10. Daire

10. Daire

  • ÜLKEYE YASAL YOLLARDAN GİRİŞ YAPAN İKAMET İZNİ TALEBİNİN REDDİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ – SIĞINMA TALEBİNİN REDDİ SONRASI AİHM’E BAŞVURU YAPILMASI – SINIRDIŞI EDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Yasal yollardan Türkiye'ye girerek sığınma talebinde bulunan Iran uyruklu davacının, bu talebinin reddinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru ile sınırdışı edilemeyeceği, hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliğine yapılan başvuru ile de mülteci statüsüne alınmasına karar verilmesi karşısında, Cenevre Sözleşmesi uyarınca davacıya, üçüncü bir ülkeye yerleşene kadar sığınmacı statüsünün tanınması gerekir.
  • TERÖR EYLEMİ NEDENİYLE ZARAR GÖREN ŞİRKETİN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

    Özet: Kalpleri ve hissiyatı olmayan tüzel kişilerin elem ve ızdırap duymaları düşünülemez. Ancak hukuk düzeni, tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşettiğine göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı nedeniyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşer. Çünkü, Yasa yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır. Terör eylemi nedeniyle işyeri zarar gören davacı şirkete, olay ve idareye başvuru tarihinin 5233 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önceki bir tarih olduğu da dikkate alınarak sosyal risk ilkesi uyarınca manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
  • AİHM’NİN AİHS 6’YA AYKIRILIK NEDENİYLE İHLAL KARARI VERDİĞİ – YARGILANMANIN YENİLENMESİ İSTEMİ – DAVA DİLEKÇESİNDE FAİZ İSTEMİNİN YER ALMASI NEDENİYLE YENİLENEN YARGILAMA TARİHİNDEN İTİBAREN FAİZE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Davanın 11/5/1998 tarihinde açıldığı, davacılar tarafından yasal faiz isteminde bulunulduğu, mahkemesince posta ücreti ve harçların tamamlanmadığı sebebiyle davanın açılmamış sayılması yolunda verilen kararın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkına aykırı olduğunun tespit edilmesi üzerine davacılar tarafından yargılanmanın yenilenmesi istemiyle yapılan başvuruda bu defa davacı eş için 100.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, çocukları olan diğer davacılar için ise ayrı ayrı 50.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesinin istenildiği anlaşılmakta olup, yargılamanın yenilenmesi dilekçesi ile güncellenen miktarlar üzerinden hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına, 11/5/1998 havale tarihli dilekçede yer alan faiz istemi dikkate alınarak ve yargılamanın yenilenmesine ilişkin olarak verilen dilekçe tarihi olan 29/5/2008 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde yasal faiz isteminde bulunulmadığından bahisle yasal faiz işletilmemesine ilişkin kararda hakkaniyete ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • ESKİ ESERLERİN VAKFA DEVREDİLMESİ – TAPUDA “… VAKFI” ŞERHİ BULUNMASI

    Özet: Yozgat İdare Mahkemesi'nce, parsellere ait tapu senetlerinde "… Vakfı" şerhi bulunduğu, ayrıca Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın 09.04.1982 tarih ve 3503 sayılı kararı ile … Kaplıcasının eski eser olarak tesciline karar verildiği, bu durumda, tapu belgelerinde "… Vakfı" şerhi bulunan ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile eski eser olarak tesciline karar verilen Kırşehir Merkez Karalar Köyünde bulunan … ve … parsel sayılı taşınmazların vakıf yoluyla meydana geldiğinin kabulü gerektiği sonucuna varıldığından, vakıf adına devrinin sağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle karar onanmıştır.
  • RENK KÖRLÜĞÜNÜN SİLAH RUHSATI ALMAYA ENGEL OLDUĞUNA DAİR GENELGE EKİNİN İPTALİ

    Özet: Davacının silah taşıma ruhsatı verilmesi istemli başvurusunun reddine yönelik 08.09.2005 olur tarihli işlem ile bu işlemin dayanağı olan 24.05.2004 tarih ve 2004/74 sayılı Sağlık Bakanlığı Genelgesi eki "Silah Bulundurma ve Taşıma Ruhsatı Verilemeyecek Durumlar" başlıklı listenin, "renk körlüğü" olanlara silah ruhsatı verilemeyeceğine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
  • SOSYAL RİSK İLKESİ UYARINCA İDARENİN SORUMLULUĞU – NEDENSELLİK BAĞI

    Özet: Sosyal risk ilkesi uyarınca idarenin sorumlu tutulabilmesi için; zararı doğuran olay ile idare arasında nedensellik bağının kurulmaması gerekmektedir. Davacıların murisinin kamu görevlisi olması ve kamu görevini yürütürken vefat ettiği açık olup; davalı idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin doğrudan sonucu olan, nedensellik bağı kurulabilen özel ve olağandışı zararı kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmini gerekmektedir.
  • İDARENİN MARKA HAKKININ İHLALİ NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ SONRASI İLGİLİ ŞİRKETİN YÖNERGENİN İPTALİNİ TALEP ETMESİ – MEŞRU MENFAATİN BULUNMADIĞI

    Özet: Bu hususlar dikkate alındığında, marka hakkına hukuka aykırı bir eylem ile saldırıda bulunulduğunu ileri süren davalı idarenin, adli yargı yerinde açacağı davalarda isteyeceği tazminat miktarının belirlenmesine yönelik olarak iç işleyişi çerçevesinde düzenlediği yönergenin iptalinin istenilmesinde, davacı şirketin hukuken korunması gereken, meşru bir menfaati bulunmamaktadır.
  • YOLDAKİ İŞARET EKSİKLİĞİ NEDENİYLE OLUŞAN TRAFİK KAZASI – HİZMET KUSURU

    Özet: İdare Mahkemesi Hakimliğince, yapılan araştırmada uyuşmazlık konusu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği yolun bakım ve onarımına ilişkin sorumluluğun Büyükçekmece İlçe Belediyesine ait olduğu tespit edildiğinden, adı geçen Belediye davalı konumuna alınarak dava dilekçesinin merciine tevdiine kararı verilmeksizin, dosyanın Belediye husumetiyle tekemmül ettirilmesi ve Belediyenin kazanın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddi yolunda verilen kararın, kanun yararına bozulması gerekmektedir.
  • İDARENİN DÜZENLEDİĞİ YARIŞMAYI KAZANANA VAAT ETTİĞİ ÖDÜLÜ VERMEMESİ – ÖDÜLÜN VERİLMEMESİNDEN KAYNAKLANAN ZARARIN İDARE TARAFINDAN TAZMİN EDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: İdareye güven ilkesi uyarınca düzenlenen yarışmaya katılan, yarışma sonucunda verilecek ödülü birinci olması halinde almak için haklı beklentiye giren davacının, ödülün verilmemesinden kaynaklanan zararının, olayda hizmet kusuru saptanan davalı idarece tazmin edilmesine karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
  • SİLAH TAŞIMA RUHSATI – AVUKATLARIN SİLAH TAŞIMA RUHSATI ALMASI – KAMU GÖREVLİSİ OLARAK ÇALIŞAN AVUKATLAR – SERBEST OLARAK ÇALIŞAN AVUKATLAR

    Özet: Dava, silah taşıma ruhsatının iptali ve silahın başka bir şahsa devri yapılıncaya kadar emanete alınması yolundaki işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Baroya kayıtlı serbest avukatlar hariç, kamu kurum ve kuruluşlarında avukat olarak çalışan kamu görevlilerine silah ruhsatı verilemez. Hukuka uygun bulunan dava konusu işlemin iptali gerekir.
  • ÜLKEYE SOKULAN VE SATILAN KAÇAK ARAÇ – İDARENİN KUSURU – GÜMRÜK – TAZMİNAT TALEBİ

    Özet: Araç davacı tarafından satın alınıyor fakat araca kaçak olduğu gerekçesiyle el konulmuştur. aracın ithali sırasında gümrük görevlileri tarafından gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, bu şekilde aslında kullanılmış ikinci el olan aracın kullanılmamış sıfır araç olarak ithalinin ve ülkeye girişinin sağlandığı, yeterli denetim, dikkat ve özen gösterilmeyerek aracın ülkeye farklı statüde girişinde ilgili kamu görevlilerinin ve idaresinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle tazminat davası açılmıştır.
  • İDARİ PARA CEZASI – İDARE PARA CEZASININ KESİNLEŞMESİ – KESİNLEŞMEYEN İDARİ PARA CEZASINA İLİŞKİN ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİ

    Özet: İdari para cezası verilmesine ilişkin karara karşı İzmir 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nde kayden dava açıldığından ve ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibariyle henüz bir karar verilmediğinden bu aşamada kesinleştiğinden söz etme olanağı bulunmayan para cezasının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
  • STATÜ DEĞİŞİMİ – TABİAT KORUMA ALANI NİTELİĞİNDEKİ YERLER – DOĞAL ALANLARIN KORUMA ALANI STATÜSÜNÜ YİTİRMESİ

    Özet: Ramsar Sözleşmesi uyarınca, sözleşmeyi imzalayan her Devlet, ülke toprakları içindeki sulak alanları “Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Listesi”ne eklemeyi, listeye dahil ettikleri bu alanların giderek artan şekilde kaybına sebep olacak hareketleri şimdi ve gelecekte durdurmayı, bu alanların korunmasını geliştirmeyi, ayrıca listeye dahil edilmemiş olsa dahi sulak alanlarda, koruma alanları oluşturarak gerekli tedbirleri almayı taahhüt etmekte olup; anılan sözleşmeye taraf olan Türkiye’nin, listeye eklediği sulak alanlardan birisi olan davaya konu Yumurtalık Lagünü’nün tahribata uğramasına yol açabilecek dava konusu işlemi tesis etmekle, uluslararası taahhüt ve sorumluluğuna aykırı hareket ettiği de görülmektedir.
  • HİZMET KUSURU – İHRACAT NEDENİYLE ÖDENMESİ GEREKEN TUTAR

    Özet: Davacıya yaptığı ihracat nedeniyle ihracatın yapıldığı 1987 yılında ABD Doları karşılığı ödenmesi gereken tutar, idarece, hizmet kusurlu işletilmek suretiyle 1995 yılında, ödenmiş olup, bu durum ise davacının zarara uğramasına sebep olduğundan, davacıya gümrük çıkış beyannamesinin tescil edildiği tarihten itibaren makul süre olan altmış gün içinde ödenmesi gereken ABD Doları karşılığı Türk Lirasının, 1995 yılındaki ABD Doları karşılığında kur farkı nedeniyle kaybettiği değerin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir. Davacı şirketin uğradığı zararın bilirkişi incelemesi yaptırılıp, yukarıda tanımlanan biçimde hesaplanarak ödenmesine hükmedilmelidir.
  • POLİSİN GÖZALTINDA İŞKENCE YAPMASI – TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ

    Özet: Davacının gözaltında bulunduğu sürece kolluk kuvvetince yapılan sorgulamasında kötü muameleye ve işkenceye maruz kaldığı hususu Adli Tıp raporu ile sabit olduğundan, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu düzenini, genel ahlakı ve Anayasa'da yazılı hak ve hürriyetleri korumakla görevli kılınan polisin, bu yetkiyi kullanırken kanunen tanımlanan görev alanı dışına çıkmak suretiyle davacıya hukuka aykırı eylem ve işlemi ile verdiği zararı tazminle yükümlüdür.
  • SİLAH RUHSATI ALMA KOŞULLARI – RENK KÖRÜ KİŞİLERİN SİLAH TAŞIMA RUHSATI ALMASI – MUAYENEYE İLİŞKİN GÖREVLİ KURUM

    Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesinde, silah taşıma veya bulundurma ruhsatı almak isteyenlerden, silah taşımalarında veya bulundurmalarında psikolojik, nörolojik veya fiziki rahatsızlıklar bakımından sakınca bulunmadığına dair doktor raporu istenileceği öngörülmüş olup, davacıdaki renk körlüğünün, yönetmelikte belirtilen psikolojik, nörolojik veya fiziki rahatsızlıklar kapsamında olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılmak üzere, dava dosyasının Adli Tıp Kurumuna gönderilmek suretiyle, kurumca alınacak rapor doğrultusunda uyuşmazlığın karara bağlanması gerekmektedir.
  • DAVALI ADRESİNİ ÖĞRENMEK İÇİN NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNE YAPILAN BAŞVURUNUN REDDİ – HAK ARAMA HÜRRİYETİ VE ADİL YARGILANMA HAKKI

    Davacının dilekçedeki davalı adres bilgilerine ilişkin eksiklerin tamamlanması için kendisine mahkemece kesin süre verilmesi ve bu süre sonunda söz konusu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağı sonucuyla muhatap olması ihtimali karşısında, söz konusu adres bilgilerine erişimin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup, avukat olan davacının davalıların adres bilgilerini öğrenmek için yaptığı başvurunun reddine ilişkin İlçe Nüfus Müdürlüğünün işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmaktadır.
  • KAMU KURUMLARINA AİT SERVİSLERE KAMERALI TAKİP SİSTEMİ KONULMASININ ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL EDECEĞİ – HAKLARIN ANCAK KANUNLA SINIRLANABİLECEĞİ – KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ İÇİN KİŞİNİN RIZASININ GEREKTİĞİ

    Dava, vergi dairesine ait servislere kameralı takip sistemi konulması işleminin iptali için açılmıştır. Söz konusu işlemin idarenin güttüğü amaçla orantılı ve ölçülü olmadığı, temel hak ve hürriyetlerin(olayda özel hayatın gizliliği hakkının) ancak kanunla sınırlanabileceği, kişisel verilerin kişinin açık rızasıyla ve kanun hükmüyle kaydedilebileceği; fakat söz konusu idari işlem ile ilgili bir yasa hükmünün olmadığı göz önüne alındığında dava konusu işlem anayasal ilkelerle bağdaşmaz ve iptali gerekir.