DAVALI VAKIF İLE DAHİLİ DAVALI ARASINDAKİ KİRA İLİŞKİSİNİN MAHİYETİNİN ARAŞTIRILMASI – DAVACIYI KİMİN İŞE ALDIĞININ, ÜCRETİNİN KİMDEN ALINDIĞININ VE ÇALIŞMA OLGUSUNU OLUŞTURAN KONULARIN AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI GEREKTİĞİ 

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Mahkemece yapılacak iş, 01/08/2006 ile 15/07/2008 tarihleri arasında gerçek işverenin tespiti amacıyla, davalı vakıf ile dahili davalı Dikhan Ayaydın arasındaki kira ilişkisinin mahiyeti araştırılmalı, davacıyı kimin işe aldığı, davacının bu dönemlerde emir ve talimatları kimden aldığı, ücretini ne şekilde ve kimden aldığı, hususları tespit edilmeli, bu hususlarda davacının da beyanı alınarak çalışma olgusunu oluşturan konular açıklığa kavuşturulmalı, elde edilecek tüm deliler değerlendirilmek suretiyle Dikhan Ayaydın’ın ve vakıfın işverenlik sıfatı tam olarak belirlenmelidir. Mahkemenin araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekir.
T.C.
Yargıtay
10. Hukuk Dairesi
E: 2015/4783 K: 2018/9026 K.T.: 07.11.2018
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar Kurum ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 86 maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasa’nın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
İnceleme konusu davada; davacı, 01/08/2006 – 31/07/2012 tarihleri arasında davalı vakıf tarafından işletilen halı sahada çalıştığının tespitini talep ettiği, davalı işveren, davacının dava konusu dönemde çalıştığını iddia ettiği halı sahanın… Kulübüne ait olduğunu, 15.07.2005 ile 15.07.2008 tarihleri arasında 3 yıllığına davalı işverence halı sahanın, …’a kiraya verildiğini beyan ederek buna ilişkin sözleşmeleri sunduğu bu tarihten sonra ise kiraya verilmeyerek … Spor Kulübü tarafından işletildiğini belirttiğinden Mahkemenin davanın kısmen kabulü ile davacının 01/08/2006-31/01/2012 ve 01/05/2012-31/07/2012 tarihleri arasında asgari ücretle davalı … Spor Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı nezdinde çalıştığının tespitine dair ilk karar davalıların temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2015 tarihli ilamı ile …’a HMK 124. maddesi gereğince husumet yöneltilmesi ve elde edilecek delillerin değerlendirilmesi gerektiği yönünden bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak …’a husumet yöneltilerek davanın kısmen kabulüne, dahili davalı … yönünden davanın reddine, davacının 01.08.2006-31.01.2012 ve 01.05.2012-31.07.2012 tarihleri arasında davalı Vakıf nezdinde sigortalı sayılmasının gerektiğinin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargitay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usuli kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurma zorunluluğunu getirir.
Somut davada; Dairemiz bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de bozma gereği yerine getirilmeden ve 15/07/2005 ile 15/07/2008 tarihleri arasında mevcut kira sözleşmeleri bulunması karşısında gerçek işverenin tespiti konusunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, 01/08/2006 ile 15/07/2008 tarihleri arasında gerçek işverenin tespiti amacıyla, davalı vakıf ile dahili davalı Dikhan Ayaydın arasındaki kira ilişkisinin mahiyeti araştırılmalı, davacıyı kimin işe aldığı, davacının bu dönemlerde emir ve talimatları kimden aldığı, ücretini ne şekilde ve kimden aldığı, hususları tespit edilmeli, bu hususlarda davacının da beyanı alınarak çalışma olgusunu oluşturan konular açıklığa kavuşturulmalı, elde edilecek tüm deliler değerlendirilmek suretiyle Dikhan Ayaydın’ın ve vakıfın işverenlik sıfatı tam olarak belirlenmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum ve davalı … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalı …’na iadesine, 07.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer içtihatlar

Leave a Comment