MALULİYET ORANININ TESPİTİ İSTEMİ – MALULİYET ORANININ DÜŞMESİNİN HESAPLANACAK TAZMİNAT YÖNÜNDEN ETKİLİ OLMASI NEDENİYLE DAVACININ HUKUKİ YARARI OLDUĞU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava; maluliyet oranının tespiti istemine ilişkin olup, mahkeme davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiştir. Davalının açtığı tazminat dosyasının bulunduğu anlaşılmakla tazminat dosyası yönünden, maluliyetin %6’dan %5,1 oranına düşmesinin hesaplanacak tazminat yönünden etkisi olduğu düşünüldüğünde davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu belirgindir. Mahkemece, maluliyet oranını tespitine dair kabul yönünde hüküm tesis etmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
 
T.C.
Yargıtay
10. Hukuk Dairesi
E: 2015/12536 K: 2017/4123 K.T.: 15.05.2017
Mahkemesi :İş Mahkemesi 
Dava, maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/10-642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarında karar verilene kadar sürmesi gerekir.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, … 2009, önsöz VII).
Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, “dava şartı” olarak kabul etmiştir. Bu şart, “dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri” olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan “olumlu dava şartları” arasında sayılmaktadır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar.
Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, Emel: a.g.e., s.133 vd).
Davacıya ait işyerinde iş kazası geçiren davalı … …’un maluliyet oranının tespitinin istendiği eldeki davada, Kurumca davalının sürekli iş göremezlik oranının %6 olarak belirlendiği, 19.10.2012 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu’nca maluliyetin % 6 olarak belirlendiği, 20.11.2013 tarihli Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi ve 13.11.2014 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu tarafından ise maluliyetin %5,1 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının, hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. 
Davalı … …’un açtığı tazminat dosyasının bulunduğu anlaşılmakla tazminat dosyası yönünden, maluliyetin %6’dan %5,1 oranına düşmesinin hesaplanacak tazminat yönünden etkisi olduğu düşünüldüğünde davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu belirgindir. Mahkemece, maluliyet oranını tespitine dair kabul yönünde hüküm tesis etmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 
O halde, davacı avukatının bu yönleri ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer içtihatlar