15. Daire

15. Daire

  • BELLİ DÜZEYDE TECRÜBESİ BULUNAN GÜMRÜK MÜŞAVİRİNİN GÜMRÜK BEYANNAMESİNE KONU MALIN KIYMETİNİN 30 KATA VARAN FAHİŞ FARKLILIĞI HUSUSUNDA DİKKAT OLMASI GEREKTİĞİ – MESLEĞİN GENEL PRENSİPLERİNE AYKIRI HAREKET NEDENİYLE 6 AY MESLEKİ FAALİYETTEN ALIKOYMA CEZASI 

    Özet: Davacı gümrük müşaviri tarafından düzenlenen serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu 4756 adet, 714 Kg. vizon derisi eşyanın kıymetinin 9.512-USD olarak beyan edildiği, ihracatçı ülke gümrüğü olan Hollanda Gümrük İdaresi ile yapılan yazışmalar neticesinde, anılan serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu eşyalara ilişkin faturanın 4756 adet vizon derisi eşya ve bedelinin 288.806-USD olduğu, Hollanda Gümrük İdaresinden alınan bildirimden de anlaşılacağı üzere Türk Gümrük İdaresine eşyanın birim değerinin 2-USD olarak bildirilmekle birlikte, gerçek birim değerinin 60-USD olduğu, bu durumda hazine zararına sebebiyet verildiğinin sabit olduğu, yapılan yurt dışı araştırmasının işlendiğinden şüphe edilen suçun kanıtlanmasına yönelik olduğu, gümrük beyannamesine konu malların gerçek kıymeti ile beyan edilen kıymeti arasında 30 kata varan fahiş derecede farklılığın bulunduğu, eşyanın vizon kürk gibi genel olarak lüks ve pahalı olarak kabul edilen bir niteliğe sahip olduğu, olayın boyutu ve süreci de göz önünde bulundurulduğunda belli düzeyde tecrübesi bulunan gümrük müşavirinin bu farklılık hususunda daha dikkatli olması gerektiği, İnternet vb. vasıtaları kullanarak yapabileceği kısa bir piyasa araştırması ile anılan fiyat farkını ortaya çıkarabilecek olan davacıya, görevini bağımsızlık tarafsızlık ve dürüstlükle yapmadığı, Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunduğu gerekçesiyle altı ay süreyle mesleki faaliyetten alıkoyma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. 
  • K1 YETKİ BELGESİNİN İPTALİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ TALEBİ – ASGARİ KAPASİTE ŞARTINA İLİŞKİN DAVACIYA BİLGİ VERİLMEMESİ – YETKİ BELGESİNİN İPTALİNİN HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUN OLMADIĞI

    Özet: Davalı idare tarafından belge devir işlemleri yapılırken davacıya asgari kapasiteyi tamamlaması gereken süreye ilişkin bir bilgi verilmediği gibi belgenin yenilendiği tarihte de asgari kapasiteyi sağlamadığı hususunun herhangi bir yazıyla bildirilmediği görüldüğünden, davacıya bu şekilde bildirimde bulunulmaksızın davacının ticari faaliyetinin sona ermesi gibi ağır bir sonuç doğuran yetki belgesinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
  • ACENTELİK FAALİYETİ KAPSAMINDA YALNIZCA KENDİ TUR MÜŞTERİLERİNE YOLCU TAŞIMACILIĞI HİZMETİ SUNULDUĞU – TARİFESİZ YOLCU TAŞIMACILIĞININ İLGİLİ GENELGE’NİN 2/C MADDESİNE UYGUN OLDUĞU VE BAKANLIKTAN İZİN ALINMASINA GEREK OLMADIĞI

    Özet: Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan denetimler sonucunda, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen yolcu taşımacılığı faaliyetinin 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu kapsamında kaldığı ve acentalık faaliyeti kapsamında yalnızca kendi tur müşterilerine sunulduğu yolunda yapılan tespitler göz önüne alındığında; davacı şirketin söz konusu tarifesiz yolcu taşımacılığı faaliyetinin ilgili Genelge'nin 2/ç. maddesine uygun olduğu ve bu taşıma için ayrıca Bakanlıktan izin almasına gerek olmadığı gibi aynı Genelge'nin 4/ç. maddesi uyarınca da bu taşımanın gerçekleştirileceği havaalanı işletmecisi/davalı idare tarafından davacı şirketin D2 yetki belgeli araçlarına havaalanında elverişli bir alan/yer tahsisi yapılmasının zorunlu olduğu, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
  • DAVACI ŞİRKETE ÖRGÜTLENME ŞARTINI SAĞLAMADIĞI HUSUSUNDA BİLGİ VERİLMEDİĞİ VE BELGENİN YENİLENDİĞİ – EKSİK OLAN ÖRGÜTLENME ŞARTININ DAVA KONUSU İŞLEMDEN ÖNCE TAMAMLANDIĞI 

    Özet: Dava; davacı şirkete ait N2 yetki belgesinin, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 78. maddesinin 9. fıkrası uyarınca iptal edilmesine ilişkin 13.11.2012 tarih ve 21378 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idare tarafından belge yenileme işlemleri yapılırken davacı şirkete örgütlenme şartını sağlamadığı konusunda bir bilgi verilmediği ve belgenin yenilendiği, bununla birlikte dava konusu işlemden önce davacı şirket tarafından eksik olan örgütlenme şartının tamamlandığı görüldüğünden, davacı şirketin ticari faaliyetinin sona ermesi gibi ağır bir sonuç doğuran yetki belgesinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Sonuç olarak; dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
  • 5233 SAYILI KANUN  UYARINCA TAZMİNAT – TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELERİ TARAFINDAN KAÇIRILMA İDDİASI VE DEVLETİN ETKİN SORUŞTURMA YAPMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ 

    Özet: Temyize konu mahkeme kararında, davacı yakınının terör örgütü mensuplarınca kaçırılması ile ilgili olarak devletin bu olayı etkin bir soruşturma ile ortaya çıkarması pozitif yükümlülüğünde olması ve ilgili hakkındaki Hizbullah Terör Örgütü üyesi olma suçlamasıyla yapılan soruşturmanın halen devam ettiği ve hakkında terör örgütü olmak nedeniyle verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı sonucuna ulaşılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, davacı yakınının Hizbullah Terör Örgütü üyeleri ile olan irtibatının, ortadan kaybolmasında etkili olması, kaçırılma eyleminin örgüt içi ilişkiler ve murisin kendi kastı ve kusuru sonucu oluşması nedeniyle, iddia edilen zararın, 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tazmininin mümkün olmadığı anlaşılmakta olup, davacının 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekirken, aksi yöndeki mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
  • SÖZ KONUSU GÜZERGAHTA İHTİYAÇ, UZUNLUK, YOLCU SAYISI, DİĞER ARAÇLARIN KAPASİTESİ, NİTELİK VE NİCELİK GİBİ HUSUSLARIN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ – YALNIZCA ASAYİŞ SEBEBİ İLE MEVCUT FAALİYETİN SINIRLANMASININ SEBEP UNSURUNA AYKIRI OLDUĞU

    Özet: Uyuşmazlıkta, davalı idarece söz konusu güzergahta ihtiyaç, güzergahın uzunluğu, yolcu sayısı, güzergahta çalışan mevcut diğer kooperatiflere ait araçların kapasitesi, nitelik ve niceliği gibi hususlar araştırılarak, mevcut arz / talep dengesi gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken; somut herhangi bir araştırmaya dayanmaksızın yalnızca asayiş sebebi ile davacının mevcut faaliyetinin sınırlanmasına ilişkin dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.  
  • POLİS MEMURLARININ 5510 SAYILI KANUN UYARINCA DENETİM ELEMANI OLARAK KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ – GENEL KADINLARIN DİSKODA İŞÇİ-İŞVEREN İLİŞKİSİ İLE ÇALIŞIP ÇALIŞMADIKLARININ HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK ŞEKİLDE ORTAYA KONULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dava konusu olayda, davacı şirket tarafından işletilen Martini isimli diskoda genel kadınlara sanat icra etme imkanı verildiği Emniyet güçlerinin düzenlediği tutanaktan anlaşılmakta ise de uygulama kapsamında göz altına alınan şahısların bu faaliyeti işyerine bağımlı olarak yürüttükleri, yani davacı ile aralarında işçi-işveren ilişkisinin kabulüne yetecek derecede bağımlılık bulunup bulunmadığı anlaşılmamaktadır. Mahkemece; polis memurlarınca tutulan tutanağın içeriği ile birlikte gözaltına alınan kişilerin ifadeleri ve diğer bilgi belgelerin de incelenerek sigortasız çalışma halinin her türlü şüpheden uzak, açık ve somut bir şekilde ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun uyarınca denetim elemanı olarak kabul edilmesi gereken polis memurlarınca yapılan tespitlerin dava konusu işlemin tesis edilmesi için yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmadan salt polis memurlarının denetim elemanı olmadığı gerekçesiyle verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. 
  • SAHTE VEKALETNAME İLE BEYANNAME TESCİL EDİLMESİ – GÖREVİN GEREĞİ GİBİ YERİNE GETİRİLMEDİĞİ GEREKÇESİYLE 1 YIL SÜREYLE MESLEKİ FAALİYETTEN ALIKOYMA CEZASI 

    Özet: Dava; gümrük müşaviri olan davacının 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun Geçici 6/2-c ve Geçici 6/3. maddeleri uyarınca bir yıl süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten men cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Merkez Disiplin Kurulu'nun 10/02/2014 tarih ve 2014/33 sayılı kararının iptali iptali istemiyle açılmıştır. Radikal firmasının isminin bu olayda kullanıldığı ancak olayla herhangi bir ilgilerinin olmadığı, söz konusu firmanın sadece ihracat işi yaptığı ithalatının olmadığı, davacı gümrük müşavirinin ayrıntıları anlatıldığı üzere sahte olduğu belirtilen vekâletname ile altı adet beyanname düzenleyerek imzaladığı, davacının gümrük müşaviri olarak işlemlerini takip etmiş olduğu ve kendisine vekâlet verilen firmayı bilmesi gerektiği, adli, mali ve hukuki yönden bağlayıcılığı olan bu kadar önemli bir konuda bilgi sahibi olmamasının düşünülemeyeceği hususları dikkate alındığında, sahte vekâletname ile beyanname tescil edilmesinde önemli bir rolü olduğu anlaşılan davacının görevini gereği gibi yerine getirmediği gerekçesiyle bir yıl süreyle mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde ve davanın reddine yönelik mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
  • SADECE İLGİLİ GÜZERGAHTA TAŞIMA YAPAN ÖZEL VE TÜZEL KİŞİNİN BULUNMAMASI VE İHTİYAÇ BULUNMASI NEDENİYLE TALEBİN REDDİNE İLİŞKİN İŞLEMİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNUN KABUL EDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Uyuşmazlık; davacı kooperatif tarafından yolcu taşımacılığı yapılabilmesi için izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin il trafik komisyonu kararı ile ilçe trafik komisyonu kararları ve bu kararların onaylanmasına ilişkin başka bir il trafik komisyonu kararının iptali istemine ilişkindir. İdare Mahkemesince; uyuşmazlık konusu güzergahta keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ihtiyaç, güzergahın uzunluğu, yolcu sayısı, güzergahta çalışan mevcut kooperatiflere ait araçların kapasitesi, nitelik ve niceliği gibi hususlar araştırılarak, mevcut arz/talep dengesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken salt Suluova-Samsun otogarı arasında taşıma yapan herhangi bir özel ve tüzel kişinin bulunmadığı, bu nedenle ihtiyaç bulunduğu, davacının talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptalleri yolunda verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak dava konusu işlemleri iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • SAĞLIK HİZMETİNDE YARARLANAN KİŞİNİN UĞRADIĞI ZARARDA İDARENİN HİZMET KUSURU – ISLAH OLANAĞI BULUNMAMASI NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ YÜKSEK TUTULAN DAVADA NİSPİ VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMEMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Islah olanağı bulunmaması nedeniyle tazminat istemi yüksek tutulmak zorunda kalınan, gerçekte hak edilen tazminat miktarı kestirelemeyen, çözümü davanın her iki tarafı için de zor ve karmaşık olan böylesi bir dava sonucunda, reddedilen maddi tazminat miktarı  için davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maddi tazminat miktarı üzerinden 13.450-TL tutarında nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
  • DAVANIN AÇILDIĞI TARİHTE İDARE HUKUKUNDA ISLAH OLANAĞI BULUNMADIĞI – YÜKSEK TUTULAN TAZMİNAT TALEBİ NEDENİYLE NİSPİ VEKALET ÜCRETİ – HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ VE MAHKEMEYE ERİŞİM HAKKI

    Özet: Islah olanağı bulunmaması nedeniyle tazminat istemi yüksek tutulmak zorunda kalınan, gerçekte hak edilen tazminat miktarı kestirilemeyen, çözümü davanın her iki tarafı için de zor ve karmaşık olan böylesi bir dava sonucunda,13.210,00 TL tutarında nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi, hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını kullanan davacıların, kullandıkları bu hak nedeniyle olağan dışı ağırlıkta bir mali yük altına girmeleri sonucunu doğurmuştur. Böyle bir sonucun, hak arama özgürlüğüne ve mahkemeye erişim hakkına, olağan dışı bir kısıtlama getirdiği ortadadır. Bu durumda, İdare Mahkemesi'nce reddedilen maddi tazminat miktarı için davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
  • SİGORTALININ SİGORTACININ GÖSTERECEĞİ AVUKATA VEKALETNAME VERMESİ ZORUNLULUĞU – YASADAN KAYNAKLANIN SÖZLEŞME SERBESTİSİNİN DÜZENLEYİCİ İŞLEM OLAN TEBLİĞ İLE KALDIRILAMAYACAĞI

    Özet: 16.04.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ'de (2010/1) Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğin 2. maddesi ile değiştirilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Malî sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.3.4. ''Sigortalıya Yardım'' başlıklı maddesinde yer alan “Sigortalı, sigortacının göstereceği avukata gereken vekaletnameyi vermek zorundadır.” düzenlemesinin iptali istenilmektedir. Anayasa uyarınca sözleşme özgürlüğünün sınırlanabilmesinin ancak kanunla mümkün olabilmesi karşısında, anılan Tebliğ düzenlemesi ile sözleşme özgürlüğüne sınırlama getirilmesinin Anayasa'da güvence altına alınan sözleşme hürriyetine aykırı olduğu gibi, Yasa'dan kaynaklı bir hak olan bireyin avukatını serbestçe belirlemesi hakkının Tebliğ ile ortadan kaldırılması sonucunu doğuran düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe tutarı ile sınırlı olduğu, poliçe tutarını aşan kısım yönünden sigortalı ile sigortacının menfaatlerinin çatışabileceği, sigortalı ile sigorta şirketinin ileride hasım konumunda olmaları ihtimali göz önünde bulundurulduğunda, sigortalının, sigortacının göstereceği avukata vekâlet vermek zorunda bırakılması ve sadece bu durumda sigortalının avukatına ilişkin giderlerin ödeneceği yolundaki düzenlemeler hukuka aykırıdır.
  • HEKİMİN KÖTÜ UYGULAMASINA İLİŞKİN İDDİA – ADLİ TIP KURUMU RAPORLARINDA BULUNMASI GEREKEN NİTELİKLER – NİSPİ VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİNDE HUKUKA UYGUNLUK GÖRÜLMEDİĞİ

    Özet: Davacının, kullandığı Anayasal hakları nedeniyle olağan dışı ağırlıkta bir mali yük altında kalmış olması, bu durumun hak arama özgürlüğü ve mahkeme erişim hakkı üzerinde olağan dışı bir kısıtlama oluşturması ve AİHM'in 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında mahkemelerin yargılama usullerini uygularken davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten kaçınmaları gereğini vurgulaması bir arada değerlendirildiğinde, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
  • BAKICI GİDERİNİN BEDENSEL ZARAR KAVRAMI İÇERİSİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ – ŞARTLARININ BULUNMASI HALİNDE TALEP ARANMAKSIZIN BAKICI GİDERİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ – HİZMET KUSURU NEDENİYLE İŞ GÜCÜ KAYBINA UĞRAYAN KİŞİNİN BAKIMA MUHTAÇ OLUP OLMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: İdare Mahkemesi'nce; her ne kadar dava dilekçesinde bakıcı gideri adı altında herhangi bir tazminat istemi bulunulmadığı gerekçesi ile maddi tazminat isteminin kısmen reddine karar verilmiş ise de bakıcı giderinin bedensel zarar kavramı içinde değerlendirilmesi ve şartlarının bulunması halinde ayrıca bir talep aranmaksızın bu zararın da hesaplatılarak hüküm altına alınması gerekirken, aksi yönde verilen kararda hukuken isabet görülmemiştir. Bu durumda, İdare Mahkemesi'nce davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle %90 oranında iş gücü kaybına uğrayan 'in üçüncü bir kişinin yardımı olmaksızın hayatını tek başına idame ettirip ettiremeyeceğinin araştırılması, bakıma muhtaç olduğunun tespiti halinde ise bakıcı gideri tazminat miktarının hesaplatılarak hüküm altına alınması gerekmektedir.
  • MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNE İLİŞKİN VEKALET ÜCRETİNİN KARARDA AYRI BİR KALEM OLARAK BELİRTİLMESİ GEREKTİĞİ – HASTAYA RİSKLERİN ANLATILDIĞINA VE HASTANIN RIZASINI GÖSTERİR YAZILI İMZALI AYDINLATILMIŞ ONAMIN ALINIP ALINMADIĞININ TESPİTİNİN GEREKTİĞİ 

    Özet: Mahkemece davalı idare tarafından davacıya enjeksiyonun sonuçları ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınıp alınmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu durum araştırılmadan eksik inceleme ile manevi tazminat talebinin reddi yönünde verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir. Buna göre, ret ile sonuçlanan davada İdare Mahkemesince, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen tazminat miktarlarının hangisi için ve ne kadar hükmedildiği açıklanmaksızın tek ve maktu 660-TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuken isabet bulunmamaktadır. Bu durumda reddedilen maddi tazminat istemi yönünden davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi, manevi tazminat isteminin reddi yönünde verilen fakat Dairemizce bozulmasına karar verilen kısım bakımından ise, bu istem hakkında mahkemece verilecek kararın sonucuna göre ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
  • TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARAR TESPİT KOMİSYONU İŞLEMİNİN İPTALİ VE BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN ÖDENMESİ İSTEMİ – ZARAR TESPİT KOMİSYONLARININ TAKDİR YETKİSİ – BİLİRKİŞİLİK ÜCRETİNİN, KEŞİF YOLLUKLARI MAHSUP EDİLMEKSİZİN HESAPLANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Ödenecek bilirkişi ücretinin belirlenmesi konusunda, zarar tespit komisyonlarına takdir yetkisi tanındığının açık olduğu, davalı idarece bu kapsamda belirlenen katsayı üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bilirkişi ücretinin hesaplandığı ve bu tutarın bilirkişi olarak görevlendirilip keşfe katılanlar arasında bölüştürüldüğü, uygulanan yöntem ve hesaplanan bilirkişi ücretinde herhangi bir hatanın bulunmadığı, ancak davacının, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu bilirkişilik görevinden dolayı hak ettiği tutarın, zararların tespiti amacıyla memuriyet mahalli dışında keşfe katılması nedeniyle aldığı yolluklar mahsup edilmeksizin hesaplanması gerekirken, davacıya ödenmesi gereken bilirkişi ücretinden daha önce almış olduğu yolluk tutarının ödenecek toplam miktardan mahsup edildiği görülmüş olup, davacının keşfine katıldığı 9164 dosya için Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı işleminin, davacıya ödenmesine karar verilen bilirkişi ücretinden 4.384,05-TL harcırahın mahsup edilmesi kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
  • RUHSATLANDIRILMAMIŞ İLAÇLARIN RESMİ MÜESSESELER VEYA AMME MENFAATLERİNE HADİM HAYIR CEMİYETLERİ TARAFINDAN YURT DIŞINDAN TEMİNİNE İZİN VERİLEBİLECEĞİ – SGK BÜNYESİNDE KURULAN İBN-İ SİNA SAĞLIK SGM İSİMLİ ECZA DEPOSUNUN YURT DIŞINDAN İLAÇ TEMİNİNE VE PİYASA ARAŞTIRMASI YAPMASINA İLİŞKİN ESASLARA YER VEREN KILAVUZUN HUKUKA UYGUN OLDUĞU

    Özet: Davalı idarenin ...gov.tr uzantılı İnternet adresinde yayımlanarak yürürlüğe giren, Yurt Dışından İlaç Temini ve Kullanımı Kılavuzu'nun bazı maddelerinin iptali istenilmektedir. Rutsatlandırılmamış ilaçların sadece tetkik veya tecrübe edilmek veya şahsi tedavide kullanılmak ve belirlenen miktarı aşmamak üzere şahıslarca ve ticarete çıkarılmamak şartiyle resmi müesseseler veya amme menfaatlerine hadim hayır cemiyetlerince yurt dışından teminine izin verilebileceği, bunun dışında ticari işletmelerin (ecza depolarının) ruhsatlandırılmamış bir ilacı yurtdışından temin etmelerinin mümkün olmadığı ve bu konuda ecza depolarına izin verilmesine de hukuken imkan bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu ilaçların kamu kurumu niteliğine haiz .....i ve/veya Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde kurulan İbn-i Sina Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi ismindeki Ecza Deposu tarafından, yurt dışından temin edilmesi ile temin edilecek etkin maddenin hangi ticari isimle ithal edileceğine yönelik piyasa araştırması yapılmasına ve bu işlemlere ilişkin bir takım usul ve esaslara yer verilen Yurt Dışından İlaç Temini ve Kullanımı Kılavuzu'nun iptali istenen 5. maddesinin; 2, 3, 4, 5 ve 6. fıkraları, 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi ve 8. maddesinde dayanak mevzuat hükümleri ile kamu yararına ve hukuka aykırı bir cihet tespit edilmediğinden davanın reddi gerekmiştir.
  • DAVACININ YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRİ OLMADIĞI – GÜMRÜK MÜŞAVİRİ DAVACIYA VERİLEN DİSİPLİN CEZASININ 4485 SAYILI KANUN GEÇİCİ M. 6 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Dava; gümrük müşaviri olarak görev yapan davacıya, asgari ücret tarifesinin altında hizmet verdiği gerekçesiyle, Gümrük Kanunu'nun geçici 6/2-c maddesi ve üçüncü fıkrası uyarınca "altı ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma" cezası verilmesine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın kararının iptali istemiyle açılmıştır. Davacının yetkilendirilmiş gümrük müşaviri olmadığı, gümrük mevzuatı uyarınca gümrük idarelerinde belirlenen işlemleri dolaylı temsil yoluyla yapmaya ve beyanda bulunmaya yetkili gümrük müşaviri olduğu, bu durumda münhasıran yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerine verilecek cezalar ile yetki belgesinin iptaline ilişkin düzenlemeler içeren Gümrük Yönetmeliği'nin 578. maddesinin dava konusu olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, gümrük müşaviri olduğu hususunda tereddüt bulunmayan davacıya verilen dava konusu disiplin cezasının 4458 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda; gümrük müşaviri olan davacıya verilen dava konusu disiplin cezasının 4458 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilmesi gerektiğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. 
  • ŞİRKET TARAFINDAN BELGENİN DÜZENLENDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN 90 GÜN İÇİNDE ÖRGÜTLENME ŞARTI SAĞLANDIĞINDAN N2 YETKİ BELGESİNİN İPTALİNE İLİŞKİN İŞLEMİN HUKUKA UYGUN OLMADIĞI 

    Özet: Dava; davacı şirkete ait N2 yetki belgesinin, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 78. maddesinin 9. fıkrası uyarınca iptal edilmesine ilişkin 19.03.2013 tarih ve 75613584-220-02-03 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı şirket tarafından N2 yetki belgesinin alındığı 30.12.2011 tarihinde mevzuatta öngörülen örgütlenme şartının sağlanmadığı, davalı idare tarafından örgütlenme şartı sağlanmadığı görülerek belgenin beş yıllık süre ile kullanılabilecek şekilde düzenlendiği, ardından davacı şirket tarafından belgenin düzenlendiği tarihten 1 ay sonra sonra Marmara Bölgesi İstanbul İlinde bir acente ile acentelik sözleşmesi imzalandığı ve söz konusu acentelik sözleşmesinin 13.02.2012 tarihinde idare kayıtlarına girdiği, dolayısıyla davacı şirket tarafından belgenin düzenlendiği tarihten sonra 90 gün geçmeden örgütlenme şartının sağlandığı görüldüğünden, davacı şirketin örgütlenme şartını sağlamadığı ve bu durumun 90 günden fazla sürdüğü gerekçesiyle Yönetmeliğin 78. maddesinin 9. fıkrası uyarınca yetki belgesinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • K1 YETKİ BELGESİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ DAVASI – İDARENİN GÖREVİNİ YERİNE GETİRİRKEN GEREKLİ ÖZENİ GÖSTERMEMESİ NEDENİYLE YETKİ BELGESİNİN İPTAL EDİLMESİ 

    Özet: Olayda, davacı tarafından K1 yetki belgesinin devralındığı 22.05.2009 tarihinden itibaren mevzuatta öngörülen 1 yıllık süre içerisinde asgari kapasite şartının sağlanmadığı, davalı idare tarafından davacının asgari kapasiteyi sağlayan mevcut kapasitesi görülerek belgenin beş yıllık süre ile kullanılabilecek şekilde yenilendiği ve taşıt kartının düzenlendiği, ancak asgari kapasite şartının yetki belgesinin devralındığı tarihten sonraki bir yılın sonunda sağlanmadığının sonradan tespiti üzerine belgenin yenilenmesinden yaklaşık altı ay gibi uzun bir zaman sonra davacıya ait yetki belgesinin iptal edildiği görülmektedir.Bu durumda; davalı idare tarafından belge devir işlemleri yapılırken davacıya asgari kapasiteyi tamamlaması gereken süreye ilişkin bir bilgi verilmediği, bununla birlikte belgenin yenilendiği tarihte asgari kapasitenin de sağlandığı görüldüğünden, davacının ticari faaliyetinin sona ermesi gibi ağır bir sonuç doğuran yetki belgesinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.