11. Ceza Dairesi

11. Ceza Dairesi

  • STAJ BİTİRME RAPORUNUN BARO BAŞKANLIĞINA ULAŞMAMASI NEDENİYLE AVUKAT SIFATINI KAZANAMAYAN SANIK – FAYDASIZ SAHTECİLİK

    Özet: Avukat sıfatını henüz kazanmayan sanık adına, Avukatlık Kanununun 56. maddesi gereğince “yetki belgesi” düzenlenmesi ve sanığın bu yetki belgelerini kullanarak Asliye Hukuk Mahkemesinin davasının duruşmasına davalı vekili olarak katılması, icra takip dosyalarında işlemler yapmasından ibaret olayda; sanıkların, Mahkemedeki davanın davalısı konumunda olmaları nedeniyle duruşmaya katılmasalar dahi, davacı tarafın katılımı ile yargılamanın devam edeceği, dolayısıyla davalı tarafın duruşmaya katılmamasının kendileri bakımından sonuca etkili olmadığı; diğer yandan yetki belgesinin kullanılmasının icra takip işlemleri yönünden değerlendirildiğinde de, Avukatlık Kanunu'nun 26. maddesine göre verilecek muvafakatname ile stajyer avukatların dahi icra takip işlemlerini yapma yetkisinin bulunduğu, sanığın da yetki belgesi verildiği tarih itibariyle bu statüye sahip olduğunun ve dolayısıyla suça konu yetki belgelerinin kullanılması ile elde edilebilecek olan hukuki sonuçların elde edilmesi mümkün olduğunun anlaşılması karşısında; bu haliyle yapılan sahteciliğin “faydasız sahtecilik” olarak nitelenmesi gerektiği gözetilmelidir.
  • HER TAKVİM YILINA AİT KANAAT OLUŞTURACAK SAYIDAKİ FATURANIN İNCELENMESİ VE VUK 230’DEKİ ZORUNLU BİLGİLERİ İÇERİP İÇERMEDİĞİNİN TESPİTİ – SANIKLARIN ŞİRKETİ TEMSİL YETKİSİNİN BÖLÜŞÜMÜNDEKİ AĞIRLIK VE SINIRLARIN ARAŞTIRILARAK SORUMLULUĞUN BELİRLENMESİ

    Özet:  Sanıklar tarafından 2011 takvim yılında düzenlendiği iddia olunan faturalardan kanaat oluşturacak sayıdaki asıllarının veya onaylı örneklerinin ve birleşen davada sanık ... tarafından 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında düzenlediği iddia olunan faturalardan her takvim yılına ait kanaat oluşturacak sayıdaki asıllarının veya onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi ve 213 sayılı Kanun'un 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmesi ve sanıkların şirketle maddi ve fiili bağlarının olduğunun tespiti halinde şirketi temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırların araştırılması ve her sanığın sorumluluğunun belirlenmesi, suça iştirak ettiklerine ilişkin delillerin gösterilmesi bozmayı gerektirmiştir. 
  • SAHTE FATURA DÜZENLENDİĞİ İDDİASI – SUÇA KONU FATURA ASILLARDAN KANAAT OLUŞTURACAK ŞEKİLDE TEMİN EDİLİP DOSYA ARASINA KONULMASI GEREKTİĞİ – SAHTE OLDUĞU İDDİA OLUNAN FATURALARI KULLANAN ŞİRKETLER HAKKINDA KARŞIT İNCELEME RAPORLARI DÜZENLENİP DÜZENLENMEDİĞİNİN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Suça konu 2008 takvim yılına ait fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması ve incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, daha sonra ise sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme raporları düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, kullanan şirket yetkilileri hakkında dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açıldığının tespiti halinde birleştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde, dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları düzenleyen mükellef sanığın yeterli üretimi, mal girişi ya da stoku olup olmadığı da araştırılıp faturaları kullanan şirketler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
  • “SAHTE FATURA DÜZENLEME VE SAHTE FATURA KULLANMA” SUÇLARINDAN MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULAMAYACAĞI – SAHTE FATURA KULLANMA VE SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇLARININ BAĞIMSIZ SUÇLAR OLDUĞU

    Özet: Vergi suçu raporu ve mütalaaya uygun olarak sanık hakkında “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçundan kamu davası açıldığı, “sahte fatura kullanma” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gibi sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu gözetilmeden, “sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma” suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulması suretiyle, CMK'nin 225. maddesine aykırı davranılması; kabule göre de2009 ve 2010 takvim yıllarında birden fazla sahte fatura düzenlemesi nedeniyle, her takvim yılı için zincirleme suçla ilgili TCK'nin 43. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • HER TAKVİM YILINA AİT FATURALARDAN KANAAT VERECEK SAYIDAKİ ASILLARININ GETİRTİLMESİ – YAZI VE İMZALARIN SANIĞA AİT OLUP OLMADIĞININ SORULMASI VE TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Her takvim yılına ait faturalardan kanaat verecek sayıdaki asıllarının getirtilmesi, sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını, ...’a ait olduğunu söylemesi halinde; ...'ın CMK'nın 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi ve faturalar kendisine gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması; faturalardaki yazı ve imzaların, ...'a ait olduğunun belirlenmesi halinde, bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunulması, dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilmesi; faturalardaki yazı ve imzaların, gerek sanığa gerekse ...'a ait olmadığının saptaması halinde; faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nın 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması gerekir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇUNUN UNSURLARI – CEZA HUKUKUNDA SUBJEKTİF SORUMLULUK İLKESİ

    Özet: Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından; fatura asılları ya da onaylı suretlerinin temin edilip dosya arasına konulmasından sonra, yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediği incelenip, faturalardaki imzaların hangi sanığa ait olduğu bilirkişi aracılığıyla saptanması; sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan kişi veya şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılmış ise haklarında düzenlenen vergi inceleme ve sair raporların onaylı suretleri getirtilerek incelenmesi; kamu davası açılıp açılmadığının sorulması, açıldığının tespiti halinde dava dosyasına intikali sağlanarak ayrıntılı özetinin tutanağa geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin alınarak dosyaya konulması; gerektiğinde faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları ve sanıkları tanıyıp tanımadıklarının sorulması; ceza yargılamasında subjektif sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu yani eylemi fiilen gerçekleştirenin sorumlu tutulacağı da gözetilerek, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • FATURALARIN VUK M. 230’DE ÖNGÖRÜLEN ZORUNLU BİLGİLERİ İÇERİP İÇERMEDİĞİNİN TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ – SANIĞIN İMZA ÖRNEKLERİNİN CELP EDİLEREK FATURADAKİ İMZALARIN AİDİYETİ HUSUSUNDA RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ 

    Özet: Her takvim yılında düzenlenen faturalardan kanaat oluşturacak sayıda asıl veya onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi ve 213 sayılı Kanun'un 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmesi, sanığın suç tarihi ve öncesindeki resmi kurumlarda bulunan samimi imza örnekleri celp edilerek suça konu faturalardaki yazı ve imzaların aidiyeti hususunda bilirkişi raporu alınması, gerektiğinde faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler de dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekir.
  • 2009 TAKVİM YILI FATURALARININ, YOKLAMA FİŞİNİN VE FATURALARIN TESLİMİNE İLİŞKİN TUTANAĞIN ASILLARININ SANIĞA GÖSTERİLMESİ, YAZI VE İMZALARIN KENDİSİNE AİT OLUP OLMADIĞININ SORULMASI GEREKTİĞİ – YAZI VE İMZALARIN SANIĞA AİT OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA UZMAN RAPORU ALINMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Dosyada yalnızca 06.06.2009 ve 20.8.2009 tarihli onaylı örnekleri olan ve sahte düzenlendiği iddia olunan 2009 takvim yılı faturalarının, 09.01.2009 tarihli yoklama fişinin ve matbaadan basılan faturaların teslimine ilişkin tutanağının asıllarının getirtilerek sanığa gösterilmesi, yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması; kendisine ait olmadığını söylediği takdirde yazı ve imza örnekleri temin edilerek, tutanak ve faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması gerekmektedir. Tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirir.
  • 5604 SAYILI KANUN’A GÖRE MALİ TATİLDE İNCELEME AMACIYLA DEFTER VE BELGELERİN İBRAZININ İSTENEMEYECEĞİ – TEBLİĞ EDİLEN İSTEM YAZISININ MALİ TATİLE DENK GELMESİ NEDENİYLE SUÇUN OLUŞMADIĞI

    Özet: 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un 1/1-4 maddesine göre; her yıl temmuz ayının biri ile yirmisi arasında mali tatil uygulanacağı ve mali tatil süresi içinde inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazının istenemeyeceğinin hükme bağlanması karşısında, 07.07.2007 tarihinde tebliğ edilen istem yazısının mali tatile denk gelmesi nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
  • VERGİ USUL KANUNU’NA MUHALEFET – SAHTE FATURA KULLANMAK SUÇUNDAN ÖNCELİKLE DURMA KARARI VERİLMESİ VE VUK M. 367 GEREĞİNCE DAVA ŞARTI OLAN MÜTALAANIN VERİLİP VERİLMEYECEĞİNİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NDAN SORULMASI GEREKTİĞİ

    Özet:  2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulup mütalaaya uygun dava açılması halinde birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi, sahte fatura kullanmak suçundan ise; mahkeme tarafından öncelikle durma kararı verilip, 213 sayılı VUK'nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorulması, verilmeyeceğinin anlaşılması durumunda davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, dava şartı olan "mütalaa" bulunmayan sahte fatura kullanmak suçundan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
  • VERGİ USUL KANUNU’NA MUHALEFET – VUK 367 GEREĞİNCE DAVA ŞARTI OLAN MÜTALAANIN VERİLİP VERİLMEYECEĞİNİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NDAN SORULMASI GEREKTİĞİ

    Özet: 2009 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulup mütalaya uygun dava açılması halinde birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi, sahte fatura kullanmak suçundan ise; mahkeme tarafından öncelikle durma kararı verilip, 213 sayılı VUK'un 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorulması, verilmeyeceğinin anlaşılması durumunda davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, iddianame dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan sahte fatura düzenlemek suçundan yazılı şekilde hükümler kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • VERGİ USUL KANUNU’NA MUHALEFET SUÇU – DAVA ZAMANAŞIMININ SUÇ TARİHİNDEN TEMYİZ İNCELEME TARİHİNE KADAR GERÇEKLEŞTİĞİ VE DAVANIN DÜŞÜRÜLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanığa yüklenen "2005 takvim yılında sahte fatura kullanmak" suçunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b-1 maddesindeki cezasının üst sınırına göre tabi olduğu TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları üzerine, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasa'nın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.
  • MÜKERRER OLMAYAN DAVANIN MÜKERRER OLDUĞU GEREKÇESİYLE REDDİNE KARAR VERİLMESİ – ZİNCİRLEME BİÇİMİNDE İŞLENMİŞ MÜHÜR BOZMA SUÇU – ZİNCİRLEME SUÇU OLUŞTURAN EYLEMLER NEDENİYLE AÇILAN DAVALARIN MÜKERRER OLDUĞU GEREKÇESİYLE REDDEDİLECEĞİ 

    Özet: 22.07.2006 tarihli tutanak nedeniyle açılan davada, temyiz konusu dava ile Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1715 Esas ve Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/873 Esas sayılı davalardaki esas olan tutanakların zincirleme şekilde işlenmiş mühür bozma suçunu oluşturduğu, temyiz konusu davanın mükerrer olmadığı Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/816 esas sayılı davasının mükerrer olduğu gerekçesiyle reddine kararı verilmiş ise de, incelemeye konu dava bakımından ceza verilmesine engel teşkil etmeyeceği ve bu davaya konu tutanakların iddianame tarihlerine kadar bütün halinde zincirleme olarak işlenmiş mühür bozma suçunu oluşturacağı dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • BAŞKASINA AİT KİMLİK VE KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI SUÇUNUN OLUŞMADIĞI – 5326 SAYILI KANUN’UN KİMLİĞİ BİLDİRMEME KABAHATİNİ OLUŞTURDUĞU

    Özet: Sanığın içerisinde bulunduğu aracın, kolluk görevlileri tarafından şüphe üzerine durdurulup kimlik istedikleri, sanığın hakkındaki kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazından kaçmak amacıyla üzerinde bulunan başkası adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği anlaşıldığından; sanığın, kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, TCK 268'de düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı; sanığın fiilinin 5326 sayılı Kanun m. 40/1'e uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa m. 8/1 gereğince uygulanması gereken CMUK 321 uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
  • RESMİ BELGENİN DÜZENLENMESİNDE YALAN BEYANDA BULUNMASI – SANIĞIN ÇİFTÇİ KAYIT SİSTEMİNE KAYITLI OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ

    Özet: Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından, “2009 yılı içerisinde arazilerini işlediğine ve üretim yaptığına dair” belgelerin ilgili yılda destekleme primi müracaatı sırasında düzenlenmesinin ve muhtar imzasının zorunlu olup olmadığı, belgenin hangi mevzuat uyarınca tanzim edildiği, yine aynı tebliğin 16/1-a maddesi kapsamında, sanığın 2009 yılı öncesinde “Çiftçi Kayıt Sistemine” kayıtlı olup olmadığı ve suça konu belgelerin çiftçi kayıt sistemindeki bilgilerin güncellenmesi için zorunlu olup olmadığı araştırılıp, ayrıca sertifikalı tohum desteğinden faydalanma için yine söz konusu suça konu belgelerin düzenlenmesinin zorunlu olup olmadığı, suça konu belgelerin tek başına yeterli olup olmadığı, belgelerin içeriğinin doğruluğunun ilgili kurum tarafından araştırılması zorunluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenip, sonucuna göre sanığın hukuki durumumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
  • SUÇA KONU ÇEKLERDEKİ YAZILARIN SANIĞIN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞININ BELİRTİLMESİ – İMZA İNCELEMESİ YAPILMAMASI – BİLİRKİŞİ RAPORU ALINMASI GEREKLİLİĞİ – RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK

    Özet: Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmeyerek, suça konu çekleri şikayetçiye vermediğini, şikayetçiden borç almadığını savunması ve alınan bilirkişi raporunda, suça konu çeklerdeki yazıların sanığın eli ürünü olmadığının belirtilmesi, ancak imza incelemesi yapılmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması bakımından, suça konu çeklerdeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
  • NUFÜS CÜZDANI ELE GEÇİRİLEMEDİĞİNDEN RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNUN UNSURLARININ OLUŞMAYACAĞI – SUÇ TARİHİNDEN ÖNCE YÜRÜRLÜĞE GİREN 5809 SAYILI ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU’NUN UYGULANACAĞI

    Özet: Somut olayda belge aslı ele geçirilemediğinden bu haliyle suça konu nüfus cüzdanının aldatma niteliğini haiz olup olmadığının anlaşılamayacağı cihetle, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, suça konu diğer abonelik sözleşmelerinin özel belge niteliğinde oldukları ve bu belgelerde sahtecilik suçunda, suç ve hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki ve 5. fıkrasındaki hükmü karşısında; TCK'nın 7. maddesi uyarınca lehe olan ve özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56. maddesindeki düzenleme uyarınca sanığa ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
  • FATURALARIN ZORUNLU BİLGİLERİ İÇERMEMESİ – SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇU – FATURA ASILLARIN TEMİN EDİLMESİ GEREKLİLİĞİ – HER TAKVİM YILINDAKİ EYLEMLERİN AYRI AYRI SUÇ OLUŞTURMASI – ZİNCİRLEME SUÇ

    Özet: Faturaların Vergi Usul Kanunu m. 230'da öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi, sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen son fatura tarihi olduğu cihetle; 2006 takvim yılında düzenlendiği iddia olunan sahte faturanın dava zamanaşımı yönünden de önemli olduğu nazara alınarak, öncelikle 2004-2005-2006 yılına ait suça konu fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması, incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi; sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı ilgili vergi dairelerinden sorulması, yapılmış ise vergi raporlarının dosya arasına alınması; kullanan şirketlerle ilgili dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi; kullanan şirket yetkilileri dinlenerek, sözü edilen faturaları kimden ve hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıklarının ve bunlarla ilgili belgeler olup olmadığının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması; faturalarda yer alan imza ve yazıların sanık ...’a ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması; sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması ve kabule göre her takvim yılındaki eylemlerin ayrı ayrı suçları oluşturduğu, aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminin ise zincirleme suç oluşturduğu ve sanık hakkında TCK 43 hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 2004, 2005, 2006 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemekten dava açıldığı halde, hangi yıla ilişkin suç için karar verildiği tartışılmadan tek bir hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • SAHTE FATURA DÜZENLEME SUÇU – SANIĞIN, ŞİRKETİ KENDİSİNİN İDARE ETMEDİĞİ SAVUNMASI – SANIĞIN ŞİRKETTEKİ PAY VE YETKİ DURUMUNUN İNCELENMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Sanık hakkında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın şirketle bir ilgisi olmadığını, çocukluk arkadaşı olan ... isimli kişinin ricası üzerine şirkette ortak olmayı kabul ettiğini, şirketin işlerini kendisinin idare etmediği ve fatura düzenlemediğini savunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; sanığın işletmenin faaliyetleriyle ilgili beyanname, işletmeye ait bir belge düzenleyip düzenlemediğinin, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadığının araştırılması, vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları ile faturalardaki imza ve yazıların sanığa aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesindeki düzenlemeye göre de faturaların zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, 2006 ve 2007 yılına ait fatura ayrıntılarının Vergi Dairesi'nden sorularak kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı suretinin istenerek dosya arasında bulundurulması gerektiği de göz önüne alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU -BİLİRKİŞİ RAPORUNDA İMZA VE YAZILARIN SANIK ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞININ TESPİTİ – SUÇA KONU ÇEKLE İLGİLİ İCRA DOSYASININ GETİRİLMESİ VE İTİRAZ VEYA ÖDEME DURUMUNUN BELİRLENMESİ – SUÇ KASTININ ARAŞTIRILMASI

    ...Elektronik Dış Tic. Ltd. Şti’nin yetkilisi olan sanıkların sahte keşideli ve cirolu suça konu çeki almış oldukları mal karşılığında katılana vererek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasında; sanık ...'in suça konu çeki kendisinin vermediğini, abisi ...tarafından düzenlenmiş olabileceğini beyan etmesi; ...'un ise "Suça konu 40.000 TL meblağlı çeki Av....’a teminat olarak verdiğini, çekin kendilerinin firmasına ait olduğunu, sahte olmadığını, çekteki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu" beyan etmesi; suça konu çekteki imza ve yazıların sanık ... eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında; belgelerde sahtecilik suçlarında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği ve bu durumun failde belgede sahtekârlıkta bulunmak kastına etki yapabileceği cihetle; sanık ...'un yetkili olduğu dönemde şirket borcuna karşılık diğer sanık ... tarafından imzalanıp ödenmiş başkaca çekler bulunup bulunmadığının araştırılması, suça konu çekle ilgili icra takip dosyası getirtilip incelenerek, borca itiraz veya ödeme durumu bulunup bulunmadığının belirlenmesi, icra dosyasının denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, sonucuna göre toplanan deliller birlikte tartışılarak, sanığın suç kastı olup olmadığının ve suç kastı saptanıp buna bağlı olarak hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırıdır.