15. Hukuk Dairesi

15. Hukuk Dairesi

  • GÖTÜRÜ BEDELLİ İŞ – İMALATIN EKSİK VE KUSURLARI DİKKATE ALINARAK TÜM İŞE ORANININ TESPİTİ – ALACAĞIN YARGILAMA İLE BELİRLENMESİ GEREKİP LİKİD SAYILAMAYACAĞI – İCRA İNKAR TALEBİNİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerekmektedir. Alacak yargılama ile belirlenip likid sayılamayacağından icra inkâr tazminat talebinin reddine karar verilmesinden ibaret iken bu doğrultuda araştırma yapılmadan verilen karar hatalı olup hükmün davalı yararına bozulması uygun görülmüştür.
  • YÜKLENİCİYE BIRAKILAN ARACIN İADE EDİLMEMESİ NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – HAPİS HAKKININ KULLANILMASI – YASAL HAKKIN KULLANIMININ HAKSIZ SALDIRI NİTELİĞİNDE OLMAYACAĞI

    Özet: Davacı iş sahibinin ve sigortacısının araç onarım bedelini ödememesi sebebiyle davalı yüklenici yararına hapis hakkı koşulları oluştuğu davalının hapis hakkını kullanarak icra müdürlüğüne hapis hakkı tutanağı düzenlettirmesi, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde bulunması ve onarımı biten araçlar arasında bulunan ve hapis hakkı kullanılan aracın camına araç rehinlidir yazısını yapıştırması yasal hapis hakkının kullanılması ve bunun üçüncü kişilere duyurulması niteliğinde olup, yasal hakkın kullanımları haksız ve hukuka aykırı bir saldırı oluşturmayacağından mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin tümden reddi yerine yanlış değerlendirme sonucu kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur
  • PUB İMALATINDA OLUŞAN ZARAR – UYARIDA BULUNDUĞUNUN KANITLANAMAMASI – ZARARDAN SORUMLULUK

    Özet: Davalı, "pub" imalâtında oluşan zararın davacının yapması gereken imalâtları yapmamasından kaynaklandığını iddia etmiş ise de; bu konuda davacıyı uyardığını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle oluşan davacı zararından sorumludur. Ancak bilirkişi raporunda oluşan ayıbın niteliği konusunda bir inceleme yapılmamış olduğundan mahkemece bilirkişilerden alınacak ek rapor ile oluşan hasar nedeniyle eserin tümden reddinin ya da bedelden indirimin mümkün olup olmadığının belirlenmesi bedelden indirim gerekiyorsa oranının hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
  • ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE İNŞAAT RUHSATININ ALINMASINDAN SONRA İNŞAATIN SÜRESİNDE TAMAMLANMADIĞI HER AY İÇİN CEZAİ ŞART KOYULMASI – SÖZLEŞMENİN İFASININ İMKANSIZ OLUP OLMADIĞINA İLİŞKİN DANIŞTAY KARARININ BEKLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin süresinin inşaat ruhsatının alınmasından itibaren başlayacağı kararlaştırıldığına göre inşaat ruhsatının alınıp alınmadığı önem kazanmaktadır. Dava konusu taşınmaz ile ilgili ... Belediye Meclisinin 05.06.2013 tarih 2013/264 sayılı karar ile taşınmazın resmi kurum olan kullanım fonksiyonun konut dışı kentsel çalışma alanına dönüştürülmesine ilişkin alınan kararın iptâli yönünde ... İdare Mahkemesi'nin 2013/1183 Esas sayısında dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 10.07.2014 tarihli karar ile dava konusu işlemin iptâline karar verildiği, kararın temyiz edilmekle Danıştay incelemesinde olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Eldeki temyize konu davanın sözü edilen dava dosyası ile ilgili olduğu, bu dava sonucunda verilecek kararın akdin ifasının imkânsız olup olmadığı yönünde belirleyici olduğu değerlendirilerek bu dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 165/1 maddesi gereğince bekletici sorun sayılması gerektiği halde duruşmaya devamla hüküm kurulması doğru olmamıştır.
  • ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNİN GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİNİ DE KAPSADIĞI – NOTERDEN RE’SEN DÜZENLEME ŞEKLİNDE YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, "gayrimenkul satış vaadini" de kapsadığından noterden re'sen düzenleme şeklinde yapılması gerekir. Bu şekil şartı sözleşmenin geçerlilik şartı olup, bu şekil şartına uygun yapılmayan sözleşmeler geçerli olmayacağı gibi, taraflar geçersiz bir sözleşmenin ifasını da isteyemezler. Bu kapsamda; davacı tarafça; gönderdiği para karşılığı ''2'' nolu bağımsız bölümün devredileceği ileri sürülmüş ise de tapuda arsa payı devrini içeren ve resmi şekilde yapılmış sözleşme bulunmadığından, davacının gönderdiğini ve davalıya verdiğini kanıtladığı para miktarı tapuda devri yapılan dubleks dairenin değerinden fazla ise; davacı aradaki farkın ödenmesini talep edebilir ise de tapu iptali ve tesciline karar verilmesi mümkün olmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gibi davada taraf olmayan üçüncü kişi yararına da hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
  • ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE YÜKLENİCİNİN İŞ BEDELİNE HAK KAZANABİLMESİ İÇİN YAPIYI YAPMASI GEREKTİĞİ – YAPI İÇİN İSKAN ALINIP ALINMADIĞININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – İSKAN ALMAYA ELVERİŞLİ OLMAYAN YAPI  İÇİN YÜKLENİCİNİN İŞ BEDELİ OLAN TAPUYA HAK KAZANAMAYACAĞI

    Özet: Dava, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca davacı yükleniciye verilen dairelerin dairelerin tapu devrinin davalı arsa sahiplerince yapılmaması sebebi ile 14 ve 15 nolu bağımsız bölümlerin bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi diğer bir deyişle kısmen iş bedeli olarak karalaştırılan 14ve 15 nolu bağımsız bölümün tesciline hak kazanabilmesi için yapının yasal olması zorunludur. Belediyeden işlem dosyası getirtilmeli ve iskânının alınıp alınmadığı belirlenmeli, alınmamış ise iskân alınması konusunda davacı tarafa yetki ve süre verilip bu konuda gerekli işlemlerin ikmâlinin sağlanması, iskân almaya elverişli değil ise tapuya hak kazanamamakla birlikte 3194 sayılı İmar Kanunu geçici 16. madde hükümleri değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kısmen eksik inceleme nedeniyle kısmen de hükümden sonra yürürlüğe giren kanun hükmünün değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
  • YAZILI DELİLLE İSPAT EDİLEMEYEN ÖDEMENİN DAYANILAN YEMİN DELİLİ İLE KANITLAYABİLECEĞİNİN HATIRLATILMASI GEREKTİĞİ – İMALAT BEDELİNİN KDV DAHİL OLAN YAPILDIĞI YIL PİYASA RAYİCİNE GÖRE BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Davalı iddia ettiği ödemeyi cevap dilekçesinde "yemin" deliline dayanmış olmakla "yemin" delili ile kanıtlayabilir. Mahkemece, davacıya “yemin önerme" hakkının hatırlatılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken 6.500,00 TL ödemenin ispatlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. Taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu ihtilafsız olup ihtilaf, imalâtın bedeli ile ilgilidir. Davacı imalât bedelinin 8.750,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı ise anlaşmanın 8.400,00 TL olduğunu belirtmiştir. Bu durumda 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesine göre imalât bedelinin davalının kabul ettiği 8.400,00 TL'den az olmamak kaydıyla yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece bilirkişiden alınacak ek raporla imalâtın bedelinin KDV dahil olan yapıldığı yıl piyasa rayicine göre belirlenip kanıtlanacak ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 
  • ÇEKLERİN BAŞKA BİR HUKUKİ İLİŞKİ SEBEBİYLE DÜZENLENMESİ NEDENİYLE HER İKİ TARAF AÇISINDAN DAVANIN KABULÜNÜN GEREKTİĞİ – AKRABALIK İLİŞKİSİNİN DOSYA İLE ANLAŞILMASI NEDENİYLE DAVALININ İYİ NİYETLİ 3. KİŞİ SAYILAMAYACAĞI 

    Özet: Uyuşmazlık; eser sözleşmesi nedeniyle teminat olarak verilen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Her iki çekin taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca verildiği, sözleşmede her iki tarafın şirket olduğu anlaşılmakta ise de davacının şahsi çekini verdiği ve hamiline düzenlendiği, davalılar ... tutanakla bu çekleri de emanet olarak aldıklarını bildirdikleri, her iki çekin de teminat çeki olduğu gerek sözleşme gerekse tutanaktan anlaşıldığı gibi, bu çeklerin başka bir hukuki ilişki sebebiyle düzenlendiği davalı tarafın başka bir delille kanıtlayamadığı, her iki davalı yönünden davanın bu sebeple kabulü gerektiği, diğer davalı ... yönünden yapılan incelemede ise; akrabalık ilişkisi dosya ile anlaşıldığından davalının iyiniyetli 3. kişi sayılamayacağı ve artık bunun aksini ispatlaması gereken ... iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu da kanıtlayamadığı, bu nedenle bu davalı hakkında da davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 
  • KUSUR DEĞERLENDİRMESİ YAPILMASI GEREKTİĞİ – UZMAN BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak talebine ilişkindir. "Yüklenici alt yüklenici işçisinin veya üçüncü şahısların uğradığı zararları karşılama durumunda kalması halinde ödediği miktar kadar alt yükleniciye rücu eder.” düzenlemesi bulunmaktadır. Bu hüküm ahde vefa ilkesi gereğince tarafları bağlar. Bu düzenleme BK 99'da düzenlenen sorumsuzluk kaydıdır. Sorumsuzluk kaydı hile veya ağır kusurun varlığı halinde hükümsüz olup, hafif kusur halinde geçerlidir. Dairemizin ve Yargıtay'ın uygulamaları da bu doğrultudadır. Mahkemece eser sözleşmesi hükümleri, çerçevesinde kusur incelemesi yapılmadığından kararın bozulması gerekmiştir. Mahkemece yapılacak iş; eser sözleşmesi hükümleri uyarınca kusur değerlendirmesi yapılarak davalının ağır kusurlu olup olmadığının eser sözleşmesi konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 
  • SÖZLÜ ESER SÖZLEŞMESİ – 2014 YILI MAHALLİ PİYASA RAYİÇLERİ KONUSUNDA GEREKÇELİ VE DENETİME ELVERİŞLİ RAPOR ALINIP DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ – İTİRAZIN İPTALİ DAVALARINDA İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLEBİLMESİ İÇİN ALACAĞIN LİKİD OLMASI VE BORÇLUNUN İTİRAZINDA HAKSIZ OLMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece silo mantosı ile ilgili sözlü eser sözleşmesi kurulduğu kabul edilen ..... talimat yoluyla silo montajı konusunda uzman teknik bilirkişi katılımıyla keşif yapılıp bilirkişilerden ayrı ayrı bu yerlerde davacının yaptığını ileri sürdüğü ve 01.09.2014 gün 082110 seri nolu faturadaki silo montaj işinin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise işin yapıldığına dair faturanın düzenlendiği 2014 yılındaki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedeli konusunda, mahalli piyasa rayiçleri içerisinde KDV ve yüklenici kârı da bulunacağından ayrıca eklenmeksizin gerekçeli ve denetime elverişli raporlar alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulü doğru olmamıştır. Öte yandan itirazın iptâli davalarında İİK'nın 67/II. maddesi hükmünce icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likid ve borçlunun itirazında haksız olması gerekir. Alacağın varlığı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarıyla saptandığı ve miktarı da bozmadan sonra yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle belirleneceğinden alacağın likid ve borçlunun itirazında tamamen haksız olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu halde koşulları oluşmadığından davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulü de isabetsiz olmuştur. 
  • ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLI İSTİRDAT İSTEMİ – TAMİRCİNİN HAPİS HAKKINA İLİŞKİN KARİNENİN UYGULANAMAYACAĞI – YASAL DÜZENLEME MEVCUTKEN YEREL TEAMÜLE GÖRE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden onarım işinin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre onarımın bedeli konusunda rapor alınıp değerlendirilerek menfi tesbit istemiyle ilgili sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sebebiyle olayda yasal düzenleme mevcut iken uygulanma yeri bulunmayan yerel teamüle göre sonuca varılması doğru olmamıştır.
  • GÖTÜRÜ BEDELLİ SÖZLEŞMELER – YÜKLENİCİNİN KARARLAŞTIRILAN BEDELLE İŞİ TAMAMLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ – BEDELİN GÖTÜRÜ OLARAK KARARLAŞTIRILDIĞI ESER SÖZLEŞMELERİNDE HESAPLAMA – DENETİME ELVERİŞLİ BİLİRKİŞİ RAPORU ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Götürü bedelli sözleşmelerde yüklenici kararlaştırılan götürü bedelle işi tamamlamak zorundadır. Bedelin götürü olarak kararlaştırıldığı eser sözleşmelerinde yüklenicinin hakettiği iş bedeli ile iş sahibinin fazla ödemesinin bulunup bulunmadığının fiziki gerçekleşme oranı ve bu oranın götürü bedele uygulanıp yapılan ödemelerle karşılaştırılarak hesaplanması kabul edilmektedir. Bu durumda mahkemece asansör yapım ve montajı konusunda uzman makina mühendisi bilirkişiden dosyadaki mevcut deliller ve delil tespit dosyasındaki bulgulara ve sözleşme eki olduğu belirtilen teknik şartnameye göre davalı yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtın, eksik ve kusurlar dikkate alınarak ve düşülerek sözleşme ile üstlendiği işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak davalı yüklenicinin hak ettiği iş bedeli hesaplattırılıp bundan kabul edilen ödeme düşülerek ve karşılaştırılmak suretiyle davacı iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı ve miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davacı TL cinsinden talepte bulunduğundan dava tarihi itibariyle TL karşılığına hükmedilmesi gerekir.
  • DAVALI KURUMUN KAMU İHALE KANUNU’NA TABİ OLMASI NEDENİYLE ANLAŞMA TUTANAĞI ADLI BELGENİN BAĞLAYICI OLMADIĞI

    Özet: Uyuşmazlık; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Düzenlenen "Anlaşma Tutanağı" adlı belgenin niteliği itibarıyla bağlayıcı olup olmadığı konusudur. Davalı kurum Kamu İhale Kanunu'na tabi olup yasal prosedür yürütülmeksizin yapılan "anlaşma tutanağı" davacı için bedel konusunda bağlayıcı olmayacağından anlaşma tutanaklarındaki bedel dikkate alınmadan inceleme yapılması gerekmektedir. Ancak mahkemece alınan bilirkişi raporları çelişkili olduğundan yeniden ve gerekirse .... öğretim üyelerinden oluşturulacak teknik bilirkişi kurulu marifetiyle ve yapılacak keşif ile Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre öncelikle sözleşme kapsamında yapımı gereken imalâtların yapılıp yapılmadığının saptanması, bundan sonra %10 oranda yapıldığı belirtilen imalâtların denetime açık bir şekilde belirlenip bedellerinin sözleşme fiyatlarıyla hesaplattırılması, aşan oranda imalât yapılmış olması halinde bedellerinin TBK 526 ve devamı maddeleri gereğince iş sahibi yararına olması koşuluyla yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplattırılması, yine sözleşmede ve eki belgelerde bulunmayıp proje değişikliği şartlarının gerçekleşmesi halinde idare tarafından talep edilen ihale dokümanı ve teklif kapsamında fiyatı verilmemiş yeni iş kalemleri varsa da bedellerinin de şartnamenin 22. maddesinin 2. fıkrasına göre belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • ESER SÖZLEŞMESİ – DAVACININ HAK ETTİĞİ BEDEL İLE SÖZLEŞME DIŞI İMALATLARIN PİYASA RAYİÇİ KONUSUNDA BİLİRKİŞİDEN EK RAPOR ALDIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan davacının sözleşme uyarınca gerçekleştirdiği imalâtlar nedeniyle sözleşme fiyatlarıyla eksik ve kusurları da gözetilerek düşülmek suretiyle hakettiği bedel ile sözleşme dışı imalât olduğu kabul edilen14 adet dairesel oturma bankının yapıldığı ileri sürülen 2013 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile, piyasa rayiçleri içerisinde KDV ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmeksizin bedeli hesaplatılıp sözleşme kapsamı ve dışında hak ettiği bedeller toplamından davalı iş sahibince kanıtlanan ödemeler düşülerek davacının istemekte haklı olduğu alacak miktarı konusunda denetime elverişli ve gerekçeli ek rapor alıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi, koşulları oluşmadığından işlemiş faiz olarak nitelendirilen takip tarihine kadar vade farkı isteminin reddi ve kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren aylık %4 oranını aşmamak koşuluyla değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür. 
  • ESER SÖZLEŞMESİNE KONU ARACIN TEST SÜRÜŞÜ SIRASINDA YANMASI NEDENİYLE DOĞAN ZARAR – YÜKLENİCİNİN ÖZEN VE SADAKAT BORCUNUN SONUCU OLARAK KENDİSİNDEN KAYNAKLANMAYAN BİR NEDENLE ZARAR DOĞURAN BİR OLAY MEYDANA GELSE DAHİ ZARARIN ARTMAMASI İÇİN GEREKEN TEDBİRİ ALMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Alınan bilirkişi raporunda, araçtaki aşınmış elektrik kablolarının sürtünmesi ve elektrik kontağı yapması sonucu yangının meydana geldiği belirtilmiş ise de işinin ehli olan yüklenicinin, tamir için bırakılan aracın zarar görmemesi için gerekli tedbirleri almasının özen borcunun gereği olduğu, özen borcunun tamirhanede olduğu kadar tamir için bırakılan aracın deneme sürüşü sırasında da yerine getirilmesi gerektiği, yangın araçtaki elektrik kablolarının sürtünmesi sonucu meydana gelmiş olsa bile yüklenicinin, yangına derhal müdahele edip yangının zarar büyümeden söndürülmesi için gerekli önlemleri de almış olması ve bu kapsamda araçta yangın söndürme tüpü olup olmadığını da kontrol ederek test sürüşüne çıkılmasına onay vermesi gerektiği halde, yangını söndürmek için müdahale edildiğini, buna rağmen zararın büyümesine engel olamadığını, bu yönüyle kusursuz olduğunu ispatlayamamıştır. Bu durumda davalı yüklenicinin meydana gelen zarar nedeniyle bir miktar kusurlu olduğu kabul edilerek davacının maddi tazminatla ilgili istemlerinin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı tümüyle kusursuz kabul edilerek yazılı şekilde maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 
  • ESER SÖZLEŞMESİNİN FESHİ NEDENİYLE CEZAİ ŞART VE MENFİ ZARARIN TAHSİLİ TALEBİ – BORÇLUNUN TEMERRÜDE DÜŞÜRÜLMEMİŞ OLMASI VE BORÇLUYA İFA İÇİN UYGUN SÜRE VERİLMEMİŞ OLMASI

    Özet: Sözleşmelerde kesin vade olmadığı gibi, davacı iş sahibine vadeyi belirleme konusunda sözleşmelerde yetki verilmemiş ve davacı tarafça TBK 117/I gereğince ihtarname gönderilerek davalı borçlu temerrüde düşürülmemiştir. Bunun dışında e-mail yazışmaları usulüne uygun ihtar niteliğinde olmamakla birlikte bu yazışmalarla davalı yüklenicinin temerrüde düşürüldüğü kabul edilse dahi, davacı tarafça TBK 123'e uygun biçimde davalıya ifa için süre verilmemiştir. TBK 124'deki süre verilmesini gerektirmeyen haller mevcut değildir. Bu durumda temerrüt olgusunun gerçekleşmediği ve ifa için süre verilmediğinden fesihte davalının haksız olduğu kabul edilemeyeceği ve bu halde davacı TBK 125/sonun ikinci cümlesinde ifade edilen menfi zararını da istemeyeceğinden mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu tazminat talebinin kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. 
  • YÜKLENİCİNİN İŞ BEDELİNE HAK KAZANABİLMESİ İÇİN, İMALATIN KAÇAK OLMAMASI GEREKTİĞİ – RUHSATLI HALE GETİRME İÇİN YÜKLENİCİYE SÜRE VERİLMESİ – ENCÜMEN KARARI İLE VERİLEN CEZANIN İŞ BEDELİNDEN MAHSUBU

    Özet: Yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için yapmış olduğu imalâtın imar mevzuatında uygun olması diğer bir değişle kaçak olmaması gerekir. İspat külfeti de davalıda olduğuna göre yapılan havuz imalatının ruhsatlı hale getirilebilmesi için yükleniciye süre verilmeli yapının ruhsatlı hale getirilmesi sağlanmalı, ruhsatlı hale getirilemediğinde iş bedeline hak kazanamayacağından davanın tam kabulüne karar verilmelidir. Ruhsatlı hale getirildiğinde ise, davacının teslim edilen eserde eksik ve ayıplı imalat iddiası bulunduğu ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmede işin tesliminden itibaren 1 yıl süre ile garanti şartı bulunduğundan ayıplar yönünden davacının ihbar mükellefiyeti bulunmamaktadır. Eksik işler ise ihbar gerek olmaksızın zamanaşımı süresi içerisinde her zaman ileri sürülebilir. Sözleşme götürü bedelle kararlaştırıldığından hak edilen iş bedelinin saptanabilmesi için eksik ya da ayıp savunması bulunduğundan, imalâtın eksik ve ayıplar gözetilerek fiziki oranı bulunmalı, bu fiziki oran sözleşme bedeli olan 211.161,00 TL'ye uygulanmalı, ödemeler nazara alınmalı, dosyada bulunan Belediye Encümen Kararı ile iş sahibine verilen cezanın iş bedelinden mahsubunun gerekip gerekmediğinin tartışılmalı, hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
  • ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLI BAKİYE İŞ BEDELİ TAHSİLİ İSTEMİ- HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN BORÇ VE HAKLAR BELİRTİLMEDEN KARAR VERİLDİĞİ- ÖLÜ KİŞİ ALEYHİNE DAVA AÇILAMAYACAĞINDAN DAVACIYA ÖLEN KİŞİNİN MİRASÇILARINA DAVA AÇMASI İÇİN SÜRE VERİLMESİ GEREKTİĞİ

     Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili talebine ilişkin olup, Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen gerekçeli kararın son sayfasında 3 bendin d), e), f) ve g) maddelerinden sonra aynen “Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına" şeklinde açıklama yapılmış olup, taraflara harç ve yargılama giderleri yönünden yüklenen borç ve haklar belirtilmeden karar verilmesi, Davacının dava dilekçesinde şirket adına davayı açtığı ve vekâletnamenin de aynı zamanda şirket adına verildiği anlaşıldığı halde karar başlığında gerçek kişinin davacı olarak gösterilmesi, Davanın açıldığı tarih, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı HUMK hükümleri gereği harca tabi davalarda harcın yatırıldığı tarih olup, hatalı yorumla karar başlığında dava dilekçesinin havale tarihi olan 19.06.2002 olarak yazılması, davada davalı olarak gösterilen ... davadan önce 12.02.2002 tarihinde ölmüştür. Ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından, davacı tarafa uygun süre verilerek ... Mirasçıları aleyhine dava açılmasın sağlayıp bu dosya ile birleştirilmek suretiyle yargılamaya devam edilip belirtilen bozma sebeplerine dikkat edilerek 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine uygun hüküm kurulması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
  • KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN EKSİK İŞ BEDELİ VE DEĞER KAYBI TAZMİNATI İSTEMİ – BİNANIN YASAL HALE GETİRİLİP GETİRİLEMEYECEĞİNİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece dava reddedilmiş ise de dava konusu binanın ve davacı dairesinin yasal hale getirilip getirilemeyeceği açıklığa kavuşturulmamıştır. Sözleşmede iskan yükümlülüğü yükleniciye ait olduğundan binanın tadilat projesiyle yüklenici tarafından yasal hale getirilip getirilemeyeceği hususunda bilirkişiden ek rapor alınıp, bu konuda alınan rapor örneği de eklenerek yasal hale getirilip getirilemeyeceği sorulmalı, yasal hale getirilebilecek ise bu konuda öncelikle davalıya süre verilmeli, davalı tarafından verilen süreye rağmen bina yasal hale getirilip iskan alınamazsa bu kez davacıya süre verilip yapının ve dairenin yasal hale getirilmesi sağlanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
  • ADLİ TATİLE RASTLAYAN SÜRELERİN, TATİLİN BİTİMİNDEN İTİBAREN BİR HAFTA UZAMIŞ SAYILACAĞI – ADLİ TATİLİN 31 AĞUSTOS’TA BİTMESİ NEDENİYLE SÜRENİN 7 EYLÜL’E KADAR UZAYACAĞI

    Özet: HMK 104. maddede sürenin tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı düzenlendiğinden bir hafta hesabının yeni adli yılın başladığı 1 Eylül tarihinden değil, adli yılın bittiği 31 Ağustos tarihinden itibaren yapılması gerekir. Bu durumda adli tatilin son günü 31 Ağustos olduğundan uzamış sürenin son günü de 7 Eylül tarihidir.