11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi

  • İNŞAAT SİGORTASI KAPSAMINDA TAZMİN İSTEMİ – İHALE KAPSAMINDA ÇATININ SÖKÜLMESİ ESNASINDA OLUŞAN HASAR – HASARIN POLİÇE KAPSAMINDA KALDIĞI

    Özet: Hasarın meydana geldiği koğuş binasının çatısının sökülerek yenilenmesinin ihale kapsamında yer aldığı ve tüm çatı örtüsünün sökülmesinin zorunlu olduğu, ayrıca çatının sökülmesi esnasında zararın meydana gelmesini engelleyici veya azaltıcı tedbir alınmasının imkan dahilinde bulunmadığı, davacının gerekli emniyet tedbirlerini aldığı ve işin yapım zamanını yağışın en az olduğu aylara hasrettiği, bu haliyle hasarın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.
  • FOTOĞRAFIN İZİNSİZ OLARAK REKLAM VE AFİŞLERDE KULLANILMASI NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – TİCARİ AMAÇLI KULLANIM

    Özet: Somut olayda muvafakat gerektirmeyen istisnai hallerden birinin bulunmadığı, davacının resminin izinsiz ve ticari amaçla kullanıldığı, davalının reklam amaçlı bu kullanımdan dolayı esasen bir sözleşmeyle bu fotoğrafı reklam yüzü olarak kullanması halinde davacıya ödemesi gereken tutar kadar bir ekonomik yarar elde ettiği, yapılan piyasa araştırma sonuçlarına göre böyle bir reklam için kullanılacak yüzün, sözleşme değeri, reklamı yapılacak ürünün niteliği, kullanım alanı, toplumsal getirisi yanında reklam afişinin boyutu, süresi ve yayınlanma alanı dikkate alınarak en az 5.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, esasen davacının toplumda bilinen, reklam etkisi sebebiyle davalı faaliyetlerinden elde edilen genel geliri artırıcı bir sonucun somut olayda gerçekleşmediği, davacının resminin izinsiz olarak kullanımı sebebiyle kişilik haklarının örselendiği ve manevi huzursuzluk yaşadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş olup, usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.
  • OVERBOOK İŞLEMİ NEDENİYLE UÇAĞA ALINMAMA – TAŞIMA SÖZLEŞMESİ KAYNAKLI MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ – KINAMA KARARI VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Davacı, uçuş gün ve saatinde VIP'den bir milletvekili kızının uçağa bineceği ve bu sebeple bileti iptal edilerek davalı tarafça başka seferden bilet verilerek uçuşu sağlanmıştır. Mahkemece, manevi tazminat yerine davacıların kişilik haklarını zedeleyen olay sebebiyle davalının kınanmasına ve kararın ilanına karar verilmiş ise de, verilen kınama ve ilan kararı olayın oluş şekli, kusur durumu, meydana gelen zarar, tarafların konumu da dikkate alındığında davalının eylemi karşısında nispetsiz bulunmuş olup, somut olayın niteliği ve davalı eylemiyle orantılı bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
  • SERMAYE ARTTIRIMINA İLİŞKİN A.Ş. GENEL KURUL KARARININ İPTALİ İSTEMİ – KARARIN ALINMASINDAN ÖNCE YAPILAN MUHALEFETİN, KARARIN ALINMASINDAN SONRA YAPILMADIĞI – DAVA ŞARTI YOKLUĞU

    Özet: Davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen sermaye artırımına dair 2. maddeye yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından sermaye artırımına dair kararın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.
  • BANKA ŞUBESİ İÇİNDEYKEN ÇALINAN PARANIN TAZMİNİ TALEBİ – OBJEKTİF ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ – BANKANIN SORUMLULUK ALANI

    Özet: Davacının parasının, davalı Banka'nın sorumluluk alanı içerisinde çalınması sebebiyle davalının gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince aldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemenin bu konuda aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının henüz sözleşme kurulmadan önce de, sözleşme hazırlığı aşamasında, akidinin malını koruma yükümlülüğü mevcuttur. Bu itibarla, mahkemece kural olarak, davalı Banka'nın sorumlu olduğu kabul edilip, davacınında zararın doğumunda kusuru bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
  • TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ VE REKABET HÜKÜMLERİNE AYKIRILIK NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – PORTFÖY TAZMİNATI – SÖZLEŞMENİN HAKLI FESİH EDİLİP EDİLMEDİĞİNİN KARARDA TARTIŞILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Mahkeme gerekçesinde TTK'nın 122. maddesine göre portföy tazminatı talebi yönünden davacı ile davalı ... arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiği, sözleşmenin haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda tek satıcıya münasip bir tazminat ödenmesinin hakkaniyet gereği olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla mahkemece, davalı tarafın sözleşmeyi haklı feshedip etmediği karar yerinde tartışılmadan, belirlenen miktarın önemli menfaat olarak kabul görmesinin olanaklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu yönüyle reddi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
  • ENDÜSTRİYEL TASARIMIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İSTEMİ – BİLİRKİŞİ RAPORUYLA TASARIMIN YENİ VE AYIRT EDİCİ OLMADIĞININ BELİRLENDİĞİ – SİCİL KAYDININ TERKİNİ

    Özet: Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu uyarınca dava konusu tasarım ile davacı tarafça dosyaya sunulan delillerde yer alan ürün görsellerinin 554 sayılı KHK’nın 5. vd. maddeleri uyarınca yapılan kıyaslamasında tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığının belirlenmiş bulunması sonucunda hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmasına olup, usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.
  • ALT SATIŞ ACENTELİĞİ SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN FİİLİNİ TAAHHÜT NEDENİYLE ALACAK İSTEMİ – KEFALET SÖZLEŞMESİ OLARAK DEĞERLENDİRME YAPILAMAYACAĞI

    Özet: Sözleşmenin 4.4. maddesindeki ifadeler bütün olarak değerlendirildiğinde davalının sözleşme ile yükümlendiği edimin dava dışı acentenin ediminden ayrı, bağımsız bir borç mahiyeti taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin, tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanununun 110. maddesi kapsamında başkasının fiilini taahhüt olarak nitelendirilmesi gerekirken davalının taahhüdünün alt satış acenteliği sözleşmesine doğrudan bağlı olduğu ve bağımsız bir niteliğinin bulunmadığından bahisle kefalet sözleşmesi olarak niteleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • YOLCU OLARAK BULUNDUĞU TRENDEN DÜŞEREK AYAKLARININ KOPMASI SONUCU TAZMİNAT İSTEMİ – SGK TARAFINDAN RÜCUA TABİ ÖDEME YAPILIP YAPILMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: 5510 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca SGK tarafından yapılan ödemelerin rücua tabi olup olmadığı hususunun SGK'dan sorularak rücua tabi ödeme varsa o miktar kadar borcu sona erdireceğinin dikkate alınması gerekeceğinden davalı vekilinin anılan yöne dair karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
  • ULUSLARARASI NAKLİYAT NEDENİYLE ÖDENMEYEN FATURA BEDELİNİN TAHSİLİ VE KARŞI DAVA İLE PORTFÖY TAZMİNATI İSTEMİ – TAŞIMA İŞLERİNDE ZAMANAŞIMI

    Özet: Taşıma işlerinde TTK 767 maddesinin 2. fıkrasında zamanaşımının teslim ile başlayacağı düzenlenmiştir. Takibe konu alacağın dayanağı taşımalarda taşınanın gönderilene teslim tarihinin belirlenmesi ve bir yıllık zamanaşımının bu tarihten başlatılması gerekirken yazılı şekilde fatura tanzim tarihleri esas alınarak zamanaşımı yönünden karar verilmesi doğru olmamış asıl davadaki hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
  • MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN DURDURULMASI – İŞLETME ADININ ESKİDEN BERİ KULLANILIYOR OLDUĞU – MEŞRU HAL VE MARKA HAKKI KAPSAMINDA İSTİSNAİ HALLER

    Özet: Davalının internet alan adı olarak kullandığı ibarenin 2005 yılından beri kullanageldiği ticaret ünvanı ve işletme adı olduğu, davacının ise 22.12.2008 tarihinde marka üzerinde tescille hak elde ettiği, davalının kendi adını ve eskiden beri kullandığı işletme adını kullanımının haklı ve meşru hal ve marka hakkı kapsamı dışında kalan istisnai hallerden sayılması gerektiği, dolayısıyla davalı tarafından oluşturulan "www.... .biz" isimli internet sitesindeki alan adı olan "..." ibareli kullanımının meşru olduğu, marka hakkına tecavüz edildiği hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.
  • TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNE İLİŞKİN DAVADA, YABANCI UYRUKLU ŞİRKETİN FESİH BİLDİRİMİNİN GEÇERSİZLİĞİ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ İSTEMİ – SALT SÖZLEŞMENİN TARAFI OLMAMASI NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Mahkemece, diğer davalı şirketin davaya dayanak yapılan sözleşmeye taraf olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş ise de yabancı uyruklu davalı şirketle ilgili tüm deliler ibraz ettirilip denetlemeye elverişli bir şekilde değerlendirilmeden davacı tarafın bu davalıyla ilgili iddiaları nazara alınmadan salt sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup, doğru görülmemiştir.
  • MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT İSTEMİ – DAVAC ŞİRKETİN, DAVALI ŞİRKETİN TİCARET UNVANINA KARŞI ÇIKMASI – ÇELİŞKİLİ DAVRANIŞ YASAĞI – UNVANIN TERKİNİ TALEBİNİN REDDİ GEREKTİĞİ

    Özet: "Yetkili Satıcı Belgesi" isimli belgede, davacı şirketin, ... Boya Yapı İnş. Tic. ve Ltd. isimli davalı şirketi yetkili bayii olarak kabul ettiği dikkate alındığında, davacı şirketin davalı şirkete ait ticaret unvanına karşı çıkmasının çelişkili davranış yasağına aykırı olması sebebiyle M.K. m. 2 ile bağdaşmadığı, bu sebeple ticaret unvanının terkini talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde mahkemece kabul yönünde hüküm kurulması isabetli olmamış ve hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
  • MENAJERLİK HİZMETİ NEDENİYLE ÜCRET VE CEZAİ ŞART ALACAĞI İSTEMİ

    Özet: Mahkeme gerekçesinin ilk kısmında sözleşmenin 3. maddesiyle davalının mesleki işlerinin davacı ajans tarafından yürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa bildirmesi yükümlülüğü öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını kısıtlayan bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri BK'nın 27. maddesiyle öngörülen kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı belirtilmesine rağmen, gerekçenin devamında davalının sözleşmede belirtilen komisyon ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe kendi içerisinde çeliştiğinden verilen karar yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı bulunduğundan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
  • ZMMS KAPSAMINDA ÜÇÜNCÜ KİŞİYE ÖDENEN TAZMİNATIN TAHSİLİ İSTEMİ – SİGORTACININ DAVAYI ANCAK KENDİ AKİDİNE AÇABİLECEĞİ – HUSUMET

    Özet: Sigortacının, tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceğini hükme bağlanmıştır. O halde, davacı sigortacı, bu davayı ancak kendi akidine karşı açabilecektir. Oysa davalı, sigorta ettiren olmayıp, sözleşmenin de tarafı değildir. Davalının sigortalı aracın sürücüsü konumunda olduğu iddia edilmektedir. Açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
  • ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN FESHİ NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – PORTFÖY (DENKLEŞTİRME) TAZİMATI – ÖZEL KANUN / GENEL KANUN İLİŞKİSİ – İSPAT KURALLARI

    Özet: Sigorta acenteleri bakımından öncelikle uygulanacak kanun Sigortacılık Kanunu'dur. Bu durum karşısında, genel olarak Türk Ticaret Kanunu m. 122 uyarınca acentenin denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde edilmesi, acentenin ücret kaybına uğraması, denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. Ancak Sigortacılık Kanunu'nda acentenin ücret kaybına uğraması koşulu yer almamaktadır. Sigortacılık Kanunu'nda denkleştirme için aranan kıstaslar, müvekkilinin menfaati ve hakkaniyetttir. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır. Bu durumda, yukarıda belirlenen denkleştirme ( portföy ) tazminatı talep koşulları ile ispat kuralları gözönüne alınarak, somut olay değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
  • MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İSTEMİ – MARKANIN KULLANIMININ ÖNLENMESİ TALEBİNİN TEDBİR MAHİYETİNDE OLDUĞU – TALEBİN KABULÜ GEREKTİĞİ

    Özet: Davacı vekili dava dilekçesinin talep kısmında "öncelikle müvekkiline ait "AYGAZ" markası ile bu markayı ihtiva eden "TÜRKAYGAZ" ibaresinin ve "ASTURKAY GAZ" markasının kullanımının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini" talep etmiştir. Davacının bu istemi bir tedbir mahiyetinde olup, buna göre değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece, bu yöndeki tedbir istemi esas hakkında terkine kadar marka ve ticaret unvanının kullanılabileceği gerekçesiyle hüküm fıkrasında "markanın ve ticari unvanın kullanılmasının önlenmesine ilişkin talebin reddine" dair karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
  • LİSANSSIZ YAZILIM KULLANILMASI NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – VARSAYIMSAL BEDEL – TELİF TAZMİNATI

    Özet: Çoğaltma hakkının ihlal edilmiş olması nedeniyle davacının FSEK'nun 68. maddesi kapsamında üç kat varsayımsal bedel isteyebileceği ancak, taraflar arasında bir sözleşme yapılmış olması halinde, somut olayın tüm koşulları dikkate alınarak belirlenmesi gereken varsayımsal bedelin, davacı mutad uygulamaları çerçevesinde 2011 yılına ait %21.8 indirimli emsal faturanın dikkate alınması suretiyle tespit edilmesi gerektiği, ancak tarafların ekonomik ve sosyal durumu, davalılara yüklenebilecek kusur, aynı iş yerinde bir başka bilgisayarda aynı işlemi gören lisanslı yazılımın da bulunması, ele geçirilen lisanssız yazılımın davalı işletmesi yönünden işlev ve değeri, işletmenin büyüklüğü, 3 kat telif tazminatının davalı yönünden doğuracağı ekonomik ve sosyal sonuçlar gözetilmek suretiyle telif tazminatının 2 kat olarak saptanması gerektiği gerekçesiyle tazminata hükmedilmiş olup, usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.