14. Ceza Dairesi

14. Ceza Dairesi

  • MAZERET DİLEKÇESİ VEREN VEKALETNAMELİ MÜDAFİİN MAZERETİ HAKKINDA KARAR VERİLMEDEN BARODAN TAYİN EDİLEN MÜDAFİİ HUZURUNDA SAVUNMA ALINMASI – SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI

    Özet: Bölge Adliye Mahkemesinde sanığın SEGBİS sistemiyle savunmasının alınacağı duruşmada, vekaletnameli müdafiin mazeret dilekçesi vererek duruşmanın başka bir tarihe bırakılmasını talep etmesi karşısında mazereti hakkında herhangi bir karar verilmeden, barodan tayin edilen yeni müdafiin huzurunda sanık savunmasının alınarak hükmün kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması bozmayı gerektirmiştir.
  • KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA – NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRI – NİTELİKLİ YAĞMA – HIRSIZLIK VE CEBİR KULLANIMI – RE’SEN TEMYİZE TABİ HÜKÜMLER – RAPORTÖR ÜYE KATILIMLI CEZA MAHKEMESİ 

    Özet: Sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları ile sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması yerinde görülerek, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'un 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerde yer alan TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerin çıkartılarak yerlerine "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin düzeltilerek onanması gerekmiştir.
  • ÖRGÜT İÇERİSİNDE SUÇ İŞLEMEDEN AYRILAN SANIK – TERÖR PROPAGANDASI OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLECEK HERHANGİ BİR BULGUYA RASTLANMAMASI – CEZAYA HÜKMOLUNAMAYACAĞI

    Özet: Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, örgütten ayrıldığı anlaşılan ve facebook sosyal paylaşım sitesinde "sidra kobane" ismiyle kullandığı hesap üzerinde yapılan incelemede terör örgütü propagandası kapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir bulgu tespit edilemeyen mağdur sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı TCK'nın 221/2. maddesi uyarınca cezaya hükmolunmayacağına dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • TCK’NIN 103/4 MADDESİ GEREĞİNCE EYLEMİN CEBİRLE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ NEDENİYLE CEZANIN ARTTIRILMASI GEREKTİĞİ – HÜKÜM TARİHİNDEN SONRA YÜRÜRLÜĞE GİREN HÜKÜMLERİN KARŞILAŞTIRILARAK HANGİSİNİN LEHE OLDUĞUNUN BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın, olay sırasında mağdureye arkadan yaklaşarak bir eliyle ağzını kapatıp diğer eliyle de kalçasına dokunduğunun mahkemece oluşa uygun şekilde kabul edilmesi karşısında, eylemini cebirle gerçekleştirmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/4. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması neticesinde eksik ceza tayini; hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile TCK'nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi ve Anayasa Mahkemesi'nin ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
  • KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA – SİLAH KULLANARAK KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA – DENETİMLİ SERBESTLİK

    Özet: Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince ; Bulundurma ruhsatlı tabancanın suçta kullanıldığına, sanık tarafından taşınıp taşınmadığına ilişkin deliller karar yerinde gösterilip tartışıldıktan ve silahın atışa elverişli olup olmadığı, nitelikleri, 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı hususlarında yöntemine uygun rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken tatbik edilecek kanun maddelerinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırıdır.
  • SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK – BEDEN VE RIH SAĞLINI BOZACAK ŞEKİLDE SUÇ İŞLEMEK – ÇOCUĞUN BASİT CİNSEL İSTİSMARI

    Özet: Suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/1-4-6, 43. maddeleri gereğince belirlenen 16 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası üzerinden, aynı Kanunun 31/2. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapıldığında bulunan 8 yıl 22 gün hapis cezasının, aynı maddenin son cümlesindeki düzenleme gereği 7 yıldan fazla olamayacağı ve TCK'nın 62. maddesinin de bu ceza üzerinden tatbiki gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması neticesinde fazla ceza tayini Kanuna aykırıdır.
  • SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK – KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA – CEZADA İNDİRİM SEBEPLERİ

    Özet: Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 109/2, 109/3- 109/3-b. maddeleri gereğince belirlenen 4 yıl hapis cezasından aynı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapıldığında 2 yıl 8 ay yerine 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini ve sonuç ceza miktarı gözetilerek suç tarihinde onsekiz yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 51. maddesi yönünden suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşup oluşmadığı tartışılarak erteleme konusunda değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırıdır.
  • ÇOCUĞUN NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARI – SUÇUN BEDEN VE RUH SAĞLIĞINI BOZACAK ŞEKİLDE İŞLENMESİ – KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA

    Özet: Sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesine gelince; Sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden yapılan değerlendirmede, dosya içeriğine göre İsmail’in, diğer sanık ...’ın mağdureye karşı işlediği reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesi anlamında yardım eden sıfatıyla iştirak etmesi nedeniyle bu suçtan mahkûmiyeti yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi, Sanıkların, onbeş-onsekiz yaş grubundaki mağdureyi cebir, tehdit veya hile kullanmaksızın kaçırıp alıkoyma şeklinde gerçekleşen eylemlerinin TCK'nın 234/3. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkûmiyetleri yerine yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.
  • NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRI – KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA SUÇU – İHBAR KÜLFETİ

    Özet: Sanık ... (... oğlu) müdafiin, sanıklar ... ve ... müdafiin ile sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme taleplerinin kanuni süresinden sonra yapılması ve sanık ... (... oğlu) müdafiin duruşmalı inceleme talebinin kanuni süresinden sonra yapılıp ceza miktarı itibariyle yerinde olmaması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Dosya kapsamına göre, sanıklar ..., ... ile ... ve sanıklar ... ile ... aralarında menfaat çatışması bulunması nedeniyle ayrı ayrı müdafiler tarafından temsil edilmeleri gerekirken, aynı müdafii tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38 ve 5271 sayılı CMK'nın 152. maddelerine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırıdır.
  • AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİ – BAKANLIĞIN HER AŞAMADA DAVAYA KATILMA VE TEMYİZ ETME HAKKININ BULUNDUĞU – ŞİKAYET YOKLUĞU

    Özet: Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının her aşamada ilgili kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunduğu, bakanlık vekili tarafından sunulan katılma ve temyiz istemli dilekçede de açıkça katılma iradesinin ortaya konulduğu anlaşılmakla, katılan bakanlık vekilinin davaya katılmasına ve sanık müdafiin hükmedilen ceza miktarlarına göre ve sanık müdafiin ise kanuni süresinden sonra yapılması nedeniyle vaki duruşmalı inceleme taleplerinin reddine, 01.03.1993 doğumlu mağdurenin 06.01.2016 tarihli celsede sanıklar haklarında şikayetçi olmayıp davaya katılmak istemediğini açıkça belirtmesi karşısında, hükümleri temyize hakkı bulunmayan vekilin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
  • KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇU – ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI –  SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK

    Özet: Mağdurenin eylemler nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin dosya kapsamındaki raporlardan, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporlarında, adli tıp uzmanı görüşüne yer verilmediği, hastaneye ait 13.03.2009 tarihli, 4337 numaralı raporda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu ancak bu bozulmanın geçiçi olabileceği oybirliğiyle belirtilmesine karşılık 29.09.2009 tarihli raporda oyçokluğuyla ruh sağlığının bozulmadığı yönünde görüş bildirilerek çelişki oluşturulduğu, yine raporlar arasındaki farklılığın sebepleri, muhalefet nedenleri ile muhalefet edenlerin raporda gösterilmediği anlaşıldığından, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23/B ve 31. maddeleri gereğince Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinde, bir adli tıp uzmanı ile bir çocuk psikiyatristinin zorunlu katılımıyla Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ölçütlerine göre oluşturulmuş bir heyetten olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor alındıktan sonra, sanık ile suça sürüklenen çocuk ...'ın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, kanuna aykırıdır.
  • NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRI – NİTELİKLİ YAĞMA – FUHUŞ – KRİMİNAL İNCELEME – DNA EŞLEŞMESİ

    Özet: Olay tarihinde gerçekleşen nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli yağma eylemlerinden sonra kolluğa müracaat eden mağdurenin beyanlarında suç işleyen kişilerin daha önceden tanımadığı beş kişi olduğunu belirtilmesi, soruşturma evresinde sanığa yönelik bir teşhisinin bulunmaması, kovuşturma evresinde ifadesinin alındığı sırada ...'ın huzurda olmaması nedeniyle yüzleştirilememesi, mağdurenin ikametinden elde edilen materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda; kayıtlı DNA profileri üzerinde yapılan eşleştirme neticesinde mağdurenin evinden alınan 13 delil nolu çarşaftan elde edilen dokuzuncu erkek şahsın DNA profilinin, ...'ın DNA profiliyle uyumlu olması nedeniyle ... hakkında da dava açılması, mağdurenin hayat kadını olup geçimini fuhuştan kazanması nedeniyle evde bir çok erkekle birlikte olduğunu belirtmesi, ...'ın savunmalarında mağdureyle daha önce para karşılığı ilişkiye girdiğini belirtmesi, nitekim hükümden sonra mağdurenin verdiği dilekçede ...'ı daha önceden tanıdığını ve suça konu olayla ilgisinin olmadığını, sanığın ceza aldığını yeni öğrendiği için dilekçe verdiğini bildirmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
  • MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİ – BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA

    Özet: Sanık ...'in adli sicil kaydına göre, Kilis Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2005 gün ve 2005/132 Esas-2005/660 Karar sayılı, 20.12.2005 kesinleşme tarihli ilamının tekerrüre esas olması nedeniyle sanık hakkında müsnet suçtan tayin edilen cezanın TCK'nın 58. maddesinin altı ve yedinci fıkraları uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
  • KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKMA – ÇOCUĞUN BEDEN VE RUH SAĞLIĞINI BOZACAK ŞEKİLDE CİNSEL İSTİSMARI

    Özet: Mağdurenin aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen beyanlarda bulunup anlatımların hayatın olağan akışına da aykırı olması, sanık ... tarafından zorla cinsel istismara maruz bırakıldığına dair herhangi bir biyolojik delil elde edilememesi, mağdure ile annesi arasındaki telefon görüşme ve mesaj kayıtlarını içeren bilirkişi inceleme tutanağının mahiyeti, taraflar arasında 2013 yılı Mayıs ayında sanık ... tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere ilişkin devam etmekte olan dava nedeniyle husumet bulunması ve tüm dosya içeriği karşısında, sanıkların atılı suçlardan cezalandırılmalarına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, tarafsız ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçlardan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • MAHKEME KARARININ YARGITAY DENETİMİNE OLANAK VERECEK BİÇİMDE AÇIK VE GEREKÇELİ OLMASI GEREKTİĞİ – KESİN HUKUKA AYKIRILIK

    Özet: Mahkeme kararlarının,Yargıtaydenetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, Yargıtayınbu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ilerisürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması vedeğerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi,ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunlarınnitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulmasıgerektiği ve hükmün CMK'nın 230. maddesine uygun şekilde gerekçe içermemesinin CMUK'un 308/7. maddesindekesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlendiği gözetilmeden yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • İDDİANAMEDE YÜKLENEN SUÇ VE UYGULANMASI GEREKEN KANUN MADDELERİNİN MEVCUT DELİLLERLE İLİŞKİLENDİRİLEREK GÖSTERİLMESİ GEREKTİĞİ – SANIĞIN, İDDİANAMEDEN ÜZERİNE ATILI SUÇUN NE OLDUĞUNU HİÇBİR KUŞKUYA YER VERMEYECEK ŞEKİLDE ANLAMASI GEREKTİĞİ

    Özet: İddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225. maddesine göre de hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir.