12. Ceza Dairesi

12. Ceza Dairesi

  • TAŞINMAZIN TESCİLLİ ARKEOLOJİK SİT ALANINDA KALDIĞINA DAİR ŞERHİN BULUNDUĞU – 2863 SAYILI KANUN’A AYKIRILIK

    Özet: İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulun'un 14/08/2002 tarihli ve 10860 sayılı kararı ile Bintepeler Nekropolünde yer alan tümülüslerin koruma alanı olarak kabul edilen, İzmir I Numaralı Kültür ve Tabir Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 01/06/1990 tarihli ve 1946 (B) sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit sınırları içerisinde yer alan taşınmazda sanıklar tarafından izinsiz olarak zeytin fidanı dikildiğinin tespit edildiği, sanıkların aşamalardaki savunmalarında, davaya konu yerin babaannelerinden kendilerine miras kaldığını, sit alanı olduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, ancak dosya kapsamında mevcut taşınmaza ait tapu kaydı incelendiğinde, taşınmazın tescilli arkeolojik sit alanında kaldığına dair 14/05/1991 tarihli şerhin yer aldığı anlaşıldığından, sanık savunmalarına itibar edilemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu nedenle sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin beraat kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • SİT ALANLARINDA İZİNSİZ YA DA İZNE AYKIRI MÜDAHALENİN SUÇ OLUŞTURMASI İÇİN ESAS NİTELİK TAŞIMASI GEREKMEDİĞİ 

    Özet:  Sit alanlarında izinsiz ya da izne aykırı olarak gerçekleştirilen müdahalelerin suç oluşturması için “esaslı” nitelik taşımasının zorunlu bulunmadığı, “basit” nitelikteki eylemlerin de 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde yaptırım altına alındığı, bu bakımdan, varlığı tespit edilen müdahalelerin sökülebilir ya da kaldırılabilir olmasının önem arz etmediği, ancak dosya değerlendirildiğinde, iskele üzerine platform yapıp açık bar oluşturma fiilinin, sanık hakkında ilk iddianamenin düzenlendiği 02/11/2009 tarihinden sonra gerçekleştirildiği hususunda şüphe bulunduğu anlaşılmakla; “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği dava konusu müdahalenin hukuki kesinti meydana gelmeden önce yapıldığı kabul edilerek, mükerrer açılan davanın, CMK 223/7 uyarınca reddine karar verilmesi gerekir.
  • SUÇ DUYURUSU RAPORLARININ TEMİN EDİLMESİ VE BİLGİ SAHİBİ TANIKLARIN DİNLENİLMESİ GEREKTİĞİ – ÜNİVERSİTE HASTANESİNDEN KUSURA İLİŞKİN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: İlgili hastane yönetimi ve hekimlerin bahse konu ölüm olayına ilişkin kusurlarının bulunmadığına ilişkin ATK kararının eksik belgelere istinaden hazırlanmış olduğu nazara alındığında, bahse konu "Suç Duyurusu Raporlarının" temin edilmesi ile anılan şüpheliler ile bilgi sahibi olanların tanık olarak ifadeleri alındıktan sonra şüphelilere atfı kâbil kusur bulunup bulunmadığının tespitine yönelik bir üniversite hastanesinden rapor alınması amacıyla soruşturmanın genişletilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK 309 uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 29/03/2018 gün ve 94660652-105-34-8955-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ kılınmakla kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
  • TEK BİR FİİL İLE HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME SUÇU İLE HAKARET SUÇUNUN OLUŞTUĞU – TCK 44 GEREĞİNCE SANIĞIN SADECE TCK 136/1’DEN CEZALANDIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet:  Kamu davası; verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkindir. Eşinin kardeşi olan diğer sanık ...’in şifresini bildiği Facebook hesabından aralarında husumet bulunan katılanın cep telefonu numarasını " 05.. … .. 05 Selam beyler sorun yok isteyen beylere her zaman hizmet veririm, ister zevkine ister ücretli farketmez, yeterki beni mutlu edin, doyurun, kalacak yerim yok ama" şeklindeki ifadeler ile paylaşan sanığın sübut bulan eylemlerinin, katılanın kişisel veri niteliğindeki cep telefonu numarasını rızası dışında paylaşması nedeniyle TCK 136/1'de düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ile birlikte katılanın para karşılığı cinsel ilişki yaşadığı izlenimi oluşturması nedeniyle de TCK 125/2'de düzenlenen hakaret suçunun da oluştuğu, bir fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, TCK 44 gereğince, daha ağır cezayı gerektiren verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılması, hakaret suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • BAŞ AĞRISI VE DENGE KAYBININ BİRLİKTE GÖRÜLMESİ HALİNDE KRANİAL MR İSTENİLMEMESİ VE TANI KRİTERLERİ TAM DOLDURULMAMASINA RAĞMEN MENİERE HASTALIĞI TANISI KONULMASI – KBB HASTALIKLARI UZMANINDAN GÖRÜŞ İSTENİLMEMESİ

    Özet: Kamu davası; hekimin kötü uygulaması iddiası ile taksirle yaralama suçuna ilişkindir. Hükme esas alınan 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ile hukuk mahkemesinde devam eden yargılama sırasında alınan 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda “....baş ağrısı ve denge kaybının birlikte görüldüğü tabloya rağmen kranial MR istenilmemesi, tanı kriterlerini tam doldurmamasına rağmen Meniere hastalığı tanısı konulması ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanından görüş istenilmemesi nedeniyle tanı konulmasının gecikmiş olduğu, bu sürede kitle ilgili komplikasyonların meydana geldiği göz önüne alındığında sanık doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur...” şeklinde değerlendirmeleri dosya içeriği ile uyumlu olduğundan kararın onanması gerekmiştir.
  • YANLIŞ TEŞHİS VE TEDAVİ İLE HATALI AMELİYAT İDDİASI – TESPİT EDİLEN KC LEZYONUNUN ANCAK OPERASYONLA ALINABİLECEĞİ VE KANAMA İHTİMALİNİN HER ZAMAN İHTİMAL DAHİLİNDE BULUNDUĞU – SANIK DOKTORUN TANI, TEDAVİ VE TAKİP AŞAMALARINDAKİ UYGULAMALARININ TIP KURALLARINA UYGUN OLDUĞU

    Özet: Görüntüleme Merkezi MR'ında çok sayıda yaygın kistik lezyonlar gözlendiği; ekinokok testinin negatif olduğu ve tekrarının yapıldığını ve pozitif olduğunu gösteren tetkik dosyada bulunmadığı, radyolojik metotlar ile konusunda ileri derecede tecrübeli radyoloji uzmanları kesin olmamakla birlikte kist hidatik teşhisi koyabilse de bu teşhisin laboratuvar tetkikleriyle teyid edilmesi sonrasında cerrahi seçeneğin yapılmasının daha uygun olacağı, kişide tesbit edilen KC'deki lezyonun operasyonla alınabileceği ve lezyonun niteliği itibariyle bu operasyonda da kanama ihtimalinin her zaman ihtimal dahilinde bulunduğu görüşlerine; Yüksek Sağlık Şurası raporunda ise; ameliyat öncesi hastaya gerekli tetkiklerin yapılmış olduğu, yapılan radyolojik tetkiklerin karaciğer kist hidatiği tanısını desteklediği, karaciğer kist hidatiği tanısıyla sanık doktorun verdiği ameliyat kararının doğru olduğu, ameliyatta durdurulamayan abondan kanama meydana gelmesi üzerine gaz ve kompreslerle packing yaparak kanama durumuna zamanında ve yerinde tıbbi müdahalede bulunduğu, ardından hastanın ileri tetkik ve tedavi amaçlı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Yoğun Bakıma ambulansla sevkini sağladığı, doktorun tanı, tedavi ve takip aşamalarındaki uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu cihetle kusur atfedilemeyeceği görüşlerine yer verildiği anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle beraata ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
  • HAKARET, TEHDİT, ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL, VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME – KATILANIN AD VE SOYADIYLA, GÖZ BÖLGESİNE AİT RESMİN YAYIMLANMASININ, BÜTÜN HALİNDE VERİLERİ HUKUKA AYKIRI VERME VEYA ELE GEÇİRME SUÇUNU OLUŞTURDUĞU

    Özet: Sanığın, katılanın ad ve soyadı ile göz bölgesine ait resmi yayımlaması eyleminin bir bütün halinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmaksızın eylemin iki ayrı suç oluşturduğundan bahisle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • SUÇ VASFINDA HATAYA DÜŞÜLEREK KİŞİSEL VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME SUÇUNUN OLUŞTUĞU GÖZETİLMEDEN ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNDAN HÜKÜM KURULMASI

    Özet: Katılanın sadece baş ve yüz kısmını gösteren resimleri ile gündelik kıyafetler ile poz vermiş şekilde çektirdiği resimler, katılanın başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin bir görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, katılanın kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımlayan sanığın eyleminin, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • SEZARYEN OPERASYONU SONRASI KİŞİYE UYGULANAN VOLTAREN ENJEKSİYONU SONUCU GELİŞEN ENJEKSİYON NÖROPATİSİ – ORTAYA ÇIKAN SONUCUN KUSUR VE İHMALDEN KAYNAKLANMADIĞI VE KOMPLİKASYON OLDUĞU

    Özet: Kamu davası; hekimin kötü uygulaması nedeni ile taksirle yaralama suçuna ilişkindir.  Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunda; sezaryen operasyonu sonrası kişiye uygulandığı bildirilen enjeksiyon sonucu gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazlara sebep olabildiği, mevcut tablonun her türlü özene rağmen oluşabilecek, herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin kusurunun bulunmadığı belirtilmiş olup; Adli Tıp Kurumu raporlarındaki belirlemeler ve tüm dosya içeriği göz önüne alınarak meydana gelen olayda sanıkların kusurlarının bulunmadığına ilişkin karar, hukuka uygundur. 
  • HASTANE OTOMASYON SİSTEMİNDEN MAĞDURUN CEP TELEFONU NUMARASININ ELE GEÇİRİLMESİNİN VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME SUÇUNU OLUŞTURDUĞU – TCK 137/1-A’DAKİ ARTIRIM NEDENİ UYGULANARAK FAZLA CEZA TAYİN EDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Kamu davası; verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkindir. Doktor olan sanığın hastane otomasyon sisteminden mağdurun cep telefonu numarasını rızası dışında ele geçirdiği şeklinde sübutu kabul edilen eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ancak, sanığın eyleminin görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanması kapsamında olmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK 137/1-a gereğince artırım yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.
  • KOLONOSKOPİ İŞLEMİ SONUCU BAĞIRSAK PERFORSAYONU – İŞLEMDEN SONRA ŞİDDETLİ KARIN AĞRISI OLMASINA RAĞMEN EN KISA ZAMANDA TOMOGRAFİ ÇEKİLMESİNİN SAĞLANIP SAĞLANMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ 

    Özet: Kamu davası; hekimin kötü uygulaması iddiası ile taksirle öldürme suçuna ilişkindir. Müteveffanın kolonoskopi işlemini müteakip vefat etmesine ilişkin başlatılan soruşturma aşamasında, ATK raporunda "...Genel Cerrahi Uzmanı Dr.'a kusur atfedilemeyeceği oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklinde görüş bildirilmiş ise de kolonoskopi işlemi yapan ekipte görevli anestezi teknikeri ...'in yapılan işlemden sonra ölenin şiddetli ağrısı olduğuna yönelik beyanlarının ve kolonoskopi işleminden sonraki 24 saat içinde hastanın şikayetlerinin devam etmesine rağmen görevli doktor tarafından en kısa zamanda tomografi çekilmesinin sağlanmaması hususlarının meydana gelen neticeye ve kusur durumuna etkisinin olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla bir kez de ATK Genel Kurulu'ndan rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Sulh Ceza Hakimliği'nin değişik iş sayılı kararının bozulması gerekmiştir.
  • BİLGİSAYAR İNCELEME RAPORUNDA VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDA SANIĞA AİT BİLGİSAYARDA PAYLAŞTIĞI İDDİA EDİLEN RESİMLER VE KATILANLARA AİT KİŞİSEL VERİLERİN OLDUĞUNUN TESPİT EDİLDİĞİ

    Özet: Kamu davası; verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkindir. Sanığın kullanımında olan bilgisayarda usulüne uygun olarak yapılan arama sonrası aldırılan inceleme raporunda ve kovuşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporunda sanığa ait bilgisayarda, paylaştığı iddia edilen resimler ve katılanlara ait kişisel verilerin olduğu tespit edilmesi karşısında sanık hakkında katılanlar...’ a karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve hakaret suçları ile Katılan ...’a yönelik basit tehdit suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerekir.
  • TRAFİK GÜVENLİĞİNİ KASTEN TEHLİKEYE SOKMAK SUÇU – TEHLİKE SUÇUNUN ZARAR SUÇUNA DÖNÜŞMÜŞ OLMASI

    Özet: Sanığın 2.32 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği araçla yaralamalı trafik kazasına neden olması eyleminde trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu; ancak, TCK'nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması nedeniyle zarar suçunun oluştuğu, tehlike suçunun meydana gelen netice ile zarar suçuna dönüşmüş olması nedeniyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca Trafik Güvenliğini Kasten Tehlikeye Sokmak suçundan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • SOLLAMA YASAĞI OLDUĞUNU GÖSTERİR DÜZ ŞERİT ÇİZGESİ VE LEVHASINA RAĞMEN ÖNÜNDEKİ ARACI SOLLAYARAK KAZAYA NEDEN OLMA – SANIĞIN EYLEMİ BİLİNÇLİ TAKSİR İLE İŞLEDİĞİNİN KABULÜ GEREKTİĞİ

    Özet: Sollama yasağı olduğunu gösterir düz şerit çizgisine ve sollama yasağı levhasına rağmen önündeki aracı sollamak sureti ile kazaya neden olduğu tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olan sanığın eylemini bilinçli taksir ile işlediğinin kabulü ile hüküm kurulması gerekirken eylemin basit taksirle işlendiğinin kabulü sureti ile ve suç niteliğinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında eksik ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.
  • HASTAYA DAHİLİYE KONSÜLTASYONU İSTENMEMİŞ VE RUTİN KARDİYAK MARKERLARINA BAKTIRILMAMIŞ OLMASI İLE ÖLÜM NETİCESİ ARASINDA İLLİYET BAĞI BULUNMADIĞI – ÖZEL HASTANEDE DOKTOR SANIĞIN KAMU GÖREVLİSİ OLMAMASI NEDENİYLE TCK 257/2’DEKİ SUÇU İŞLEYEMEYECEĞİ

    Özet: Kamu davası; hekimin kötü uygulaması iddiası ile taksirle öldürme suçuna ilişkindir. ATK Başkanlığı Genel Kurulu raporu karşısında, kişiye dahiliye konsültasyonu istenmemiş olması ve rutin kardiyak markerlarına baktırmamış olması nedeni ile kusurlu olduğu belirtilen sanığın eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunmadığı, özel hastanede doktor olan sanığın kamu görevlisi olmaması nedeniyle hukuki durumunun TCK 257/2 kapsamında da değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • FİRMAYA AİT BİLGİ VE BELGELERİN KİŞİSEL VERİ OLMADIĞI – TCK 239’DAKİ SUÇUN CEZASININ TCK 135’DEKİ KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ SUÇUNDAN AĞIR OLMASI NEDENİYLE 12. CEZA DAİRESİ’NİN GÖREVSİZ OLDUĞU

    Özet: Firmaya ait bilgi ve belgelerin “kişisel veri” kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, iddianamedeki anlatımın içeriğinden sanığa yüklenen eylemlerin TCK 239'daki ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması ve TCK 106'daki tehdit suçlarından ibaret olduğu, yerel mahkemenin kabulünde olduğu gibi TCK 135'deki kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan dava açıldığı sonucuna varılsa dahi TCK 239'daki ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçunun cezasının TCK 135'deki kişisel verilerin kaydedilmesi ve TCK 106'daki tehdit suçlarının cezalarından daha ağır olduğu anlaşılmakla dairenin görevsizliğine karar verilmiştir.
  • İLK AMELİYATI GERÇEKLEŞTİREN DOKTORLAR TARAFINDAN AMELİYAT SAHASINI KAPATMADAN ÖNCE YETERLİ KONTROLÜ YAPILMAMASI NEDENİYLE HASTADA KOMPRESİN UNUTULMASI – TAKSİRLE YARALAMA SUÇUNUN OLUŞTUĞU

    Özet: Kamu davası; hekimin kötü uygulaması iddiası ile taksirle yaralama suçuna ilişkindir. İkinci ameliyat sırasında hastanın batınında ilk ameliyatta kompres malzeme unutulduğunu tespit eden doktorlar tarafından düzenlenen tutanakta, hastanın Dr. ... tarafından pankreas başı kanseri ameliyatı olmak için ameliyathane salonuna alındığı, batını açılan hastada periton altında bağırsakların üzerinde serilmiş durumda bir adet batın kompresi görüldüğü, ayrıca karın içinde safra ve yer yer apseler saptandığı belirtilmiş olup; gerek Dr ...'in gerekse de bu ameliyata katılan diğer ameliyat ekibinin aşamalardaki beyanlarında benzer bir biçimde, hastanın batınında bulunduğu Dr ... tarafından tespit edilen kompresin hastanın karnından çıkarılması sonrası fotoğraflanarak bir poşetin içine konulduğu, ayrıca ameliyata katılan doktorlar tarafından durumun tutanak altına alındığı belirtilmiş; ...'in beyanına göre bu numunenin ve fotoğrafların Sağlık Bakanlığı müfettişine teslim edildiği, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın raporunda da bu beyanları doğrular tespitlere yer verildiği anlaşılmakla, ilk ameliyatı gerçekleştiren sanıkların ameliyat sahasının kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmamaları sebebiyle hastada kompres unutulmasına ve bu suretle hastanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet vermek suretiyle kusurlu oldukları anlaşılarak yapılan incelemede kararın onanması gerekmiştir.
  • İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK HİZMETLERİ DENETİM BİRİMİNDE DENETÇİ OLAN ŞÜPHELİLER HAKKINDA DEVLET MEMURLARI KANUNU’NA TABİ OLMALARI NEDENİYLE İLGİLİ MERCİİDEN İZİN ALINMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Denetim Birimi'nde denetçi olarak görev yapan şüphelilerin, doktor olan şikayetçiye ait akupunktur tedavi uygulama merkezinde yaptıkları denetim esnasında, şikayetçinin çalışanlarının itirazına rağmen özel odasına girerek şikayetçiye ait kişisel evrakları, bilgisayarı ve mahrem eşyaları inceleyip, hastalara ait şahsi bilgileri kopyalayarak ele geçirmek ve görevlerini kötüye kullanmak suretiyle bilişim sistemine girme, özel hayatın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını işlediklerinin iddia edilmiş olması ve şüphelilerin 663 sayılı KHK'nın 42. maddesine göre kamu görevlisi olarak Devlet Memurları Kanunu'na tâbi olmaları karşısında, şüpheliler hakkında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre merciinden izin alınması gerektiği gözetilmeksizin verilen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığ'ının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında ve anılan karara yönelik itirazın bu nedenle kabulü yerine reddine ilişkin mercii Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği'nin değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup, anılan kararların bozulması gerekmiştir.
  • CEP TELEFONU NUMARASININ KİŞİSEL VERİ NİTELİĞİNDE OLDUĞU – SAHİBİ VE YÖNETİCİSİ OLDUĞU ARKADAŞLIK SİTESİNDE MAĞDURUN CEP TELEFONUNUN UZUN SÜRE YAYIMLANMASINI ENGELLEMEYEN SANIĞIN TCK 136/1’DEKİ SUÇU İŞLEDİĞİ 

    Özet: Kamu davası; verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkindir. Mağdura ait kişisel veri niteliğindeki cep telefonu numarasının, sahibi ve yöneticisi olduğu arkadaşlık sitesinde uzun süre hukuka aykırı olarak yayımlanmasına neden olan, gerekli ortamı hazırladığı sitede başkalarının zarar görmesini engellemek ve ortaya çıkan olumsuz sonuçları gidermek için hiçbir çaba göstermeyen sanık hakkında TCK 136/1'de verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesine isabetsizlik görülmemiştir.
  • SANIĞIN EYLEMİ İLE ÖLÜM NETİCESİ ARASINDA İLLİYET BAĞI BULUNMADIĞI- SANIĞIN KAMU GÖREVLİSİ OLMAMASI NEDENİYLE DURUMUNUN TCK MADDE 257/2’YE SOKULAMAYACAĞI

    Özet: Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm,sanığın eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunmadığı, özel hastanede doktor olan sanığın kamu görevlisi olmaması nedeniyle hukuki durumunun TCK 257/2 kapsamında da değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de: Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısı belirtilmeyerek TCK 52/3'e aykırı hareket edilmesi, bozmayı gerektirmiştir.