14. Hukuk Dairesi

14. Hukuk Dairesi

  • YASAL MİRASÇILARIN MURİSİN ÖLÜM TARİHİNDEN İTİBAREN 3 AY İÇİNDE MİRASI REDDEDEBİLDİĞİ – VASİNİN KISITLI ADINA BU DAVAYI AÇABİLMESİ İÇİN VESAYET MAKAMINDAN İZİN VE DENETİM MAKAMINDAN ONAY ALMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise,ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.  Olayda, davacının kısıtlı olduğundan bahisle her ne kadar vasisi bu davayı açmış ise de, vesayet makamından izin ve denetim makamından onay almadığı anlaşılmaktadır. Anılan eksiklik sebebiyle usulüne uygun bir dava açıldığı söylenemez. Dosyanın incelenme tarihi itibariyle davacı asilin kısıtlılık halinin sona erdiği ve ret beyanının bulunmadığı görüldüğünden davanın reddi gerekir.
  • MİRASIN REDDİNİ İÇEREN ÖZEL VEKALETNAME SUNULMASI GEREKTİĞİ – TEREKENİN AÇIKÇA BORCA BATIK OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ – MURİSİN ŞAHSİ BORCUNUN DEĞİL ORTAĞI VE YÖNETİCİSİ OLDUĞU ŞİRKETİN BORCU OLDUĞU

    Özet: Murisin yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle murisin "yasal temsilcisi" olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve murisin şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi, amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise bu halde davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi, değil ise murisin ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. Bozma ilamından sonra alınan ve hükme dayanak teşkil eden yeminli mali müşavir bilirkişi raporu yeterli değildir.
  • TEMLİK SÖZLEŞMESİNİN DAVACI İLE DAVALI ARASINDA OLDUĞU VE ARSA SAHİBİNİ BAĞLAYICI BİR İMZA BULUNMADIĞINDAN TAZMİNAT MİKTARINDAN SORUMLU TUTULAMAYACAĞI

    Özet: Temlik sözleşmesi davacı ... ile davalılardan yüklenici ... İnş.Turizm San. ve Tic. Ltd ve Şti arasında düzenlenmiş olup, sözleşmede davalı arsa sahibi ...'nin bağlayıcı bir imzası bulunmadığından, hüküm altına alınan tazminat miktarından sorumlu tutulamayacağının gözetilmemesi de doğru değildir. Ayrıca karardan sonra davaya müdahale talebinde bulunan ...'nin müdahale talebi hakkında da bir karar verilmelidir.
  • DAİRENİN SATIŞ BEDELİNİN SIHHİ TESİSAT İŞLERİ KARŞILIĞINDA ÖDENMESİNİN DAVACININ TÜKETİCİ SIFATINI ETKİLEMEYECEĞİ – DAVADA TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞU

    Özet:  Davacı 10.02.2009 tarihli sözleşme ile yüklenici şirket olan davalı ... ... İnşaat San. Tic. A.Ş.'den dava konusu 27108 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Y Blok 4. Kat 9 no'lu ve mesken cinsi ile davalı arsa sahibi ... Belediyesi adına kat irtifakı suretiyle 23.05.2007 tarihinde kayıtlı olan taşınmazı "Satış bedeli: 100.000,00 TL, Not: malzeme karşılığı verilmiştir" şeklindeki sözleşme ile davacı konut edinme amacıyla sadece bir adet konut almıştır. Bu dairenin satış bedelini ya parasal olarak ya da "başka şekilde" sözleşmede yazılı olduğu üzere sıhhi tesisat işleri karşılığı şeklinde ödemiş olması davacının tüketici sıfatını etkilemez. Bu nedenle davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluk olduğundan; mahkemece görevli olduğu halde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
  • TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNDE NOTERLİKTEKİ İŞE EKLİ OLDUĞU BELİRTİLEN KROKİNİN NOTERLİKTEN TEMİN EDİLMESİ VE KEŞİF YAPILMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Davacı vekili dava konusu yerin teslim edildiğini, sözleşme tarihinden beri davacı tarafından kullanılmakta olduğunu iddia etmiştir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu 78 ada 72 parsel sayılı taşınmazda, noterdeki işe ekli olduğu anlaşılan krokide B harfi ile gösterilen 15 metre en ve 15 metre boyundaki kısmın davacıya teslim edilip edilmediği hususunda açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece; davacı tarafın ileri sürdüğü bu hususa ilişkin tarafların delilleri toplanmalı, sözleşmede noterlikteki işe ekli olduğu belirtilen kroki ... Noterliğinden temin edilmeli, krokinin mahalline keşfen uygulanması, taşınmazın aynına ilişkin davalarda tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi gerektiği kuralı da gözetilerek tarafların bildirdiği tanıkların beyanları alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken 1. celse davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
  • DAVACININ DAYANDIĞI ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN PAYLI MÜLKİYETE ÇEVRİLMESİNE İLİŞKİN İLAMIN İNFAZ EDİLMEMESİ – DAVANIN GÖRÜLEBİLİRLİK KOŞULU YERİNE GETİRİLMEDEN KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tamamen yerine getirildiği söylenemez. Davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu olduğu için davacının tereke adına dava açtığı gözetilerek davada iştirakin sağlanması gerektiği Dairemizin önceki bozma ilamında vurgulanarak bu bağlamda diğer elbirliği ortaklarının muvafakatinin alınması gereğine değinilmiştir. Ayrıca davacının dayandığı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkin  ilamın kesinleşmesine rağmen infaz edilmediği hususuna da yer verilmiştir. Mahkemece, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkin kararın tapu kaydına yansıtılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmesi, verilen süre içerisinde kararın tapu kaydına yansıtılıp yansıtılmadığı güncel tapu kayıtlarının getirtilmesi suretiyle denetlendikten başka  işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 
  • TOPLULAŞTIRMA SONUCU OLUŞAN PARSELLERİN TAPU KAYITLARININ GETİRTİLMESİ GEREKTİĞİ – MAHALLİNDE YENİDEN KEŞİF YAPILARAK DELİLLERİN TOPLANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dava konusu, 46 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede 3083 sayılı Yasa kapsamında 18.08.2016 tarihinde toplulaştırma çalışmalarının kesinleştirilerek tapuya yeni parsel numaralarıyla tescil edilmiştir. Bu durumda mahkemece dava konusu 46 parsel sayılı taşınmazda toplulaştırma sonucu yeni oluşan parsellerin tapu kayıtları getirtilerek tarafların paydaşlığının devam edip etmediğinin belirlenmesi, tarafların paydaşlığının devam ettiğinin anlaşılması halinde davalı fiili taksim savunmasında bulunduğuna göre bu durumda mahallinde yeniden keşif yapılarak tarafların delilleri toplanıp ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • FİİLİ TAKSİME İLİŞKİN TARAF DELİLLERİNİN TÜMÜNÜN TOPLANMASI VE YENİDEN KEŞİF YAPILMASI – HMK 259/2 GEREĞİNCE TARAF TANIKLARININ TAŞINMAZ BAŞINDA DİNLENİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Fiili taksimden bahsedebilmek için sadece davalının dava konusu taşınmazlarda kullandığı bölümün bulunması yeterli değildir. Ayrıca, davacıların kullandığı bölümlerin olması gerekmektedir. Bu nedenle; öncelikle fiili taksime ilişkin taraf delillerinin tümü toplandıktan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak, HMK 259/2 gereğince tarafların tanıkları taşınmaz başında dinlenerek, davacının dava konusu taşınmazda belirli bir yeri kullanıp kullanmadığı ve davalıya pay satan kişinin kullandığı bölüm bulunup bulunmadığı belirlenerek ve tanıklarca gösterilecek yerler fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmek suretiyle, fiili taksimin mevcut olup olmadığı saptanmalı, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
  • MİRASIN HÜKMEN REDDİ DAVASINDA TEREKENİN AÇIKÇA BORCA BATIK OLUP OLMADIĞI – AKTİF VE PASİFİN TEREDDÜDE YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE BELİRLENMESİ – TRAFİK TESCİL ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜNDEN MURİS ADINA KAYITLI ARAÇ VE TAŞINMAZ KAYDININ BULUNUP BULUNMADIĞI

    Özet: Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin ölüm tarihi itibariyle malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, ... müdürlüğü v.b. Kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde yerine getirilmediği, muris ...'ın ölüm tarihi olan 30.10.2011 tarihi itibariyle ilgili trafik tescil şube müdürlüğünden ve ... müdürlüğünden muris adına kayıtlı araç ve taşınmaz kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
  • DAVALININ YAPTIĞI SAC LEVHANIN DAVACIYA AİT PARSELE TECAVÜZ ETMEDİĞİ VE DAVACININ HERHANGİ BİR ZARARI OLMADIĞI

    Özet: Uyuşmazlık; komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir. Davacı maliki olduğu 842 sayılı parsele komşu davalıya ait 843 sayılı parsel arasındaki bahçe duvarının üzerine davalının saç perde yapmak sureti ile güneşini ve manzarasını kapattığını iddia etmiş ise de; davalı tarafından yapılan sac levhanın davacıya ait parsele tecavüz etmediği ve bilirkişi raporuna göre de davacıya herhangi bir zararı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
  • SUYA ELATMANIN ÖNLENMESİ TALEBİ – KAYNAK VE YERALTI SULARI – DAVA KONUSU SUYUN GENEL SU NİTELİĞİNDE OLMASI – DAVACININ DAVA KONUSU SUDAN GÜNLÜK NE KADAR ZORUNLU İÇME SUYU İHTİYACI OLDUĞUNUN KESİN OLARAK SAPTANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece öncelikle davacının dava konusu sudan günlük ne kadar zorunlu içme suyu ihtiyacı olduğu kesin olarak saptanmalı, içme suyu ihtiyacından artan sudan bölgede otlayan hayvanların içme suyu ihtiyacını karşılayacak bir düzenek tesisi ve davacının ihtiyacından fazlası bakımından istifadesi için bilirkişi vasıtasıyla su rejimi kurulmalı, davacının ihtiyacı olan su tespit edilmeli, davalının keşifteki açık beyanı karşısında suya elattığı anlaşıldığından kurulan su rejimi dikkate alınarak elatmanın önlenmesine karar verilmelidir.
  • TAPU TAHSİS BELGESİNE DAYALI TAPU İPTAL VE TESCİL İSTEMİ – DAVACILARIN TAPU TAHSİS BELGESİNİN DÜZENLENMESİ SIRASINDA ÖDENEN BEDELİN GÜNCELLENMİŞ DEĞİNİ TALEP EDEBİLECEĞİ 

    Özet: Davaya konu taşınmaz için 28.05.1984 tarihinde tapu tahsis belgesi düzenlendiği, 14.06.1988 tarihli ıslah imar planında taşınmazın yol alanında kaldığı anlaşılmaktadır. Tapu tahsis belgesinin bir mülkiyet belgesi olmayıp, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesi olduğu gözetildiğinde, davacıların talep edebileceği bedel, tapu tahsis belgesinin düzenlenmesi sırasında ödenen bedelin, güncellenmiş değeridir. Mahkemece bilirkişi vasıtasıyla hesaplanacak güncel değerin davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken, rayiç bedele hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 
  • MERA SİCİLİNE TESCİL – GÖREVLİ MAHKEMENİN TESPİTİ – ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞU

    Özet: Mera komisyonu kararlarına karşı Mera Kanununun 13/5 maddesi uyarınca 30 günlük sürede açılan davaların asliye hukuk mahkemesinde, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesinde açılması gerekir. Bu süre geçtikten sonra tespitten önceki hukuki sebeplere dayanılarak 21/2 madde uyarınca 5 yıllık süre içinde açılan davaların ise asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir. Görüldüğü üzere Mera Kanunu ve Kadastro Kanununda benzer amaçlı düzenlemeler ile dava açma süresi ile birlikte görevli mahkeme de belirlenmiş olup, Mera Komisyonu Başkanlığının kararı ile mera siciline yazılan taşınmazların tescili isteminde adli yargı görevlidir.
  • GEÇERLİ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNE DAYANARAK DAVACININ BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN ADINA TESCİLİNİ İSTEME HAKKI DOĞDUĞU

    Özet: Uyuşmazlık; temlike dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Başlangıçta kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yükleniciye düşen 10 numaralı bağımsız bölümü yüklenicinin haketmediği mahkeme kararlarıyla saptanmış, arsa sahibi üzerinde kalmıştır. Arsa sahibi 10 numaralı bağımsız bölümü davacıya satmayı vaadetmiş, gelinen bu noktada artık yüklenicinin bu bağımsız bölümü devralması, kesinleşen mahkeme kararları da gözetilerek mümkün olmadığından davacının geçerli satış vaadi sözleşmesine dayanarak 10 numaralı bağımsız bölümün adına tescilini isteme hakkı doğmuştur. Mahkemece, davacının tapu iptali, tescil talebinin kabul edilmesi, 10 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi gerekir. 
  • SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ YAPILDIĞI SIRADA KİŞİNİN FİİL EHLİYETİNİN BULUNMADIĞI İDDİASININ MAHKEMECE İNCELENMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Davalılar vekili, satış vaadi borçlusu muris ...'ın satış vaadi sözleşmesini yaptığı tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığı yönünde savunmada bulunmuş; ancak, mahkemece, bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi gerekçeli kararda da tartışılmamıştır. Öncelikle satış vaadi sözleşmesi borçlusu murisin sözleşmenin düzenlendiği tarihte ayırtım gücü olup olmadığının, başka bir anlatımla sözleşmenin, vaat borçlusu olan murisi bağlayıp bağlamayacağı hususunun üzerinde durulması gerektiğinden mahkemece yapılması gereken iş; davalıların murisine ait doktor raporları, hasta müşahade kağıtları, film ve grafilerinin ilgili yerlerden getirtilerek sözleşme yapma ehliyetinin tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden vaat borçlusu murisin sözleşmenin düzenlendiği tarihte hukuki ehliyeti olup olmadığı hususunda adli tıp kurumundan rapor aldırmak ve vaat borçlusunun ayırtım gücü olup olmadığı belirlendikten sonra çekişmenin esası hakkında bir hüküm kurmaktan ibarettir. O halde mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
  • KİŞİ KANDIRILARAK SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ YAPILMASI – TANIK DELİLİNE DAYANAN TARAFA TANIKLARINI BİLDİRMESİ İÇİN UYGUN SÜRE VERİLMEMESİ 

    Özet: Davalı, davacının miras paylarının tapuda devir işlemlerini yapmak için vekaletname düzenleneceğini söyleyerek kendisini kandırmak suretiyle satış vaadi sözleşmesi yaptırdığını, esasen satış vaadinde bulunma amacının olmadığını belirterek hile savunmasında bulunmuş; ancak mahkemece, bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi gerekçeli kararda da tartışılmamıştır. Mahkemece, davalının tanık deliline de dayandığı göz önünde bulundurularak tanıklarını bildirmesi için davalıya uygun bir süre verilmesi ve davalı tanıkları da dinlendikten sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş;hükmün bozulması gerekmiştir. 
  • ÖNALIM HAKKINDAN KAYNAKLANAN TAPU İPTALİ VE TESCİL İSTEMİ – PAYDAŞLIK DURUMU DEĞİŞEBİLECEĞİNDEN, TOPLULAŞTIRMA SONUCUNUN BEKLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece, toplulaştırmanın kesinleşip, kesinleşmediği davacı ve davalıların dava konusu taşınmazlarda halen paylı mülkiyet durumunun devam edip etmediği, bilirkişi raporu da dikkate alınarak araştırılmamıştır. Toplulaştırma sonucunda dava konusu taşınmazlarda bilirkişi raporuna göre pay ve paydaşlık durumu değişebileceğinden mahkemece dava konusu tüm parseller yönünden toplulaştırma sonucunda paydaşlık durumunun devam edip etmediği araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
  • TAPU İPTAL VE TESCİL TALEBİ – SATIŞ BEDELİNİN ÖDENMİŞ OLMASI VE SÖZLEŞME İLE BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN TESLİM EDİLMİŞ OLMASI – HARİCİ SATIŞ SÖZLEŞMESİ TAPU DEVRİ İLE GEÇERLİ HALE GELECEĞİNDEN TALEBİN DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRI OLDUĞU

    Özet: Davacıların satış bedelini ödemiş olması, 21.10.2008 tarihli sözleşme konusu bağımsız bölümün davacıya teslim edilmiş olması ile davalı şirketin taşınmazı davacıya devretmeye hazır olduğunu ve tapu iptal tescil talebini kabul ettiklerini beyan etmesi sonrası taraflar arasındaki harici satış sözleşmenin tapu devri ile geçerli hale gelecek olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının öncelikle ödenen bedelin iadesi talebi dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan tazminat isteminin reddi ile tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. 
  • SATIŞ TARİHİNDE PAY SAHİBİ OLMAYAN KİŞİNİN ÖNALIM HAKKININ OLMAYACAĞI 

    Özet:  Önalıma konu satış tarihinde davacı, taşınmazda pay sahibi değildir. Satış tarihinde pay sahibi olmayan kişinin önalım hakkından bahsedilemeyeceği, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek davanın reddi gerekirken, yerel mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi, bölge adliye mahkemesince de davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle yeniden hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
  • ORTAKLIĞIN SATIŞ YOLUYLA GİDERİLMESİ İSTEMİ – KAMULAŞTIRMA ŞERHİ – MİRASÇILIK BELGESİNE GÖRE TARAF TEŞKİLİNİN SAĞLANMASI

    Özet: Dava konusu 3070 Ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliklerinden ... (... kızı)'nın tapuda soy isminin yazılmadığı anlaşıldığından ilgilisine bu konuda dava açmak üzere yetki ve süre verilmesi, ondan sonra dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığının kontrol edilmesi, davada taraf olmayan mirasçı var ise taraf olmalarının sağlanması gerekmektedir. Ayrıca karar tarihinden sonra 12.03.2015 tarihinde dava konusu 3070 Ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına ... Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırma şerhi yazıldığından, söz konusu kamulaştırma şerhi nedeniyle kamulaştırmaya ilişkin belgelerin getirtilerek kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması,kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacı tarafa uygun bir süre verilmesi ve taşınmazın kalan kısmının ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.