11. Daire

11. Daire

  • MESAİ TAKİBİ AMACIYLA YÜZ TANIMA SİSTEMİ – KİŞİSEL VERİ – KAMUSAL ALANDA ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL – İDARİ İŞLEMİN İPTALİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kişisel veri alınması kapsamında olan “yüz tanıma sistemi” ile mesai takibi uygulamasının, kamusal alanda da olsa “özel hayatın gizliliği” ilkesi kapsamında bulunduğu açık olup, dava konusu işlem tarihi itibarıyla uygulamanın sınırlarını usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunmaması, toplanan verilerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmayan dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
  • 7269 SAYILI KANUN UYARINCA “O YER” KAVRAMI – EVİNİ YAPANA YARDIM KREDİSİ -AYNI İLİN FARKLI İLÇELERİNDE KONUTU BULUNAN KİŞİNİN KREDİDEN YARARLANABİLECEĞİ

    Özet: Uyuşmazlığın 7269 sayılı yasanın 29. maddesinde ve Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinde belirtilen "o yer" kavramından kaynaklandığı anlaşılmakta olup, iki ayrı ilçede konutu bulunduğu anlaşılan davacının, 7269 sayılı yasanın 29. maddesinde belirtilen anlamda "o yer"de müstakil başka konutu bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, hak sahipliği iptal edilerek Evini Yapana Yardım Kredisi hak sahipliği nedeniyle ödenen kredinin kendisinden geri istenilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından idare mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
  • TSK’DA PROTEZ TEKNİKERİ OLAN MEMURUN FİİLİ HİZMET ZAMMI TALEBİ – GÖREVLİ MAHKEMENİN İDARE MAHKEMESİ OLMASI

    Özet: Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde ortez-protez teknikeri olarak görev yapan davacının asker kişi sayıldığı tartışmasızdır ancak davacının fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması isteminin reddi yolunda tesis edilen işlem askeri hizmete ilişkin bir idari işlem değildir. Asker kişi hakkında tesis edilmekle birlikte, askeri nitelikte bulunmayan dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümü idari yargıya ait bulunduğundan, Mahkeme tarafından uyuşmazlığın görüm ve çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne ait bulunduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • EMEKLİLİK STATÜSÜNDEN ÇIKARILMANIN SAĞLIK HİZMETLERİNE ETKİSİ

    Özet: Sandıktan emekli aylığı bağlanan kişinin bir kamu kuruluşunda sigortalı olarak çalışması nedeniyle emekli aylıklarının kesilmesi, davacının emekli aylığının kesilmesine bağlı olarak Sandık sağlık hizmetlerinden yararlandırılmasına son verilmesine ilişkin işlem ile bu işlem nedeniyle Sandık 288 Sağlık hizmetlerinin yersiz kullanımı nedeniyle oluşan giderlerin davacı adına borç çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
  • SENDİKANIN ÜYELERİ ADINA DAVA AÇMA EHLİYETİ

    Özet: Davacı olan sendika şubesinin sendikaya üye olanlar adına ve onları temsilen dava açma yetkisi yoktur. Bu yüzden sendika şubesinin dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
  • DÖNER SERMAYE EK ÖDEMESİNDEN YARARLANMA – KADROSU BAKANLIKTA BULUNAN ANCAK BAŞKA HASTANEDE GÖREVLENDİRİLEN KİŞİNİN DÖNER SERMAYE EK ÖDEMESİNDEN YARARLANACAĞI

    Özet: Rotasyona tabi tutulduğu hastanede 5 ay süreyle fiilen görev yaptığı konusunda çekişme bulunmayan davacının, ilgili yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, hastaneye fiilen katkı sağladığı süreçteki ek ödemelerden yararlanması gerektiğinden, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Dava konusu işlemin iptaline ve davacının yoksun kaldığı ek ödeme farklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
  • PEŞİN ÖDENEN AYLIĞIN VEFAT HALİNDE GERİ ALINAMAYACAĞI

    Özet: Emekli kişinin vefat ettiği ay içerisinde ödenen aylığın geri alınmayıp, dönemsel farklılıklarından dolayı, daha sonraki aylara ait olup, fazladan ve yersiz ödendiği düşünülen aylıkların; 5434 sayılı Kanun’un 68. maddesindeki oranlara göre dul ve yetim aylığı bağlananların istihkaklarından kesilerek tahsil edilmesine, uygulamanın 01.01.2002 tarihinden itibaren başlamasına ilişkin bulunan 06.12.2001 tarihli ve 1119 sayılı T.C Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun kararında, Kanuna ve hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
  • EMEKLİ KESENEĞİNİN HESAPLANMASI – EMEKLİ KESENEĞİNİN HESABINDA ALINACAK EK GÖSTERGE RAKAMININ TESPİTİ

    Özet: Aylıklarını personel kanunlarına göre almayan Sandık iştirakçilerinin emekli kesenek ve karşılıklarının hesaplanmasında uygulanacak ek gösterge rakamının tespitinde; T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun ek 48. maddesi uyarınca, ifa ettikleri görevleri itibariyle Devlet Memurları Kanunu'na göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan ve derecesi için belirlenmiş ek göstergelerinin dikkate alınacağı kabul edilmiştir.
  • KANUN YARARINA BOZMA – SAĞLIK BİRİMLERİNİN DEVRİ – İPTAL KARARI – GENEL VE DÜZENLEYİCİ NİTELİKTEKİ İDARİ İŞLEMLER

    Özet: Davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı başvuru, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali yolundaki karardır. O düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması istemiyle yapılan bir başvuru niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
  • SAĞLIK BİRİMLERİNİN DEVRİNE İLİŞKİN DÜZENLEMENİN BİR MADDESİNİN İPTALİ İSTEMİ – İYUK 10 KAPSAMINDA YAPILAN BAŞVURU

    Özet: Davacı tarafından yapılan başvuru, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün "Sağlık Birimlerinin Devri" konulu Genel Yazısının 9. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay 11. Dairesi'nce verilen iptal kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir başvuru olup davacının, söz konusu iptal kararına da değinerek yaptığı bu başvurunun, genel ve düzenleyici nitelikteki bir idari işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğunun kabulü gerekirken İYUK'un 7., 11. ve 12. maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin bulunan İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
  • VAZİFE MALULÜ OLDUĞU İÇİN EMEKLİ EDİLME – KAZANILMIŞ HAK – İDARİ İSTİKRAR

    Özet: Davacının vazife malulü olup olmadığının belirlenebilmesi için hangi sağlık dilimine girdiğinin tespiti gerekmektedir. İdare Mahkemesince bu yolda bir inceleme yapılmadan, başka bir ifade ile davacının rahatsızlığının hangi sağlık dilimine girdiği belirlenmeden karar verildiği için bu karar hukuka uygun bulunmamaktadır. Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir
  • EMEKLİNİN YENİDEN ÇALIŞMASI – EMEKLİ SANDIĞINDAN MAAŞIN KESİLMESİNDE HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI

    Özet: davacının emekli aylığının kesilmesine ilişkin işleme yönelik olarak verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan hüküm fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığından, kararın bu kısmı uygun bulunmuştur. Davacının Sandık hizmetlerinden yararlandırılmasına son verilmesine, tüm sigorta kollarından sorumlu tutulmasına ve buna bağlı olarak sağlık hizmetleri yönünden SSK ile ilgilendirilmesine ilişkin işlemlere yönelik kısmında ise usul ve yasa hükümlerine uygunluk bulunmadığından, kararın bu kısmı bozmayı gerektirir.
  • TERÖR EYLEMLERİNİN ÖNLENMESİ SIRASINDA YARALANAN VEYA ÖLEN DEVLET GÖREVLİLERİ – VAZİFE MALULÜ KABUL EDİLEREK AİLESİNE AYLIK BAĞLANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Davacıların vefat eden oğlunun, terör örgütüne karşı icra edilen operasyona katıldığı sırada arazinin taşlık olması sebebiyle düştüğü, sevk edildiği hastanede vefat ettiği, düzenlenen bilirkişi raporunda müteveffanın ''pulmoner emboli'' (akciğer atardamarı ve dallarının, pıhtı ile tıkanması) nedeniyle vefat ettiği ve bunun operasyon sırasında düşmesine bağlı olarak gerçekleştiğinin belirtildiği, davalı idare tarafından ölüme neden olan hastalığın görevin neden ve etkisiyle olmadığından vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmadığı, davacıların oğullarının vazife malulü kabul edilerek 3713 sayılı Kanun'a göre aylık bağlanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayın, 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmek suretiyle davacılara 5434 sayılı Kanunun 72. maddesi uyarınca aylık bağlanması gerekmekte olup, bu hususlar dikkate alınmadan verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
  • TRAFİK ASAYİŞİ VE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA GÖREVİNİ YAPARKEN YARALANMA – 2330 SAYILI KANUN KAPSAMINDA AYLIK BAĞLANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Araç ve sürücülerin denetimini yapmak suretiyle trafik asayişi ve güvenliğini sağlamaya yönelik görev yaparken yaralandığı anlaşılan davacının görevinin 2330 sayılı Kanun'da ifade edilen anlamda iç güvenlik ve asayişle ilgili olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, davacıya 2330 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde ve açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • SENDİKA – SENDİKA ÜYELERİ – SENDİKA ÜYELERİ HAKKINDA TESİS EDİLMİŞ BİREYSEL İŞLEMLER

    Özet: Davacı Sendikanın Sivaslı Devlet Hastanesi'nde çalışan laboratuvar ve röntgen teknisyenleri hakkında tesis ettirdiği işleme karşı açtığı dava, kendi adına açılmış bir dava, diğer bir deyişle taraf olduğu hukuki ilişki nedeniyle tüm üyelerin ortak çıkarlarını korumak için açılan bir dava olmadığı gibi, 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin (f) bendinde düzenlenen ''sendika üyesine hukuki yardım'' kapsamında değerlendirilmesine de olanak bulunmamaktadır. Zira sendika ve üst kuruluşlarının; üyeleri hakkında tesis edilmiş olan bireysel işlemlere karşı, üyelerin verdiği yetki doğrultusunda ve üyeleri temsilen avukatları aracılığı ile dava açma ve açılan davada taraf olma hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, davacı Sendika'nın, üyelerinin tamamının ortak çıkarlarını korumak amacıyla temsil etme yetkisi bulunmakta ise de, üyelerinin hak ve menfaatlerinde birlik olmayan dava konusu işleme karşı Sendika adına dava açma ehliyeti de yoktur. Bu durumda, davacı Sendika tarafından açılan davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasını inceleyerek hüküm kuran İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
  • KENDİSİNE YERSİZ VE FAZLADAN ÖDEME YAPILAN İLGİLİNİN ÖLÜMÜ – DUL AYLIĞI – ÖLÜ KİŞİYE YAPILAN FAZLA ÖDEME

    Özet: Davacının eşine vefat ettiği tarihe kadar sehven ek gösterge uygulanmak suretiyle yersiz olarak fazla emekli aylığı ödendiği, bu yanlışlığın idarece davacıya dul aylığı bağlanması sırasında fark edilerek davacı adına vefat eden eşine yapılan fazla ödemelerin borç çıkartıldığı görüldüğünden, vefat etmiş olan ilgiliye yapılan fazla ödemelerin yasa hükmü uyarınca davacının dul aylığından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilmesine yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • İDARİ İŞLEMLERDE SEBEP UNSURU – BİR İDARİ İŞLEMİN DİĞER BİR İŞLEMİN SEBEP UNSURU OLMASI – İDARİ İŞLEMLERDE SEBEP UNSURUNUN SAKATLIĞI

    Özet:  Bir idari işlemin "sebep unsuru", işlemin tesisinin dayanağı olan mevzuatta önceden belirlenen ve idareyi işlem tesis etmeye zorlayan maddi ve hukuki sebeplerdir. Bir idari işlemin diğer işlemin sebep unsuru olması durumunda ikinci işlemin hukuki denetimi yapılırken, bu işlemin sebep unsurunu oluşturan birinci işlemle ilgili olarak hüküm tesis edilmeden hukukilik denetimi yapılması mümkündür.
  • VESAYET ALTINA ALINMA – MALÜLLÜK HÜKÜMLERİ

    Özet:  Dava konusu işlemde davacının sakatlık derecesinin %60 olduğu, dolayısıyla malül olmadığı belirtilmekte ise de, 5434 sayılı Kanunun dava konusu işlemin dayanağı olan ve ölüm halinde erkek çocuklarına aylık bağlanmasını şartlarını düzenleyen 74. maddesinde, bu şartlardan biri olan malüllüğün sözü edilen Yönetmeliğe göre belirleneceğine ilişkin bir ibareye yer verilmediğinden ve açıkça malüliyetin çalışmasına engel bir sakatlık olması şartına bağlandığından, uyuşmazlığın anılan Yönetmelik çerçevesinde incelenmesine gerek görülmemiştir. mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
  • EMEKLİ AYLIĞINDAN BORÇ İÇİN KESİLEBİLECEK MİKTAR – EMEKLİ SANDIĞINA TABİ GÖREV – EMEKLİLİKTEN SONRA ÇALIŞMA – AYLIKTAN KESİLEBİLECEK BORÇ MİKTARI

    Emekli aylığının en az 3/4'ünün emeklinin kendisinin ve ailesinin geçimi için ayrılması ve bu miktarın emekli aylığından düşüldükten sonra kalan kısmının istirdat edilmesi, hak ve nesafet kurallarına uygun düşeceğinden, işlemin davacının emekli aylığının 1/2'sine el konulacak şekilde tesis edilen kısmında hukuka uyarlık bulunmamıştır.