13. Ceza Dairesi

13. Ceza Dairesi

  • BİSİKLET HIRSIZLIĞI EYLEMİ SIRASINDA YAKALANMA – DAHA ÖNCEKİ HIRSIZLIK EYLEMİNE DAİR TUTANAK OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI VE HIRSIZLIK YAPILAN YERLERİN TESPİTİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın bisiklet hırsızlığı yaparken yakalandığı, kollukta alınan savunmasında hırsızlığa teşebbüs olayıyla ilgili beyanda bulunduğu, savcılık aşamasında savunması alınmayan sanığın, duruşmada ise diğer çaldığı bisikletleri ve sattığı kişileri de söylediğini beyan ettiği, dosya içerisinde ise sadece sanığın Havin apartmanından yaklaşık 10 gün önce de 3 adet bisiklet çaldığını ve çaldığı bisikletleri sanayide bulunan ama hatırlayamadığı bir iş yerine sattığını beyan ettiğini bildirir tutanak bulunduğu anlaşılmakla, sanığın çaldığı bisikletlerin yerlerini ayrıntılı olarak gösterdiğine ilişkin tutanak varsa dosya içine alınması, yoksa sanığın hırsızlık yaptığı yerler açıkça tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • ZARARIN TAZMİN EDİLMİŞ OLMASI HALİNDE İLGİLİ HAKKINDA CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI KARARININ SANIĞIN ADLİ SİCİL KAYDINA İŞLENMESİNE KARAR VERİLMESİNİN DOĞRU OLMADIĞI 

    Özet: Mühür bozma suçunun fiil öğesi bağlamında hukuka aykırılık unsurunun oluşması için mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunmasının zorunlu olduğu, elektrik idaresinin ise özelleştirildiği bu sebeple kayıt dışı elektrik kullanımının engellenmesini sağlayan mühürlemenin kamu güvencesine haiz olmadığı, ilgili kanunlarda özel şirketlere mühürleme yetkisi verildiğine ve buna aykırı davrananlar hakkında TCK 203 hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği, buna göre özel hukuk tüzel kişisinin kamusal yetki kullanma hakkı olmadığından, Anayasa ve Kanuna dayalı kamusal yetkiyi kullanan bir makam tarafından konulmuş mühürleme güvencesinin özelleştirme nedeniyle sona erdiği bu nedenle sanığa yüklenen "mühür bozma" suçunun unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • SURİYE VATANDAŞI SANIĞIN KİMLİK BİLGİLERİNİN DİPLOMATİK YOLLARLA BELİRLENEMEMESİ – GÖÇ İDARESİ’NDEN TESPİT YAPILABİLECEĞİ – KİMLİK TESPİTİNİN MÜMKÜN OLMAMASI HALİNDE SANIK FOTOĞRAFI VE PARMAK İZLERİNİN KARARA EKLENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın Suriye vatandaşı olduğu ve kendi beyanına göre kimlik bilgilerinin tespit edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bu aşamada Suriye'ye yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dışişleri Bakanlığınca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, sanığın resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği sabit ise de; soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile, sanığın kolluk tarafından tespit edilen parmak izlerinin ve fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliği uyarınca sanığın Türkiye'ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numaraları ile adres kayıt sistemindeki kayıtları tespit edilmesi, şayet kimliğinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise bu kez sanığın fotoğrafı karara yapıştırılmak, parmak izlerinin ise usulüne uygun şekilde alınarak karara eklenmesi suretiyle hükümlülüğe karar verilmesi gerekir.
  • SANIĞIN SURİYE VATANDAŞI OLDUĞUNU BELİRTMESİ VE SURİYE’YE YÖNELİK ADLİ YARDIMLAŞMA TALEPLERİNE ARA VERİLMESİ KARŞISINDA DİPLOMATİK YAZIŞMALARLA KİMLİK BİLGİLERİNİN BELİRLENEMEYECEĞİ – SORUŞTURMA MAKAMININ BELİRLEDİĞİ KİMLİK BİLGİLERİ VE PARMAK İZLERİ VE FOTOĞRAFLARININ GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE GÖNDERİLEREK SANIĞIN GEÇİCİ KORUMA YÖNETMELİĞİ UYARINCA TÜRKİYE’YE KABUL EDİLEN YABANCILARDAN OLUP OLMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu davası; hırsızlık suçuna ilişkindir. Sanığın Suriye vatandaşı olduğunu ve savaş nedeniyle yaralandığı için yasal olmayan yollardan ülkemize giriş yaptığını belirtmesi bu aşamada Suriye’ye yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dışişleri Bakanlığı’nca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, sanığın resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği sabit ise de; soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile sanığın kolluk tarafından tespit edilen parmak izlerinin ve fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 21 ve 22. maddeleri uyarınca sanığın Türkiye’ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numaraları ile adres kayıt sistemindeki kayıtları tespit edilmesi ile kimliğinin belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmek suretiyle CMK’nın 209’a aykırı davranılması bozmayı gerektirmiştir.
  • SANIĞIN SURİYE VATANDAŞI OLDUĞUNU BELİRTMESİ VE SURİYE’YE YÖNELİK ADLİ YARDIMLAŞMA TALEPLERİNE ARA VERİLMESİ KARŞISINDA DİPLOMATİK YAZIŞMALARLA KİMLİK BİLGİLERİNİN BELİRLENEMEYECEĞİ – SORUŞTURMA MAKAMININ BELİRLEDİĞİ KİMLİK BİLGİLERİ VE PARMAK İZLERİ VE FOTOĞRAFLARININ GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE GÖNDERİLEREK SANIĞIN GEÇİCİ KORUMA YÖNETMELİĞİ UYARINCA TÜRKİYE’YE KABUL EDİLEN YABANCILARDAN OLUP OLMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu davası; hırsızlık suçuna ilişkindir. Sanığın Suriye vatandaşı olduğunu ve savaş nedeniyle yaralandığı için yasal olmayan yollardan ülkemize giriş yaptığını belirtmesi bu aşamada Suriye’ye yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dışişleri Bakanlığı’nca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, sanığın resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği sabit ise de; soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile sanığın kolluk tarafından tespit edilen parmak izlerinin ve fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 21 ve 22. maddeleri uyarınca sanığın Türkiye’ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numaraları ile adres kayıt sistemindeki kayıtları tespit edilmesi ile kimliğinin belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmek suretiyle CMK’nın 209’a aykırı davranılması bozmayı gerektirmiştir.
  • KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU – TCK M. 43 ŞARTLARININ OLUŞUP OLUŞMADIĞI – KEŞİF VE BİLİRKİŞİ RAPORLARININ BEKLENİLMESİ ZORUNLULUĞU – ZARARIN KARŞILANMASININ SANIĞA SORULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın karşılıksız yararlanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada, katılan kurumun sanık hakkında başka tespit tutanakları düzenlediği, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında başkaca davalar açılıp açılmadığının araştırılması, TCK m. 43. maddesinin uygulanması koşullarının tartışılıp değerlendirilmesi zorunluluğu, iş yerinde kullanılan sayacın tüketimi eksik gösterip göstermediği, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde sayaca müdahale olup olmadığının tespiti için keşif ve bilirkişi yapılması gerektiği ayrıca352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince şikayetçi kurumun zararının tazmin edilmesi halinde sanığa ceza verilmeyeceği, bu hususun sanığa sorulmadığı sayılan gerekçelerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 
  • HIRSIZLIK SUÇUNUN TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALDIĞININ GÖZETİLMEMESİ  

    Özet: Sanığın, il Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasının eklentisi niteliğinde olan bahçesinde bulunan suça konu eşyayı bulunduğu yerden alarak yaklaşık 50 metre kadar götürdüğü ancak henüz etrafı çevrili bahçeden dışarı çıkaramadan tanığın müdahalesi sonucu bahçe içerisinde bırakarak kaçtığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde tamamlanmış suçtan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • HIRSIZLIK – KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ – MALA ZARAR VERME – BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA-SEÇME VE SEÇİLME EHLİYETİNDEN VE DİĞER SİYASİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMASINA İLİŞKİN HÜKMÜN İPTALİ

    Özet: Anayasa Mahkemesi'nin kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, (...) bilirkişiye ödenen ve fakat sanığın yapılmasına sebebiyet vermediği 150 TL yargılama giderinin sanığa yükletilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • ONLİNE OYUN KARAKTERİNİN ÇALINMASI – EKONOMİK DEĞER TAŞISA DA VERİNİN TAŞINIR MAL HALİNE GELMEYECEĞİ – TCK 244/4 MADDESİNDE BELİRTİLEN SUÇUN OLUŞTUĞU

    Özet: Verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilip, bundan da yarar sağlanmasının; ekonomik değer taşısa dahi veriyi taşınır mal haline getirmeyeceği, bu itibarla; suçun sübutu halinde eylemin, TCK'nın 244/4. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • SANIĞIN EYLEMİNİN TCK 142/1-B KAPSAMINDA OLDUĞU GÖZETİLMEDEN TCK 142/2-G MADDESİ UYARINCA FAZLA CEZA TAYİN EDİLMESİNİN BOZMAYI GEREKTİĞİ – BİR YERİN BARINAK SAYILABİLMESİ İÇİN SIRF HAYVANLARA MAHSUS EDİLMİŞ OLMASI VE BİNA VE EKLENTİSİ İLE İRTİBATININ BULUNMAMASI GEREKTİĞİ

    Özet: TCK'nın 142/2-g maddesinin "barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvan hırsızlığı" suçunu düzenlemesi, olay yeri krokisine göre suça konu yerin müştekinin evinin de bulunduğu bahçe içerisinde yer alan ahır niteliğinde olduğunun ve dört adet küçükbaş hayvanın çalındığının belirlenmesi, suç tarihi itibariyle bir yerin barınak sayılabilmesi için burasının sırf hayvanlara mahsus olması ve bina ve eklentisi ile irtibatının bulunmamasının gerekli olması karşısında, sanığa atılı hırsızlık suçunun TCK'nın 142/1-b maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle aynı Kanunun 142/2-g maddesi uyarınca uygulama yapılarak fazla ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.
  • HIRSIZLIK SUÇUNUN KONUSU OLAN SAATLERİN MÜŞTEKİYE TESLİM EDİLMİŞ OLMASI NEDENİYLE ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ – TCK 53 MADDESİNİN KISMİ İPTAL KARARI UYARINCA HAK YOKSUNLUĞUNA İLİŞKİN YENİDEN DEĞERLENDİRME YAPILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığın üzerinden çıkan saatleri aldığı yeri söyleyerek henüz müracaatı bulunmayan müştekiye teslimini sağladığının anlaşılması karşısında; hakkında TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve “Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • HIRSIZLIK SUÇU – İŞ YERİ DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ – MALA ZARAR VERME – HAK YOKSUNLUĞU – KOŞULLU SALIVERME

    Özet: Sanıklar hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde; Sanıklar hakkında, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümde TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde şartları oluşmadığı halde TCK'nın 143 ve 43. Maddelerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, Sanıklar hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, sanıkların sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiştir.
  • Untitled Article

    Özet: Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların temyizi olanaklı bulunmayıp, 5271 Sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olması karşısında; dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, bu nedenle dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine; Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince, ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
  • HIRSIZLIK SUÇU – FAZLA CEZA TAYİNİ – HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA – KISMİ İPTAL İSTEMİ 

    Özet: Bozmanın sonuç ceza dışında kalan kısımlar yönünden de sanık aleyhine etkisizleştirilmemesi veya etkisinin azaltılmaması adına aleyhe değiştirme yasağının söz konusu olacağı, bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; Mahkemenin bozmadan önceki 23.09.2013 tarihli kararının sadece sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle aleyhe temyiz bulunmadığı ve sanıklar hakkında daha önce hırsızlık suçundan verilen cezada 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi gereğince “1/6” oranında artırım yapıldığı halde, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, sanıkların kazanılmış hakları gözetilmeden önceki artırım oranının üzerinde bir oran olan “1/4” oranında artırım yapılarak, sanıklar hakkında fazla ceza tayini, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiştir.
  • HIRSIZLIK – MALA ZARAR VERME – KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ –  TEKERRÜR HÜKÜMLERİ

    Özet: Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; 08.03.2011 tarihli görgü tespit tutanağında, müştekiye ait evde, 2. kattaki pencerenin zorlanmak suretiyle açılmış olduğunun bildirilmesi ve müştekinin de mala zarar verme suçuna ilişkin olarak bu yönde bir zararının oluştuğuna ilişkin beyanının bulunmaması nedeniyle mala zarar verme suçunun ne şekilde oluştuğu, delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin olması, Bozmayı gerektirmiştir.
  • KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU – MÜHÜR BOZMA – KAÇAK KULLANIM BEDELİ –  ZARARIN GİDERİLMESİ

    Özet: Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemeye gelince; 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, şikayetçi kurumun zararını tazmin etmesi halinde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği hususu gözetilerek, sanığın kurum zararını giderip gidermediği sorularak, gidermediğinin tespiti halinde, sanığa “bilirkişi tarafından tespit edilen 450TL değerindeki kaçak kullanım bedeline ilişkin zarar miktarını gidermesi halinde 6352 sayılı Yasanın Geçici 2/2 maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” dair bildirimde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,Bozmayı gerektirmiştir.
  • BASİT TIBBİ MÜDAHALE İLE GİDERİLEBİLECEK ŞEKİLDE YARALAMA – TÜFEĞİN ZORLA ALINMASI – YAĞMA

    Özet: Müştekilerin olay günü sanığın mesul müdürlüğünü yaptığı gazinoya giderek eğlendikleri, 600 TL hesap çıkarıldığı, müştekilerin hesabın yüksek olduğunu söyleyerek itiraz etmeleri üzerine sanık ve arkadaşlarının müştekiler Volkan ve İsmail'i sopalarla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ettikleri, müşteki Volkan'ın bayıldığı, müşteki İsmail'i aracın yanına götürüp araç içerisine bindirmeye çalıştıkları, araç içerisinde bulunan müşteki Volkan'a ait olan tüfeği gördükleri ve müşteki İsmail'in elinden zorla aldıkları, bu sırada müşteki Volkan'ın üzerinde bulunan müşteki İsmail'e ait kredi kartından alacaklarının tahsili amacıyla 600 TL değerinde işyerine içki aldıkları, araçtan alınan tüfeğin olaydan yaklaşık 4 ay sonra sanığın işyerinde yapılan önleme aramasında seri numarası kazınmış halde ele geçtiğinin işyeri arama tutanağınca sabit olduğu düşünüldüğünde; doktor raporları, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı ile sanığın müşteki İsmail'in zilyedliğinde bulunan tüfeği zorla alması eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında ve kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • ARACIN ŞİRKET BAHÇESİNDEN ÇALINMASI – TEMEL CEZA BELİRLENİRKEN ALT SINIRDAN UZAKLAŞILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Katılan ...'in yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı aracın, dört tarafı çevrili şirket bahçesinden çalındığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeksizin, aynı yasanın 142/1-e maddesi ile hüküm kurulması sonuca etkili olmadığından; hırsızlık suçuna konu aracın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde alt sınırdan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
  • HAK YOKSUNLUKLARI – HIRSIZLIK

    Özet: Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş ancak bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden verilmiş DÜZELTİLEREK ONAMA KARARIDIR. 
  • SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK – HIRSIZLIK SUÇU – TEKERRÜR HÜKÜMLERİ – MÜTESELSİL SORUMLULUK

    Özet: Hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı oturumda, suça sürüklenen çocuğun 18 yaşından küçük olduğu gözetilmeden, yargılamanın kapalı yerine açık yapılması, kararın da açıkça okunması telafisi mümkün olmadığından ve müştekinin bahçesinin etrafını çeviren tel örgüleri bağlandıkları demir direkleri ile birlikte çalan suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK'nın 142/1-e maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 141/1 maddesi ile hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.