11. Ceza Dairesi

11. Ceza Dairesi

  • MÜKERRER OLMAYAN DAVANIN MÜKERRER OLDUĞU GEREKÇESİYLE REDDİNE KARAR VERİLMESİ – ZİNCİRLEME BİÇİMİNDE İŞLENMİŞ MÜHÜR BOZMA SUÇU – ZİNCİRLEME SUÇU OLUŞTURAN EYLEMLER NEDENİYLE AÇILAN DAVALARIN MÜKERRER OLDUĞU GEREKÇESİYLE REDDEDİLECEĞİ 

    Özet: 22.07.2006 tarihli tutanak nedeniyle açılan davada, temyiz konusu dava ile Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1715 Esas ve Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/873 Esas sayılı davalardaki esas olan tutanakların zincirleme şekilde işlenmiş mühür bozma suçunu oluşturduğu, temyiz konusu davanın mükerrer olmadığı Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/816 esas sayılı davasının mükerrer olduğu gerekçesiyle reddine kararı verilmiş ise de, incelemeye konu dava bakımından ceza verilmesine engel teşkil etmeyeceği ve bu davaya konu tutanakların iddianame tarihlerine kadar bütün halinde zincirleme olarak işlenmiş mühür bozma suçunu oluşturacağı dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • BAŞKASINA AİT KİMLİK VE KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI SUÇUNUN OLUŞMADIĞI – 5326 SAYILI KANUN’UN KİMLİĞİ BİLDİRMEME KABAHATİNİ OLUŞTURDUĞU

    Özet: Sanığın içerisinde bulunduğu aracın, kolluk görevlileri tarafından şüphe üzerine durdurulup kimlik istedikleri, sanığın hakkındaki kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazından kaçmak amacıyla üzerinde bulunan başkası adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği anlaşıldığından; sanığın, kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, TCK 268'de düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı; sanığın fiilinin 5326 sayılı Kanun m. 40/1'e uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa m. 8/1 gereğince uygulanması gereken CMUK 321 uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
  • RESMİ BELGENİN DÜZENLENMESİNDE YALAN BEYANDA BULUNMASI – SANIĞIN ÇİFTÇİ KAYIT SİSTEMİNE KAYITLI OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından, “2009 yılı içerisinde arazilerini işlediğine ve üretim yaptığına dair” belgelerin ilgili yılda destekleme primi müracaatı sırasında düzenlenmesinin ve muhtar imzasının zorunlu olup olmadığı, belgenin hangi mevzuat uyarınca tanzim edildiği, yine aynı tebliğin 16/1-a maddesi kapsamında, sanığın 2009 yılı öncesinde “Çiftçi Kayıt Sistemine” kayıtlı olup olmadığı ve suça konu belgelerin çiftçi kayıt sistemindeki bilgilerin güncellenmesi için zorunlu olup olmadığı araştırılıp, ayrıca sertifikalı tohum desteğinden faydalanma için yine söz konusu suça konu belgelerin düzenlenmesinin zorunlu olup olmadığı, suça konu belgelerin tek başına yeterli olup olmadığı, belgelerin içeriğinin doğruluğunun ilgili kurum tarafından araştırılması zorunluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenip, sonucuna göre sanığın hukuki durumumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
  • SUÇA KONU ÇEKLERDEKİ YAZILARIN SANIĞIN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞININ BELİRTİLMESİ – İMZA İNCELEMESİ YAPILMAMASI – BİLİRKİŞİ RAPORU ALINMASI GEREKLİLİĞİ – RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK

    Özet: Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmeyerek, suça konu çekleri şikayetçiye vermediğini, şikayetçiden borç almadığını savunması ve alınan bilirkişi raporunda, suça konu çeklerdeki yazıların sanığın eli ürünü olmadığının belirtilmesi, ancak imza incelemesi yapılmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması bakımından, suça konu çeklerdeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • NUFÜS CÜZDANI ELE GEÇİRİLEMEDİĞİNDEN RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNUN UNSURLARININ OLUŞMAYACAĞI – SUÇ TARİHİNDEN ÖNCE YÜRÜRLÜĞE GİREN 5809 SAYILI ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU’NUN UYGULANACAĞI

    Özet: Somut olayda belge aslı ele geçirilemediğinden bu haliyle suça konu nüfus cüzdanının aldatma niteliğini haiz olup olmadığının anlaşılamayacağı cihetle, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, suça konu diğer abonelik sözleşmelerinin özel belge niteliğinde oldukları ve bu belgelerde sahtecilik suçunda, suç ve hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki ve 5. fıkrasındaki hükmü karşısında; TCK'nın 7. maddesi uyarınca lehe olan ve özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56. maddesindeki düzenleme uyarınca sanığa ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
  • FATURALARIN ZORUNLU BİLGİLERİ İÇERMEMESİ – SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇU – FATURA ASILLARIN TEMİN EDİLMESİ GEREKLİLİĞİ – HER TAKVİM YILINDAKİ EYLEMLERİN AYRI AYRI SUÇ OLUŞTURMASI – ZİNCİRLEME SUÇ

    Özet: Faturaların Vergi Usul Kanunu m. 230'da öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi, sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen son fatura tarihi olduğu cihetle; 2006 takvim yılında düzenlendiği iddia olunan sahte faturanın dava zamanaşımı yönünden de önemli olduğu nazara alınarak, öncelikle 2004-2005-2006 yılına ait suça konu fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması, incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi; sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı ilgili vergi dairelerinden sorulması, yapılmış ise vergi raporlarının dosya arasına alınması; kullanan şirketlerle ilgili dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi; kullanan şirket yetkilileri dinlenerek, sözü edilen faturaları kimden ve hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıklarının ve bunlarla ilgili belgeler olup olmadığının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması; faturalarda yer alan imza ve yazıların sanık ...’a ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması; sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması ve kabule göre her takvim yılındaki eylemlerin ayrı ayrı suçları oluşturduğu, aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminin ise zincirleme suç oluşturduğu ve sanık hakkında TCK 43 hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 2004, 2005, 2006 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemekten dava açıldığı halde, hangi yıla ilişkin suç için karar verildiği tartışılmadan tek bir hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇU – SANIĞIN, ŞİRKETİ KENDİSİNİN İDARE ETMEDİĞİ SAVUNMASI – SANIĞIN ŞİRKETTEKİ PAY VE YETKİ DURUMUNUN İNCELENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanık hakkında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın şirketle bir ilgisi olmadığını, çocukluk arkadaşı olan ... isimli kişinin ricası üzerine şirkette ortak olmayı kabul ettiğini, şirketin işlerini kendisinin idare etmediği ve fatura düzenlemediğini savunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; sanığın işletmenin faaliyetleriyle ilgili beyanname, işletmeye ait bir belge düzenleyip düzenlemediğinin, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadığının araştırılması, vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları ile faturalardaki imza ve yazıların sanığa aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesindeki düzenlemeye göre de faturaların zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, 2006 ve 2007 yılına ait fatura ayrıntılarının Vergi Dairesi'nden sorularak kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı suretinin istenerek dosya arasında bulundurulması gerektiği de göz önüne alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU -BİLİRKİŞİ RAPORUNDA İMZA VE YAZILARIN SANIK ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞININ TESPİTİ – SUÇA KONU ÇEKLE İLGİLİ İCRA DOSYASININ GETİRİLMESİ VE İTİRAZ VEYA ÖDEME DURUMUNUN BELİRLENMESİ – SUÇ KASTININ ARAŞTIRILMASI

    ...Elektronik Dış Tic. Ltd. Şti’nin yetkilisi olan sanıkların sahte keşideli ve cirolu suça konu çeki almış oldukları mal karşılığında katılana vererek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasında; sanık ...'in suça konu çeki kendisinin vermediğini, abisi ...tarafından düzenlenmiş olabileceğini beyan etmesi; ...'un ise "Suça konu 40.000 TL meblağlı çeki Av....’a teminat olarak verdiğini, çekin kendilerinin firmasına ait olduğunu, sahte olmadığını, çekteki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu" beyan etmesi; suça konu çekteki imza ve yazıların sanık ... eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında; belgelerde sahtecilik suçlarında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği ve bu durumun failde belgede sahtekârlıkta bulunmak kastına etki yapabileceği cihetle; sanık ...'un yetkili olduğu dönemde şirket borcuna karşılık diğer sanık ... tarafından imzalanıp ödenmiş başkaca çekler bulunup bulunmadığının araştırılması, suça konu çekle ilgili icra takip dosyası getirtilip incelenerek, borca itiraz veya ödeme durumu bulunup bulunmadığının belirlenmesi, icra dosyasının denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, sonucuna göre toplanan deliller birlikte tartışılarak, sanığın suç kastı olup olmadığının ve suç kastı saptanıp buna bağlı olarak hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırıdır.
  • SUÇ MAĞDURUNUN KREDİ KARTLARINI ÜRETEN BANKA OLDUĞU VE KARTLARI ÜRETEN AYNI KİŞİ OLDUĞUNDAN ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ – KASTEN İŞLENEN SUÇLARDAN HAPİS CEZASINA MAHKUMİYETİN KANUNİ SONUCU OLAN TCK 53’ÜN UYGULANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu davası; sahte kimlik ve belgelerle kredi kartı çıkartmak ve kullanmak suçlarına ilişkindir. Sanıkların 6 farklı kişi adına oluşturulmuş sahte kimlikler ibraz ederek 6 farklı kişi adına düzenlenmiş kredi kartları çıkarttıklarının kabul olunduğu somut olayda; sahte kredi kartlarının aynı bankaya ait olduğu, suç mağdurunun kredi kartlarını üreten "banka" olduğu, aynı bankaya ait üretilmiş kartların farklı kişiler adına olması durumunda "zincirleme suç" hükmünün değerlendirilmesi gerekeceği gözetilerek sanıklar hakkında TCK'nın 245/2 ve 43/1 uyarınca tek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden her kredi kartı için ayrı ayrı 245/2 uyarınca ceza tayin edilmiş olması; kasten işlenmiş suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen TCK’nın 53'ün sanıklar hakkında uygulanmamış olması bozmayı gerektirmiştir. 
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNUN İŞLENMESİ İÇİN YAZILI KAĞIDIN BULUNMASININ ZORUNLU OLMADIĞI- ARAÇ PLAKALARININ DA RESMİ BELGE OLARAK KABULÜ GEREKECEĞİ- SANIĞA UNSURLARI OLUŞMAYAN SUÇTAN DOLAYI MAHKUMİYET KARARI VERİLEMEYECEĞİ

    Suça konu 34 TAH 10 sayılı sahte plakalarda herhangi bir soğuk mühür izinin bulunmadığının tespit edilmesi, suç tarihinde yürürlükte bulunan 23053 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. maddesine göre; tescil plakalarında, işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının, anılan maddede 28049 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğin 3. maddesiyle yapılan değişiklikle de, bu tarihten itibaren yalnızca tescil kuruluşunun mührünün bulunmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alınması, bu şekilde suça konu plakaların resmi belge niteliğini kazanabilmesi için üzerinde mührün varlığının zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGENİN DÜZENLENMESİNDE YALAN BEYANDA BULUNMA – SANIĞIN KASTEN FARKLI ADRES BİLDİRDİĞİNİN SÜBUTA ERMEMESİ

    Özet: Sanığın aşamalarda adresi kendisinin vermediğini savunması, sanık müdafiinin söz konusu menfi tespit davalarına ilişkin dava dilekçesinde sanığın kendisine verdiği vekaletnamede belirtilen adresi yazdığını, sanığın bu konuda herhangi bir beyanının olmadığını belirtmesi karşısında sanığın kasten farklı adres bildirdiğinin sübuta ermediği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • HUKUKA AYKIRI ARAMA EL KOYMA – VERGİ TEKNİĞİ VE VERGİ İNCELEME RAPORLARININ MAHKUMİYETE ESAS ALINAMAYACAĞI

    Özet: Dosyadaki hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutulması halinde, sanığın cezalandırılmasına imkân bulunmamaktadır. Gerekçeli kararda sanığın ikrarı mahkumiyete esas alınmış ise de, VUK hükümlerine, dolayısıyla hukuka aykırı arama el koyma sonucunda elde edilen deliller üzerinden harekete geçilerek düzenlenen vergi tekniği ve vergi inceleme raporları mahkumiyete esas alınamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • 213 SAYILI YASA’NIN 367. MADDESİ GEREĞİNCE RAPOR DEĞERLENDİRME KOMİSYONU’NUN MÜTALAASININ DAVA ŞARTI OLDUĞU VE DOSYA İÇERİSİNE KONULMASI GEREKTİĞİ – SUÇA KONU FATURALARIN ELE GEÇİRİLDİĞİ ARAMA VUK’UN 359. MADDESİ KAPSAMINDA YAPILDI İSE VUK 142. MADDEDEKİ ÖZEL HÜKÜMLERE UYGUN ARAMA YAPILIP YAPILMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ – SUÇ VE CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ UYARINCA SANIK İLE ŞİRKET YETKİLİLERİ ARASINDA İŞTİRAK İRADESİ BULUNUP BULUNMADIĞININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – AYNI TAKVİM YILI İÇİNDE BİRDEN FAZLA SAHTE FATURA DÜZENLEMEK ŞEKLİNDEKİ EYLEMLERE ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Kamu davası, sahte fatura düzenlemek suçuna ilişkindir. Dava şartı olan Rapor Değerlendirme Komisyonu‘nun mütalaasının dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla iddianamede nitelendirilmesi yapılan suçlar ile ilgili 213 sayılı Yasa'nın 367. maddesi uyarınca sanık hakkında dava şartı olan mütalaa dosya içerisine getirtilmeden; sanığın sahte fatura düzenleyerek para karşılığı piyasaya sürdüğü iddiası kapsamında iş yerinde yapılan arama neticesinde suça konu faturaların ele geçirildiği vergi inceleme raporları içeriğinden anlaşılmakta ise de bu operasyonun konusunun genel hükümlere ilişkin bir suç ihbarı ya da VUK’un 359. maddesi kapsamında olan eylemlere yönelik olup olmadığı, VUK’un 359. maddesi kapsamında ise VUK’un 142. maddesindeki özel hükümlere uygun bir arama yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, usulüne uygun olarak yapılmadığının belirlenmesi halinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin tek başına hükme esas alınamayacağından cihetle, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden; suç ve cezaların şahsiliği ilkesi de gözetilerek sanık ile şirket yetkilileri arasında iştirak iradesi bulunup bulunmadığının kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için suça konu faturaları kullanan şirket yetkililerinin faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması ile gerektiğinde faturalar üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre, şirket yetkilisi olmayan sanığın suça ne şekilde iştirak ettikleri de açıklanmak suretiyle hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden; sanığın aynı takvim yılı içerisinde birden fazla sahte fatura düzenlemek şeklindeki eylemlerine ilişkin olarak TCK‘nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması bozmayı gerektirmiştir.
  • SAHTE FATURA TİCARETİ – VERGİ USUL KANUNUNA MUHALEFETTEN AYRI DAVA AÇILMASI – DOSYALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ YA DA TOPLANAN DELİLLERİN BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanıklar ..., ..., ... ve ..., .....'ın düzenlemiş olduğu faturaları kullanan şirket yetkililerinin suç konusu faturaları sanıklardan alıp almadıkları ve sanıkları tanıyıp tanımadıkları konusunda tanık olarak dinlenilmesi, şirketlerin banka hesapları, oda ve vergi dairesi kayıtları incelenerek ve belirlenecek diğer objektif yöntemlerle sanıkların fiilen şirket işlerini yürütüp yürütmediğinin araştırılması, toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • KAMBİYO SENETLERİNDE YAPILAN SAHTECİLİĞİN RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK TEŞKİL ETMESİ İÇİN KAMBİYO SENEDİNİN TTK’DAKİ TÜM UNSURLARI TAŞIMASI GEREKTİĞİ – BONO VASFI TAŞIMAYAN SENEDİN ÖZEL BELGE NİTELİĞİNDE OLDUĞU – TCK 53 HÜKMÜNÜN AYM TARAFINDAN İPTAL EDİLMESİ NEDENİYLE HAK YOKSUNLUĞUNUN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup; katılanın savcılıkta, sanığın kendisine ait işyerini kiralarken kira sözleşmesi, taahhütname ve boş bono bıraktığını beyan etmesi ve dosya içerisinde örneği bulunan suça konu bono fotokopisinin incelenmesinde, ödeme yeri, tarihi, alacaklı isminin bulunmaması karşısında, suça konu senedin bono vasfını taşımadığı cihetle, sahte kira sözleşmesi ve taahhütname ile birlikte suça konu bononun da özel belge niteliğinde bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde "resmi belgede sahtecilik" suçundan hüküm kurulması ve TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir. 
  • SADECE KEŞİDECİ İMZASI BULUNAN ÇEKTE RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNUN OLUŞMAYACAĞI – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI

    Özet: Bir belgenin resmi evrakta sahtecilik suçuna konu olabilmesi için bir kişiyi hukuken sorumluluk altına sokabilecek nitelikte olması gerektiği, bu bağlamda ele geçirilen çeklerde sadece keşideci imzası bulunduğu ve resmi belgede evrak olarak değerlendirilemeyeceği, belge sayısı birden fazla olduğu için zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, somut olayda suça konu sürücü belgesi ve çek yapraklarının sanıktan aynı anda ele geçirildiği ancak farklı tarihlerde düzenlendiğine dair bir delil bulunmadığından zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME – FATURALARIN KANUNDAKİ ŞEKİL ŞARTLARINI TAŞIYIP TAŞIMADIĞININ İNCELENMESİ GEREKTİĞİ – ZİNCİRLEME SUÇ 

    Özet: Sanık hakkında sahte fatura düzenlediği iddiası ile kamu davası açılmış olup, Vergi Usul Kanunu 227/3 ve 230. maddeleri çerçevesinde zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi nedeniyle her döneme ait fatura asıllarının incelenerek şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi gerektiği, söz konusu faturaları kullanan şirketler hakkında eksik inceleme yapılması, faturaların gerçek alım-satım ilişkisini yansıtıp yansıtmadığının belirlenememesi, faturalarda kullanılan imzaların sanığa ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmaması ayrıca farklı zamanlarda birden fazla sahte fatura düzenlendiyse zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
  • ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK – ÖZEL HÜKÜM NİTELİĞİNDE OLMASI VE SANIK LEHİNE HÜKÜMLER İÇERMESİ NEDENİYLE 5809 SAYILI KANUN KAPSAMINDA DEĞERLENDİRME YAPILMASI GEREKTİĞİ – AYNI ANDA GERÇEKLEŞEN FİİLLERDE ZİNCİRLEME SUÇA İLİŞKİN HÜKÜMLERİN UYGULANAMAYACAĞI – TEKERRÜRE ESAS ALINAN İLAMIN HÜKMOLUNAN PARA CEZASINDAN SONRA KESİNLEŞMESİ NEDENİYLE TEKERRÜRE ESAS ALINAMAYACAĞI

    Özet: Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun hükümlerine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, TCK'nın 43. maddesine göre, aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle; suça konu sözleşmelerin 20.06.2012 aynı tarihte düzenlendiği anlaşılmakla, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı ancak belge sayısı ve çeşitliliğinin temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği gözetilmeden TCK'nın 43. maddesinin tatbiki ile cezada artırıma gidilmesi, tekerrüre esas alınan Akçaabat Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/479 Esas, 2012/72 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan adli para cezasının dava konusu eylemin gerçekleştiği 20.06.2012 tarihinden sonra, 27.07.2012 tarihinde kesinleştiği ve tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • VERGİ USUL KANUNUNA MUHALEFET – SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇUNUN OLUŞMASI İÇİN MÜKELLEF OLMAYA GEREK OLMADIĞI – FATURALARIN ZORUNLU UNSURLARA SAHİP OLUP OLMADIĞININ İNCELENESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sahte fatura düzenlendiği iddiası ile açılan kamu davasında; suça konu faturaların zorunlu bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmediği, faturaları kullanan şirketler hakkında inceleme yapılıp yapılmadığının incelenmediği, şirket yetkililerinin dinlenmediği, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının tespiti için sevk ve taşıma irsaliyelerinin ve banka hesaplarının incelenmediği, bu sebeplerden ötürü hükmün bozulması uygun görülmüştür.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇUNDA FATURALARIN ÖNGRÜLEN ZORUNLU BİLGİLERİ İÇERMESİ GEREKTİĞİ – KENDİ ALTSOYU ÜZERİNDEKİ VELAYET VESAYET VE KAYYIMLIK YETKİLERİ İÇİN HAK YOKSUNLUĞUNA HÜKMEDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve ilgili kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılması düzenlemesine göre de faturaların öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; kapsamlı araştırma yapılması ve belgeler üzerinde gerekli görülmesi halinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve uzun süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.