10. Ceza Dairesi

10. Ceza Dairesi

  • KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMA, KABUL ETME VEYA BULUNDURMA SUÇU – SOYUT BEYAN DIŞINDA YETERLİ VE KESİN DELİL BULUNMADIĞI GÖZETİLMEDEN SANIK HAKKINDA KENEVİR EKME SUÇUNDAN KURULAN MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULDUĞU

    Özet: Sanığın, olayda ele geçirilen esrarı, yetiştirdiği kenevirlerden elde ettiğine ilişkin beyanının, “suçla ilgili kişi veya kişileri gizleme” ya da “ daha az ceza alacağını sanma” gibi bir amaca dayanmış olabileceği; keneviri ektiğini belirttiği yerde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, kenevir kökü veya hasat artığı gibi maddi bulgu elde edilmediği ve aradan geçen zaman nedeniyle elde edilmesinin de mümkün olmayacağı; bu durumlar karşısında atılı suçu işlediğine ilişkin soyut beyanı dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • KISA BOYLU 3 ADET DİKİLİ KENEVİRİN DAĞINIK HALDE BULUNMASI – KENEVİRLERİN EKİLİ OLDUĞU YERLERİN ÇEVRİLMEMİŞ OLMASI – KENEVİRLERİN ÖZEL OLARAK BAKIMLARININ YAPILDIĞININ TESPİT EDİLEMEMESİ – KENEVİRLERİNİN GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAMIŞ OLMASI

    Özet: Kamu davası; kenevir ekme suçuna ilişkindir. Boyları 10-15 cm arasında olan suç konusu 3 adet dikili kenevirin dağınık halde bulunması, boylarının kısa ve kenevirlerin ekili olduğu yerlerin etrafının herhangi bir duvar çit ile çevrilmemiş olması, tutanakta özel olarak bakımlarının yapıldığına ilişkin bir tespitin yapılmamış olması, ziraat teknisyeni tarafından düzenlenen raporda suç konusu kenevirlerin henüz gelişimini tamamlamadığının belirtilmesi ve sanığın keneviri tanımadığı beyan etmesi karşısında, başka tohumların arasına karışması sonucu çıkma ihtimali de bulunduğundan sanığın savunmasının aksine ele geçen suç konusu kenevirleri bilerek ektiğine, yetiştirdiğine ve bakımını yaptığına dair, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
  • KENDİNİ VEKİL İLE TEMSİL ETTİREN SANIK LEHİNE MAKTU AVUKATLIK ÜCRETİNE HÜKMEDİLMEMESİNİN DÜZELTEREK ONAMAYI GEREKTİRDİĞİ – SANIĞIN İDDİANAMEDE BELİRTİLEN SUÇLARLA İLGİLİ DEĞİL KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR VERİLEREK İDDİANAMEDE YER ALMAYAN OLAYLA İLGİLİ SAVUNMASININ ALINMASININ SAVUNMA HAKKINI KISITLADIĞI

    Özet: Beraat eden ve kendilerini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olduğundan ve hükmedilen gün para cezasının, adli para cezasına dönüştürülmesi sırasında ilgili kanun maddesine aykırı olarak uygulanan Kanun maddesindeki fıkraların gösterilmemesi yerinde olmadığından düzeltilerek onanması; sanığın, iddianamede belirtilen olayla ilgili olarak savunması yerine hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ve iddianamede yer almayan diğer olayla ilgili olarak savunması alınıp, mahkûmiyet hükmü kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ve eksik araştırma ile hüküm kurulması yasaya aykırı bulunarak verilen hükmün bozulması kararıdır.
  • TCK 191 UYARINCA HAKKINDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK HÜKMÜ UYGULANAN KİŞİ BAKIMINDAN KOVUŞTURMA ŞARTI OLAN ISRAR KOŞULU GERÇEKLEŞMEDİĞİNDEN DAVANIN DURMASINA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – BERAAT KARARI VERİLİP SONUÇ OLARAK DAVANIN  ESASINI ÇÖZEN BİR KARARLA YARGILAMA SONLANDIRILDIKTAN SONRA DOSYANIN DENETİMLİ SERBESTLİK MÜDÜRLÜĞÜ’NE GÖNDERİLMESİNE KARAR VERİLMESİNİN HÜKÜMDE ÇELİŞKİYE NEDEN OLACAĞI

    Özet: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191.maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyanın infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtildiği üzere CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasında yer almayan bir nedenle yasaya aykırı şekilde “sanığın beraatine” karar verilip, sonuç olarak davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra “Karar kesinleştiğinde denetimli serbestlik tedbirinin kaldığı yerden devamı için dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesine” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden kanun yararına bozma talebi bu değişik gerekçe ile kabul edilmiştir.
  • TCK 191 UYARINCA HAKKINDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK HÜKMÜ UYGULANAN KİŞİ BAKIMINDAN KOVUŞTURMA ŞARTI OLAN ISRAR KOŞULU GERÇEKLEŞMEDİĞİNDEN DAVANIN DURMASINA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediği anlaşıldığından, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
  • TCK 191 UYARINCA HAKKINDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK HÜKMÜ UYGULANAN KİŞİ BAKIMINDAN KOVUŞTURMA ŞARTI OLAN ISRAR KOŞULU GERÇEKLEŞMEDİĞİNDEN DAVANIN DURMASINA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleşmediği anlaşıldığından, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
  • TCK 191 UYARINCA HAKKINDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK HÜKMÜ UYGULANAN KİŞİNİN TEDAVİNİN GEREKLERİNE AYKIRI DAVRANMASI NEDENİYLE KOVUŞTURMA ŞARTI OLAN ISRAR KOŞULUNUN GERÇEKLEŞTİĞİ 

    Özet: Şüphelinin denetimli serbestlik müdürlüğünce gönderilen ilk tebligata uyarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladığı, ancak daha sonra tedavinin gereklerine aykırı davrandığı için uyarı yazısının tebliğ edildiği, buna rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşılmakla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulunun" gerçekleştiği, bu nedenle mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerekirken, “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi yasaya aykırı olup, (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
  • 6545 SAYILI KANUN İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİK UYARINCA HAKKINDA DAHA ÖNCE DENETİMLİ SERBESTLİK VEYA TEDAVİ UYGULANMAYAN SANIK HAKKINDA TCK 191 UYARINCA HAGB İLE BİRLİKTE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA KARAR VERİLEBİLECEĞİ

    Özet: Mahkemece 6545 sayılı Kanun ile "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçuna ilişkin yapılan değişiklikler uyarınca hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan sanık hakkında TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, aynı maddenin 3. fıkrasında düzenlenen denetimli serbestlik tedbirinin de uygulanmasına karar verilmesi yasaya uygun olup, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
  • ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANIP UYGULANMAYACAĞI HUSUSUNDA HUKUKA AYKIRILIK İDDİASININ KANUN YARARINA BOZMA OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLUNA KONU OLAMAYACAĞI

    Özet: Kanun yararına bozma talebini oluşturan uyuşmazlığın konusu; sanığın farklı tarihlerdeki eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kalıp kalmayacağına ilişkin olup, bu husus da mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve sanığın hukuki durumunun takdirinde hataya düşüldüğü iddiasına dayanmaktadır. Mahkeme dosya kapsamında mevcut delilleri değerlendirerek sanığın her iki eyleminin bağımsız iki suç olduğu kanaatine ulaşmıştır. Kanun yararına bozma talebi ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı tarihlerde aynı suçu birden fazla işlediği ve bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesi ile yapıldığından delillerin takdir ve değerlendirilmesinde hataya düşülmesine ilişkin hukuka aykırılık iddiası kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna konu olamayacağından, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
  • DÜŞME KARARI İLE SANIĞIN BÜTÜN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN ORTADAN KALKACAĞI – KAMU DAVASININ AÇILMASININ ERTELENMESİ KARARININ TEBLİĞ EDİLİP DOSYANIN C.BAŞSAVCILIĞINA İADESİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Mahkemece verilen “düşme” kararı ile sanığın bütün yükümlülükleri ortadan kalkacağından, somut olayda olduğu gibi düşme kararı verildikten sonra ayrıca “sanıklara kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulünce tebliğ edilip karar kesinleştirildikten sonra müteakip işlemlerin yapılması bakımından dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesine” karar verilmesi mümkün değildir.
  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ – MÜTESELSİL SORUMLULUK

    Özet: Sanık hakkında ayrıca 13.08.2014 tarihinde işlediği işlediği ileri sürülen uyuşturucu madde ticareti suçu nedeniyle 19.08.2014 tarihli iddianame ile açılan dava üzerine Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 22.12.2015 tarihinde 2015/276 esas ve 2015/553 karar sayı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş, hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce 04/04/2016 tarihinde 2016/690 esas ve 2016/1075 karar sayı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. İtiraza konu Dairemizin 04.04.2016 tarihli 2016/690 esas ve 2016/1075 sayılı kararı ile onanmasına karar verilen Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/276 esas ve 2015/553 sayılı dosyası kapsamında, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/106 esas ve 2015/260 karar sayılı dosyasının getirtilip bu dosya içine konulup birlikte incelenmek suretiyle 12.08.2014 ve 13.08.2014 tarihli eylemlerin müstakil suçlar olup olmadığının ya da bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak belirtilen suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılarak belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ – GİZLİ SORUŞTURMA

    Özet: Sanık ... hakkında zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA – TEKERRÜR HÜKÜMLERİ – ADLİ SİCİL KAYDI

    Özet: Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün kesinleşme tarihinin, sanığın yargılamasının yapıldığı dosyadaki suç tarihi olan 17/08/2012 tarihinden sonra 01/11/2012 olduğu ve TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, Yasaya aykırıdır.
  • TEDAVİ – DENETİMLİ SERBESTLİK – LEHE KANUN UYGULAMASI – UYUŞTURUCU MADDE KULLANMAK – UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMAK – HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİDE BIRAKILMASI

    Özet: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karardan önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü öngörülmüştür. Belirtilen hükümlere göre, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 28.06.2014 tarihi itibarıyla TCK'nın 191. maddesinde tanımlanan "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu nedeniyle yürütülmekte olan kovuşturma aşamasında, hakkında daha önce tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, suçu sabit görüldüğü takdirde, CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunludur.Somut olayda, İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 18/09/2014 tarihinde sanık hakkında TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
  • ZİNCİRLEME SUÇ

    Özet: ..tüm deliller birlikte değerlendirilerek; eylemlerin müstakil suçlar olup olmadığı veya TCK'nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir.
  • KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA – UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA AYRIMI

    Özet: “sanığın kanında ve idrarında uyuşturucu madde bulunduğuna ilişkin” kan ve idrar analiz raporu da dikkate alındığında, sabit olan fiilinin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu, söz konusu suçtan da soruşturma aşamasında ayırma kararı verildiği dikkate alınarak anılan soruşturma evrakının akibetinin araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiştir.
  • KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA – KOVUŞTURMA ŞARTI – ERTELEME SÜRESİ İÇİNDE SUÇ İŞLENMESİ

    Özet: “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, “davanın düşmesine”
  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ – KOKAİN SATIŞI – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİ UYGULANMAYACAĞI – ÖNCEKİ CEZANIN MAHSUBU GEREKTİĞİ

    Özet: Birden fazla alım olduğundan bahisle TCK'nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı, somut olayda sanığın ağır olan hareketinin 04.07.2010 tarihinde gerçekleştirdiği kokain satma eylemi olup bu suç nedeniyle cezalandırılması ve 03.07.2010 tarihli eylemi sonucu verilen ve daha önce kesinleşen sonuç 4 yıl 2 ay hapis cezasının mahsubu gerektiği gözetilmeden, birden fazla uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK'nın 43. maddesinin uygulanması, yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
  • SANIĞIN MİDESİNDE UYUŞTURUCU TAŞIMASI – İÇ BEDEN MUAYENESİ – ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ(192\3) – KARAR DÜZELTME TALEBİNİN REDDİ

    Özet: Sanığın şüpheli hareketlerinin uyuşturucu madde taşıdığı konusunda yoğun şüphe oluşturduğu, iç beden muayenesinin şartlarının oluşmuş olduğu, TCK 192\3 hükmünün uygulanması için, yetkili kişilerin söz konusu olayları bilip bilmediği hakkında bilgi olmadığı saptanmış ve savcılığın karar düzeltme talebi reddedilmiştir.