13. Hukuk Dairesi

13. Hukuk Dairesi

  • DEVREMÜLK SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN RESMİ ŞEKİL ŞARTINA TABİ OLDUĞU – BONOLARIN GEÇERSİZ SÖZLEŞMEYE DAYALI OLARAK VERİLDİĞİNDEN DAVANIN REDDİ GEREKTİĞİ

    Özet: Taraflar arasında imzalanan devremülk satış sözleşmesinin “SÖZLEŞME KONUSU” başlıklı 2. maddesinde ifade edilen hükümle taraflar arasında devremülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri ve yine takibe konu yapılan bonoların düzenlenme tarihi ile sözleşmenin tarihinin aynı olması, sözleşmede vade tarihleri ile bonoların vade tarihlerinin aynı olması, dolayısıyla söz konusu bonoların geçersiz şekilde yapılan devre mülk satış sözleşmesi nedeniyle verildikleri değerlendirilmemiştir. Mahkemece, dava konusu yapılan bonoların geçersiz devre mülk satış sözleşmesine dayalı olarak verildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
  • SİTE YÖNETİMİNİN TÜKETİCİ ADINA AYIP İHBARINDA BULUNMA HAK VE YETKİSİ BULUNMADIĞI – AYIP İHBARININ SÜRESİNDE YAPILIP YAPILMADIĞI KONUSUNDA BİLİRKİŞİ RAPORU ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece, dava konusu taşınmazda yapılan keşif neticesinde ortak alanda olan ve dairede olan eksiklikler başlığı altında taşınmazda meydana gelen açık ayıp ve gizli ayıp konusunda raporda ayrım yapılmadan hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Hangi işlerin gizli ayıp, hangisinin açık ayıp olduğu açıklanmamıştır. TBK 223 hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Site yönetiminin, tüketici adına ayıp ihbarında bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, ek rapor alınarak ya da konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyeti aracılığı ile ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları zaman dilimi de dikkate alınarak tarafların delillerinin değerlendirilmesi, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı konusunda hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 
  • BİNADA OLUŞAN ÇATLAĞIN AÇIK AYIP MI GİZLİ AYIP MI OLDUĞUNUN TESPİTİ – GİZLİ AYIP İSE HANGİ TARİHTE OLUŞTUĞU, HİLE VEYA AĞIR KUSURUN OLUP OLMADIĞI VE İHBAR ZAMANINDA YAPILIP YAPILMADIĞI

    Özet: Mahkemece, davacının çevrede yapacağı basit bir soruşturmayla ayıbı öğrenebileceği, bu durumda muyene ve gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının dava dilekçesinde ayıplı olarak iddia ettiği binada oluşan çatlağın açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu, eğer gizli ayıp ise ayıbın hangi tarihte oluştuğu, satıcının bu ayıpların oluşmasında hile yada ağır kusuru olup olmadığı, bunun neticesine bağlı olarak ihbarın zamanında yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığı hususları üzerinde durulmamıştır. Bu hali ile hüküm eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak verilmiştir. Mahkemece tarafların itirazlarını karşılar mahiyette, içerisinde hukukçu,inşaatçı ve konut kredileri ile ilgili uzmanlığı bulunan banka eksperinin de yer adığı üçlü bilirkişi heyetinden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
  • HİZMET ALIM SÖZLEŞMESİNDE VE ŞARTNAMEDE İŞ SÖZLEŞMELERİNDEN DOĞAN ALACAK DAVALARINDA SORUMLULUĞA İLİŞKİN BİR HÜKÜM OLMADIĞI – HER YÜKLENİCİNİN SORUMLU OLDUĞU DÖNEME İLİŞKİN ALACAKLARIN YARISINDAN ASIL İŞVERENİN, DİĞER YARISINDAN DAVALI YÜKLENİCİLERİN SORUMLU OLDUĞU 

    Özet: Davacı ile davalılar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmelerinde ve eki olan şartname hükümleri incelendiğinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak dava konusu alacaklardan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Bu şekilde, sözleşmelerde bu yönde hüküm bulunmayan hallerde her bir yüklenicinin sorumlu olduğu döneme ilişkin kıdem tazminatı ve yıllık ücretinin yarısından asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicilerin sorumlu olduğu, davalı şirketin son alt işveren olarak işçinin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği için ihbar tazminatı alacağının tamamından sorumlu olduğu ve işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere ödenen tüm bedel yönünden davalılara rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalılardan bu alacağını da talep edebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucu hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
  • FACEBOOK KAYITLARININ HMK 199 ANLAMINDA DELİL BAŞLANGICI NİTELİĞİNDE OLDUĞU 

    Özet: Davacı yanca delil olarak dayanılan Facebook kayıtlarının HMK 199 anlamında belge niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. HMK 202 düzenlemesi getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Davalı delil olarak davacı tarafından İnternet ortamından gönderilen mesajlara da dayandığından, inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 
  • PAKET TUR SÖZLEŞMELERİ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK M. 10 – TURA KATILAMAMA NEDENİYLE SEYAHAT ACENTESİNİN YAPMADIĞI MASRAFLARIN TAZMİN EDİLMESİNİ TALEP HAKKI 

    Özet: Uyuşmazlık; sözleşmenin feshi-bedel iadesi istemine ilişkindir. Paket Tur Sözleşmeleri Uygulama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde yer alan “Sözleşme metninde veya müstakil herhangi bir belgede tüketicinin bu Yönetmelikte yer alan haklarını kullanmaktan feragat ettiğine dair veya seyahat acentesinin bu Yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüklerini sınırlayan veya ortadan kaldıran kayıtlar geçersizdir.” düzenlemesi karşısında davacının sözleşmenin iptale ilişkin bölümleri nedeniyle bir talepte bulunamayacağından bahsedilemez. Davacının, sözleşmede yer alan hizmetler ile sunulan hizmetler arasındaki farkı talep hakkı bulunmaktadır. Tura katılamaması nedeniyle davacının, davalıların yapmadığı masrafların tazmin edilmesini talep hakkının bulunduğunun kabulü ile davalının ise yapmış olduğu zorunlu masraflara katlanma yükümlülüğünün olmadığının kabulü gerekir. Mahkemece, davacının tazminini isteyebileceği meblağın tespiti yönünden konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
  • KAPALI OTOPARK ALANINDA TAAHHÜT EDİLEN SAYIDA PARK ALANININ OLUP OLMADIĞININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ VE SONUCA GÖRE HÜKÜM KURULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Davacının satın aldığı dairenin davacıya fiilen 15.1.2010 tarihinde teslim edildiği tarihte kapalı otopark alanında taahhüt edilen sayıda park alanının yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, yapılmamışsa teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalı tarafa ayıp ihbarında bulunmadığı gözetilerek bu talebin reddine karar verilmesi, aksi halde yani teslim tarihinde taahhüt edilen sayıda kapalı otoparkın yapıldığı ancak sonrasında bir kısmının Kipa alışveriş merkezine tahsis edildiğinin anlaşılması halinde de bu tahsis tarihinin belirlenerek sonucuna uygun bir kararın verilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile eksik ifa olması nedeni ile de ihbar şartının aranmayacağına ilişkin kabulü bozmayı gerektirmiştir.
  • DERHAL İHBAR MÜKELLEFİYETİNİN YERİNE GETİRİLİP GETİRİLMEDİĞİNİ İSPAT YÜKÜNÜN DAVACIDA OLDUĞU – SİTE YÖNETİMİNİN TÜKETİCİ ADINA AYIP İHBARINDA BULUNMA YETKİSİNİN OLMADIĞI

    Özet: TBK 223 hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Site yönetiminin, tüketici adına ayıp ihbarında bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Mahkemece, ek rapor alınarak ya da konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyeti aracılığı ile ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları zaman dilimi de dikkate alınarak tarafların delillerinin değerlendirilmesi, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı konusunda hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirir. 
  • AYIPLI MAL – AYIBIN NİTELİĞİNE GÖRE İHBAR SÜRELERİNİN DEĞİŞMESİ – İHBAR SÜRELERİNİN BAŞLANGICI AÇISINDAN TAŞINMAZIN FİİLEN TESLİM EDİLDİĞİ TARİHİN ESAS ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkemece, satın aldığı dairenin davacıya fiilen hangi tarihte teslim edildiği araştırılarak, teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalı tarafa ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile iskan alınmadığı sürece teslim edilmiş sayılmayacağı ve eksik ifa olması nedeni ile de ihbar şartının aranmayacağına ilişkin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 
  • DAVALILAR NEZDİNDE ÇALIŞILAN SÜRE BİR YILDAN AZ OLSA DAHİ KIDEM TAZMİNATINDAN VE YILLIK İZİN ÜCRETİNDEN İŞÇİYİ ÇALIŞTIRDIKLARI DÖNEM İLE ALT İŞVERENLERİN SINIRLI SORUMLULUKLARININ OLDUĞU – İHBAR TAZMİNATINDAN İŞÇİNİN İŞ AKDİNİ HAKLI NEDEN OLMADAN SONA ERDİREN SON ALT İŞVERENİN SORUMLU OLDUĞU

    Özet: Uyuşmazlık; işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davada ödenen ücretlerin rücuen tahsiline ilişkindir. Tacir olan davalıların çalıştırdığı işçilerin fiili işçilik dışında sair ücret alacağı ve tazminat haklarından sorumlu olacağını bilebilecek durumda olduğu ancak, davacı üniversitenin de asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya ve davacının kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, bu nedenle dava dışı işçinin davalılar işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının ve yıllık izin ücretinin tüm alt işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği, davalı ... Özel Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. son alt işveren olarak işçinin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği için ihbar tazminatı alacağının tamamından sorumlu olduğu gözetilerek yapılacak inceleme sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.
  • GAYRİMENKUL SATIŞ SÖZLEŞMESİNDE BELİRLENEN TESLİM SÜRESİNİN SATICI TARAFINDAN TESLİM TARİHİNDEN 30 GÜN ÖNCE YAZILI OLARAK BİLDİRİLMESİ KAYDIYLA 180 GÜN UZATILABİLECEĞİ

    Özet: Davacı, davalı ile yapılan 13.9.2011 tarihli sözleşme ile ... daireleri satın aldığını, sözleşmenin 8.1.maddesine göre taşınmazın teslim süresinin 5.1.2014 tarihi olarak belirlendiği halde, süresinde teslim edilmediğini ve projeni halen tamamlanmadığını ileri sürerek, tüm eksikliklerin tamamlanarak iskana uygun hale gelinceye kadar geçecek süreye kadar rayiç kira bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak ... TL'nin ödetilmesini istemiş, ıslah ile talebini artırmıştır. Davalı, sözleşmeye konu dairenin teslim süresini, belirlenen teslim tarihinden 30 gün öncesinde davacıya yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla, sözleşmede belirtilen tarihten 180 gün uzatma hakkına sahiptir. Dosya içinde bulunan 4.11.2013 tarih ve SYA/BÇ/1605 sayılı yazı ile satışa konu dairenin, inşaat sahasındaki yapılaşmanın kaldırılması işlemlerinin etkisiyle meydana gelen gecikme nedeniyle dairenin 2014 haziran ayı içerisinde teslim edileceğine dair yazılı bildirimin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine dava konusu dairenin davacıya teslim edilmesi gereken 5.7.2014 tarihinden önce 3.7.2014 tarihinde fiilen tutanakla teslim edildiği anlaşıldığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 
  • DAVACI YANCA DELİL OLARAK DAYANILAN FACEBOOK KAYITLARININ HMK 199 ANLAMINDA BELGE NİTELİĞİNDE SAYILDIĞI – DAVACIYA VASİ TAYİNİ GEREKİP GEREKMEDİĞİNİN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dava, ödünç sözleşmesine dayalı olarak borç olarak verilen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davacı vekilinin Belediye'ye verdiği şikayet dilekçesinde davacının akıl hastası olduğuna ilişkin iddiasına ilişkin olarak davacıya vasi tayini gerekip gerekmediği hususu araştırılarak davacı yanca dayanılan Facebook kayıtları ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı davacı vekilinin şikayet dilekçesine binaen verdiği cevap dilekçesi birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken mahkemece, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
  • BEDELLİ DEVRE MÜLK SATIŞ SÖZLEŞMESİ – SÖZLEŞMENİN İPTALİ VE SÖZLEŞME NEDENİYLE İMZALANAN SENETLERDEN DOLAYI BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİ – SÖZLEŞMENİN RESMİ ŞEKİL ŞARTINA TABİ OLARAK YAPILMASI

    Özet: Taraflar arasında imzalanan devremülk satış sözleşmesinin “SÖZLEŞME KONUSU” başlıklı 2. maddesinde 'İş bu sözleşmenin konusu; Satıcı mülkiyetindeki ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, 363 Parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilmekte olan ‘... TERMAL SAĞLIK MERKEZİ’ isimli bir tesiste yer alan ve ayrıntıları aşağıda belirtilen, mesken olarak kullanıma tahsisli olan bağımsız bölümlerin devre mülk olarak satışı ile tapu devrinin şartları ve şeklinin düzenlenmesidir.' şeklinde ifade edilen hükümle taraflar arasında devremülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, az yukarıda belirtilen hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
  • HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILANLARIN 4734 SAYILI YASA’NIN 11. MADDE KAPSAMINDAN ÇIKARILMALARI NEDENİYLE İHALEDEN YASAKLANMALARININ MÜMKÜN OLMADIĞI 

    Özet: İhale tarihinde yürürlükte bulunan 4734 sayılı Yasa'nın 11/1-a bendinde, kamu ihalelerine katılmaktan yasaklı olanların yani haklarında kamu davası bulunanların kendi ya da başkası adına hiç bir şekilde ihalelere katılamayacağı açıkken, anılan kanunun 11. maddesinin anılan hükmünde 1.11.2012 tarihinde yapılan değişiklikle kendisi ya da başkası adına hiç bir şekilde ihalelere katılamama durumu, yasaklama kararının idarelerce veya mahkeme kararıyla verilmiş olması koşuluna bağlanmıştır. Dolayısıyla haklarında kamu davası açılanların 1.11.2012 tarihi itibariyle 11. madde kapsamından çıkarılmış olmaları ve haklarında idarelerce veya mahkemelerce verilmiş bir yasaklama kararı bulunmaması nedeniyle, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan ihalelerde bu kişilerin geçici teminatlarının gelir kaydedilmesi ve yasaklanmaları da mümkün olmayacaktır. Bu nedenle 8.11.2012 tarihinde yani kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan ihale açısından açıklanan mevzuat hükümleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile her iki ihale açısından da davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
  • TAŞINMAZ ALIM-SATIM SÖZLEŞMESİNE GÖRE 10 YILLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ – MAHKEMECE İŞİN ESASINA GİRİLEREK İNCELEME YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Tapu devrinin verilmemesi nedeni ile ödenen bedelin tahsili istemine ilişkin olan davada, Mahkemece, geçersiz sözleşme nedeni ile 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan, davanın reddine karar verilmişse de; davacı ile davalı müteahhit arasındaki ilişki taşınmaz alım-satımı sözleşmesi kapsamında olup, dava 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi (eski BK'nın 125. maddesi) gereğince on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımı süresi de, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağından, mahkemece işin esası hakkında inceleme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
  • OPTİSYENLİK SÖZLEŞMESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASIYLA SGK TARAFINDAN VERİLEN PARA CEZASININ İPTALİ İSTEMİ

    Özet: Davacı, ... Optik isimli iş yerinin işletmecisi olduğunu, SGK ile yapmış olduğu sözleşme ile sigortalıların gözlük cam ve çerçeve reçetelerini karşılayarak kuruma fatura ettiklerini, SGK'nın 2013 yılı optisyenlik sözleşmesinin 8.1.19. maddesini haksız, hukuka aykırı ve keyfi olarak uygulayarak ... ve ... isimli kişilere reçete muhteviyatı malzemelerin verilmediği halde verilmiş gibi gösterilerek kuruma fatura edildiği gerekçesiyle her bir reçete için 15.000-TL olmak üzere toplam 30.000-TL para cezası uyguladığını bildirdiğini, SGK'nın yazısıyla aleyhine uygulanan 30.000,00 TL cezai şartın ödenmesi ve uyarma işleminin iptali ile söz konusu işlemin uygulanmasının telafisinin güç ve imkansız zararlara sebebiyet vereceğinden işlemin uygulanmasının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. ...’a ait reçete yönünden davacı reçeteyi hazır hale getirmiş olmakla reçete sahibinin kendi kusuru ile gelmemiş olması ve kişiye özel olarak imal edilip hazırlanan gözlük nedeniyle davacının sorumlu tutulmasının doğru bulunmaması ve diğer reçete sahibi ...’ın çelişkili beyanlarının olduğu dikkate alındığında davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
  • ÖDEME DEFİ NİTELİĞİNDEKİ İDDİANIN DAVANIN HER AŞAMASINDA İLERİ SÜRÜLEBİLECEĞİ – DAVALININ İADE SAVUNMASI ÜZERİNDE DURULMAMASI 

    Özet: Davalı delil dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde dava dışı taşınmaz sahibi tarafından davacı hesabına 7.000 Euro iade yapıldığını ileri sürmüş olup  bu savunması ödeme defi niteliğinde olduğundan borcu söndüren sebeplerdendir ve davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür. Davalının dile getirdiği iade savunması üzerinde durularak, ilgili deliller toplandıktan sonra gerek görüldüğü takdirde de konusunda uzman bilirkişi ya da heyetinden bu hususta rapor da alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
  • SATIN ALINAN KONUTTAKİ DEĞER KAYBININ ÖDETİLMESİ İSTEMİ – GİZLİ AYIPLARIN NİTELİĞİNİN VE ORTAYA ÇIKTIKLARI ZAMAN DİLİMİNİN ESAS ALINACAĞI BİR EK RAPORUN ALINMASININ GEREKTİĞİ – BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN EKONOMİK DEĞERİNİ DÜŞÜREN AYIPLAR BAKIMINDAN SÜRESİNDE AYIP İHBARINDA BULUNULMADIĞI

    Özet: Gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıda olup,  mahkemece, ek rapor alınarak ya da konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyeti aracılığı ile ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği) zaman dilimi de dikkate alınarak tarafların delillerinin değerlendirilmesi, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı konusunda hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğinden; Eksik iş olarak kabul edilen hususlar yönünden ise bunların yapılmamasının davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olduğu, davalıların bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı da gözetilerek davanın reddi gerekir.
  • ALT İŞVERENLERİN KIDEM TAZMİNATI VE ULUSAL BAYRAM GENEL TATİL ÜCRETİ ALACAKLARINDAN İŞÇİYİ ÇALIŞTIRDIKLARI DÖNEM 1 YILDAN AZ OLSA DAHİ ORANTILI OLARAK SORUMLU OLDUĞU 

    Özet: Davacının kıdem tazminatı ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, bu nedenle dava dışı işçinin davalı işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının ve ulusal bayram genel tatil ücretinin bu alt işverenden tahsiline karar verilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
  • MAL VE HİZMET SUNULDUĞUNUN SATICI VE SAĞLAYICI TARAFINDAN İSPAT EDİLMESİ GEREKTİĞİ – SATICI VE SAĞLAYICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEMESİ HALİNDE TÜKETİCİNİN CAYMA HAKKINI KULLANMAKTA 14 GÜNLÜK SÜREYE BAĞLI OLMAMASI

    Özet: Uyuşmazlık; cayma süresi içerisinde şifrenin verilmediği ve ürünü kullanamadığı iddiası ile sözleşmenin iptali talebine ilişkindir. Davacı, canlı ders ile ilgili sözleşme yaptığını ve bu konuda kendisine şifre verilmediğinden bundan yararlanamadığını iddia etmiş olup 6502 sayılı Kanun'un 47. maddesinin 4. fıkrasında mal ve hizmetin sunulduğunun satıcı ve sağlayıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, 6. fıkrasında ise satıcı ve sağlayıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde tüketicinin cayma hakkını kullanmakta 14 günlük süreye bağlı olmadığı açıkça belirtilmiş olup mahkemece 14 günlük süre içerisinde cayma hakkı kullanılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.