÖNELTMESİ HUSUSUNDA SÜRE TANINMASI VE HUSUMETİN YAYGINLAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ – TARAF KOŞULU SAĞLANMADAN ESASA GİRİLEMEYECEĞİ

    Özet: Mahkemece, davacı tarafa davasını ... ..., ... ve Sinan Yücel'e yöneltmesi hususunda süre ve imkan tanınmalı, husumet yaygınlaştırılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanmasından sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, taraf koşulu sağlanmadan esasa girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
  • AKTİF DAVA EHLİYETİNİN SAĞLANMASI HALİNDE İŞİN ESASINA GİRİLMESİ GEREKTİĞİ – TESCİL DAVALARINDA KEŞİF SONUCU ELDE EDİLEN BİLİRKİŞİ RAPORU VE KROKİSİNE GÖRE YEREL VE GAZETE İLANLARININ YÖNTEMİNE UYGUN OLARAK YAPILMASI VE 3 AYLIK SÜRENİN DOLMASININ BEKLENMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Davacı tarafa, muris ...’un tüm mirasçılarının davaya katılımlarının veya muvaffakatlarının sağlanması veya terekeye temsilci atanması için yöntemine uygun şekilde süre ve imkan tanınmalı, bu suretle aktif dava ehliyetinin sağlanması halinde işin esasına girilip, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, tescil davalarında TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerekirken söz konusu ilanların yapılmamış olması da isabetsiz
  • KULLANIM KADASTROSU – ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZ ÜZERİNDE KALAN BİNANIN BİR BÖLÜMÜNÜN ORMAN KADASTRO SINIRLARI İÇERİSİNDE KALIP KALMADIĞININ TESPİTİ GEREKTİĞİ – BİLİRKİŞİLER TARAFINDA ORMAN SINIR NOKTALARI TEK TEK TESPİT EDİLMESİ VE BU HUSUSUN KEŞİF TUTANAĞINA YANSITILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Olayda, çekişmeli taşınmaz üzerindeki binanın bir bölümünün orman kadastro sınırları içerisinde kalıp kalmadığı hususu ihtilaflı olup, mahkemece mutabakat krokisine göre bu binanın 21,85 metrekare yüzölçümündeki kısmının orman sınırları içerisinde kaldığı kabul edilmiş ise de, yapılan keşfe yerel bilirkişi götürülüp çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktaları tek tek tespit edilmemiş, uzman bilirkişiler tarafından zeminde orman sınır noktaları bulunmuşsa dahi bu husus keşif tutanağına yansıtılmamış, orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafları ve memleket haritaları dosya arasına getirtilerek uygulanmamış ve kesinleşen orman kadastro sınırlarının mutabakat raporu ile değiştirilemeyeceği kuralı dikkate alınmamıştır. Hal böyle olunca sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle, yörede yapılan bütün orman tahdit, aplikasyon ve 2/B madde çalışmalarına ilişkin, işe başlama, işi bitirme, çalışma tutanakları ile askı ilân tutanaklarının ve orman tahdit haritaları ile aplikasyon ve 2/B madde haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopilerinin, yine yörede yapılan ilk orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarının orijinal renkli onaylı örnekleri ile 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. madde uyarınca yapılan düzeltme ve aplikasyon işlemine ilişkin tutanak, belge, harita ve mutabakat zaptının, ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu adadaki tüm parsellere ilişkin tutanaklar ve dayanaklarının ilgili yerlerden temin edilerek dosya arasına konulması sağlanmalı, daha sonra önceki bilirkişiler dışında alanında uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak 4 kişilik bilirkişi kurulu ile yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır.
  • MURİSTEN KALAN TAŞINMAZIN NE SEBEPLE TESCİLİNİN İSTENDİĞİNİN SORULMASI GEREKTİĞİ – AKTİF DAVA EHLİYETİ OLUP OLMADIĞI ARAŞTIRILMADAN AKTİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Uyuşmazlık; tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın kendisine “babasından ve dedesinden” kaldığını beyan etmesi üzerine davacıya muristen kalan taşınmazın ne sebeple adına tescilini istediği sorulmamış; bağış, taksim ya da diğer mirasçıların miras paylarının devri gibi bir nedene dayanıp dayanmadığı, buna göre aktif dava ehliyeti olup olmadığı araştırılmadan, "murisin terekesi iştirak halinde olduğu halde davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılmadığı" gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması nedeniyle yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmadığından kararın bozulması gerekmektedir.
  • TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ – SATIŞ SURETİYLE DAVALI ADINA TAPUDA KAYDEN İNTİKAL – BÖLÜNEMEZ BÜYÜKLÜK KAVRAMI – BAĞIŞLAMA SURETİYLE ZİLYETLİĞİN DEVRİ

    Özet: 3402 sayılı Yasa'nın 15/son fıkrasında; “Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlarına göre tespiti yapılır.” hususu düzenlenmiştir. Hal böyle olunca; kadastro tespitinden evvel zeminde taraflar arasında taksim edilmek suretiyle davacı tarafından kullanıldığı anlaşılan ve 08.04.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (7-A) harfi ile gösterilen 2.485,42 metrekarelik taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
  • KÖY ÇALIŞMA ALANINDA BULUNAN TAŞINMAZ – İMAR, İHYA VE KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ – HAVA FOTOĞRAFI İNCELEMESİNİN GEREĞİ GİBİ YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece, 1985 tarihli hava fotoğrafında krokide (A) harfiyle gösterilen kısımda, 1999 tarihli hava fotoğrafında ise krokide (A) ve (B) harfiyle gösterilen kısımda imar-ihyanın bulunduğunun belirtildiği, yine 11.03.2013 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfiyle gösterilen kısımların 20-25 yıldır tarım arazisi olarak kullanılmakta olduğunun belirtildiği, davacının bu bölümleri 20 yıldan fazla zamandan beri kullandığının anlaşıldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmadığı gibi yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek şekilde yargılama yapılarak karar verilmesi de doğru olmamış, mahkemece düzenlenen tensip zaptında ve gerekçeli karar başlığında davalı olarak yalnızca Hazine yer almış; aleyhine usulünce dava açılan Köy Tüzel Kişiliği’ne dava dilekçesi tebliğ edilmemiş olup dava hakkındaki savunması ve delillerinin sorulmamış olması isabetsiz olduğu gibi, bu tür davalarda esaslı unsur olan hava fotoğrafı incelemesi de gereğince yapılmamış, dava tarihi olan 2011’den 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, tarihleri de açıkça yazılmak suretiyle istenmemiş, yine (B) bölümü yönünden de 1985 tarihli hava fotoğrafında imar-ihya bulunmadığı; ancak 1999 tarihli hava fotoğrafında ise imar-ihyanın var olduğu belirtildiğine göre; 1999 tarihinden dava tarihi olan 2011’e kadar 20 yıllık iktisap süresinin dolmadığı göz önüne alınarak, 1985 ve 1999 tarihleri arasında uçuş olup olmadığı hususunda da bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olması isabetsiz görüldüğünden ve Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
  • TAPU KAYDI, İRSEN İNTİKAL VE KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİNE DAYALI DAVA – KAYIT MALİKİ İLE DAVACI VE MÜDAHİL ARASINDA BAĞ KURULAMAMIŞ OLMASI

    Özet: Kadastro sonucu köy çalışma alanında bulunan temyize konu taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, davacı ise, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış ve yargılama sırasında taşınmazda hak sahibi olduğu iddiasıyla davaya katılmış, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne hükmedilmiş; mahkemece, davacı dayanağı tapu kaydının davacının gösterdiği temyize konu taşınmaz içerisindeki dava konusu yeri kapsadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamakta, kayıt maliki ile davacı ve müdahil arasındaki bağ kurulamamış olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
  • TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASINDA KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI – ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZA AİT HAVA FOTOĞRAFLARININ BİLİRKİŞİYE YORUMLATTIRILMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Kadastro sonucu köy çalışma alanında bulunan taşınmaz hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2’şer hisseyle davalılar adına tespit ve tescil edilmiş, dava konusu taşınmaz bu parselin ifrazı neticesinde oluşmuş ve davalılar adına kaydedilmiştir. Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın kayalık olup, davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı iddiasına dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayıp özel mülkiyete elverişli olduğu, davalı taraf lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Mahkemece çekişmeli taşınmaza ait hava fotoğrafları getirtilerek bilirkişiye yorumlatılmamış, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu bu şekilde denetlenmemiştir. Mahkemece belirtildiği şekilde araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup bozulması kararıdır.
  • MUHDESATIN AİDİYETİNİN TESPİTİ İSTEMİ – TAŞINMAZA YÖNELİK ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ VEYA KAMULAŞTIRMA DAVASI BULUNMAMASI – HUKUKİ YARAR – KADASTRO TUTANAĞININ KESİNLEŞMİŞ OLMASI – ZAMANAŞIMI

    Özet: Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayanılarak açılmış olduğuna göre davacının hukuki yararının bulunması için ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma davası açılmış olmasına gerek bulunmamaktadır. Ne var ki; dava konusu 109 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı 06.11.1986 tarihinde kesinleşmiş, dava 13.05.2014 tarihinde açılmıştır. Dolayısıyla Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
  • KEŞİF SONUCU ELDE EDİLEN BİLİRKİŞİ RAPOR VE KROKİSİNE GÖRE GEREKLİ İLANLARIN YAPILMASI GEREKTİĞİ – İLANIN YAPILDIĞI GAZETE İLE İLAN TUTANAKLARININ DOSYA ARASINA KONULMASI VE YASAL 3 AYLIK SÜRENİN DOLMASININ BEKLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerekirken belirtilen hususlar göz ardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olup, bu yönde verilen karar bozmayı gerektirmiştir. 
  • TAŞINMAZIN SINIRLARININ BELİRLENMESİ – KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI – KIYI KENAR ÇİZGİSİNİN SAPTANMASI

    Özet: Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında yerel bilirkişiden taşınmazın sınırlarını göstermesi istenilmeli; teknik bilirkişilerden ise dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin memleket haritaları, en eski tarihli askeri haritalar hava fotoğrafları yöntemince uygulanmak, gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizleri yapılmak, mevsimsel etkiler de göz önünde tutulmak suretiyle kıyı kenar çizgisini saptamaları istenilmeli, belirlenen kıyı kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle çekişmeli taşınmazın Kızılırmak etki alanı içerisinde kalıp kalmadığı ve aktif dere yatağı içerisinde bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, teknik bilirkişilerden çekişmeli taşınmazın haritası ile kıyı ve kıyı kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmazın konumunu belirlemeleri istenilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
  • KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI – KADASTRO DAVASI – MİRAS YOLUYLA TAŞINMAZIN ZİYETLİĞİNİ KAZANMA – TEREKE HAKKI

    Özet: Mahkemece doğru sonuca ulaşabilmek için mahallinde çekişmeli taşınmazı bilebilecek 60 yaşın üzerinde tespit edilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, çekişmeli taşınmazın evveliyatında kime ait olduğu, kim tarafından hangi süreyle nasıl kullanıldığını, davacının kendi murisi tarafından satın alınıp alınmadığını, davacı tarafça kullanılıyorsa bu kullanımın asli zilyetliğe dayalı olarak mı, yoksa terekeden gelen hakka dayalı olarak diğer mirasçılar adına da mı olduğu tereddütsüz olarak belirlenmeli, tarafların dayandığı satış senetleri taşınmaz başında uygulanarak çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ortaya konulmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, davacı tarafından aynı iddia ve sebeplerle açılan ... Kadastro Mahkemesi'nin 2008/268 Esas sayılı dava dosyası da göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
  • TAPU İPTALİ VE TESCİL – HAZİNE ADINA TESCİL – KADASTRO DAVASI – ZİLYETLİK İDDİASI

    Özet: Mahkemece TMK’nın 701 ve 640. maddesi hükümleri göz önünde tutularak davacıların tek başlarına dava açma hakları bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi bakımından öncelikle davacı tarafa davasını hangi hukuksal nedene dayandırdıkları açıklattırılmalı, açıklanan dava sebebine göre taşınmaz başında mahalli bilirkişi ve tanıklar eşliğinde yeniden keşif yapılarak ileri sürülen sebep yönünden beyanlar alınıp, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek dava şartı olan dava ehliyeti üzerinde durulmadan işin esasına ilişkin karar verilmesi isabetsizdir.
  • KIDEM TAZMİNATININ DAMGA VERGİSİ DÜŞÜMÜ YAPILDIKTAN SONRA HESAPLANMASI GEREKTİĞİ – GİYDİRİLMİŞ ÜCRET HESAPLANIRKEN DİKKATE ALINAN EK ÖDEMELERİN DÜZENLİLİK ARZ EDİP ETMEDİĞİNİN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dosya içeriğinde yer alan 2014 yılı Haziran ayı bordrosunda 243,00 TL tutarında ek ödeme tahakkukunun yer aldığı görülmektedir. Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, söz konusu tahakkuk miktarı aylık brüt ücrete eklenerek giydirilmiş ücret bulunmuş ve kıdem tazminatı hesaplaması buna göre gerçekleştirilmiştir. Ancak davacı tarafından itiraza uğramayan bordrolarda gözüken ek ödemelerin düzenlilik arz edip etmediği, nitelik ve kapsamının netleştirilmediği anlaşılmakla yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması isabetsizdir.
  • SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİNİN TESPİTİ İSTEMİ – İŞVERENİN BAĞLI OLDUĞU VERGİ DAİRESİNE MÜZEKKERE YAZILARAK MÜKELLEFİYET BİLGİLERİNİN İSTENİLMESİ VE FAALİYET DÖNEMİNİN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ – KOMŞU İŞYERİNDEKİ BORDRO TANIKLARININ DİNLENİLMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Davacıya ait 05.03.1985 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesinde gözüken ... sicil no'lu işyerinin kanun kapsam tarihlerinin 15.06.1984-31.03.1985 tarihleri olduğu, Kurum tarafından dosyaya gönderilen dönem bordrolarının 1984/2,3. dönem bordroları olduğu, anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı işverenin bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak davalı işverenin mükellefiyet bilgileri istenilerek faaliyet dönemi araştırılmalı, komşu işyerleri tespit edilerek komşu işyeri bordro tanıkları dinlenilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. 
  • UYAP ÜZERİNDEN YAPILAN TEMYİZİN GEÇERLİ OLDUĞU VE SÜRESİNDE SAYILACAĞI 

    Özet: Davacı vekili, kendisine 15.5.2014 tarihinde tebliğ edilen kararı, UYAP Avukat Portalı üzerinden yaptığı işlemlerle 22.5.2014 tarihinde ve süresinde temyiz ettiği halde temyiz isteminin süreden reddine karar verilmiştir. Maddi yanılgıya dayanan Dairemizin süreden ret kararında isabet bulunmadığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.3.2015 tarihli ve 2014/14247-2015/2225 Esas, Karar sayılı süreden ret kararının bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.